Oslo görüşmesini açıkladı!

Oslo görüşmesini açıkladı!
CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, AKP ile PKK'nın yaptığı görüşmeleri anlattı.
Konuşmayı hiçbir TV kanalı canlı olarak vermedi!..

CHP Genel Başkan Yardımcısı Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, bugün saat 13.30'da AKP ile PKK'nın Oslo'da yaptığı görüşmelere ilişkin belgeleri açıkladı.

HABERİN VİDEOSU İÇİN TIKLAYIN

Koç konuşmasına "Sen iradeni İngiltere'ye teslim edeceksin, imza atıp sonra inkar edip namertlikle suçlayacaksın. Bu ne pişkinlik Başbakan?." Hiçbir zaman BDP Eşbaşkanlığını yürütmedik..."  diyerek başladı...


İŞTE HALUK KOÇ'UN ÇOK TARTIŞILACAK AÇIKLAMASI

Başbakan Recep Tayip Erdoğan’a geçen hafta Çarşamba günü MYK toplantısı sonrasında beş soru sormuştum;
 
O günden bugüne 7 gün geçti Başbakan’ın sonunda uçakta birden zihni açıldı. Olayları biraz hatırlamaya başladı. Şimdiye kadar; izlediği yöntem Duymadım, Görmedim, Konuşmadım idi
 
Acaba niye?
 
Demek ki, işlerine gelmeyen, sıkıntıları olan, karın ağrıları olan bir konuyu gündeme getirdik, 
 
Şimdi geçen hafta sorduğumuz soruları bir defa daha hatırlatıyorum:
 
1- Oslo tezgahları öncesinde ve sırasında görevlendirdiğin devlet yetkilileri İmralı’dan Kandil’e kaç mektup götürmüşlerdir? Bu mektupların içeriğinden Abdullah Öcalan’ın ve Kandil’in planlarından ne derecede haberdarsınız, ne önlem aldınız? Kuryelik görevini devlet görevlisi olarak kimler yerine getirmiştir?
 
2- İngiltere’nin koordinatörlüğünde gizli kapaklı yürütülmesini sağladığınız Oslo görüşmelerinde özel temsilciniz hakan Fidan kendi sözlerinden aynen aktarıyorum “Öcalan’ın ülkeye ve bölgeye yönelik vizyonu Başbakanla yüzde 90-95 örtüşüyor “ bunu masada söylüyor. Bu sözlere Sayın Başbakan açıklık getirmek zorundadır. Terörün başı Abdullah Öcalan ile hem ülke bazında hem bölgesel bazda yüzde 90-95 uyuştuğunuz noktalar, mutabık kaldığınız noktalar nelerdir? Öcalan ile fikren hangi noktalarda kucaklaşıyorsunuz?
 
3- Terörle mücadele edilir, siyasetle müzakere edilir sözü Başbakan’a ait… Tüm bu gelişmelerde eli kanlı terör örgütü PKK’yı siyasi kurum gibi muhatap aldığınızı fark etmediniz mi? PKK’nın MİT ve Devleti oyalayıp örgütün 4. stratejik mücahadele hamlesini hayata geçirmesine nasıl gözünüzü karartarak, kapatarak vicdanınızı kitleyerek yardımcı oldunuz?
 
4- Bu sürelerin sonunda PKK’nın kendi çözümlerini dayatacak ve koşullar olgunlaştığında tek taraflı olarak bunları fiilen hayata geçirmesini kolaylaştırmış olmadınız mı? Bu sürecin alt yapısını siz bu şekilde oluşturmuş olmuyor musunuz?
 
5- Koordinatör devlet İngiltere’nin imzaladığı bilinen Oslo müzakereleri sonrasındaki protokolleri ve mutabakat metinlerini ekleriyle beraber açıklama cesaretiniz var mı, yok mu? 
 
Başbakan; gazetecilerin konuyu sorması üzerine bazı şeyleri itiraf etmek zorunda kalmış!
 
-Bunları soran namert, bunlar 3-5 koyunu güdemez “ demiş…
 
Şimdi milletin önünde CHP adına konuşuyorum;
 
Sözü evirip çevirmiyorum. Herkesin bu arada Başbakanın da anlayabileceği şekilde açık seçik net konuşuyorum.
 
Yine sinirlenmeden, hakaret etmeden, efelenmeden cevap istiyorum;
 
- Öncelikle bir defa bizler hayatımız boyunca namert olmadık. Namertlerin oyuncağı da olmadık, sofrasında da oturmadık.
 
- Dünde, bugünde Hiçbir CHP Genel Başkanı BOP Eşbaşkanı olmadı.
 
