'RTE'nin hiç bir hükmü kalmadı!'

'RTE'nin hiç bir hükmü kalmadı!'
'Türk halkı ve özellikle gençler, bu yalan iktidarın, ABD omuzunda yükselen, ABD parasına dayanan afra tafraların sonunu getirdi.'
CHP Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Süheyl Batum Taksim Gezi parkındaki eylemlerle ve AKP iktidarının Amerikancı politikalrına ilişkin olay yaratacak açıklamalarda bulundu. Batum RTE'nin hiç bir hükmünün kalmadığı belirterek artık AKP iktidarınının halkı ve gençleri uyutamayacağını belitti. Bu iktidarın ABD omuzlarında be ABD sermeyesiyle yükseldiğini belirten Batum medyaya da ağır ifadelerle yüklendi.
 
İşte Batum'un olay yaratacak açıklamaları:
 
Olay çok açık olarak ortaya çıktı. Daha önce de söylediğim gibi, RTE'nin hiç bir hükmü kalmadı. O afraları, tafraları, bilgisizliğe dayanan değerlendirmeleri, yalakaları ve liberal (!) aydınları (!) hayran eden o korkunç üslubu darbe aldı. Hem de bir daha geri gelmemek üzere darbe aldı.
 
Türk halkı ve özellikle gençler, bu yalan iktidarın, ABD omuzunda yükselen, ABD parasına dayanan afra tafraların sonunu getirdi. 
 
Artık ne "3 çocuk istiyorum" palavrası geçerli. Ne "bir kadeh içen alkoliktir" palavrası. Ne "Kılıçdaroğlu alevidir" deyip, yuhalatma rezilliği. Ne "siz Alevi olduğunuz için Esad'ı tutuyorsunuz" ahlaksızlığı. 
 
Ne "iki ayyaşın yaptığı yasa" rezaleti. Ne "bu köprünün adını Yavuz Selim koydum, size ne" cehaleti. Ne "oğlum gemi aldı ama o gemi değil gemicik" felaketi.
 
Ne de yediğimize, giydigimize, ictigimize, icmedigimize, dinimize, mezhebimize, camimize, cemevimize, yaşamımıza karışma rezilliği. 
 
Hiç biri artık geçerli değil. Zaten yapmaya çalışsa bile eğreti olacak. Ancak yalakalarını, soytarılarını, kendi aydınlarını, kendi iş adamlarını ikna edebilecek. Digerleri gülecek. "Senin hükmün yok artık" diyecek.
 
Tabii her şey tamamı ile bitmedi. Bundan sonra tabii ki çok tehlikeli bir ruh durumuna bürünecektir. "yapacağım, yapacağım, size ne, sizi gidi çapulcular sürüsü, gösteririm ben size" türünde sözleri arka arkaya yuvarlamaya devam edecektir. 
 
Ama artık hiç bir hükmü kalmamış, boyaları dökülmüş olacaktır.
 
Kralın soytarılarının buralara getirdiği "adamın" para, ABD ve güce dayalı iktidarı ve "diktatörlük özlemleri" un ufak olup gitmiştir.
 
Dediğim gibi, "korkutucu olmak" için son çabasını sarfedecektir. "vurun, öldürün, komayın" gibi komutlarını daha sık verecektir. "Camii de yapacağım, yeni gemicikler de alacağım, yeni pırlanta dükkanları da açacağım" türünde söylemlerini de daha sık izleyeceğiz.
 
Hiç kuşku duymayın, iktidarının bittiği ortaya çıktığı günden beri açıkça gördüğümüz gibi, merkez ve yandaş medyada kendisini ve saz arkadaşlarını daha çok göreceğiz. Eskiden günde 5-6 saat görüyorduk. Şimdi yetmeyecek, günde 15- 16 saat göreceğiz. 
 
İhalelerle, avantalarla, karşılıksız kredilerle Türkiye'nin en zengini yaptığı ya da gazete sahibi değilken gazete sahibi yaptıgı is adamlarını yanına çağırıp, baskı yapacak. 
 
Ve kendisinden ve saz arkadaşlarından başka HİÇ BİR KİŞİYİ ve HİÇBİR OLAYI göstermemelerini sağlayacak. 
 
Bir televizyon, yaşanan tüm olaylar dururken, sadece iktidar mensuplarını konuşturacaktır. O olmazsa ineklerin tırnakları ile ilgili bir program koyacaktır. Ya da yemek programı koyacaktır. Ya da Başbakan' a sözüm ona sorular sorup, sözüm ona yanıtlar alacaktır. 
 
Bunun karşılığında da, Kanalın sahibi iş adamı daha büyük ihaleler alacaktır. Daha zengin olacaktır. Bu sayede vardığı "Türkiye'nin en zengin adamı" etiketi daha da güçlenecektir.
 
Evet bunların tümünü yapacak. Ama takke düştü, kel gözüktü. Artık yapacağı fazla bir şey yok. 
 
Gaz dedin sıktırdı, cop dedin vurdurdu, dövdürdü, arabaya ezdirdi, kafasından vurdurdu. İşçi, memur, gencecik insan, yaşlı demeden dövdürdü, eziyet ettirdi.
 
Gencecik insanların üzerine, yaşlıların üzerine tonlarca biber gazı sıktırdı. 
 
Dün gece ve bu gece Beşiktaş'da idim. Hangi partiden olduklarını bilmediğim, hangi dinden, mezhepten, etnik kökenden olduklarını bilmediğim pırıl pırıl gençlerin üzerine TONLARCA biber gazı sıktırdı. İki tarafı tutturup, gazdan kaçanlardan yakaladıklarını dövdürdü.
 
Aynı saatlerde, bir sözde gazetecinin karşısına oturup, "biber gazının hatalı kullanıldığını da" söylemeye utanmadı. Yüzü bile kızarmadı. 
 
Daha ne yapabilir ki ?
 
Benim yaşımda olanlar bilir. Filipinler'de Marcos da neler yaptı. İktidarım gitmesin diye ne kadar çok uğraştı. Ama nafile !
 
Mısır'da Mübarek de çok uğraştı, "ama beni iktidara ABD getirmişti, iktidarda ABD tutmuştu, % 88,6 oy almamı sağlamıştı, şimdi beni bırakmış olamaz" diye çok yırtındı. Ama nafile !
 
Ancak başka yapmaya çalışacağı şeyler yok mu ? Var. Dünyada tüm diktatör özentilerinin siyasal yaşamları sona ererken yaptıkları şeyler var. Onlar yapar da, RTE yapmaz mı ?
 
Onları da yazacağım. Yalnız bir şey söyleyeyim. Sakın RTE'ye diktatör dediğimi zannetmeyin. Onlar bile yaparken diyorum. Zaten RTE'ye diktatör desek, en başta kim kızıyor biliyorsunuz. 
 
Bir Swoboda, tabii bir de bizdeki Ali Kemal'ler pardon onlar kendilerine liberal aydın ve gazeteci diyorlardı galiba. (BCO)
 
Süheyl Batum
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com