Olimpiyatlar ve Müslümanlık

Olimpiyatlar ve Müslümanlık
Cumhuriyetin kuruluşundan sonra ümmetten millete, şeriattan laikliğe geçişte Müslüman halkın büyük bir bölümü kendini dışlanmış hissetti ve yalnızlık duygusuna kapıldı. Geçen 90 yıl içinde küçük büyük şeriat yanlısı başkaldırılar, direnişler ve gösteriler

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

Önümüzdeki hafta Arjantin’de IOC’nin (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) Genel Kurulunda, 2020 Olimpiyatlarının hangi şehirde yapılacağına karar verilecek. İstanbul’un da aday olduğu bu olimpiyatlar için rakiplerimiz Tokyo ve Madrid. Bugün çok eski sporsever bir dostumla konuşurken konu olimpiyatlara gelince  “Bu defa bize verecekler.” dedi. Nasıl böyle kesin konuştuğunu sorunca da “Bugüne kadar hiçbir Müslüman ülkede olimpiyat yapılmamış.” dedi.

Bu hususu hiç düşünmemiştim. Acaba bugüne kadar seçilmemiş olmak bir tercih unsuru olabilir miydi?

Seçimlerde başta tesisler olmak üzere altyapı, ulaşım, güvenlik, çevre, ülke halkının olimpik sporlara olan ilgisi gibi çeşitli faktörlerin payı vardır.

Okul sayısından daha fazla caminin bulunduğu ve istatistiklerde halkının  % 99’unun Müslüman olduğu ülkemizde çok sayıda siyasi parti, değişik amaçlı sivil toplum örgütü, spor kulüpleri, çeşitli meslek odaları, sendikalar, vakıflar, sosyal amaçlı dernekler vs. var. Bütün bu örgütlerin en büyük ortak paydası Müslümanlıktır. Müslümanlık tüm bu kuruluşları birleştiren ortak bir çimento olmalıydı. Gelin görün ki tam tersine Müslümanlar kendi aralarında önce mezhep ve sonra da çeşitli tarikat ve cemaatler arasında bölünmüştür.

Cumhuriyetin kuruluşundan sonra ümmetten millete, şeriattan laikliğe geçişte Müslüman halkın büyük bir bölümü kendini dışlanmış hissetti ve yalnızlık duygusuna kapıldı. Geçen 90 yıl içinde küçük büyük şeriat yanlısı başkaldırılar, direnişler ve gösteriler yaşandı.

Bu safhada dikkati çeken önemli nokta, bu kişilerin çok farklı alanda var olan kuruluşlara alternatif kendi kuruluşlarını hayata geçirmeleri oldu.

Bu durum önce siyasette başladı. ERBAKAN tüzüğünde yazılmasa da din eksenli MSP’yi kurdu. Kendince mevcut liberal, sosyalist ve milliyetçi partiler yelpazesinde bir boşluk dolduruyordu. Seçim propagandalarında  “Seçimlerde Müslüman sayımı yapılacak .” diyordu. Başında melon şapka ama ayağında takunyalarla karikatürleri yapılan ÖZAL bildiğiniz gibi İzmir’de MSP’den aday olduğu seçimi kazanamadı.

ERBAKAN Ortak Pazar’ı Hristiyan Kulübü  olarak görürdü. 1983 yılında iktidara gelen ÖZAL’ın kabinesinde ağırlıklı olarak DPT’de Müsteşar olduğu dönemde beraber çalıştığı ve kendilerine “takunyalılar” adı verilen grup ağırlıklı olarak yer almıştı. Çok iyi hatırlıyorum, TBMM’de Ortak Pazar konulu  çok geniş katılımlı bir toplantı yapılmıştı. Başta ÖZAL olmak üzere Üniversiteler, Sendikalar ve Sivil Toplum Kuruluşları Ortak Pazar’a girmeyi savunurken Başbakanlık Müsteşarı PAKDEMİRLİ, o günlerde İran ve Irak’a olan ihracatımızdaki artışları dile getirerek bir anlamda  Müslüman Ortak Pazarını savundu. Müsteşar Başbakanından farklı düşünemezdi. O halde ÖZAL gerçek duygularımı müsteşarı aracılığı ile söyletmişti. Daha sonra durup dururken resmen Ortak Pazar’a giriş için başvuruda bulunmanın altında yatan niyet girmek değil karşı tarafı bir açmazın içine sokmaktı. (ÇAĞLAYANGİL anılarında  bu konuyu anlatmıştır.)

Siyaset dışındaki alternatif kuruluşlara bir göz atalım. TÜRK- İŞ, DİSK varken HAK- İŞ kuruldu. TÜSİAD varken MÜSİAD kuruldu. TOBB ve TİM varken cemaatin ekonomik gücünü temsil eden TUSKON kuruldu. Araştırırsanız özellikle cemaate bağlı daha yüzlerce Şirket, Eğitim Kurumları, Dershaneler, Vakıflar, Dernekler, STK’lar göreceksiniz.

Dünyada da bunun örnekleri vardır. Din ayrımı yapmayan içlerinde Müslüman Türkiye’nin kurucu üyesi olduğu ve yine üyeleri içinde Budist Japonya ve Güney Kore’nin bulunduğu OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı) varken ciddi bir fonksiyonu bulunmayan İslam İşbirliği Teşkilatı kurulmuştur. Yine birçok Kalkınma Bankaları varken ayrıca bir İslam Kalkınma Bankası kurulmuştur.

