“Ombudsmalık” hacet kapısı olur mu?

“Ombudsmalık” hacet kapısı olur mu?
Türkiye’nin ilk Kamu Başdenetçisi Mehmet Nihat Ömeroğlu’nun görevine resmen başlamasının ardından hakkındaki ‘tarafsızlık’ tartışmaları iyice alevlendi.
AKP menşeili Ömeroğlu’nun ‘Başdenetçi’ seçilmesi tepki topladı. Kanun’un 10. Maddesi gereğince, denetçilik için başvuranların herhangi bir siyasi partiye üye olmaması gerekiyor. Ancak, hal-i hazırda devam etmediği halde geçmişte bir siyasi parti üyeliği bulunması da ‘siyasi’ bir duruş ifade etmektedir. Ömeroğlu’nun ‘başdenetçi’ seçilmesinde yasaya uygunsuzluk tartışmalarını da doğal olarak beraberinde getirdi.
 
Ombudsman’ın ‘bağımsız ve tarafsız’ olması gerektiği ve Mehmet Nihat Ömeroğlu’nun bu tanıma uygun olup olmadığı tartışmalarına Taha Akyol köşesinde gerekçeleriyle yer verdi.
 
Akyol, ‘Ombudsman’ Nihat Ömeroğlu’un tarafsız olamayacağı düşüncesinin gerekçelerini şöyle yazdı:
 
KAMU Denetçiliği Kurumu Kanunu bilhassa iki kavramı vurguluyor: Biri bağımsızlık, öbürü tarafsızlık.
Kanun’un daha 1. maddesinde kamu denetçiliği, “bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması olarak” tanımlanıyor. 12. maddesinin başlığı “Bağımsızlık ve Tarafsızlık”tır ve şöyledir:
“Başdenetçi ve denetçiler görevlerini yerine getirirken tarafsızlık ilkesine uygun davranmak zorundadırlar.”
Başdenetçi ve denetçi olarak seçilenler, 13. maddeye göre şöyle yemin ediyorlar:
“Görevimi tam bir tarafsızlık, dürüstlük ve adalet anlayışı içinde yerine getireceğime, namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”
Avrupalı örneklerine bakılarak hazırlanan kanunda “tarafsızlık” kavramının bu kadar önemle vurgulanmasının bir sebebi var.
 
İRADEYİ DE NETLEMEK
 
GÖREVLERİ “idarenin her türlü eylem ve  işlemleri ile davranışlarını” insan hakları ve hakkaniyet açısından incelemektir. “İdare” iktidarların emrinde olduğu için, onu denetleyecek olanların tarafsızlığına güvenilmelidir ki, insanlar “hacet kapısı” gibi görüp başvursunlar, kurum işe yarasın.
Bu göreve seçilenlerin kişiliği hakkında çok şey yazıldı, söylendi. Ben kişileri değil, iktidarın niye böyle bir tercih yaptığı konusunu irdelemek istiyorum: Belli bir hukuk anlayışından başka, eski AKP kurucusu, eski AKP milletvekili, eski AKP yöneticisi...
Kanun’un 10. maddesinde denetçilik için, “başvuru sırasında herhangi bir partiye üye olmamak” şartı var. Niye? Siyasi taraftarlık gölgesi düşmesin diye... Fakat “başvuru sırasında” üye olmasalar bile geçmişte hep aynı “üyelik”ten gelmeleri bir siyasi tercihi yansıtmıyor mu? Parti kökeni itibariyle bir tanesi bari farklı olsa, tamam diyeceğim.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız!
 
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Fox TV’ye çirkin saldırı14 Ocak 2015 Çarşamba 12:55
  • Yandaş medya açık açık hedef gösterdi14 Ocak 2015 Çarşamba 12:45
  • Havuz yazarı konferanstan kovuldu13 Ocak 2015 Salı 13:24
  • Economist: Türk medyası için zor zamanlar09 Ocak 2015 Cuma 11:04
  • “AKP basını bitirdi“09 Ocak 2015 Cuma 10:26
  • "Bu ayıp, bu kan asla temizlenemeyecek"08 Ocak 2015 Perşembe 16:50
  • Atilla Taş'tan olay yaratan 'Yüce Divan' tweeti!06 Ocak 2015 Salı 11:11
  • Hülya Avşar'dan Sözcü'ye dava!25 Aralık 2014 Perşembe 10:49
  • Milliyet'te deprem, hangi isimlerin görevine son verildi?17 Aralık 2014 Çarşamba 11:27
  • Abdülkadir Selvi'nin kafası karıştı15 Aralık 2014 Pazartesi 10:54
  • Çok Okunanlar
      Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
      Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
      E-Posta: info@sansursuzhaber.com