Niyet Ettim KCK'ya!

Niyet Ettim KCK'ya!
BDP'nin sivil cuma eylemi halkı zor durumda bırakınca...

Siyaset meydanlarının iyice kızıştığı şu günlerde gündemimize yeni bir başlık daha eklendi: “Sivil Cuma.” Güney doğuda, BDP'nin başlattığı “sivil cuma” eylemiyle, bölgedeki şehir, kasaba ve köylerde cemaatin bir kısmı camilerin dışında namazlarını kılmaya başladı. Bu girişim hem bölgede hem Türkiye'de Müslümanların arasına bir tefrika sokar mı, kestirmek zor. Ancak Marksist bir örgüt olan PKK'nın ve onun siyasi uzantılarının başlattığı bu eylem, inanan insanlara rahatsızlık verdi.

BDP'nin imam rahatsızlığı
Cuma namazının Diyanetin atadığı imamların arkasında kılınmaması gerektiğini söyleyenler, yeni imamların MGK'da alınan kararları çerçevesinde atandığını iddia ediyor. BDP lideri Selahattin Demirtaş, MGK'da bölgeye özel imamların gönderilmesi kararlaştırıldığını ve bu durumun bölgeye istihbaratçı göndermenin bir başka şekli olduğunu söylüyor. Diyanetin gönderdiği imamların ırkçılık yaptığını da savunan Demirtaş'a göre, “tek dil, tek millet” diyen bir imamın arkasında namaz kılınamaz!

Aslında, “sivil cuma” eyleminin BDP'yi aşan bir tarafının olduğu söylemek gerekiyor. PKK Terör Örgütünün başkanlık konseyi üyesi Duran Kalkan, daha önce Fırat Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, Devlet, dini toplumun elinden alarak kendi dini hâline getirmiş olduğunu iddia etmişti. Maaş verilerek imamların, camilerin örgütlendiğini savunan Kalkan şunu dile getirmişti:” Kürt toplumu kendi mezhebini, tarikatını, inancını, ibadetini kendi gücüyle ve kendi örgütlülüğü temelinde yürütmeli. İbadet yerlerini, cem evlerini kendileri açmalı. Pir'ini, imamını kendisi beslemeli. Devlet maaş versin dememeli. Bunun için Kürtleri, inanç alanında soykırım uygulamalarını görmeye ve bunlara karşı çıkmaya davet ediyorum."

İmamlar liyakata göre atanıyor
Peki BDP'nin iddiaları ne kadar doğru. Gerçekten de devlet bölgedeki imamlarını bir sivil istihbaratçı gibi mi kullanıyor? Din Bir Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Yıldız, iddiaların aksine atanan imamlarda siyasi görüşün değil liyakatin önemsendiğini vurguluyor. Sivil Cumaların, propagandada sıkıntıya düşen siyasilerin din kozunu kullanmaktan öte bir anlamı olmadığını aktaran Yıldız, “Yaptığımız bütün çağrılara rağmen siyasiler dini kullanmaktan geri durmuyorlar.”dedi. Mevlüt Yıldız, hutbelerin İl merkezlerinde hazırlandığını belirterek, hutbe hangi bölgede okunuyorsa o bölgenin halkının anlayacağı dile göre okunması ve imamların bizzat kendi hutbe ve vaazlarını hazırlamaları yönünde de çalışmaların bitmek üzere olduğunu söyledi.
Nûbihar Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Süleyman Çevik de siyasilerin dini kullanmasından şikayetçi: “Siyasiler her dönemde dini kullanmıştır ve kullanıyorlar. Önemli olan bunu söylerken yok şu kullanıyor ama bu kullanmıyor dememek. Ak Parti de BDP' de CHP de dini kullanıyor ne yazık ki.”

