Paket açılırken...

Paket açılırken...
Bakmayın adına Demokrasi Paketi denildiğine. Bu paket resmen aylarca oyalamadan sonra terör örgütünün susan silahlarının bir bedeli olarak mecbur kalınarak hazırlanmıştır.

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM
 
Şurasını kabul edelim ki iş başındaki iktidar yıllardır on binlerce masum insanın hayatına kasteden terör örgütü karşısında sonunda pes etmiş ve “Gelin sizlerle uzlaşalım. Ne istiyorsunuz?” demek zorunda kalmıştır. Nasıl 1960 ve 1982 Anayasa’ları kendilerine Cumhuriyeti Koruma ve Kollama görevi verildiği için durumdan vazife çıkaran TSK’nın zoruyla kabul edilmişse bu paket de PKK silahlarının gölgesinde hazırlanmıştır.
 
Paket üç hafta önce hazırdı. Başbakan hafta sonu evine kapanacak son rötuşları yapıp Pazartesi günü paketi açacaktı. Ama olmadı. Olmayınca da kimisi paket İmralı’ya, kimileri de Kandil’e gönderildi deyince iktidar kanadı büyük tepki göstererek tam tersine muhalefetin terör örgütü ile işbirliği içinde olduğunu iddia etti. Kısaca muhalefet “tencere dibin kara” derken iktidar da “seninki benden kara.”  diyordu.
 
Şöyle oldu.. Böyle oldu.. Neticede oyalama ancak bu kadar sürdürebildi. Pazartesi günü kısmet olursa  Başbakan "Büyük sürprizler var.. Herkes memnun olacak." dediği Pandora’nın kutusuna dönen paketin fiyongunu açacak. Öncelikle herkesin memnun olacağı bir paket söz konusu olamaz. Zira her tarafların kırmızı çizgileri orta bir yolun bulunmasına imkân vermiyor. Paketi yeterli bulmayanların başında PKK kanadının geleceğini sanıyorum. Özellikle en önemli derdi geçim sıkıntısı olan büyük çoğunluğun nasıl memnun edileceğini doğrusu merak ediyorum.
 
Ayrıca Başbakan’ın halka karşı angajmanları vardır. Sadece bazılarını hatırlatayım;
Halkın istemediği hiçbir şey olmayacaktır.”
“Kesinlikle taviz verilmeyecektir.”
“Ana dilde eğitim söz konusu olamaz.”
 
Sorun nerededir biliyor musunuz? Aylardır süregelen çözüm süreci ile ilgili olarak bakmayın karşılıklı kırıcı olmayan yumuşak sözlere. Söylemler ara sıra benzese de tarafların asıl amaçlarının birbiriyle bağdaşır tarafı yoktur. Karşı taraf tam bağımsızlık ya da en azından özerklik istiyor. Apo başlı başına ayrı bir sorun. Uyanık Kürtler özerlikten yana. Öyle ya devlet hizmetleri bedava alınıp ekmek elden, su gölden geçinip gitmek varken İstanbul’a, Antalya’ya, Bodrum’a ya da Çeşme’ye gitmek için pasaport ve vize ile mi uğraşacaklar?
 
Hükumet’e gelince Kürtlerin ne olacağı asla umurunda değil. Tek düşünce seçimlere kadar şehit cenazelerinin gelmemesi ve sonrasında seçimi kazanmak ve en önemlisi de Başbakan’ın dokunulmazlığının artan yetkilerle sürmesini sağlamak.
Bugüne kadar Anayasada ve yasalarda bazı değişiklikler yapıldı. Bunların bir bölümü AB normlarına uyum nedeniyle yapılan zorunlu değişikliklerdi. Önemli bir bölümü ise AKP ye daha doğrusu Başbakan’a tek adamlık yolunu açmak için yapılmıştı.
 