Tatil yörelerindeki tesisler bile haremlik selamlık olarak bölünmektedir. Çağdaş olmayan kafalar çağın nimetlerinden yararlanmayı çok iyi bilmektedirler Ülkemizde ilk tesettür oteli 1996 yılında Didim’de açılmış daha sonra AKP döneminde 2010 yılına kadar 74 tesettür oteli daha hizmete girmiştir. Bu rakamlar bir yandan halkın tatil için bile kamplaştığını gösterirken öte yandan AKP’nin kendi burjuva sınıfını yarattığını da kanıtlamaktadır.

Şu anda dünyada sadece Orta Doğu’da Müslümanlar arasında iç savaşlar vardır. Bizde de sözü edilen barış sürecinin hiç bir garantisi yoktur. Uğruna gözyaşı döktüğümüz din kardeşlerimizin kendi aralarındaki kavgalarında kimin, kimle,  niçin ve neden savaştığı içinden çıkılamaz çok bilinmeyenli bir denklem haline gelmiştir. Onları birbiriyle tutuşturan silah ve petrol tüccarları iş çığırından çıkınca, güya yatıştırmayı diplomatik yollarla değil yine silah gücü ile sağlamaya çalışmaktadır. Böylece bir ülkenin birçok yeri belki de yeni silahların deneneceği tatbikat alanı olacaktır. Umarım buna ihtiyaç kalmaz.

Gelelim olimpiyatlara. Haklı olarak Pekin ve Londra Olimpiyatlarını gördükten sonra acaba biz de bu mükemmeliyette bir organizasyonu yapabilir miyiz diye düşünmeden edemiyoruz.

Önümüzde koskoca bir 7 yıl var. Gerekli kaynak sağlanır ve tesisler yapılabilir. Alt yapı ve ulaşım da istenilen düzeye getirilebilir. Umarız ki ülke 7 yıl sonra daha güvenli hale gelir. Olimpiyatlara renk katan açılış ve kapanış törenlerini esasen profesyonel kuruluşlar gerçekleştirdiğinden bu da bir engel sayılmaz, Şimdi geliyorum seyircimize. Spor deyince sadece futbolu ve büyük şehirlerde biraz da basketbolu düşünen halkımız statların kaplıları bile açılsa olimpiyatların temel sporu olan atletizm yarışmalarını izlemeye gitmez. Bu hususu anlayabilmek için ülkemizde bir Avrupa Atletizm Şampiyonasının bile düzenlenmesi yeterli olurdu.

Öte yandan gerek Pekin ve gerekse Londra Olimpiyatları organizasyonlarının başarılı olmasında en büyük pay sahiplerinden biri de sayıları on bini aşan isimsiz kahramanlar diyeceğimiz gönüllüler ordusu idi. Ben ülkemizde bir karşılık beklemeden bu görevi üstlenecek on bin gönüllü bulacağımızı da pek sanmıyorum.

Son yıllarda özellikle ırk ayrımcılığı, şike ve doping tüm spor federasyonlarının sıfır toleranslı kırmızı çizgileri haline gelmiştir. 2011 yılında ülkemizde bomba gibi patlayan şike iddiaları sonucu kulüplerimize uluslararası müsabakalardan men cezasının verilmesi, Akdeniz Oyunlarında bayrağımızın ırkçı söylemleri ile gündeme düşen bir sporcumuza taşıtılması ve bu arada Kırkpınar Güreşleri dahil tüm branşlarda ortaya çıkan doping skandalları kabul etmek gerekir ki Olimpiyat ruhu ile bağdaşmaz. Anadolu’dan çıkmış fakir aile çocuklarına şampiyonluk halinde 2000 altın (1.280.000 TL)  gibi gerçekten çok büyük sayılabilecek bir servet vaat ederseniz hepsi tehlikeyi göze alır ve dopinge devam eder. Bu ödüller olmasa günde 8 saat antrenman yapacak hangi amatör ruhlu sporcuyu bulabilirsiniz. Başarılı olmak için destek verelim ama ölçüyü kaçırmayalım. Amatör ruhu ortadan kaldıracak böylesine destekler kişileri amacın her türlü aracı meşru kılacağı bir Makyavelizm’e ulaştırır ve ne yazık ki doping de kaçınılmaz olur.

Şimdi soruyorum siz olsanız sportif sicili bu derece lekeli bir ülkeye olimpiyatı verir misiniz?

Bütün bunlar yetmezmiş gibi haftaya Arjantin’e gidecek ekibin başındaki Başbakan’ın iki gün önce memleketi Rize’de kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı olimpik yüzme havuzunun yapılacağı müjdesini verirken sergilediği cinsel ayrımcılık bile olimpiyatların bize verilmemesi için yeterli bir nedendir.

Olimpiyatları bize verirlerse Başbakan Arjantin’den Olimpiyat Fatihi olarak döner. Yok olmadı ne gam? Bahane hazır.  Zaten Suat Kılıç, Gezi Olaylarının olimpiyatların verilişini zorlaştırdığını söylemedi mi? O zaman Başbakan yine meydan meydan dolaşır organize kalabalıklar karşısındaki kürsülerden hem Gezi Eylemcilerinin ülkeye  yaptığı  ihaneti(!) anlatır ve hem de Uluslararası Olimpiyat Komitesi'ne fırçasını atar ve kürsülerden “Biz de 'Müslüman Olimpiyatları'nı yaparız.” der.

Bağımsız Cumhuriyetimizin kuruluşunu sağlayan 30 Ağustos zaferimiz kutlu olsun.

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com