Oh be! Tribünlerde siyasi sloganı önlemenin en kısa yolu da bulundu

Oh be! Tribünlerde siyasi sloganı önlemenin en kısa yolu da bulundu
Taksim’deki Gezi Olaylarından sonra Başbakan protesto edileceğinden çekindiği için sadece partisinin düzenlediği açık hava toplantılarına katılıyor. Mersin’deki Akdeniz Oyunlarında da tüm biletler satın alınarak yandaşlara dağıtıldı ve Başbakan alkışlar i

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

Bu yıl yapılacak lig maçlarında nerede ise terör örgütü ilan edecekleri başta Çarşı Grubunun aleyhte tezahüratından çok korktukları için siyasi slogan atılmasını ve pankart açılmasını yasakladılar. Hatta Kasımpaşa Recep Tayyip Erdoğan Stadında oynayacağı maçlar için Beşiktaş yönetiminden aksine bir davranış halinde tek taraflı olarak sözleşmenin feshedileceği hükmünü içeren bir taahhütname bile aldılar. Başbakan’la gurur duyarsan bir şey yok. Özellikle Rabia işareti ve Mursi lehinde tezahürat nerede ise moda haline geldi.

Yılardır çok sevmeme rağmen maçlara pek gitmiyorum. Fırsat buldukça televizyondan izlemeye çalışıyorum. Geçen hafta Bursa-Beşiktaş Maçında bir olay dikkatimi çekti. Tam İstiklal Marşı çalınmaya başlanacaktı ki tribünlerden tekbir sesleri yükseldi. Daha sonra bu yıl maçlarda bu davranışla sıkça karşılaşıldığını öğrendim. Milli marşlar ülkelerin bağımsızlığının ve milli heyecanlarının sembolüdür. Ona tahammül edemeyerek dini sloganlarla susturmak şeriatın spor müsabakalarını da tahakkümü altına almasından başka bir anlam taşımaz. Önümüzdeki günlerde tuttukları takımın galip gelmesi ve hatta gol atması halinde bazı taraftarların saha kenarına inerek şükür namazı kılmalarını da görürsek pek şaşırmam.

Artık anlaşılmıştır ki Başbakan sandıktan çıkan bir hükümdardır. Ülkede akla gelen her şeyin kendi kontrolü altında olmasını istemekle yetinmeyip tüm nihai kararların da kendisi tarafından verilmesini istemektedir. Bu arada askerin gücü zayıflatılırken polis sürekli yeni kadrolar eklenmek suretiyle güçlendirilmektedir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana güvenliği kara, hava ve denizci askerler tarafından sağlanan TBMM’de bu görev Başbakan’ın benim polisim dediği kişilere devredilmiştir. İki ay kadar önce özerk üniversitelere adeta gizli ajan gibi sivil polislerin yerleştirilmesine karar verilmiştir. Gerek FIFA ve gerekse UEFA futbol müsabakalarında saha içinde emniyet güçlerinin bulunmasını kesinlikle istememektedir. Bu nedenle ülkemizde de özel güvenliğe terk edilen bu görevin son maçta yaşanılan zafiyet nedeniyle yeniden resmi güvenlik güçlerine verileceği Gençlik ve Spor Bakanı tarafından açıklanmıştır. Bu nedenle yeni kadrolar ihdas edilecektir. Bu kadrolara kimlerin atanacağını söylemeye gerek yok sanıyorum.

Yaşanılan olaylar gerekçe gösterilerek stadyumların içine de ajan gibi sivil devlet güçlerinin sokulması akla ister istemez olayların bir tertip olduğunu akla getirmektedir. Bu gerçekleri 12 Eylül’de de yaşamıştık. Ne tesadüf anarşi bir gün içinde sona ermişti. Olayları önlemek için iyi niyetle çıkarıldığına hiç şüphe olmayan 6222 sayılı yasa etkili bir şekilde uygulanmamaktadır. Siyasiler oy kaygısından, yöneticiler taraftar tepkisinden çekinerek bu tip olaylarda hemen devreye girip olaya neden olanları koruma altına almaya çalışmaktadır. Öte yandan dostlar alışverişte görsün kabilinden yakalanan kişiler işlenen suçun karşılığı olan cezanın 2 yıldan az olması nedeniyle, yargılamalar tutuksuz yapıldığından, savcılık tarafından serbest bırakılmaktadır.