Sivil itaatsizlik ve Cuma namazları
Cuma namazları geçmişten günümüze birçok eyleme sahne oldu. Özellikle 1980 sonrası devletin yapısının Cuma namazlarının kılınmasına müsait olmadığını düşünen ve Cuma namazı yerine öğle namazı kılan kişi ya da gruplar oldu. 28 Şubat döneminde özellikle İstanbul Beyazıt Camii Cuma namazı çıkışlarında eylemcilerin merkezi olmuştu. Bazı gruplar da hem Cuma namazlarını kendi mescitlerinde kılmış hem de diyanetin açtığı Kur'an kurslarına tepkili davranmışlardı. Ancak bu eylemlerin bu günkünden önemli bir farkı vardı. Eylemciler, devletin bir İslam devleti olmadığını, bu yüzden de Cuma namazının kılınamayacağını iddia ediyorlardı, yani dini bir amaçları vardı. Oysa PKK Marksist bir örgüt ve herhangi bir dini amacı bulunmuyor.

Öcalan'ın dine dönüşü
Abdullah Öcalan, 28 Mart'ta kız kardeşi ile yaptığı görüşmede 'PKK'nın cuma namazlarına öncülük etmesi' talimatını vermişti. Cuma namazı 'sivil itaatsizlik' kapsamında kurulan “barış çadırları”nda kılınacaktı. 'KCK İnanç Komitesi' ise 8 Nisan'da örgütün web sitesinden yaptığı açıklamada 'Bundan sonra Kürt halkının cuma namazlarını bu çadırlarda kılması gerektiğini' ilan etmişti. Bu çerçevede BDP “melle”ler, emekli ve fahri imamların arkasında alternatif Cuma namazları kıldırdı. Zaten bu uygulamanın zemini yaklaşık 3 yıldır hazırlanıyordu. Bölge'deki medreselerde hâlâ icazet alarak fahri imamlık yapan birçok melle var. BDP bu mellelerden kendilerine yakın olanları örgütleyerek Cuma namazı eylemlerini başlattı. Dahası bu eylemlerini bölge dışına da taşıdı ve İstanbul Aksaray'da bir parkta sansasyonel bir Cuma namazı kılındı.

Marksist örgütten dini propaganda
PKK bu güne kadar Marksist bir çizgideydi. Uzun yıllar da dine uzak durdu. “Tanrı ile savaş verdim ve bu savaştan başarı ile çıktıktan sonra yarı Tanrı oldum” diyebilecek kadar dinden uzak olan bir örgüt liderleri vardı. Daha 2006'da 300 PKK'lının katıldığı, Ülkede Özgür Gündem gazetesinin sonuçlarını yayımladığı bir ankette de, "En çok beğendiğiniz dini önder kim?" sorusuna, PKK'lıların çoğunluğu Mecusiliğin kurucusu Zerdüşt'ün adını vermişti. Peki şimdi ne olmuştu da, PKK bir anda dine sarılmıştı. Belli ki örgüt, uzak kaldığı dindar halka Cuma namazlarıyla el uzatıp onları da etkisi altına almak istiyor. Bu durum, örgütün Marksist çizgiden vazgeçtiği anlamına gelmiyor ama. PKK din ile mesafesini hala koruyor ve dini sadece bir siyasi propaganda aracı olarak kullanıyor. Diyarbakır'da başlatılan 'sivil itaatsizlik' eylemi kapsamında 'sivil Cuma' adı altında kılınan Cuma namazında Fahri imamın arkasında halktan kişiler dışında, partililerden hiçbirinin namaza durmaması bu durumun en açık göstergelerinden biridir.

Diyanet bölgeye neden önem veriyor?

Bölgenin ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran Diyanet, son zamanlarda Din eğitimi konusunda Güneydoğu'ya özel bir ilgi gösteriyor ve bu noktada somut adımlar atıyor. Atılan bu somut adımlar da bölgede farklı biçimlerde algılanıyor. Güneydoğu'da, Diyanet'e bakışı kabaca üçe ayırmak mümkün: Diyanet'in bölgeye muamelesini samimiyetsiz bulanlar. Bu grup, yapılanların sanki o bölgede yaşayanların dinden haberleri yokmuş gibi bir izlenim bıraktığını iddia ediyor. İkici gurup başka yerde var olan dini hizmetlerin Güneydoğu'da eksik kaldığını, yapılanların o eksiğin görülüp giderilmesine yönelik olduğunu iddia ediyor. Üçüncü grup ise, Diyanetin MGK kararları doğrultusunda din işlerini yürüttüğünü iddia ediyor. Sonuncusu hariç ilk iki görüş Sivil itaatsizilik eyleminin din üzerinden yürütülmesinden rahatsız olduklarını dile getiriyorlar.

