Nakil aracıyla ilgili şok gerçekler!

Nakil aracıyla ilgili şok gerçekler!
İç içe geçmiş, üçer kilitli üç hücre. Yeni denilen araçta eski tarihli arıza. Yolda açılıveren kapı. İşte ölüm yolculuğu...

Van'dan İstanbul'a giderken çıkan yangın nedeniyle beş mahkûmun yandığı kaza ile ilgili askerlerin ifadeleri ve teknik veriler, faciaya davetiye çıkarıldığını gösterdi. Teknik raporda, 2010'da ilk kez trafiğe çıkarıldığı ifade edilen aracın 2009'da 'arıza' verdiği görülüyor. Gizlilik kararı kaldırıldıktan sonra dosyaya erişebilen iki ayrı mahkûmun ailelerinin avukatı Necdet Edemen'in verdiği bilgiye göre, beş mahkûmun çıkarıldığı ölüm yolculuğu şöyleydi:

ARAÇ YENİ, KAZA ESKİ:
Aracın yapılan incelemesinde, 2010 yılında trafiğe çıktığı halde 2009 yılında 'arıza' verdiği ifadeleri yer alıyor. Avukat Edemen, tarih bilgisinde bir hata yoksa, arızalı aracın trafiğe çıkarıldığını belirtiyor. Avukat Necdet Edemen, “Bunu nasıl izah edecekler?” diye soruyor.


200 KM BOYUNCA MOTORDAN SES GELDİ: Askerlerin anlatımlarına göre ilk arıza Malatya'da meydana geldi. Malatya ile Pınarbaşı arasındaki 250 kilometre boyunca motordan sesler geliyordu. Zaman zaman zorlanan araç zikzaklar yaparak yokuşları tırmandı. Zaman zaman aracın içine dumanlar dolmasına rağmen araç yoluna devam etti.


KAPI KEMERLE BAĞLANDI:
Araç seyir halindeyken askerlerin oturduğu bölümden dışa açılan otomatik kapı kendiliğinden açıldı. Şoför kapıya baktı, “Bu kapı zaten bozuk” dedi. Kapı askerin kemeriyle bağlandı.


HÜCRE İÇİNDE HÜCRE: Aracın ön tarafında iki sürücü ve iki rütbeli oturuyor. Aracın arka bölümü ise üçe ayrılıyor. Arka kapı açıldığında askerlerin bulunduğu bölüm yer alıyor. Bu bölümden sonra arka arkaya üç mahkûm hücresi mevcut. Askerlerin bulunduğu kesimdeki ilk hücre boş... Orta hücrede iki, son hücrede üç mahkûm vardı. Dolayısıyla bu üçü aynı anda değil, biri açıldıktan sonra diğeri açılacak şekilde tasarlanmıştı. Otomatik kapısı 'kendiliğinden' açılan araca mahkûmların bulundukları her hücrenin kapısında üç kilit vardı: Biri asma kilit, diğeri normal kilit, sonuncusu da boydan boya sürgü... Yangının iki dakikada tüm aracı sardığı akla getirildiğinde, bu işlemi yapacak zaman bile bulmak mümkün görünmüyor.


ANAHTARLAR TEK İPTEYDİ: Bu hücreleri açmakta kullanılacak anahtarlar, şoför mahallinde oturan komutandaydı. Askerlerin anlatımına göre anahtarlar tek bir ipe bağlıydı. Komutan anahtarları bir askere teslim edip kapıları açmasını istedi. Askerler uğraştıysa da açamadı. Bu kez, iddiaya göre, komutan denedi, yine olmadı.


ŞOFÖR UYUYORDU: İki şoförden biri uyumaktaydı. “Yangın var” sözüyle uyanıp yangın tüpüne davrandı.


YANGIN TÜPÜ YETMEDİ: Araçta 2 kilogramlık bir yangın tüpü vardı. Küçük bir tüptü. Fakat bu tüp hemen bitti. O yangını söndürmesi mümkün değildi.


ELLERİ KELEPÇELİYDİ: Mahkûmlar hücrede bulundukları bölümde üç ayrı kilitle kapalıyken, bir de elleri kelepçeliydi. “Komutanım bizi de kurtarın” diye bağırarak öldüler.


KÖMÜRE DÖNDÜLER:
Yangından sonra araç demir yığınına döndü. Hücreler kesilerek kömüre dönüşmüş cesetlere ulaşıldı.


TEK SORUMLU BAKANLIK: Yanan iki mahkûmun ailelerinin avukatlığını yürüten Avukat Necdet Edemen, araçta üretim hatası olduğunu savunuyor: “Bu aracı trafiğe çıkaran, mahkûm taşınmasına cevaz veren Adalet Bakanlığı ile Ceza ve Tevkifevleri Müdürlüğü vebal altındadır. Yangın ihtimalini düşünmüyorsunuz ama hücreyi hücreye bölüyorsunuz. Yangın çıkınca da seyrediyorsunuz. Çok ağır bir hukuki sorumluluk, kasta yakın bir ihmal vardır. Uygar bir ülkede Adalet Bakanı istifa eder ya da en azından özür dilerdi..

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com