Nükleerin asıl amacı bazı şirketlere rant sağlamak!

Nükleerin asıl amacı bazı şirketlere rant sağlamak!
Türkiye’de enerji denince akla gelen ilk isimlerden olan petrol mühendisi ve CHP Enerji Komisyonu Başkanı Necdet Pamir, SANSURSUZHABER.COM’a Türkiye’nin nükleer geleceği ile ilgili çok konuşulacak açıklamalar yaptı.

SANSURSUZHABER.COM | ÖZEL CHP Enerji Komisyonu Başkanı Necdet Pamir, Türkiye’de kurulması planlanan nükleer enerji santralleri ile ilgili olarak kaygı dolu açıklamalar yaptı ve çarpıcı tespitlere imza attı.
 
Ruslar ile imzalanan protokolün bazı şirketlerin çıkarlarına hizmet ettiğini iddia eden Pamir, “Türkiye deneme tahtası mı?” diye soruyor.
 
İşte Necdet Pamir ile yaptığımız söyleşi:
 
Nükleerin dünya enerji üretiminde yeri nedir?
 
Nükleerin payı yüzde 5-2, elektrik üretiminin payı yüzde 13. Fukuşima sonrasındaki gelişmelere bakıldığında ise nükleeri neredeyse gözü kapalı savunan Uluslararası Enerji Ajansı ve Amerikan Enerji Bakanlığı gibi kuruluşların dahi yaptığı geleceğe dönük tahminlerde nükleerin payının aşağı doğru seyredeceğini söylüyorlar. Burada Almanya, Japonya, Fransa gibi ülkelerde nükleerden ciddi oranda uzaklaşmalar söz konusu. Doğalgazın fiyatlarının düşmesi kömürdeki rekabetçi fiyatlar gibi nedenlerle de nükleerin payının azalacağı öngörülüyor. Genel resim bu. Dolayısıyla birilerinin “gözü kapalı nükleerci” dediğim kesimin kendi kısa vadeli çıkarları için ne pahasına olursa olsun bunu savunlar bir çok şeyi gözden kaçırmaya çalışıyorlar. Fukuşima’dan sonra nükleerden uzaklaşmayı dillendirmiyorlar.
 
“TÜP GAZ PATLAMASI İLE EŞİT GÖRÜLEMEZ”
 
Nükleer söylendiği gibi ucuz bir enerji kaynağı mı?
 
Kesinlikle ucuz değil. Nükleerin ucuz olduğunu öne sürenler daha çok nükleer yakıtla doğalgaz vs. yakıtları işine geldiği gibi kullanıyor. Herkes istatistikleri işine geldiği gibi kullanıyor. Oysa ulusal çıkar ve kamu yararının dar anlamda ticari çıkarlardan önde olması gerekir. Ve nükleer gibi gelecek kuşakları da etkileyecek bir takım sonuçlara neden olabilecek yakıt kullanımları açısından ya da santral tipi açısından bir değil on kere düşünmeniz lazım. Çünkü bu gelecek kuşakları da etkiliyor. Öyle birilerinin iddia ettiği gibi tüp gaz patlaması basitliğinde değil. Çünkü on binlerce yıl radyasyon yaymaya devam eden atıklar var. Siz ne kendi çocuğunuzun ne başkalarının çocuğunun geleceği hakkında böyle bir karar alma hakkına sahip değilsiniz.
 
“UCUZ DEĞİL, EN PAHALI”
 
Nükleer ucuz değil çünkü ilk yatırım maliyetleri oldukça yüksektir. Bugün dünyadaki en pahalısı hangisi derseniz –birilerinin anlattığının tam tersine- nükleerdir. Ona en yakın olan ise güneşten elektrik elde edilmesi ve yakıt hücrelerinin söyleyebiliriz.
 
İŞTE ENERJİ TÜRLERİNİN MALİYETLERİ
 
Amerikan Enerji Bakanlığı’nın verilerine göre, 2011 yılı itibariyle bir gecede hepsini hazırladığınız durumda yapılan kıyaslamaya göre; nükleer için 5339 dolar/kw, biokütle için 3860, doğalgaz 2060, konvansiyonel doğalgaz 978, ileri diyebileceğimiz kombine çevrim doğalgaz santrallerinin 1003, kömür 5348, temiz yakma teknolojilerine dayalı kömürün ise 3221, jeotermal 4141, hidroelektrik 3078, rüzgar 2438, güneşten elektrik üretimi 4755’tir.
 
