Osmanlı'nın İzinde Domaniç -1

Osmanlı'nın İzinde Domaniç -1
Değerli dostlar bu haftada sizleri Hindistan'dan bir süreliğine daha uzakta tutup altı yüzyıllık imparatorluğun doğduğu topraklar olan Domaniç'e götürmek istiyorum.

Bildiğiniz üzere Kütahya'ya ortalama 90 km uzaklıkta, dağların ve yeşilin arasına gizlenmiş olan Domaniç Osmanlı tarihi açısından da önemli bir konuma sahiptir. Bölge yüzyıllar önce Asya'dan Anadolu'ya geçen Kayı boyuna uzun süre yayla olarak hizmet vermiş ve Söğüt ile birlikte 600 yıl sürecek bir devletinde nüvesi olmuştur. Bu nüvenin en önemli karakterlerinden birisi olan ve Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi'nin babaannesi, Ertuğrul Gazi'nin de annesi olan Hayme Ana'nın türbesi de bu ilçeye bağlı çarşamba köyünde bulunmaktadır. Osmanlı Devlet fidanın ilk filizlendiği ve dünyanın dört bir yanına dallarını uzattığı bu topraklarda her yıl düzenlenen kültürel bir faaliyet ile Devlet Ana anılmakta ve " Hayme Anayı Anma ve Göç Şenlikleri" de düzenlenmektedir.
       
Osmanlıya ev sahipliği yapan Domaniç Anadolu'nun her köşesi gibi derin bir tarihi ve kültürel birikimi içermektedir. Tarihi M.Ö önce 5000 'li yıllara kadar giden ilçede Roma ve Bizans dönemine ait pek çok eser ve kalıntılar mevcuttur. Her köşesinden geçmişin fışkırdığı bu küçük ilçeye gitmek için motorumuzla bizi sürekli gözleyen asfalt yollara düşüyoruz. Yollar ile ilişkimiz çok güçlü o bizi seviyor, bizde onu seviyoruz ancak zaman zaman bize çok iyi davranmadığını burada izninizle ifade etmek istiyorum. Dağların arasından çam ve kayın ormanlarının gölgesinde süzülerek Domaniç merkeze ulaşıyoruz.

Merkezi alan çok büyük değil, etrafında devlet dairelerinin ve büyük bir caminin olduğu geniş bir meydanda duraklıyoruz. Meydanın tam ortasında oldukça iyi hazırlanmış Hayme Ana ve Osman gazi anıtlarını görüyoruz, anıtın birkaç fotoğrafını aldıktan sonra İnegöl yoluna koyuluyoruz.

Yüksek rakımda oksijen bölgesini derinden hisseder iken ancak arada gelen kamyon egzozlarını da umursamadan, ormanın kollarına kendimizi vererek geniş ve keskin virajları aşarak Uludağ'ın eteklerindeki koca yayla bölgesine ulaşıp kayın, çam, kestane ve ıhlamur ağaçlarının arasında bizi bekleyen otantik yapılarıyla alabalık ve kuru fasulye restoranlarından birisinin önüne park ediyoruz. Bu bölgede şeker fasulyesi olarak bilinen kuru fasulye, kil güveçlerde geleneksel fırınlarda pişirilerek size sunulmakta, ayrıca menülerde arzu edenlere alabalıkta, çoban kavurma ve diğer yöresel lezzetlerde bulunmakta. Bu küçük lokantalarda siparişiniz ile birlikte gelen piyaz, salata ve yayık ayranı ve özellikle yöresel yoğurt sizlere unutulmaz bir lezzeti yaşatmakta.

Özellikle yöresel yoğurdu denemenizi ısrarla tavsiye ederim. Bu küçük lezzet durağında yakıtımızı depoladıktan sonra tekrar geri yola koyuluyoruz ve hedefimizde ılıcaksu ve mızıkçamı var. Yüksek rakımlı dağların arasında tekrar süzülüp ılıcaksu'ya ulaşıyoruz. Tabiatı, bulunduğu coğrafyası ve her yerinden buz gibi fışkıran suları ve göletleri ile insanı oldukça etkileyen ılıcaksu'nun da birde hikayesi bulunmaktaymış.

