Nostalji: popüler kültürün gizmeli hastalığı

Nostalji: popüler kültürün gizmeli hastalığı
Geçmişten kopamamak, eski film ve şarkıların sürekli yeniden üretilmesi, modern popüler kültürün geleceğine dair en büyük tehdit olabilir mi?

İngiliz gazeteci ve müzik yazarı Simon Reynolds'ın 'Retromania: Pop Kültürün Geçmişine Bağımlılığı' adlı kitabı, hayatımızın her alanına sinmiş nostalji sevdasını tartışıyor. Geçmişten kopamamak, eski film ve şarkıların sürekli yeniden üretilmesi, modern popüler kültürün geleceğine dair en büyük tehdit olabilir mi?

Nostalji denince aklınıza ne geliyor? Çocukluğunuza dair bir tat, bir koku mu yoksa Muazzez Ersoy'un hülyalı bir silueti mi? Kelimenin cümle içinde ilk kullanımı, günümüzde ifade ettiği anlamdan biraz uzak. Yıl 1668. Alman doktor Johannes Hofer, askeri görev sebebiyle yıllarca evden uzakta kalmış İsveç askerlerin ağır sıla hasretinden kaynaklanan ve melankoli, anoreksi gibi belirtileri olan hastalığına teşhisi koyar: Nostalji.

Eve özlem/sıla hasretiyle özdeşleşmiş nostaljiyle geriye/geçmişe bakış anlamına gelen retro, bugün popüler kültüre şekil veren iki güçlü kavram. Olayın aslı Batı kültürüne göre şu: 'Everything old is new again' (Eski olan her şey, şimdi tekrar yeni).
Mazi takıntısını yani 'Retromania'yı tartışmaya açansa ünlü müzik yazarı Simon Reynolds'ın 'Retromania: Pop Culture's Addiction to Its Own Past' adlı kitabı. Yazarın altını özellikle çizdiği durum, 2000'lere şekil veren özgün bir müziğin, yeni bir sound'un olmayışı. 2000'leri 'The 're' decade' (Kendini tekrar eden dönem) olarak tanımlayan Reynolds, bu dönemden geriye kalanı, grupların tekrar bir araya gelişi, filanca yıldönümü sebebiyle yeniden piyasaya sürülen albümler, 'reunion' dünya turneleri olarak özetliyor.

Tek sorumlu nostalji mi?

Lady Gaga, Amy Winehouse, Adele, Duffy gibi son 10 yıla iz bırakan isimlerse geçmiş onyıllarda çıkan türlerin devamlılığını sağlıyor sadece. Reynolds'a göre 2000'leri anlatan özgün müzik olmamasının tek sebebi retro sevdamız. Reynolds'a göre popüler müzikte sıkça başvurulan mash-up (İki şarkıyı birbirine karıştırarak tek bir şarkı yapma), sampling (Örnekleme) ve hauntology (Geçmişte kaydedilmiş sesleri birleştiren/karıştıran bir müzik türü) gibi yöntemler özgün ve ölçülü kullanılmazsa pop kültürünün yakın gelecekte orijinal işler üretmesi zor.

Gazeteci Kanat Atkaya tartışmaya daha geniş açıdan bakılmasını öneriyor: “2000'leri 'Re decade' dönemi olarak tanımlamak doğru fakat genel fotoğrafa bakmak lazım. Albüm formatı miadını doldurmuş, sektör iyice küçülmüşken, The Doors, Bob Dylan gibi isimlerin bellibaşlı yıldönümlerinde tekrar piyasaya sürdükleri albümlere talep, nostalji takıntısından ziyade, belli alıcısı, sabit bir marketi oluşunun sonucudur. Sektör ufaldığı için yeni sesler kendini duyurmakta, tek başına turneye çıkmakta zorlanıyor.”
'Remake' âşığı Hollywood
Retromania'dan mustarip olan sadece müzik değil. Hollywood'un yeni hikâye üretmek konusundaki kısırlığı, 'remake' (yeniden çevrim) filmlerin gişeyi istila etmesine neden oluyor. 'The Pink Panther', 'Fame', 'True Grit', 'The Fly', 'Ocean's Eleven', 'The Planet of the Apes', 'King Kong' milyon dolarlık hasılat yapmış, son dönem yeniden çevrimlerden birkaçı. Peki bir filmin orijinali varken aynısını, üstelik bozarak tekrar çekmek ne kadar anlamlı?