“BUNUN NERESİ UCUZ!”
 
Nükleer son bir yılda yüzde 37’lik bir artış gösterdi. Dolayısıyla “nükleer ucuzdur” esprisi doğru değil. Ortalıkta bir sürü rakam dolaşmakta. Akkuyu için 15 cent kw saatlik bir rakamla satın alma sözü veriliyor Ruslara.  Doğalgazda ise bu rakam 6 cent’tir. Bunun neresi ucuz. Ucuzsa niye ucuza alamıyorsunuz.
 
“KASITLI OLARAK KAMUOYUNDAN SAKLANAN KALEMLER VAR”
 
Bunun ötesinde tartışmadıkları daha doğrusu kasıtlı olarak kamuoyunun dikkatinden kaçırdıkları başka kalemler var.
 
Söküm maliyeti: Bu nükleer santral ömrünü tamamladığında sökülecek. Bunu kim yapacak? Bunun bedeli nedir? Burada tık yok!
 
Nihai atıkların maliyeti: Bu konuda hiçbir şekilde konuşulmuyor.
 
Toplumsal maliyet: Avrupa Birliği, Fukuşima sonrası mecbur kaldı reaktörlerinde stres testleri yaptırdı. Bu testlerin sonucunda 145 tanesinin yarısı sınıfta kaldı. Ve acilen rehabilite edilmeleri gündeme geldi. Bunun için 50-60 milyar Euro para harcanması gerekiyor.
 
“TÜRKİYE’DE SADECE KAFA KARIŞTIRILIYOR”
 
Bunlar Türkiye’de konuşulmuyor. Kafa karıştırılıyor. Genel geçer bazı laflar söyleniyor. Onun için kesinlikle ne yaptıkları iş ne de söyledikleri doğru değil.
 
FUKUŞİMA’NIN MALİYETİ 270 MİLYAR DOLAR
 
Japonya’nın açıklamasına göre Fukuşima’nın Japon ekonomisine maliyeti 270 milyar dolar. Bu hiç konuşulmuyor. Eğer aynı şey Fransa’da olsaydı 580 milyar dolarlık bir fatura çıkacak.
#Sayfa#
RUSYA İLE YAPILAN ANLAŞMA
 
Neden bu kadar üsteliyor hükümet nükleeri?
 
Enerji Bakanlığı’ndaki kadroların bilgi birikimleri tartışılır. Bunun dışında olayların tamamına pragmatik, ticaret açısından bakıyorlar. 22 milyar dolarlık işin çok ciddi komisyonu olur. Burada müthiş bir rant var ne rüzgar enerjisinde ne güneş enerjisinde komisyon miktarları bu kadar yükselmez. Ama net söyleyeyim kişisel ya da partisel rant beklentileri oluyor.
 
“20 MADDELİK PAKETİN İÇİNDE BİR ŞEYLER VAR!”
 
2009 Ağustosunda Putin geldiğinde Ruslarla imzalanan protokol var. Bu bir al-verdir. Taner Yıldız’ın tanımıyla “paket anlaşma”. Paket anlaşma ne demek? Karşılıklı al-ver. Sen bana bunu vereceksin ben sana bunu vereceğim.  Mesela, siz bize doğalgazı özel şirketlere şu fiyattan verin biz size bunu verelim. Rusya ile imzalanan bu 20 maddelik paketin içerisinde bir şeyler var. Bunu bizim bilmemiz mümkün değil.  Vicdani kanaatimi yaşadığım bazı olaylar oluşturuyor.
 
Japonlarla ve Fransızlarla yürütülmekte olan süreç başka argümanlar içerebilir. Ruslarla yapılan anlaşma farklı şeyler içerebilir. Ama Ruslarla yapılan anlaşmada 20 tane protokol imzalandı. Bunlara da iktidar “paket anlaşmalar” dedi. Buradan da bir alışveriş olduğu anlaşılıyor.
 