Haber çalışmamız çerçevesinde konuştuğumuz bölgedeki vatandaşlar, Şafii mezhebi esas alınarak bölgenin dini hizmetlerinin düzenlenmesi gerektiğini dile getiriyorlar, Hanefi mezhebinden olan imamların halkın dini sorunlarının çözümlenmesinde yeterli olmadığını, bu nedenle medreseden yetişen imamlara daha çok yakınlık gösterildiğini belirtiyorlar.
Alternatif Cuma çözüm mü?

Şafi ilmihali aynen şu cümlelere yer veriyor: “Bir beldede yeterli sayıda ibadethane var ise, insanların ayrı bir şekilde ibadethanelerin dışında Cuma namazı kılması caiz değildir. Cuma namazı şehrin veya köyün dâhilinde kılınmalı; çölde veya çadırda yaşayan kimseler ne kadar çok olurlarsa olsunlar cuma namazını kılamazlar.” Müsümanlar'ın toplanma yerinin camiler olduğunu dile getiren yetkililer de Camide imam hangi mezhepten olursa olsun cemaatin arkasında saf tutmasında bir beis olmadığını aktarıyor.

Nûbihar Dergisi Genel yayın yönetmeni Süleyman Çevik
Herkes dini kullanıyor


Bölgedeki halkın Müslüman ve kendi geleneklerine bağlı olduğunu bilen BDP ve çevresi sivil Cuma eylemini başlatmışlar. Cumaların camilerden ayrı bir yerde kıldırılması halkın inançlarına yönelik bir mesaj vermek içindir. BDP'nin dini, siyasi rant elde etmek için kullandığı yönündeki iddiaları önemsemiyorum; çünkü bunu herkes yapıyor. Diyanet 2011 yılı çerçevesinde irşat ekipleri kurmuş, bölgeye göndermiş. Sanki halk dinden çıkmış. Orda bir sürü medrese var, bir sürü molla var, tarikatlar var. Yani bu insanlar dinden çıkmamış ki sen irşat edesin. Bu durumda Diyanet de dini kullanıyor. Bunu başka yerde örneğin Trakya'da yapmıyor, geliyor Diyarbakır'da yapıyor. Geçmişte de bu oldu. 1980'li-90'lı yıllarda operasyonlar yapılırken, Genel Kurmay Başkanlığı meskun mahallerin üstüne ayet ve hadis atıyordu. Bölgedeki insanların kimliğini bilen herkes bunu yapıyor. BDP de, Ak Parti de , başka partiler de...

Din olmasaydı hiçbir şey bu milletleri bir arada tutamazdı. Söylemlerimizi sağlam tutmak lazım. Din bizi bir arada tutuyor ama din bize ne getiriyor onu da konuşmak lazım. Yani din birine serbestlik veriyor diğerini yasaklıyor değil ki…


Diyarbakır Müftüsü Nimetullah Erdoğmuş

Allah kabul etsin


Daha görevine yeni başlamış bir insana bu sorunun sorulmasına karşılık ben bir tek kelimeyle cevap vermek istiyorum: Allah kabul etsin! Şimdilik başka bir şey diyemem.

Din Bir Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Başkan Yardımcısı Mevlut Yıldız

Bölgedeki uygulamalar bizim talebimizdi

Alternatif Cuma kılanları bu eyleme yönlendiren temel neden, siyasilerin başka mecra bulamamaları ve en iyisi bunu da kullanalım demelerinde kaynaklanıyor. Ayrıca milli güvenlik kararlarını bahane ederek bölgeye gönderilen imamlara değişik yakıştırmalarda bulunuyorlar. “Yok ajandırlar, Fetullahçı'dırlar. Fetullahçılar camileri işgal etmiş” şeklinde iddiaları vardı. Biz de böyle bir şeyin olmadığını, Diyanet'e alınan imamlardan liyakate göre kriterler arandığını bu tür şeylerin aranmadığını, bilgi ve birikimine bakıldığını söyledik.