Radikal sinema yazarı Şenay Aydemir'e göre Hollywood'un temel sıkıntısı, iyi ve özgün senaryo çıkaramaması: “Japonya'da çekilen filmin ertesi yıl Amerikan versiyonu çekiliyor. Hollywood, özgün senaryo konusunda 2000'lerin başından beri ciddi sıkıntı yaşıyor. Klasiklerin yeniden çekilmesi kendi başına problem değil; 40'lı, 50'li yılların filmlerinin estetik algısı, günümüz seyircisine bir şey ifade etmeyebilir. Sorun, orijinal estetiği günümüze uyarlayamamaktan kaynaklanıyor.”
2012'de medet umulan 'Popeye', 'Barbarella', 'Total Recall', 'Sympathy for Mr. Vengeance' gibi gişe filmlerinin ortak paydası da 'remake' olmaları.

Modada büyük çaresizlik!
Anne hatta nine gardıroplarının yeniden baştacı olma meselesine gelince... Radikal moda editörü Aslı Barış şöyle özetliyor: “Modadaki bitmez tükenmez geriye dönüş özleminin nedeni büyük ölçüde çaresizlik. 50'lerden 90'lara kadar, 10 yılda bir dönem modası yaratacak kadar başarılı olan tasarımcılar, 2000'lerde aynı üretkenliği yakalamakta zorlandı. Yoshi Yamamato, Hüseyin Çağlayan, Rei Kawakubo gibi isimlerin 90'larda gündeme getirdiği fütürizm akımı podyumlarda önemli yer edinse de gündelik hayatla barışık olmayışı işleri zorlaştırdı. Tasarımcılar da çözümü bitpazarına nur yağdırmakta buluyor. Bu yüzden defileleri izlerken 'Ben bunu daha önce görmüştüm' hissine kapılıyor, tasarımcıların '50'lerin romantizminden, 80'lerin ihtişamından ilham aldım' türü cümlelerini tekrar tekrar dinliyoruz.”

Oldies ne kadar goldies?
Gece hayatında da farklı değil: Eski bir Türkçe pop hitine bağıra çağıra eşlik etmeler, oldies partilerde kan ter içinde döktürmeler... Geçmiş hiç bu kadar prim yapmamıştı. Yerli ya da yabancı fark etmez; bir kulübün tıklım tıklım dolması için en gerekli organizasyon 60'lar/70'ler' temalı geceler. Gece hayatına 'Oldies but Goldies' kavramını kazandıran Babylon, bu konsept sayesinde çok gişe rekoru kırarak diğer kulüplere ilham verdi. '90'lar Türkçe pop' konseptiyle yola çıkan eelence, Piyasa, Kaf:f gibi gece kulüpleriyse kısa sürede İstanbul'un en çok iş yapan adresleri haline geldi.

Peki oldies daha ne kadar goldies? Babylon'un genel koordinatörü Elif Erdost'a göre müzikte 80'lerin hâlâ bu kadar popüler olması, sadece 'Geçmişe özlem' olarak açıklanmamalı. “20'li yaşlar da 80'lerin hitleriyle dans ediyor. Geçmişi, geleceğe bir tehlike olarak görmüyorum. Geçmişten beslenmek, üzerine özgünlük katıp üretkenliği artırdığı sürece, iyi bir şey.”

Reynolds'un 'Retromania' kitabında vardığı sonuçsa başka bir tartışma konusu: “Batı kültürünün söyleyecek lafı kalmadı.” Reynolds'a göre ilerleme safhasını tamamlayan Batı, 'yeni şeyler söyleme' işini farklı kültürlere devredecek

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com