New York'ta Beş Minare'ye İlk Eleştiri!

New York'ta Beş Minare'ye İlk Eleştiri!
Mahsun Kırmızıgül'ün New York'ta Beş Minare filmine ilk eleştiri yazısı geldi...

Bir çok kişinin büyük bir merakla beklediği New York'ta Beş Minare filminin galası gerçekleştirildi. Filme ilişkin ilk eleştiri yazılarından birisini de Radikal Gazetesi'nden Berrin Karakaş yazdı.

Karakaş filmi şu satırlarla eleştirdi, 'Mahsun Kırmızıgül'ün 'New York'ta Beş Minare'si, 'Acıların Çocuğu' küçük Emrah filmleriyle Hollywood polisiyesi arasında, kısacık bir öykünün uzamış da uzamış hikayesi'

İşte Karakaş'ın o yazısı:

Mahsun Kırmızıgül’ün New York’ta Beş Minare’ filminin Kanyon’daki galası hayli kalabalıktı. Sinan Çetin,Yılmaz Erdoğan ve arkadaşları, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve korumaları, Nurseli İdiz, Özcan Deniz, Issız Adam Cemal Hünal, Orhan Gencebay, filmin başrol oyuncusu Haluk Bilginer ve daha çok pek çok ünlünün katıldığı galada Türk basınının değerli temsilcileri de tekmili birden takım elbiseleri ile hazır ve nazırdılar. Mahsun Kırmızıgül’ün galada özellikle siyah giyinilmesi isteği, mavimsi ceket sahibi Fehmi Koru haricinde genelde yerine getirilmişti. Basın camiasından pek çok ünlü bir araya gelince “Sen yandaşsın git orada dur” tadında espriler de yapılıyordu ahali arasında. Filmi izledikten, Kırmızıgül’ün hoşgörü mesaj bombardımanına maruz kaldıktan sonra “Acaba utanmışlar mıdır bu yandaş olmak ve olmamak şakalarından?” diye düşünüyor insan. Lakin öyle görünüyordu ki mesajlar bir kulaktan girdi, diğer kulaktan filmin aksiyon sahneleri hızınca çıktı gitti. Film çıkışı yanıma yanaşan yüzde 42’nin temsilcisi bir beyefendi ve eşi, filmin ‘Güneşi Gördüm’ kadar tutmayacağını belirtenler arasına katıldıktan sonra, “Yüzde 58 beğenir ama” diye görüşlerini beyan ettiler mesela. Tam o sırada Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in görüşlerini alıyordum. Bakan “Güzel” dedi ama biraz düşünceliydi bunu söylerken. “Emin değil gibisiniz” tespitimden sonra “mahalli düzeyde” ile başlayan bir cümle kurdu lakin devamını getiremeden koruma ordusunun arasına karıştı. Yüzde 42 çifti ile mahalli düzeyden ne kast ettiğini tartıştık ama çözemedik.

Hafiyesi Mahsun
Bir Mahsun Kırmızıgül filmi ‘New York’ta Beş Minare’ camide, aralarında polis memuru ‘Hafiyesi Mahsun’un da bulunduğu müminlerin çevrelediği hoca sahnesiyle başladı. Hemen ardından hiç gecikmeden büyük Türk bayrakları ve Atatürk posteri fonunda Türk polisi ordusunu gördük. Mahsun Kırmızıgül, ‘Güneşi Gördüm’ filminde olduğu gibi bu filmde de mesaj manyağı yapıyor seyirciyi. Farkına varamadığımız memleket gerçekleriyle de tanıştırıyor bizi film. Mesela AB yasalarıyla birlikte memleketimizde işkencenin son bulduğunu duyuyoruz Mustafa Sandal’ın oynadığı acar polis Acar Aydın’dan. İsminden de anlaşılacağı gibi aydın bir polis Acar Aydın; İngilizce biliyor. Mesai arkadaşı Mahsun Kırmızıgül’ün oynadığı Fırat Baran ise adından da anlaşılacağı üzere Mezopotamya’dan, Bitlisli. İngilizce değil Kürtçe biliyor. AB yasalarına rağmen yöntemlerini amirlerinin de tasvip etmediği sert bir polis. Sağlam yumruk atıyor, küvette adam boğmaya yelteniyor ama konuşturuyor… 11 Eylül olayında abisini kaybetmiş, önyargılı olmaktan rahatsız Amerikan polisinin yöntemleriyle bizimkilerinin karşılaştırılması da filmin ana temalarından biriydi sanırız.

MÜSLÜMAN HACI VE HRİSTİYAN KARISI
Matrix efektiyle siyah çarşaflarından sıyrılan adamların İstanbul’da yaptıkları baskın sonrasında “Kuşlar kafeste’ operasyon başlasın” emriyle başlayan operasyonun devamı niteliğinde Acar Aydın ve Fırat Baran iki günlüğüne Amerika’ya, cihad peşinde neçe canlara kıymış Hacı’yı yakalamaya giderler. FBI’ın da dahil olduğu operasyonla tam namazın ortasında kelepçelenir Hacı. Haluk Bilginer’in oynadığı Hacı, filmin Amerikalı oyuncularından Gina Berschon ile evli. Karısının boynundaki haçı gören Acar, anında bu adamın katil olamayacağını anlıyor. Fırat Baran ise finale doğru açığa çıkan hain planının peşinde ikna olmaya direniyor, Müslüman Hacı ile Hristiyan karısı arasındaki ilişki, filmin alınacak mesajlar listesinde bir numara. Fırat Baran’ın Bitlis’teki dedesiyle telefonda konuşurken gördüğümüz ‘Din Kültürü’ kitabı okuyan torun, Kürtçe bilen Amerikan polisi gibi “zorlu” mesajlardan öte, “Dinde zorlama yoktur”, “Hz Muhammed iki ay savaşmıştır” gibi anlamakta zorlanmayacağımız mesajlar çoğunlukta. Mahsun Kırmızıgül ‘Güneşi Gördüm’ü kastederek “Bu film daha iyi bir film oldu.” dese de, çıkışta kulak misafiri olduğumuz kadarıyla ‘Güneşi Gördüm’ kadar tutmayabilir ‘New York’ta Beş Minare’. Mahsun Kırmızıgül Hacı yerine Fethullah Gülen’in hikayesini anlatsaydı ortaya sanki daha iyi bir iş çıkardı.

Biraz da gezelim
New York’ta kendilerini misafir eden Hacı’yı Türkiye’de de Acar Aydın ve Fırat Baran misafir ediyorlar. Hep birlikte Bitlis’e gidiyorlar. Elbette bir turistin görmesi gereken yerleri görüyoruz bu sayede. Sufiler dönüyor, İstanbul yaşıyor... Bitlis yollarında koyunlar, İstanbul’da Ayasofya şeklinde “gezelim görelim” kısmından sonra filmin finali “Sürprizz!” diye üzerimize atlıyor ve üzüyor bizi bu kanlı final. Seyredecek olanları düşünerek ayrıntılara çok girmeyelim. Cehaletten kaçan Hacı’nın sonunu da cehalet getiriyor demekle yetinelim. Kanyon’da, 9. salonda filmi tek başına seyreden Haluk Bilginer, sonunu getirmeden çıkıyor filmden. Yanımda oturan Cemal Hünal çok beğenmiş olacak ki coşkuyla alkışlıyor.
 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com