Nagehan Alçı'dan Başbakan'a şoke eden sözler

Nagehan Alçı'dan Başbakan'a şoke eden sözler
Başbakan Erdoğan'a duyduğu derin aşk(!) herkesin malumu olan gazeteci Nagehan Alçı'nın çok değil beş sene önceki bir köşe yazısı okuyanları hayrete düşürüyor...

AKP Hükümeti'nin medyadaki en büyük detsekçilerinden biri olan Nagehan Alçı'nın 2009 yılında kaleme aldığı yazısı Başbakan'a sert eleştirilerle dolu...

Nagehan Alçı, 11 Mart 2009'da Akşam Gazetesi'nde kaleme aldığı  "Bir delikanlılık portresi: Tayyip Erdoğan" başlıklı yazısında " Şahsen Tayyip Erdoğan beni utandırıyor. Seçtiği bayağı kelimeler yüzümü kızartıyor. Ve bu ülkeye aidiyet hissimi zayıflatıyor." İfadelerini kullandı.
 
"Başbakan'ın entelektüellik kırıntısı bulunmayan, kaba ve cahil üslubu 'delikanlılık' kavramı ile kurduğu sağlıksız ilişkinin ürünü." Diyen Alçı, devamında ise "Kabadayı bir delikanlılık allanıp pullanıp, kahramanlık olarak sunuluyor." diyor.
 
İşte Alçı'nın o yazısı:
 
"Tarifi zor bir 'erkek zorba'lığı çöktü ülkenin üzerine. Ataerkil sistemin kat kat katmerlediği kalıplar öyle büyüdü ki başka hiçbir şeye yer kalmadı sanki. Boğuluyoruz. 'Dayılanma' kültürü bir canavar gibi dört bir yanı sarıyor.
 
* * *
 
Bakınız Başbakan'a. Birkaç gündür kürsüden yaptığı açıklamalar, kullandığı üslup ve seçtiği kelimeler kaçımızın hoşuna gidiyor? Onu dinlerken kaçımız içten içe onun adına utanıyoruz? Kaçımız kendimizi avam hissediyoruz?
 
* * *
 
Ben sayının oldukça yüksek olduğunu düşünüyorum. Şahsen Tayyip Erdoğan beni utandırıyor. Seçtiği bayağı kelimeler yüzümü kızartıyor. Ve bu ülkeye aidiyet hissimi zayıflatıyor.
 
* * *
 
Bu atmosferi anlamak ve egemen söylemin bugün geldiği noktanın arka planını görmek için bir kavramın üzerine daha detaylı düşünmek gerek. O kavram delikanlılık. Bugünkü problemlerin ve kısır söylemlerin altında 'delikanlılık' kavramı ve Türklerin bu kavramla kurduğu hastalıklı ilişki var.
 
* * *
 
Başbakan'ın entelektüellik kırıntısı bulunmayan, kaba ve cahil üslubu 'delikanlılık' kavramı ile kurduğu sağlıksız ilişkinin ürünü. Sözlükte 'mert ve cesur olma, sözlerinin arkasında durma' olarak tarif edilen bu kavram maalesef bizim toprakların erkeklerinde bambaşka yerlere çekilmiş.
 
* * *
 
'Delikanlılarımızın' ortak özelliği her koşulda ve mekanda kendilerini dış dünyaya siper etmeleri. Yaşamak için sürekli savunma pozisyonunda olmaları gerektiğini düşünüyorlar. Bu yüzden dış dünyaya kapalılar. O dünyayı düşman olarak görüyorlar. Ve kendilerini geliştiremiyorlar. Geliştiremedikleri için oldukları gibi kalmak istiyorlar. Bunu da 'bizi bozar' lafı ile özetliyorlar. Onların rutinlerine ait olmayan her şey onları 'bozuyor.' Düşünme yerine kalıplarla hareket ettiklerinden olsa gerek, o kalıpların bozulmaması için bünyeye yeni bir şey girmesini kesinlikle reddediyorlar.
 
* * *
 
Bununla da kalmıyorlar. Hiçbir şey onları bozmasın diye onlar her şeyi bozmaya kalkıyorlar. 'Önümüze gelene bir tekme' havasında kendinden olmayanı yok etmeye girişiyorlar. Gerekirse zor kullanıyorlar. Ve tüm bunları yaparken, bir şeyi hiç yapmıyorlar: Dinlemek. Kendilerinden başka kimseyi duymak bile istemiyorlar.
 
* * *
 
Tayyip Erdoğan işte böyle bir delikanlılığın süzgecinden geçme. Son birkaç gündür yaptığı konuşmalar, içinden geldiği kültüre çok sadık olduğunu gösteriyor. 'Delikanlı'lığa uygun şekilde 'sen'li, 'ben'li konuşuyor örneğin. Aydın Doğan'a, Deniz Baykal'a 'siz' demiyor. 'Sen'li hitap kırsal kesime, cemaat toplumlarına özgü. Oysa 'siz' profesyonelliğin bir göstergesi. Ama Başbakan bundan bihaber anlaşılan.
 
* * *
 
Seçtiği sözcükler de 'erkekliğin fışkırdığı toprakların bir hasadı' olduğunu gösteriyor. Medyayı suçlarken 'iftirayı kanıtlamayan alçaktır, şerefsizdir' diye konuşuyor. Bu iki kelime argo. Üstelik 'şerefsiz' sözcüğünün seçimi bilinçaltındaki ataerkillik ile ilişkisini gösteriyor. Bu sözcüğün Batı dillerinde tam bir karşılığı yok. Şeref, erkeğin, 'kadını' üzerinden tanımladığı namus kavramını ifade ediyor. Belli ki Başbakan 'erkekten sorulan kadın namusu' anlayışının ve bu anlayışın getirdiği 'erkek tarım toplumunun' bir bireyi.
 
* * *
 
Böyle olduğu sahiplenme kavramı ile kurduğu ilişkide de aşikâr. Erdoğan adeta ağaların toprak sahiplenme güdüsüyle her şeyi sahiplenmek istiyor. Gazeteleri, televizyonları, bakanları, hatta vatandaşları... 'Benim bakanım, benim insanım, senin köşe yazarın' tanımlamaları bu yüzden. Ona göre herkes birine ait ve kontrol mekanizması içinde varlığını sahibi üzerinden tanımlıyor.
 
* * * 
 
Bu ülke gittikçe farklılıklara gözlerini kapayan ve tahammülsüz bir yer halini alıyor. Alt kültür kendini üst kültür olarak tanımlamaya kalkınca dengeler şaşıyor. Kabadayı bir delikanlılık allanıp pullanıp, kahramanlık olarak sunuluyor.
 
* * * 
 
Sayın Başbakan, bu olanlar bizleri 'bozuyor'!"

(DSE)
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com