“Ofisinden 300 mermi çıktı ama silahı yok”

“Ofisinden 300 mermi çıktı ama silahı yok”
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Gazi Üsteğmen ve Avukat Serdar Öztürk’ün annesi Başak Öztürk yaşananlara isyan etti.

SANSURSUZHABER.COM – ÖZEL Silivri Cezaevi’nde tam 3 yıl 9 aydır tutuklu bulunan Gazi Üsteğmen ve Avukat Serdar Öztürk’ün annesi Başak Öztürk SANSURSUZHABER.COM’a konuştu.
 
Dava sürecinde yaşadıkları hukuksuzlukları ve haksızlıkları tüm çıplaklığıyla anlatan Başak Öztürk, oğluna kurulan komployu da gözler önüne serdi.
 
İşte Başak Öztürk’ün sorularımıza verdiği yanıtlar:
 
“GÜNDÜZ GÖZÜYLE TUTUKLAMAYA CESARET EDEMEDİLER”
 
-Tutuklanmaya varan olaylar nasıl başladı?
 
Başak Öztürk: Serdar Antalya’da duruşmadayken ev ve ofis aynı anda aranmaya başladı. Bu arama sırasında herhangi bir şey bulunamadı gibiydi. Arama var dediler tutuklama yok dediler. Zaten Serdar haberi alır almaz derhal uçakla Ankara’ya geldi. Kendi karakollara gitti bizzat İstanbul ve Ankara savcılıklarına tutuklama var mı diye faks çektirdi ve bekledi tutuklama var mı diye. “Tutuklama yok arama emri var” dediler ve Serdar eve geldi daha sonra bizim bile bilmediğimiz bir saatte basıp Serdar’ı götürmüşler. Serdar çevresinde sevilen bir insan gündüz gözüyle onu tutuklamaya cesaret edemediler.
 
“OFİSİNDEN 300 MERMİ ÇIKTI, SİLAHI YOK!”
 
Ofisinden 300 tane mermi çıktı, Serdar’ın tabancası yok! Serdar’ın zaten gözleri görmüyor. Büyük bir sorun var gözlerinde belki 30-40 kere ameliyat yapıldı tek bir gözünü kurtarmak için ve Serdar’ın gözü bir yıl sonra açıldı.
 
TEK BİR BEYAZ KLASÖR…
 
Bir de ıslak imza. Serdar bunun hepsini belgeledi duruşmalarda ofis filme alınmış. Serdar’ın kesin emri var  ofisi ne flash disk bir sokmuyordu. Ofisteki bütün klasörler mavi bir beyaz klasör ayrıca elleriyle koymuş gibi aldılar bir de o 300 tane mermiyi. O mermilerin de kutusunu orada unutmuşlar gece bırakırken herhâlde bunun parmak izi de tespit ettirildi fakat bu deliller dört senedir mahkemeye gelmiyor. Mermileri ofise koyan polisin bile parmak izi tespit edildi. Serdar bu mermerinin hangi ülkeden çıktığını kim tarafından alındığını bile tespit ettirdi.
 
“SUİKAST DÜZENLEDİLER”
 
Daha sonra böyle bir tutuklama oldu. Serdar isyan halinde. Çünkü bir duruşmaya dahi çıksa müvekkili olduğu Ergenekon sanığı Levent Göktaş’ı kurtarmak üzereydi. Serdar bu araştırmalarını yaparken Genelkurmay Başkanlığı’nın dinlendiğini çıkardı ortaya. Ondan sonra dikkati çekti. Göktaş’ın davasına bakarken vazgeçmesi için tehditler geldi. Yumuşak karın bulamayınca Serdar’a suikast düzenlediler. Eskişehir Yolu’nda arabasına paramparça ettiler. Polisler polis çağırma diye yalvarıyorlar.
 
-Neden tutuklandığını düşünüyorsunuz?
 
Öncelikle Genelkurmay’ın arandığını ortaya çıkarması ondan sonra İçişleri Bakanlığı’nda bu tür şeylerin üretildiğini ve hatta bazı polislerin isimlerini bulması. Ankara polisi bu polisleri buldu ancak İstanbul polisi bulamadı. “ Yok böyle biri dedi” daha sonra avukatlar o polisin attığı imzayı buldu ve İstanbul polisine sundu “Hani böyle biri yoktu diye” Avukatlar her şeyin peşinde hiçbir şeyi kaçırmıyorlar. Serdar her şeyi delilleriyle mahkemeye sundu. Ama dinleyen yok.
 