“BAZI ŞİRKETLERE AVANTAJ SAĞLANIYOR”
 
Bu alışveriş ülkenin tüm şirketlerine eşit mesafede durup belli bir strateji içerisinde şirketlerin önünü açıyorsa bu alışverişe olumlu yaklaşılabilir. Yapılan anlaşmaların son tahlilde ulusal çıkarımıza ve kamu yararına hizmet etmesini beklerim.  Ben eğer nükleeri karşı tarafa veriyorsam onların da bana doğalgaz fiyatını makul şekilde düşürmesini koşulları esnetmesini beklerim. Bir takım şirketlerin avantaj kazandığı onların çıkarlarını artırabilecek ama bunun karşılığında bizi Ruslara daha bağımlı kılacak. Biz zaten Ruslara aşırı bağımlıyız buna bir de nükleeri ekliyoruz. Benim karın ne? Hiç… Ama bazı şirketlerin avantaj kolladıkları anlaşılıyor. Bazı şirketleri bu tür anlaşmaların imzalanmasında rol oynuyorlar.
 
FITCH KREDİ NOTUNU YÜKSELTSİN DİYE…
 
Fransızlara gelince; önümüzdeki dönem belediye seçimleri geliyor. Hem böyle akçeli bir anlaşma olsun hem de bir Fransız kuruluşu olan uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch kredi notunu yükseltsin. Böyle avantajlarımız olsun. Böyle bir şey kovalanıyor olabilir.
 
FUKUŞİMA’DAKİ BALIKLARDA 7 BİN 400 KAT RADYASYON GÖRÜLDÜ
 
Nükleer bu kadar ciddi bir konuyken kişisel çıkarlar nasıl bunun önüne geçebiliyor?
 
Burada ticari bir takım çıkarlar ve iktidarda kalma arzusu o kadar egemen hale gelmiş ki gelecek kuşakları tehdit etmesi umurlarında bile değil. Türkiye’de ekmeğini nükleerden kazanacak uzmanlar bile buna karşı çıkıyorlar. Şu an nükleer atık meselesi ve işletme güvenliği meselesi çözümlenmiş değil. Bununla gelecek nesilleri risk altına alıyorsunuz. Mesela Fukuşima’da santralin içindeki suda yakaladıkları balıklarda 7400 kat radyasyon görüldü. Bunlar somut yaşanan bir hadise olmamış gibi davranamayız. Böyle bir hakkınız yok.
#Sayfa#
“TANER YILDIZ’A BİRİLERİ AKIL VERMİŞ”
 
Taner Yıldız’a birileri akıl vermiş o da çıkıp bazı istatistikler açıklıyor. Yıldız, “nükleer santraller güvenlidir” diyor. Nükleerin tehlikesiz olduğuna yönelik bakana birileri akıl veriyor, bir yerden talimat geliyor o da bazı açıklamalar yapıyor. Belki gönlü istemeden bu açıklamaları yapıyor ama yapmazsa koltuğunu kaybeder.
 
Türkiye’nin deprem kuşağında olması nükleeri etkiler mi?
 
Bakan Yıldız “Türkiye’de tsunami olmaz diyor” ancak Prof. Dr. Ahmet Ercan’ın şu sözleri var konuyla ilgili: Bölgede asıl göz önünde bulundurulması gereken tektonik etkinlikler Ecemiş Fayı değildir. Bunlar; 1- Kıbrıs dalma batma kuşağı 2- Ölüdeniz kırığı, 3- Güney Ege dalma batma kuşağı, 4- Doğu Anadolu kırıkları… 4 bin yıllık geçmiş deprem davranış bilgileri hareketli kuşaklar boyunda büyüklükleri 7,9’a varan etki alanı 2000 kilometreye varan çok yıkıcı depremlerin olduğu bunların denizde yaratmış oldukları tsunami dalgalarının binlerce kilometre uzakta bile etkili olarak kara kıyılarını süpürüp geçtiğini ve on binlerce kişiyi öldürdüğünü belgelemektedir. Avrupa Birliği bu testlerde 10 bin yıl gerisine bakıyor.
 