Bu olaylarda gerçek cezayı hiç bir suçları olmadığı halde sahası kapatılan kulüpler, kombine bilet alan taraftarlar ve birer şirket olan kulüplerin hisse senetlerini alan yatırımcılar çekmektedir. Bilindiği gibi idari mahiyetteki bu cezalar Disiplin Talimatnamesi gereği TFF Disiplin Kurulu tarafından verilmektedir. Stadyumlarda yaşanılan ve müsabakaların yapılmasını engelleyen olaylar cezai nitelikte olaylardır. Suçun şahsiliği ceza hukukunun en temel prensibidir.  Neticede bir kurum tarafından çıkarılan prensip olarak da yasalara aykırı olmaması gereken ve hiçbir denetimden geçmeyen bir talimatname ile gerçek suçlular değil yukarıda açıkladığım gibi suçsuz kişiler cezalandırılmaktadır. Özellikle seyircisiz oynama cezaları eşyanın tabiatına da uygun olmayan gayri adil uygulamalardır. Basit bir örnek vermek isterim. Sportif aktiviteler de sinema ya da tiyatro gibi görsel nitelikli etkinliklerdir. Bir tiyatro oyunu sonrasında sahneye atlayan birkaç kişi oyunun oynanmasını engellese bundan dolayı müesseseyi suçlayıp örneğin oyunun 5 gün seyircisiz oynanacağı gibi bir karar alınabilir mi? Güvenlik güçlerinin engelleyemediği ve hatta korkarak kaçtığı olayları kulüp yönetimleri nasıl engelleyebilir?

Bu uygulama devam ettiği takdirde cüzdanı şişkin bir taraftarın rakip gördüğü bir takımın sahasını kapattırması işten bile değildir. Bakın nasıl? Varsayalım ki ligin bitimine 3-4 hafta kalmış Fenerbahçe ve Galatasaray aynı puandalar. Kulüp yönetiminin bilgisi dışında biri çıkıp da herhangi bir maç için 10-15 bilet alarak birilerine verse, ceplerine de uygun miktarda harçlık koysa bu kişiler de son BJK-GS maçında olduğu gibi sahaya girerek ev sahibi takımın sahasını kapattıramaz mı?  Bu nedenle suçsuz kişileri cezalandıran ve her türlü istismara müsait olan seyircisiz maç uygulamasının bir an önce ortadan kaldırılması gerekmektedir. Şu anda ligin başındayız. Bu uygulama devam ederse öyle görünüyor ki ligi tamamlayamayız.

Şimdi yazımın başlığına geliyorum. Başbakan’ın en küçük bir eleştiriye hele hele protesto edilmeye tahammülü yok. Haklıdır kim ister ki? Kasımpaşa Recep Tayyip Erdoğan stadında oynayacağı maçlar için Beşiktaş’tan kötü tezahüratın yapılmayacağına ilişkin taahhütname alındığını söylemiştim. Disiplin Kurulunun Beşiktaş’a nasıl bir ceza vereceğini bilmiyorum. Ama seyircisiz oynama cezası verirlerse ceza sayısı kadar maç için sorunu zahmetsiz çözmüş olacaklar. Olmayan seyirci kötü tezahürat nasıl yapsın? Ne dersiniz bu son olayların asıl nedeni bu olabilir mi?

Büyük maçlarda rakip takım taraftarları statlara alınmıyor. Birçok maç seyircisiz oynanıyor. Oldu olacak tüm maçları seyircisiz oynatın da siz de rahat edin, polisiniz de zahmet çekmesin. Seyirciler de onca yolu tepmeden masrafa da girmeden evlerinde televizyonlardan rahat rahat maç seyretsin. Olur mu? Bizde olur. Şaka söylemiyorum. O zaman maça meraklı olanlar zorunlu olarak maç paketleri satın alacaktır. Bu durumda yayıncı kuruluş yayın hakları olarak daha yüksek meblağ ödeyecektir. Bu arada maçlarda güvenliği sağlayan polislerden elde edilecek tasarruftan, eh biraz da son bir yılda geçmiş on yılın toplamından çok daha yüksek meblağlara ( Nereye harcanıyorsa) erişen örtülü ödenekten yapılacak aktarmalarla da kulüplerin mağduriyeti önlenmiş olur. Örtülü ödenek Başbakan’ı korumak için kullanılmayacak da kimin için kullanılacak?

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com