Oya Aydoğan'dan çarpıcı açıklama

Oya Aydoğan'dan çarpıcı açıklama
Sahnelerin Divası Bülent Ersoy bu açıklamayı duyunca çıldıracak. O açıklama yılların sanatçısı Oya Aydoğan'dan geldi.

O, 35 yıldır setlerde olan bir isim... Bugüne kadar 60 filmde ve dizide rol aldı. Bir dönem şarkıcılık da yapan Oya Aydoğan, oyunculuğun yanı sıra televizyonlarda kadın programları hazırlayıp sunuyor. Star TV'de 4 yıl önce sunduğu programda, seyircilerin arasında oturan Fahriye Evcen'i keşfeden Oya Aydoğan ile mesleğini ve hayatı konuştuk.

Çocukluğunda idolü Türkan Şoray'dı. Gün geldi o da parlak bir yıldız oldu, o çok sevdiği aktris için "Türkan'ın devri bitti" dedi. Üzerinden 30 yıl geçti. Oya Aydoğan, bugün 'haksızlık ettim diyor" ve ekliyor: Çok gençken insanlar bir sürü hata yapıyor. Yani kendisi Türkan Şoray'ın yerine geçebilecek sanıyor. Onu sevmekten hiçbir zaman vazgeçmedim.
 
-Sizden geçmişinize dönmenizi istesem bana neler anlatırsınız?
 
Çocukken ben sadece artist olmak istedim. Çok erken yaşlardan itibaren yani 5-6 yaşlarında okula gitmeden evvel artist olmayı kafaya takmıştım ve oldum da... O zamanlar benim etkisinde kalacağım yıldız Ayşecik'ti. Lüks Sineması vardı, onun bir galasına gitmiştim. Bordo kadife kenarları süslü bir elbise giymişti. Saçları hafif dalgalı, kumral gibi o görüntü gözümün önünden gitmiyor. Uzaktan ona bakmıştık. Annemle ikimiz çok sinemaya giderdik. Onun çok etkisi oldu. Bir sinemadan çıkar öbürüne giderdik. Benim 7-8 yaşına kadar olan bütün yaşantım, meşhur İstiklal Caddesi'nde yani Beyoğlu'nda geçti. O yüzden, sinemanın, artistlerin içinde olmakla bunun saygın ve insanların karşılıksız bir sevgi duyduğu bir iş olduğunu anladım. O zamanlar artist olmak çok iyi gözle bakılan bir şey değildi, şimdiki gibi değildi. Çok sevgi duyulan hayranlık duyulan, ilgi çeken bir meslek olduğunu o yaşımda keşfettim ve öyle olmak istedim. Sevilen bir iş yapmak istedim ve artist olmayı seçtim.

-Anneniz ne diyordu buna?
 
Annem artist olmamı çok istiyordu. Annemin en büyük hayali, "Türkan Şoray'ın annesi olsaydım" diyordu. O zaman bir kare as vardı, Türkan, Hülya, Fatma, Filiz... Okuldaki kolej defterlerimin üzerini onların resimlerini yapıştırırdım. Ben Türkan Şoray hayranıydım. Bir başka arkadaşım Filiz Akın hayranıydı. İmtihana girmeden evvel onların resimlerini öpüp öyle girerdik. Bize şans getirsin diye... Artistleri koyduğumuz şeye bak, sanki onlar bir melek, onlardan dilekte bulunurduk. O denli büyük bir hayranlığımız vardı.

SEVMEKTEN VAZGEÇMEDİM
 
-Yıllar sonra Türkan Şoray için, "Onun zamanı bitti artık" dediniz ama?
 
Onu çok gençken söylemiştim. Çok gençken insanlar bir sürü hata yapıyor. Yani kendisi Türkan Şoray'ın yerine geçebilecek sanıyor. Bu öyle bir şey değil, bitmez. Ben onu dediğim zaman büyük haksızlık etmişim. 30 sene falan önce demişim, "Aaaa Türkan Şoray bitti" diye... Ne kadar haksızlık kadına. Ben "Bitti" dedikten sonra kadın 'Selvi Boylum Al Yazmalım'ı yaptı, 'Dila Hatun'u yaptı, 'Bodrum Hakimi'ni yaptı. "Bitti" derken o bir anlık bir şımarıklıktı. Onu sevmekten hiçbir zaman vazgeçmedim.
 