- Burada koyundan da keçiden de bahsetmiyoruz. Senide sorumluluk içinde ciddiyete çağırıyoruz.
 
- Şehit sayısı 4 ayda 116’ya ulaştı… Millet kan ağlıyor, Türkiye kan gölü. Sabr-ı Cemil zamanı, Hz. Eyüp Sabrı gösterme zamanı çoktan geçti Sayın Başbakan.
 
- Bugünlere gelişimizde son 10 yıldaki siyasi sorumluluğunuzu sorguluyoruz. Sorular soruyoruz.
 
- Size; Ağırbaşlı, vakur olunda MOLLA desinler sözünü hatırlatarak devam ediyorum.
 
Başbakan uçakta gazetecilere ne itiraf ediyor? “Benim gönderdiğim istihbarat teşkilatının başındaki müsteşarımın veya yardımcısının altında imzası var mı yok mu? “diyor. Ben de kendisine şunu soruyorum;
 
Senin PKK ile yaptığın mutabakat protokolünü hakem devlet iki taraf adına imzalayıp muhafazasına aldım mı almadı mı?
 
Bu mutabakat metni burada. AKP – PKK mutabakat metnini sizlere veriyorum.
 
Gelelim en önemli soruya;
 
- MİT müsteşarı Hakan Fidan ana dilde eğitimle ilgili PKK’ya “NASIL OLSA ORASI ÖZERK BÖLGE OLACAK. ÖĞRETMEN TAYİNİ DAHİL, EĞİTİM HİZMETLERİ BELEDİYELERE VALİLERE DEVREDİLECEK” diye söz verdi mi?
 
Bu cümleler Oslo tutanaklarında aynen yer almıştır. Bu sözün arkasında siz var mısınız? Siz yoksanız basına yaptığınız son açıklamada “Benim bilgim olmadan böyle bir şeyi bu adam yapacak, ben onu orada tutacağım ;Öyle şey olur mu ya..?” dediniz. Şimdi bu sözlerden sonra Hakan Fidan’ı neden korumaya alıp, neden özel yasa çıkarttığınızı çok iyi anlıyoruz. Bu işin tepesinde sorumluluğun sizde olduğunu ve yargı sürecinin size uzanacağını çok iyi görüyorsunuz.
 
PKK- AKP işbirliğinin milletimizin önüne tüm çıplaklığı ile koyacağız. Sahte milliyetçilerden bu millet çok çekti.
 
Başbakan Panikte.
 
Biz görevimizi yapıyoruz.
 
Yurttaşlarımıza sesleniyorum.
 
Tarih önünde bir ibret tablosu sunuyorum.
 
Perdenin önünde;
 
Bağıran, çağıran aşağılayan sorumluluklarını yerine getirmeyen bir insan manzarası;
 
Her kurumu azarlayan, 
 
Tehdit eden, gerektiğinde söven, 
 
Milleti kamplara bölen,
 
Kabaran öfke seline karşı riya dolu sahte milliyetçi söylemle milletin gazını alan bir Başbakan fotoğrafı.
 
Perdenin arkasında;
 
Anayasa suçu işleyerek, 
 
ABD’nin oyun kuruculuğunda üstlendiği terör örgütüyle müzakere ve mutabakat arayan teslimiyetçi ve tavizci bir Başbakan kimliği.
 
Sen hangi Tayip Bey’sin Sayın Başbakan?
 
· Federasyon ve özerkliğe uzanan mutabakatları Oslo’da İngiltere’ye yetki verdiğin görevlilere teslim ettiren Başbakan mı?
 
· Yoksa perdenin önünde bu milleti oyalayan Sabr-ı Cemil dileyen, bizi biz yapan tüm değerlerimizi sorumsuzca tartışmaya açan, ortak yakın tarihimizden sıkıştıkça sürekli husumet çıkartan, bu milleti kandıran Başbakan mı?
 
Bu iki kimlikli Başbakan’ın maskesini mutlaka indirmek zorundayız.
 
Başbakan neden panikte, anlamak kolay. Çünkü, aşadıklarımızdan birinci derecede sorumlu.
 
Açık bir anayasa suçu işlenmiştir. Telaşı, hiddeti, saptırması bu yüzden. 
 
Özetle Başbakan sağlıklı, dengeli, sorumlu güven oluşturan bir yönetici olma konumunu kaybetmiştir. Bu yönetim tarzı ile kaybeden Türkiye, Türk milleti ve gelecek umutlarımızdır.
 
Bundan sonra Başbakan’a sağduyu, uzlaşma diyalog gibi kavramlarla yaklaşmak mümkün gözükmemektedir.
 
Takdir Yüce Milletindir. (NSK)

Gercekgundem
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com