Peki şimdi ne olacak?

Peki şimdi ne olacak?
Beş yıldan bu yana Ergenekon Davası ile ilgili gazetelerde binlerce haber çıktı, yorumlar yapıldı. Televizyonlarda sayısız malumatfuruşun ( Bilgiçlik taslayan ) akla zarar değerlendirmelerini dinlemekten usandık.

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

Neler söylenmedi neler? TSK ‘dan tasfiye edilecek ABD karşıtı  generallerin listesi  Kasım 2007 de Oval Ofiste  G.BUSH tarafından ERDOĞAN ‘a verilmiş. Tüm tezgahlar kimine göre CIA, kimine göre PENTAGON tarafından hazırlanmış.. Kimine göre ise PUTIN yanlısı olanlar varmış. Mış mış da mış mış …

Sonuçta resmin bütününe baktığımızda hüküm giyen sivillerin yani rektörlerin, profesörlerin, yazarların, siyasetçilerin, gazetecilerin ve televizyoncuların ortak yanı AKP iktidarına karşı olmalarıdır.

Askere gelince… Onun kime karşı olduğundan çok daha önemlisi sırası ile  Milli Selamet Partisi, Refah Partisi ,Fazilet Partisi,Saadet Partisi ve  son olarak AKP çizgisinde devam eden siyasi akımda yer alan kadroların tamamı Türk Silahlı Kuvvetlerine karşıdır.
Bunun çok önemli bir nedeni vardır. İkide birde irticai eylemler nedeniyle partilerinin kapatılarak isim değişikliği ile yeniden kurulmalarının ilk sorumlusu olarak daima askeri görmüşlerdir. Yıllarca YAŞ (Yüksek Askeri Şura) şeriat yanlısı subay ve ast subayları daha ilk rütbelerinde tasfiye etmiştir.

1995 seçimlerinden sonra parlamentoda en çok oyu almaları nedeniyle iktidar olmuşlar ama bu iktidar uzun ömürlü olamamıştır. 28 Şubat iktidarlarına son vermiştir.

O zaman Türk Silahlı Kuvvetlerini dize getiremedikleri takdirde iktidar bile olsalar muktedir olmayacaklarını çok iyi anlayan bu kadro kendilerine en büyük iç düşman olarak askeri görmüştür.
Balyoz ve Ergenekon davaları ile asker işlevsiz hale getirilirken bir yandan da AKP karşıtı olanlara gözdağı verilmiştir. Hatta unutmayalım ki ERDOĞAN 2011 seçimlerinden önce “ Bitaraf olan bertaraf olur.” sözü ile kendinden yana olmayanları bir anlamda tehdit etmiştir.       
Sonuçta salam metoduna göre çok başarılı bir şekilde uygulanan tasfiye planı ile asla kendilerine baş kaldıramayacak muti ve munis   bir TSK yaratılmıştır.

Partilerinin kapatılmalarının ikinci ayağı olan Yüksek Yargı da son referandumdan sonra istedikleri kıvama getirilmiştir.
Kabul etmek zorundayız ki Anayasa’da ayrı olduğu sözü edilen kuvvetler erkinin tamamı şu anda tek bir adamda toplanmıştır.
Dava dosyalarının içeriğini ve delilleri tam olarak bilmememe rağmen ta başından beri bu davaların yukarıdaki planın uygulanması amacı ile gündeme getirilen siyasi amaçlı davalar olduğunu düşündüm. Bence Ergenekon Örgütü sanal bir örgüttür. Ceza alanların büyük bir bölümü örgüte üye olmaktan dolayı suçlanıyorsa ortada üyelerin isimlerinin kayıtlı olduğu bir defter, bir yönetim adresi ya da belli bir telefonunun bulunması lazım gelmez mi? Kayıtsız kuyutsuz örgüt üyeliği olur mu? Örgütün bir şeması olmaz mı? Bu örgüt üyelerinin dünya görüşlerinin birbirinden çok farklı kişiler olmaları yanında çoğu birbirlerini ilk defa mahkemede görmüşlerdir.
Şüphesiz bu kişiler AKP’den memnun değildir. İktidardan nasıl uzaklaştırılabileceğinin hesabını yapmış olabilirler. Ama bu yarım kalmış bir teşebbüs dahi sayılmaz

 Bu kişilerin düşünceleri şayet suç ise şu anda tek amaçları AKP’’yi düşürmek olan muhalefet partileri de bir terör örgütüdür.
Yok  eğer Genel Kurmay Başkanı terör örgütünün başı olmaktan suçlanıyorsa o takdirde  davanın savcı ve hakimleri  Türk Silahlı Kuvvetlerini terör örgütü olarak görmektedir. Yargının bu kararı şayet doğru ise bu durumda  bu kişiyi o makama getiren  ERDOĞAN ‘ın da terör örgütüne yardım ve yataklık ettiği sonucu çıkmaz mı ?

Önceki gün açıklanan karardan sonra bir kesim “ Oh olsun. İyi oldu hadleri bildirildi .”  derken ülkede çok büyük bir kesimin adil bir yargılanmanın yapılmadığı ve savunma hakkının tanınmadığı, ülkeye yıllarca hizmet etmiş birçok kişinin haksız yere cezalandırıldığı inancında olduklarına hiç şüphe yoktur.

