Polisten yeni yöntem 'Zoraki Sohbet'

Polisten yeni yöntem 'Zoraki Sohbet'
Gözaltına alamadıklarını sohbet edeceğiz diyerek tutuyorlar

Polisin Gezi destekçilerini yıldırma çalışmaları devam ediyor. Ankara Güvenpark'ta gelen geçen herkese GBT kontrolü yapan güvenlik güçleri canlarının istediğini de sohbet adı altında alıkoyuyor.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencisi Yusufcan Yıldırım'ın başına gelenler bu uygulamaların canlı örneği oldu. Haziran ayında Gezi eylemleri sebebiyle gözaltına alınan ancak daha sonra serbest bırakılan Yusufcan Yıldırım iki gün önce okuluna giderken Güvenpark'ta GBT kontrolüne tabi tutuldu. Hakkında arama kararı olmadığı halde parkın içindeki mini karakola götürüldü. Çantasını aradılar, şüpheli birşey olmadığına dair tutanak tuttular. Gözaltında olup olmadığını soran Yıldırım'a polisin cevabı da hayli şaşırtıcıydı. Gözaltında olmadığını sohbet etmek istediklerini söyleyen polisler daha sonra Ankara Terörle Mücadele Şubesi’nden amirlerinin kendisiyle sohbet etmek için geldiğini haber verdiler.

Anlaşılmaz bu uygulama sırasında gözaltında değilse gitmek istediğini söyleyen Yıldırım'ı polis bırakmadı ve hem amirler hem de Başbakanlık korumaları gelip sorguya çektiler. Hatta Başbakanlık korumaları fotoğrafını çekmek istedi. Buna izin vermeyen Yıldırım kimliğinin fotokopisinin çekilmesine ise engel olamadı.

Tüm yaşadıklarını Facebook üzerinden yazarak insanlara duyuran Yıldırım son olarak da hakkında 11 kez 'Örgüt üyesidir' diye kayıt tutulduğunu anlatıyor. Yusufcan Yıldırım 1,5 saat alıkonduğu olay sonunda şunu söylüyor; " Buradan herkes bilsin ki, yarın öbür gün bir olayda benim kimliğimi bulurlarsa, onu oraya polis yerleştirmiştir."

Yusufcan Yıldırım'ın mektubunun tam metni;

   
    Merhaba dostlar;

    Ben Yusufcan Yıldırım, belki hatırlarsınız; Gezi Parkı Eylemleri’nden sonra 18 Haziran’da Ankara’da tutuklanmış, daha sonra serbest bırakılmıştım. Bugün yaşadığım bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.
    
    Bugün, yani 17 Eylül günü, okuluma, SBF’ye gitmek için evden çıktım. Evden okula giderken yolum mecburen Güvenpark’tan geçiyor. Güvenpark’ta, Başbakanlık vb. kurumlara yakın olduğu için son dönemde artan eylemlerden sonra da sürekli GBT kontrolü yapılır. Bugün beni de çevirdiler, herhangi bir aranmam vb. olmamasına rağmen beni Güvenpark’ta kurdukları “mini karakol”a götürdüler. Çantamı aramak istediler, arama kararları olup olmadığını sordum, arama kararını gösterdiler. O zaman gördüm ki, Ankara 7. Sulh Ceza Mahkemesi’nin verdiği karar dolayısıyla, polisin Kızılay’da “şüpheli” gördüğü herkesin arabasını, çantasını vb. arama yetkisi varmış. Kimi canı isterse hepsini arayabilir yani.
    
    Çantamı aradılar, “şüpheli” bir şey olmadığına dair tutanak da tuttular; ama beni gene de bırakmadılar. ”Gözaltında mıyım?” diye soruyorum, “Hayır, değilsin. ” diyorlar; “o zaman gideceğim” dediğimde de bırakmadılar ve Ankara Terörle Mücadele Şubesi’nden amirlerin benimle “sohbet etmek” için Emniyet Genel Müdürlüğü’nden yola çıktığını söyleyerek, bırakmadılar.
    Amirler geldi, onlara tekrar sordum “Gözaltında mıyım?” diyerek, “Hayır, sohbet etmek istiyoruz.” cevabını aldım. Bu sefer de “Eğer elinizde beni tutmak için bir karar yoksa, ben sizin sohbetinizi sevmiyorum, sizinle konuşacağım bir şey yok.” dedim, gene bırakmadılar. Tekrar çantamı aradılar, Güvenpark’ta ne yaptığımı sordular, “Okula gidiyorum” deyince amirlerine telefon edip, okula gittiğimi anlattılar. Yani sizin anlayacağınız, ben okula gideceğim diye Ankara Emniyeti ayağa kalktı.
    
    Tabi birde, Güvenpark Başbakanlık’a yakın olduğu için, Başbakanlık’ın korumaları da geldi; fotoğrafımı çekmek istediler, izin vermedim. Ama kimliğimin fotokopisini çekmelerine engel olamadım. Buradan herkes bilsin ki, yarın öbür gün bir olayda benim kimliğimi bulurlarsa, onu oraya polis yerleştirmiştir.
    
    Beni bırakmadan önce imza atmam için tutanağı gösterdiler ve orada gördüm ki, Ankara Terörle Mücadele Şubesi yememiş, içmemiş 1 değil, 2 değil, 3 değil tam 11, yazıyla on bir yanlışlık yok, kere benim “Terör örgütü üyesi olduğuma” dair kayıt tutmuş. Herhangi bir mahkeme kararına falan ihtiyaç duymadan, beni 11 kere “örgüt üyesi ” ilan edip, fişlemişler.
    
    Bir kez daha gördüm ki, polisler gençlerden, üniversite öğrencilerinden çok korkuyor; beni de korkutmaya çalışıyorlar. Sadece Başbakanlık’ın yakınından geçtiğim için beni 1,5 saate yakın alıkoydular. Ama yılmak yok. Ethem için, Ahmet için, Ali İsmail için, Mehmet için, Abdullah için, Medeni için yılmak yok.
    
    Bugün yaşadıklarımı sizler aracılığıyla duyurmak istedim. Teşekkür ederim.
(MRE)
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com