-Türkan Hanım'ın arkasında kuvvetli bir erkek vardı: Rüçhan Adlı...  Peki sizin arkanızda kim vardı?
 
Türkan Şoray'ın arkasında Rüçhan Adlı olmasa bu kadar başarılı olabilir miydi? Hülya Koçyiğit'in arkasında Selim Soydan gibi bir desteği olmasa, Filiz Akın'ı Türker İnanoğlu desteklemese öyle başarılı olabilirler miydi? Benim arkamda kimse yoktu. Rahmetli annem vardı o da çok erken vefat etti. Annem Güldane çok erken yaşlarda, 54 yaşında felç oldu, hayatının 8 senesini hiç kalkmamacısına yaşadı. Onun için İbrahim Tatlıses'in başına gelenlere çok üzüldüm. Çünkü o da sol taraftan felçli, benim annemde sol tarafından felçliydi. Beyin ameliyatı olmuştu. Tesadüfen İbrahim Tatlıses'le 'Tövbe' adlı bir film çekmiştik, o zaman annem rahatsızlanmıştı. Allah ona şifa versin. Ferdi Tayfur'a da çok üzüldüm. O da hastaÖ Ben hepsiyle film yaptım, Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses Kemal Sunal'la da kamera karşısına geçtim. Şöhreti en büyük olan sanatçı Ferdi Tayfur idi. Hayranları neler yapamıyordu ki yerlerde, önünde paspas oluyorlardı. Anormal bir fanatik kitlesi vardı.

Güzellik yarışmasını kazanınca amcam beni vurmak istedi

-Ailenizde artist olmanızı istemeyen birileri var mıydı?
 
Babam, ağabey, üç tane dayı, bir tane deli amca... Erzincanlı mutaasıp bir ailenin kızıydım. Bir derginin yarışmasına katıldım, 1975'te birinci oldum. Ama herkes evde karşı olduğu için o birinciliği iade etmek zorunda kaldım. Ertesi sene tekrar güzellik yarışmasına girdim, Ses Mecmuası beni birinci seçti. O seneki şansım ağabeyim yurt dışına okumaya gitmişti. Dayılarım da yurt dışındaydı. Bizim ailede bir tek babam kalmıştı. Deli amcam da Erzincan'a dönmüştü. Kulaksız İbrahim adında bir amcam vardı. Senelerce beni vurmak için aradı. Tabii babam müsaade etmedi. Ben yarışmayı kazandıktan sonra bütün ailenin yükünü üstlendim. Bütün ödemeleri ben yaptım. Aileye bakınca da patron siz oluyorsunuz.
 
 -Saint Michel Fransız Lisesi mezunusunuz değil mi, kaç dil biliyorsunuz?
 
Evet, iki dil biliyorum. Fransızcam çok iyi, İngilizcemse kendimi kurtaracak kadar.

-Nasıl bir öğrenciydiniz?
 
Hem zekiydim hem de çok çalışıyordum. Bir sene hiç çalışmadım, lise 1'deydim. Notre dame de Sion'da okudum. Okul TRT'nin karşısındaydı. Tarık Akan'ın, Müjdat Gezen'in, Uğur Dündar'ın, arkasından çok koşturdum. Onları ağabey olarak görüyordum, yardım istiyordum.

-Peki bu dönemde genç bir kız olsaydınız kimin peşinden koşardınız?
 
Tabii Kıvanç Tatlıtuğ'un peşinden koşardım, onu çok seviyorum ve beğeniyorum. Ezel'i hiç kaçırmadım. Kenan İmirzalıoğlu'nu da çok beğeniyorum. Murat Yıldırım da iyiÖ Şimdiki gençler çok iyi ve daha şanslılarÖ Bayanlardan Beren Saat'i çok beğeniyorum. 4 sene önce Bergüzar Korel'i beğeniyordum. Bu oynadıkları rollerle ilgili bir şeyÖ 'Fatmagül'ün Suçu Ne?' adlı diziyi severek izlediğim için oyuncularını da pek beğeniyorum. Bir de hayatımda hiç bir diziyi 'Aşk-ı Memnu' gibi takip etmedim. Çok yakın arkadaşımın kızının kınasına gitmedim, final gününe denk geldi diye. Final benim sinirimi bozdu. Beren öldü diye çok etkilendim. O öldü, Behlül mahvoldu, aileye acıyorsun. Onlarla yaşıyorsun. Yani ben sanki bu işin içinde hiç değilim gibi... Ben tam bir dizikoliğim. Üç dört tane dizi takip ediyorum. 'Fatma Gül'ün Suçu Ne', 'Ezel', 'Öyle bir Geçer Zamanki' ve 'Kızım Nerede'? Sahici gibi ciddiye alıyorum.

