Nikâh sonrası nutuk değil, hayat başında "Nutuk"!

Nikâh sonrası nutuk değil, hayat başında "Nutuk"!
“Genç bir teğmenin nikâhına katıldım. Onlara mutluluklar diledim. Gerçekten üzülmemek mümkün değil. Yaşamınız boyunca eğitim kurumlarından birincilikle mezun olacaksınız; harp okulunu dördüncülükle bitireceksiniz; gözaltına alınacak ve birileri tarafından

MİSİLLEME | SANSURSUZHABER

Bu sözler kime ait?

Kemal Kılıçdaroğlu'na.

Ne zaman söyledi?

Nikâh şahidi oldu(ruldu)ğu, Ergenekon tutsaklarından Teğmen Mehmet Ali Çelebi'nin nikâhının çıkışında.

Bunu söyleyen hangi Kılıçdaroğlu?

Birileri "darbeci" der diye mahkemeye gelmeyen, bu kaygısını da bizzat kendisi dile getiren, insanları kaderine terk eden, ana muhalefet partisinin genel başkanı olan Kılıçdaroğlu.

Sayın Kılıçdaroğlu;

madem böyle düşünüyordunuz, bu zamana kadar neredeydiniz?

Örgütleriniz neredeydi?

Bu zamana kadar parti düzeyinde, dava sürecinde kaç katılım gerçekleştirdiniz?

Tüm vekillerinizi alıp, "burada hukuksuzluk var" deyip, gelebildiniz mi?

Darbeci derler kaygısı yaşarken, Ahmet Türk'ün ricasıyla, hayatında CHP'ye oy vermemiş, halen de CHP çizgisini benimsemeyen kişileri kim vekil yaptı?

Bunu yaparken "Kürtçü derler" kaygısını neden taşımadınız acaba?

"Tam bağımsızlık" nutukları atarken, ajanı olduğu birimdeki kod numarası ve bilgileri wikileaks belgelerinde dahi olan kişiyi ‘genel başkan yardımcısı’ yaptınız mı, yapmadınız mı?

Hiç bir davaya gelmeye cesaret edemese bile, Ergenekon davasına müdahil olan Sezgin Tanrıkulu'nu vekil yapan kimdi?

Zamanında teröristlerin avukatlığını yapan kişiyi partinizden vekil yapmışken, Teğmen Çelebi için bugün "Teğmenimiz" tabirini kullanmaktan hiç rahatsız olmuyor musunuz?

Kötü gününde ortada olmayıp da, iyi gününde "en önden" yer kaptığınız nikâhta, Mehmet Ali Çelebi "Zor günlerimizde neredeydiniz?" deseydi,

ne diyecektiniz?

Ne diyebilecektiniz?

Kötü gününde yanında olmadığınız kişinin iyi gününde yanında olmak, "nemalanmak" değildir de nedir?

Ve hangi etik anlayışa sığar?

Hadi diyelim anladınız bazı gerçekleri,

bundan sonraki süreçte ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Malum, önümüz Yargıtay süreci…

Tüm vekillerinizi Yargıtay kararlarının açıklanacağı gün salona getirebilecek misiniz?

İçeride tutsak olan kişiler ve ailelerine ne gibi katkı sağlayacaksınız?

Daha da önemlisi;
 
Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmez bütünlüğünü, üniter yapısını, ulus devlet anlayışını, kendi çıkarları için masada pazarlık unsuru yapanların, bu pazarlık kapsamında kullanılmak üzere, o kişileri zindanlarda tutsak ettiklerini anladınız mı, anlamadınız mı?

Anladıysanız bunun için ne yapacaksınız?

Zira en son anayasa komisyonuna yolladığınız temsilcilerden birisi
 
"Türk adını kullanmayalım. Farklı milletlerin, farklı toplulukların olduğu Türkiye’de biz bunu Türk adını kullanmadan yapalım. ‘Vatandaş’ desek ya da ‘Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı’ desek ne olur?” derken;
 
diğeri,
 
"Türkiye Kurtuluş Savaşı ve bir arada yaşama temeli üzerinde kuruldu. Ancak Cumhuriyetten itibaren ulus devlet olma yönünde yeterince başarılı olamadı. Bu sadece Cumhuriyete yüklenecek bir durum değildir. Yapılacak anayasada etnik ve mezhepsel açıdan eşitlik sağlanmalıdır." diyor;
 
hatta skandal biçimde de ulus devleti bilimsel olarak açıklayan vekil arkadaşının söylemi için
 
"Bu kavramlar üzerinde siyasi ve akademik olarak konuşmak doğru değil.” diyebiliyordu.

Artık seçtiğiniz komisyon nasıl "seçici" ise, içlerinde Türk kavramına karşı çıkmayan da
 
"Burada sadece Türkler mi yaşıyor? Bunu bilmiyor mu onlar? Sadece Türkler yaşıyor diye değil, bu bir coğrafyanın adı. Türk vatandaşlığını bunun için önerdik, anlaşabilirsek harika olur" diyerek,
 
olursa harika olur ama olmazsa da bir şekilde oldururuz yaklaşımıyla bu kavramları pazarlık unsuru yapıyordu.(Bu arada pazarlık unsuru yapma konusu tanıdık geldi mi?)

Adını telaffuz etmeseniz de, Atatürk'ün partisi olduğunu kabul ettiğiniz yerde, "Böyle bir komisyonda Emine Ülker Tarhan, Birgül Ayman Güler, Dilek Akagün Yılmaz gibi kişiler neden olmaz?" sorusuna verecek yanıtınız da vardır herhalde...

Mesela bu komisyonda değişiklik yapmayı düşünüyor musunuz?

Hükümet'in, yapmak istediği her hamleden önce tepki ölçtüğü, tepkilere göre de ileri ya da geri adım attığı noktada, tepkisizliğiniz suça ortak olmak değil midir?

***

Yol haritanızı bilmiyoruz.

Yol haritanızı kim, kimler, hangi hedef ekseninde belirler, bunun hakkında da bir şey söyleyemeyiz.

Fakat siz işi sağlama alıp, "doğru" yoldan şaşmamak ya da şu ana kadar olan yaklaşımlarınızı da yanlış bulup, doğruyu bulmak istiyorsanız; odanızda partinizin logosu var. İçinde de altı ok! Bir tanesi de çentikli hatta...
 
Ve de başkanı olduğunuz partinin kurultayında okunan, "geçmişin anlaşılmasını sağlayıp, gelecek için yol gösterici olsun, ders alınsın da aynı sorunlar bir daha yaşanmasın" diye yazılmış olan "Nutuk".

"Altı ok"a bakar, üstüne de "Nutuk"u okursanız, yapılması gerekenleri fark edersiniz zaten.

Önümüz yerel seçimler...
 
Yani Atatürk'ün tabiriyle sizin açınızdan imkân ve şeraitin çok namüsait bir mahiyette tezahür ettiği bir dönem.

İşte sadece bu yüzden bile okumalısınız Nutuk'u. Çünkü o zaman vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmemeniz gerektiğini anlarsınız.

İleride torunlarımızın yüzüne bakabilmemizi sağlayacak bir geçmişe sahip olmak ümidiyle.

İyi çalışmalar…

ÇAĞDAŞ BAYRAKTAR | SANSURSUZHABER.COM

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com