BDP'li siyasiler diyorlar ki neden Kürtçe hutbe verilmiyor. Diyanet İşleri Başkanı Kutlu Doğum Haftası'nda Diyarbakır'a geldiğinde biz taleplerimizi yazılı olarak verdik. Bölgenin sorunlarından bir tanesi Kürtçe hutbe ve vaazların verilmesi olduğunu bildirdik. Bizim görüşümüz; eğer bir yerde din rahatlıkla anlatılamıyorsa, imam arkadaşımız vaazını da hutbesini de kendi bildiği dil ile versin. Çoğu imam Şafii ve bölgeden yetişen insanlardır. Sendika olarak biz talebimizi de diyanete bildirdik. Dedik ki bölge şartları dikkate alınsın. Farklılıklar dikkate alınsın. Bölge geleneklerini iyi bilen arkadaşlar oraya atansın. Yüksek İhtisas Eğitim Merkezi'nin Diyarbakır'da kurulmasını da geçen yıl biz talep etmiştik. Ama bunlar diyorlar ki; yok efendim bu MGK'da alınmış bir karardır. Hâlbuki öyle bir şey yok.

Sivil Cuma diye bir şey olmaz. Zaten camiler Allah'ın ibadet yapılmasını istediği yerlerdir. Sokaklarda namaz kılınır ama Mescitler Allahın evidir. Öyleyse ibadetlerin Allahın evinde yapılması daha uygundur.

Diyanet hizmetlerinin halk nezdinde kabulü noktasında Şafii İlmihali bastırdı, onu bölgeye gönderecek. Kur'an-ı Kerim'in Kürtçe meali çalışması var. Birde medreselerden icazet almış olan arkadaşlar İhtisas Merkezine gidip mezun olurlarsa onlarda gezici vaaz olarak görevlendirilecekler. Bunlar bizim taleplerimiz.

Diyanet bölgeye olumlu yaklaşım içerisinde. Şafii Mezhebine bağlı olanlara daha iyi hizmet verebilme adına iyi bir çalışma yapıyor; ama siyasi iradeler bunu kullanıyorlar.

Merkezi hutbe konusu da kısmen çözülmüş durumda. Çünkü her İl Müftülüğünün kendi hutbe komisyonu var, onlar hazırlıyor.
Biz ümmetçi bir anlayış içerisindeyiz. Ulusçu bütün hareketlere karşıyız. Hak nerdeyse haktan yana olmayı bizim dinimiz bize emretmiş. Zalimin karşısında, mazlumun yanındayız. Sendikamızın prensibi de budur.

Diyanetin bölgeye yönelik hizmetleri
Diyanet İşleri Başkanlığı'nda üst düzey yetkililerin katılımıyla bir toplantı yapıldı. Toplantıda Diyanet yetkilileri bölgedeki faaliyetlerini şöyle özetliyor: Doğu'daki tüm camilere kadrolu imamlar atandı. İrşat eksenli vaiz sayısında önemli artışlar sağlandı. Bölgeye Kürtçe bilen 200 kadın vaizin ataması yapıldı. Aileler bizzat ziyaret edilerek doğru dini bilgilere ulaştırıldı. Aile İrşat ve Rehberlik Merkezleri açıldı. Kur'an kurslarının sayısı artırılırken Şafii mezhebine özel ilmihal çalışması yapıldı. Kurban Bayramı'nda ev ziyaretleri gerçekleştirilirken yoksul ailelere kurban eti dağıtıldı. Bölgedeki imamların sürekli hizmet içi eğitimden geçirilmesi için Doğu ve Güneydoğu illerinde Yüksek İhtisas ve Eğitim merkezi açıldı.
Öneriler paketinde ise şunlar var: Medreselerin kurumsallaştırılması ve verilen eğitim içeriğinin ilahiyat fakültelerine denk hale getirilmesinin yaşanan uyumsuzlukları çözebileceği üzerinde görüş birliğine varıldı. Doğu ve Güneydoğu'da kanaat önderlerine duyulan saygı ve hürmete dikkat çekilirken bu kişilerin sivil inisiyatif kuruluşları adı altında birleştirilerek, ortak amaca hizmet etmelerinin sağlanabileceği üzerinde duruldu. Diyanetin yukarda bahsettiği hizmetlerin hemen hemen hepsi, Din Bir Sen'in diyanete ilettiği isteklerinin arasında bulunuyor.
 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com