“BAŞBAKAN’LA DA DAVALIK”
 
“Ben teröristsem neden bana iş teklif ettin erkeksen gel burda izah et dedi” diye Başbakan Erdoğan mahkemeye verdi Serdar’ı.
 
-Tam olarak ne kadar süredir cezaevinde?
 
Tam olarak 3 sene 9 aydır cezaevinde yatıyor. Haziran’ın 6’sında dört sene bitecek.
 
-Sağlık durumu nasıl?
 
B.Ö: Serdar mevzide beş tane el bombasının patlamasıyla ölümcül yaralar aldı. Ben elimle taşıdım çocuğumu Gülhane’ye kendim getirdim. Dalağı ve safra kesesi yok.  Pek halinden şikayet etmez yaralandığında bile bir damla gözyaşını gören ve ya of dediğini duyan yoktur. Halinden şikayet etmiyor yalnız cezaevine girdikten sonra aşırı bir şişmanlama oldu. Herkes zayıflarken o neden şişmanlıyor? 68 kilodan 100 kilonun üzerine çıktı.
 
“DOKTORA GİTMESİNE İZİN VERMİYORLAR”
 
Doktora görünmesine izin vermediler. Uyku apnesi hastalığı başlamış kilodan ötürü. Şu anda izin çıkmamış uyku apnesi için. Uykuda bakılması gerekiyormuş. Ankara’da 26’sında duruşması var ona da onay çıkmadı. Onun o kadar uzun bir müddet kapalı bir yerde kalması çok kötü. Onun tedavisi İzmir’de devam ediyordu. Tedavisi yarım kaldı.
 
MADALYASINI İADE ETMİŞTİ
 
İlk anda girer girmez madalyasını iade etti gururuna yediremediği için bu kadar vatan için uğraşan kişi Apo’yu çıkarmak için içeri atıldı. Serdar’ın kitabında da var bu biz yıllar öncesinden biliyorduk bu planları.
 
GURURUNA YEDİREMEDİĞİ İÇİN TAHLİYEYİ REDDEDİYOR
 
Serdar tahliyeyi reddediyor çünkü yıllarca mücadele ettiğim bir bebek katili ile aynı kefeye konarak affa uğramış gibi çıkmak istemiyorum dedi. Ve bunu üç sene önceki ilk duruşmasında söyledi.
 
“BU OYUNLARA İNANMIYORUM”
 
Avukatlar tahliye talebinde bulundular ancak Serdar reddetti “Bunlar bir oyun arkadaşlarım belki inanıyorlar ancak ben inanmıyorum” dedi. Serdar bu olaylar olmadan önce de planın ne olduğunu biliyordu. Kitabında hepsini yazmıştı. Apo’yu çıkarmak için yaptıklarını.
 
-Komplo nasıl kuruldu?
 
B.Ö: Bu komplolar ofise gelen iki bayan ile başladı. Avukat bulmak bahanesiyle ofise gelen bayanlar kocaman bir çanta ile gelmişler ofisin durumunu çekip neyi nereye koyacaklarına karar vermek için. Bizim kanaatimiz bu. Ancak bu kişiler Serdar’a iftira davası açtılar. Ankara’da görülen dava bu. Bu kişiler ve telefon bir türlü bulunamıyor. Adresleri dahi bulunamıyor. Tuzağa düşüren de bunlar. Ofise değil cd flash disk bile sokmayı yasakladı.
 
Evi basan polisler evde bir şey bulamayınca torunuma “evde oyun cd’si bile yok mu?” diye sormuş. Serdar bu cd’lerin nerede üretildiğini İçişleri Bakanı’na bilhassa kendisi dilekçeyle bildirdi.
 
Babası bu durumlara dayanamadı ve hiçbir hastalığı olmayan sapasağlam adam kalp krizinden hayatını kaybetti. Serdar’a 6 ay söyleyemedik öldüğünü babasına oldukça düşkün babası da emekli asker.
 
“DURUŞMALARDAN MEN EDİLDİ”
 
Serdar çabalıyor ancak şu anda çok uzun zamandır duruşmalara çıkarmıyorlar yasaklı duruşmalardan. Baş edemeyip cevap veremeyince bu şekilde bir susturma yoluna gidiyorlar.
 
“YALANCI ŞAHİTLER…”
 
O yalancı şahitler o kadar güzel o kadar rahat konuşuyorlar ancak kimin hakkında konuştuğunu gösterdikleri zaman tanımıyorlar… (CTO)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com