Bu kesim Türk Hukuk Tarihinin en ağır cezalarını öğrendikten sonra gözlerini Yargıtay’a çevirmiştir. Oradan bir umut bekler hale gelmiştir.
Şimdi başlıktaki sorunun cevabını veriyorum. Kanımca endişeler yersizdir. Zira bu kişiler çok yakın bir gelecekte serbest kalacak ve özgürlüğüne kavuşacaktır.

Kim ne derse desin? Bakmayın siz BDP ‘lilerin   APO ‘nun  mahkumiyet koşullarının iyileştirilmesi gibi söylemlerine. İmralı 5 yıldızlı bir otel haline getirilse ve  sözüm ona sabah kahvaltılarında APO ‘ ya Beluga Havyarı sunulsa sanmayın  talepler sona erecektir.
Çözüm sürecinin olmazsa olmaz koşulu sadece    APO’nun özgürlüğü  değil ayni zamanda siyasi bir kimliğe  sahip olmasıdır. Aksi halde terör daha da şiddetli olarak geri dönecektir. Herhalde APO pişmanlık duyarak terörü sona erdirmek için adım atmamıştır.
Bugün şu anda haklarında teşebbüs var sayımıyla ağır cezalar hükmedilen Ergenekon teröristlerine (!)  göre çok daha ağır suçlar işlemiş PKK ‘lı teröristler iktidarın “Görmezlikten gelin. Oralı olmayın,” talimatı  ile ülkenin bir çok yerinde serbestçe dolaşmaktadır. Ama bu özgürlüğün yasal bir dayanağı  yoktur. Bunlardan herhangi birinin cesur bir polis tarafından yakalandıktan sonra sorumluluğunu bilen bir savcı tarafından mahkemeye sevk edilmesi işten bile değildir.

Özellikle APO ‘nun ve bunun yanında   hüküm giymiş ya da henüz serbest dolaşımdaki teröristlerin özgürlüğü tek ama tek bir şeyle mümkündür.

ÖZEL BİR AF KARARI ALMAK

Şimdi zurnanın zırt dediği yere geliyorum. İktidarın çözüm süreci gereği sadece APO ve PKK ‘lı teröristler için af kararı alması mümkün değildir. AKP yanlısı bile olsa Anayasa Mahkemesi böyle bir kararı eşitlik ilkesine aykırılıktan dolayı bozmak zorundadır. O halde geriye yapılacak tek şey kalır:  

GENEL AF KARARI ALMAK

Çok uyanık olduğunu bildiğimiz iktidarın başı böyle bir kararı şu anda infial içinde olan halkın genel arzusu gibi göstermek isteyecektir. O zaman elindeki tek koz son kararlardan memnun olmayan kişilerin duygularından yararlanmak olacaktır.
Burada küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum. Mahkeme heyeti Ergenekon’un sıradan bir örgüt değil silahlı bir terör örgütü olduğuna hükmetmiştir. Böylece PKK ile ayni potaya sokulmuştur. Aksi halde verilecek çok daha hafif cezalarla büyük bir çoğunluk tahliye edileceğinden içeride 3-5 kişinin kalması söz konusu olacaktı.  Peki örgütün silahları nerede diye soracaksınız? Umraniye’de bir evde kimin tarafından konulduğu tam olarak bilinmeyen 27 adet el bombası ne güne duruyor? Şimdi diyeceksiniz ki el bombası ile darbe yapılmaz ancak tehdit yolu ile bir uçak kaçırılabilir. Canım kadı kızında bile gerektiğinde kusur olabiliyorsa   bırakın da günümüz kadılarının böyle bir kusuru da oluversin.

Şimdi iktidarın yapacağı çok önemli bir iş var. İktidar işbirliği içinde olduğu BDP ‘ye siz şimdilik sesinizi çıkarmayın diyerek başta TOBB ve MÜSİAD olmak üzere diğer yandaş çeşitli sivil  toplum kuruluşlarından genel af talepleri getirtebilir ve gerekirse bu konuda  güya zemin yoklaması yapmak amacı ile yeni bir akiller heyeti kurabilir. Her zaman asıl niyetlerini gizlemeyi çok iyi bildiklerinden böyle bir af için gerekçe olarak halkın bu konudaki arzusu deyip bir referanduma gidebilirler. Kısaca bu hususta da ne yapıp yapıp böyle bir kararı kendilerinin değil halkın kararı gibi sunmaya çalışacaklardır. Mutlaka duymuşsunuzdur demokrasi için “ İktidarın kendi fikrini  halkın fikri imiş gibi sunmasıdır .” derler.

Bu yazıyı okuyan değerli dostlar! Şimdi sizlerden rica ediyorum. Gece yatağınıza yattığınızda vicdanınızın sesini bir dinleyin. Böyle bir referandumda her ne bahasına olursa olsun APO cezasını çekmelidir diyerek hayır oyu mu verirsiniz? Yoksa haksızlığa uğradığına inandığınız bu kişilerin kalan ömürlerini zindanlarda geçirmemeleri için APO da Allah’ından bulsun diyerek evet oyu mu verirsiniz? Zor bir soru değil mi? Yakında göreceğiz. 08.08.2013

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com