Herkeste bir şımarıklık dönemi oluyor
 
-Genç oyuncularda biraz disiplinsizlik var deniliyor, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bizler bir anda şımarmadık, çünkü çok para kazanamadık. Senelerce para kazanamadık. Sinemada filmin bütçesi belli. Ferdi Tayfur'la oynuyorsun, en büyük parayı o alıyor. onun 30'da 1 parasını sen alıyorsun. Ya da İbrahim Tatlıses veya Orhan Gencebay. Yetiştirmek çok zordu o paralardan. Giyim alacaksın, şimdiki gibi sponsor yok, kendi cebinden harcıyorsun. Takı takacaksın, satın alıyorsun, hem de hakikisini. Çok zordu işler.

-Eski oyuncularla yenilerin arasındaki en büyük fark nedir?
 
Şimdiki oyuncular çok güzel paralar kazanıyor. Ancak biz kazanamıyorduk. Şimdi star bir oyuncu bir sene içinde kendine ev alıyor, pahalı bir araba alıyor. Biz o zaman Doğan, Şahin araba alıyorduk, normal bir yerden daire alabiliyorduk. Ben bunları sinemaya girdikten 6 yıl sonra yapabildim.

-Peki ya şöhretten şımardığınız hiç oldu mu?

Hepimizde oluyor o şımarıklık dönemi...  Ben karakter olarak iyi yetiştirilmiş biriyim. Çok aşırı şımarıklık yapmadım. Ne yapabilirim; mesela sete geç kalmışımdır. Yücel Rüçhanoğlu'na yaptım o ayıbı. Yönetmen sert olmayınca korkmuyorsunuz demek ki? Onu çok iyi hatırlıyorum, Gökhan Güney'le birlikte bir film çekiyoruz, Ada'ya gidilecek. Bütün ekip bekliyor, vapura eşyalar atıldığı halde ben gitmedim diye vapurdan aşağı alıyorlar. Öğleden sonra benim için Ataköy'e gidiyorlar. Ben de bunu yaptım. Sabah 9'da sette olacağım. Uyanamıyorum, 1'de sete gidiyorum. Bu ayıplarım oldu benimde.

-Peki siz yenilerden sete geç kalanını gördünüz mü?

Evrim Akın ve Tan Sağtürk'le çalıştım, onlardan böyle bir şey görmedim. Ama tabiî ki dizi çok uzun dönem sürüyor. Mesela 3 sene sürüyor, 3 sene hiç arada bir şey olmadan, güllük gülistanlık geçmez. Mutlaka bir şeyler olur. Berna Laçin'le oynadım. Berna biraz geç kalırdı; 1, 2 saat... Bir iki kere oldu.

Bülent Ersoy öyle kimseye yardım etmez
 
-Eğitim, bu iş için şart mı?
 

Asla... O kadar kolejlerde okudum, bu işte hiç işime yaramadı. Eğitim asla şart değil. Çok eğitimli olursan bilakis çok yukarılarda kalıyorsun. Bizim zamanımızda prodüktörlerin hepsi ilkokul mezunuydu. Setlerde çalışa çalışa bu noktaya gelmişlerdi.

-Bülent Ersoy'la tanışıklığınız kaç sene oldu?

26 senedir arkadaşız.

-Nasıl tanıştınız?
 
Bir kuaförde tanıştık.

-Bülent Ersoy size yardım etti mi?
 
Bülent Ersoy öyle kimseye yardım etmez. O şarkıcılık yapıyor, benim mesleğim sinemaydı zaten. Birlikte çalıştık, kadroya aldığı zamanlar da, almadığı zamanlar da oldu. 26 senelik dostluk süresince çok darılıp barıştık.
 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com