Samuel Beckett’in ünlü eserinde nasıl Godot bekleniyorsa, ülkemizde de herkes Demokratikleşme Paketi’nden neler çıkacağını merakla bekliyor. Bence bu ütopik beklenti büyük bir hayal kırıklığı yaratacak. Esası asla ilgilendirmeyen ve karşı tarafın beklentisine asla cevap vermeyecek kısaca tablonun bütününü koruyan üç beş fırça dokunuşunun rötuş izlerini göreceğiz. Muhtemelen bir süreç yaşandığı ve başka paketlerin yolda olduğu müjdesi ile oyalamaya devam edilmeye çalışılacaktır. Artık kim ne kadar inanırsa…
 
Konuyu biraz açalım. Demokratikleşme denilince akla gelen en önemli paradigma iktidar gücüne sahip olanların bu güçlerinden kısmen vazgeçerek, sandık başına giden halkın oy veren değil, seçen kişiler olarak yönetime daha aktif katılması, sistem içinde yer alan tüm kurum ve kuruluşların daha bağımsız ve özgür hareket etmeleridir. Böyle olunca da ülkemizin demokratikleşmesinin önündeki en büyük engel ne yazık ki paketi açacak Başbakan ta kendisidir. Çünkü Başbakan için 'demokrasi istenilen durağa kadar gidebilmek için binilecek bir tramvaydır'. Bunu ben söylemiyorum. Kendisi söylüyor. Sözün özü Başbakan için demokrasi bir amaç değil bir araçtır. Aslına bakarsınız demokrasi gerçekten bir araçtır. Amaç bireylerin temel hak ve özgürlüğü, mutluluğu ve insanca bir yaşam sürmeleridir. Ama Başbakan çağdışı diyebileceğiz yaşam felsefesini hakim kılabilmek uğruna Makyavelist metotlarla bir yandan ana gayesi için her türlü  aracı meşru sayarken bir yandan da şeklen demokrasiyi savunuyor görünmektedir.
 
Darbe Anayasası denilerek Anayasa’da bazı değişiklikler yapıldı. Ama darbe ürünü olan YÖK’e karşı oldukları halde kaldırmayıp yetkilerini artırdılar. İstikrar diyerek yine temsilde adaleti sağlamayan hiçbir batı ülkesinde olmayan orandaki seçim barajına dokunmadılar. Çünkü şu anda işlerine öyle geliyor. Sonuçta darbe Anayasasını değiştiriyoruz bahanesiyle tüm yargı organlarını siyasi iktidarın emri altına soktular.
 
Bugün Amerikan Başkanların gerçekten çok büyük yetkileri vardır. Sekreter konumundaki bakanlar Senato ve Temsilciler Meclisine karşı değil Başkana karşı sorumludur. Ama Amerika’da gerçekten bağımsız öyle bir yargı sistemi vardır ki şüphe halinde sıradan bir vatandaş gibi Başkanı ve bakanları sorgular. Bizde Başbakan’ın izni alınmadan Yargıtay Başsavcısı bile bırakın Başbakan’ı, korumasını sorgulayamaz.

Şimdi bırakalım ileri demokrasi safsatasını. Normal demokrasilerden bazı örnekler verelim. Son 3 yıldır ülkeyi tek adam olarak idare eden bir kişi daha geniş yetkilere sahip olmak için alttan alta fırsat kollarken bu gücünden  bir şey kaybetmek ister mi? Örneğin Amerika’daki gibi ülkemizde de valileri halk seçse yani bu yetkisini halka bıraksa o zaman  nasıl “Benim Valim” diyebilir?

Başbakan şayet Başkan olamazsa Cumhurbaşkanı olmak istiyor ya yeterli bulmadığı Cumhurbaşkanı’nın bazı yetkilerini hatırlatayım.

Başbakanı, Bakanları, Genel Kurmay Başkanını, Devlet Denetleme Kurulu üyelerini ve Başkanını atamak, YÖK üyelerini, Üniversite Rektörlerini, Anayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte birini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını, Askeri Yargıtay üyelerini, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyelerini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek v.s.

Şimdi siz Başbakan’ın mevcutları yetersiz bulurken daha demokratik olması için örneğin Üniversite Rektörleri ile  Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinin seçimlerini kendi kurullarının yapmasını ister mi? Kesinlikle istemez..

Garson yemeğini bitiren müşterisine hesap pusulasını uzatırken iyi bir bahşiş alabilmek için olabildiğince güler yüzle “Beyefendi, eti nasıl buldunuz?” diye sorunca adam önce garsonun yüzüne bakar ve hayli sinirli, “Nasıl olacak? Patateslerin arasında bulabilmek için çok uğraştım.” demiş.

Bakalım arayanlar paketin içinde kolayca Demokratikleşmeyi bulabilecekler mi?
 
Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com