“SANTRAL DENİZ DOLGUSU ÜZERİNE YAPILACAK”
 
Nükleer güç santrali yapısının bir bölümü deniz dolgusu üzerine yapılacak. Böyle bir vahim durum da var. Ve bu dolgu olası bir deprem durumunda nasıl dayanacak? Görünüşü Fukuşima’dan daha da kötüdür. Nükleer güç santralinin güvenli bir yere oturup oturmadığına ilişkin hiçbir jeofizik çalışma yapılmamıştır. Dolayısıyla yerin gücü ve ne kadar dayanacağı bilinmemektedir. Bölgedeki depremlere bakıldığında Güney Ege’de tsunami oluşma ihtimali yüzde 13, Ölüdeniz’de ise yüzde 6’dır. Nükleer güç santrali kaza riskini artıran en önemli öğelerden biri depremdir.
 
Ecemiş Fayı 30-40 yıl önce Akkuyu’ya lisans verildiğinde varlığı bilinmiyordu. O yer lisansını veren hocalardan biri bile şimdi özeleştiri yapıyor.
 
-Türkiye’nin kullanacağı başka enerji kaynakları var mı?
 
Tsunami yoktur deme hakkına sahip değilsiniz. Doğalgaza az para vereceksin ama yerine ne alacaksın? Nükleer. Nükleeri bedava mı verecekler. 12 cent nükleere vereceğine 5 cent’e linyit, 1 cent’e hidroelektrik üretmek varken, rüzgarın ve güneşin dururken sen sürekli olarak dışarıya bağımlı olacaksın 30-40 sene.
 
İnsanları niye böyle aptal yerine koyuyorlar! 800 milyar kw saat henüz devreye alınmadan bekliyor. Üstelik bu iki katı istihdam sağlar. Nükleere ne istihdam edeceksin. Kandırıyorlar insanları.
 
Bu bir risk. Bu riskin cevabını vermeden çocuklarımızın geleceği açısından bunlar giderilmeden izin verilmemesi gerekiyor. Buna hakkımız yok!
 
3. SANTRAL NEREDE OLACAK?
 
3. santral yüzde 100 yerli olacak mı?
 
Olursa eleştirilerimden bir tanesini geri alırım. Nihai atık meselesi çözülmüş olacak mı kendimiz yapsak bile? Nerede garanti edilmiş bu? Afaki laflar bunlar.
 
3. santral İğneada’da mı olacak?
 
Evet büyük ihtimalle. Çünkü dillendirdiler bunu. Çünkü suya ihtiyaç var. Bununda zararı var deniz canlılarına. Doğanın dengesi diye bir şey kalmıyor.
 
ATIKLARIN SAKLANMASI EN ÖNEMLİ KONU
 
Bu süreçte en çok karşı çıktığınız şey ne tam olarak?
 
En önemli şey atıkların saklanması. Ruslar “biz yapacağız” diyorlar ancak nasıl yapacaklar? Yola çıkınca Rusya’dan boğazlardan geçecek hani boğazlardan petrol tankeri geçişi tehlikeliydi. Ege adaları ve bütün turizm cenneti koylardan geçecek. Uçaklar da götürseniz olmaz düşerse çok tehlikeli ve riskli.
 
İşletme güvenliği ve dışa bağımlılık meseleleri de çok önemli ancak bunların dışında da çok önemli sorunları da var.
 
“ENERJİ POLİTİKALARI BAZI ŞİRKETLERİN HAKLARINI GÖZETİYOR”
 
Her şeyi ticari gözle gördükleri sadece ticarete endeksli kafa yapıları var. Bu zararlı değil ancak enerji politikaları bazı şirketlerin çıkarları gözetilerek değil ulusal çıkarlar gözetilerek yapılmalı. Burada seçim yatırımları ön plana çıkıyor.
 
“TÜRKİYE DENEME TAHTASI MI?”
 
Bütün bu riskler giderilmeden bu işe girilemez. Çünkü gelecek nesilleri de etkileyecek bir sorun bu. Türkiye deneme tahtası değil. (CTO)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com