Efsaneye göre Bursa taraflarında yaşayan beş erkek kardeşin bacısı olan Sarıkız güzelliği ile dillere destan olmuş ve kendisine talip yüzlerce kişi ortaya çıkmış. Ancak Sarıkız'ın evlenme düşüncesi olmaması kendisi hakkında etrafta olumsuz söylentilerin çıkmasına neden olmuş ve bu durum bir süre sonra ailesini derinden sarsmaya başlamış. O dönemde Sarıkız bir gün rüyasında Aksakallı bir dede görmüş ve kendisi davet etmiş. Bunun üzerine evden kaçarak Ilıcaksu'ya gelen Sarı Kızın peşine ailesi düşmüş ve izleri takip ederek kaçan kardeşlerini Ilıcaksu'da bulmuşlar. Farklı düşünceler ile kız kardeşlerini bir ağacın dibinde görüp tam yakalayacakları sırada Sarı Kız gözlerinin önünde birden yok olmuş ve bulunduğu ağacın altından su çıkmaya başlamış. Erenlerden olduğu kabul edilen Sarıkız'ın bu efsanesi ile ağacın dibinden çıkan kaynak suyunun çevresinde yaşayanlara bolluk, bereket getirdiğine yöre yaşayanları tarafından inanılmaktadır. Ayrıca çıkan suyun yapılan bilimsel çalışmalara göre deri rahatsızlıklarına da iyi geldiği bilinmektedir.
 
Ilıcaksu'da suyun çıktığı tarihi ağacı gezip, bir süreliğine gölet çevresinde oturup çaylarımızı yudumladıktan sonra Mızıkçamı için tekrar yola koyuluyoruz. Ortalama 10 km kadar gittikten sonra Domur köyüne doğru dönüp ünlü Mızık çamına ulaşıyoruz. Mızıkçamı Osmanlı Devletini kuran Osman Gazi'nin bebekliğinde salıncak kurularak sallandığı tevatür edilen ve ortalama 800 yaşında olduğu sanılan tarihi bir ağaçtır. Hayme ana torunları Osman ve onun oğlu Orhan'ı bu çam ağacında ninnileri büyüttüğü rivayet edilmektedir. Hayme ana torunlarının mızıklanmasınlar diye salıncak kurup avuttuğu bu çamın adı Mızık çamı olarak bilinmektedir. Yöre halkı tarafından hürmet gösterilen bu ağaç 1988 yılında şiddetli bir rüzgar neticesinde yıkılmış ve sonrasında yıkılan gövdesi koruma altına alınmıştır. Aynı yıl Kültür Bakanlığı tarafından Mızık Çamı anıt ağaç olarak tescil edilmiştir. Ağaç on bir metrelik boyu ve beş metre eni ile insanı hayrete düşüren haşmetli bir görüntüye sahiptir. Osman gaziye ev sahipliği yapan bu ağacın çevresinde bir süre daha nefeslendikten sonra Hayme Ana şenliklerin yapıldığı çarşamba köyüne doğru yavaş yavaş yol alıyoruz. Haftaya şenliklerde görüşmek umudu ile hepinize sağlık ve esenlikler diliyorum.
 

Yaşar ÖZKUL
https://www.facebook.com/yolbizigozler
https://twitter.com/yozkul43
https://twitter.com/YolBiziGozler
http://www.yolbizigozler.com

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Mersin Festivali'nde Zeki Müren şarkıları söylendi20 Mayıs 2015 Çarşamba 13:38
  • Adana'da Yeni Türkü rüzgarı20 Mayıs 2015 Çarşamba 01:43
  • Türkan Saylan 5. Sanat ve Bilim Ödülleri sahiplerini buldu19 Mayıs 2015 Salı 18:28
  • Samsun'da Karadeniz Kitap Fuarı açıldı18 Mayıs 2015 Pazartesi 15:23
  • Kubat ve Folklorama büyüledi17 Mayıs 2015 Pazar 20:28
  • Gaziantep'te Mustafa Ceceli konseri17 Mayıs 2015 Pazar 20:13
  • Dünya Bale Yıldızları büyüledi16 Mayıs 2015 Cumartesi 13:48
  • Kocaeli Kitap Fuarı açıldı16 Mayıs 2015 Cumartesi 13:13
  • Prof. Dr. Berki: Estetik beğeni değeri yüksek bireyler yetiştirmemiz gerekiyor16 Mayıs 2015 Cumartesi 13:08
  • Adıyaman’da 'Kitap Günleri’16 Mayıs 2015 Cumartesi 12:48
  • Çok Okunanlar
      Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
      Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
      E-Posta: info@sansursuzhaber.com