Ruhani Başkent: Varanasi-5

Ruhani Başkent: Varanasi-5
Sadhular Hint toplumunda bütün sosyal statülerini, zenginliklerini, kastlarını bırakmış ve tamamen kendilerini mokşaya ulaşmaya adamışlardır.

Yaşar ÖZKUL | SANSURSUZHABER.COM

Sabahın çok erken saatlerinde güneşin ortalığı yavaş yavaş kavurmaya başladığı sırada otelimizden ayrılıp bir nehir gibi gürleyen sokakların arasına kendimizi bırakıyoruz bu karmaşanın arasında hedefimiz epeyce bir ün yapmış olan German Bread Bakery bulmak. Harita üzerinden ilgili sokağa geliyoruz ,ancak aynı isimde karşılıklı iki tane aynı yer olduğunu görüyoruz bunun klasik bir Hindistan aldatmacası olduğunu fark edip gerçek olana giriyoruz.
 
German Bread Bakery bir Alman tarafından işletilmekte ve kahvaltı yapabileceğiniz, normal yemekleri de yiyebileceğiniz kaliteli ve nezih bir yer. Restaurant'ın özellikle çatı katı wifi üzerinden nete bağlanmak ve çay içmek için oldukça ideal bir yer. Agresif ve yaramaz maymunları önleme amacı ile çatı katı tamamen teller ile kapatılmış durumda, burada hemen küçük ama etkili bir öneri otelinizden çıkar iken maymun riskine karşı kapılarınızı ve pencerelerinizi sürekli kapalı tutmanızı tavsiye ederiz.
 
Varanasi kaosuna German Bread Bakery'den aldığımız güçlü bir yakıt ile hazır durumdayız, ghat'lara doğru tekrar yol alıyoruz amacımız sadhuları görmek ve mümkün olduğunca fotoğraflamak. Sizleri ve kendimi yormamak için Hinduizm'in detaylarına girmek istemiyordum ancak bu noktada Sadhu kimdir nedir sorusunu özetle cevaplamak gerekiyor.
 
Bildiğiniz üzere çok fazla sayıda mezhebin ve doktrinin karışımı olan Hinduizm'in kökleri oldukça eskiye dayanmaktadır ve dinin bir yaşam biçimi olduğu Hint toplumu üzerinde çok yoğun bir etkisi bulunmakta. Bu bağlamda Sadhu (yogi veya baba olarak da biliniyor) kök olarak Sanskritçede başarmak anlamına gelmektedir. Bir keşiş gibi gezen ,kendini dine adamış bir tür derviş olan Sadhular Hint toplumunda bütün sosyal statülerini ,zenginliklerini ,kastlarını bırakmış ve tamamen kendilerini mokşaya ulaşmaya adamışlardır.
 
Hindistan'da ortalama beş milyon Sadhu olduğu düşünülmektedir ve halk tarafından saygı ile karşılanmaktadır hatta birçok insan Sadhuların lanetlerinden de korkmaktadır. Sadhuların yaşam biçimleri tamamen kendilerine özeldir ,bazı Sadhular Shiva'nında elbisesi olan kül ile vücutlarını boyarlar ,saçlarını ve sakallarını kesmezler ,alınlarında kül veya sandal ağacından çizilmiş mezheplerini gösteren işaretler taşırlar, bedenlerinin diğer kısımlarında kül ile çizilmiş çeşitli işaret ve çizgilerde görülmektedir. Elbiselerinin rengi genellikle sarı veya turuncu şeklinde olmakla birlikte genellikle toplu halde mathalarda (bir çeşit manastır ) ,küçük kulübeler veya mağaralarda yaşamaktadırlar. Sadhular zamanlarının çoğunu yoga ve meditasyon yaparak geçirirler ara ara mantralar söylerler. Burada bir yanlış anlamayı düzeltmek istiyorum insanlar Sadhuları bir ruhban sınıfı olarak düşünmektedir ancak sadhular Hıristiyanlıktaki gibi resmi din görevlileri değildir ,daha çok yardımcı olarak toplum arasında bulunan ve insanların gönlünde saygı kazanmış kimselerdir.
Sadhu'ları uzun süre gözlemlemek, onlar ile etkileşime geçmek ve doğu felsefesinin gizemini anlamaya çalışmak bizi çok uzaklara götürmekte birlikte bu uzakların içindeki devasa girdaplarda da yok etmekte. Sanki attığınız her adımda araladığınız her kapının altında kocaman bir dünya ile karşılaşıyorsunuz ,Sadhulara ve doğunun mistik ve gizemli felsefesini anlayabilmek için onu aralamaya çalışmalı ve kendi paradigmalarınızı bir süreliğine bırakmalısınız ,salt bazı ön yargılar ile hareket ederseniz sadece gördüğünüz kadarı ile kalırsınız, bazı insanlar yorumlarını sadece zahiren ve görünene göre yaparlar eğer görünene bakarsanız görebileceğiniz tek şey sizin algınızdan kirlilik, kaos ve bir grup fakir insan olacaktır.
 
Sadhuları bir süre izleyip birkaç cümle edip fotoğraf aldıktan sonra bir sonraki hedefimiz Ramnagar Fort'a gitmek için bir rikşaya atlıyoruz, yol boyunca toz bulutları ve egzoz arasında bizi karşıya ulaştıracak köprüye varıyoruz gördüğümüz manzara karşısında küçük dilimiz tutuluyor, bu köprüyü kelimelere dökmek hakikaten çok zor böyle bir köprüyü hayatınızda görme şansınız çok az. Köprü o kadar basit ve virane görünüyor ki ,bir sürü şişme dubanın üzerinde sallanan bir salıncağa benziyor. Rikşa ile geçip geçmeme konusunda ufak bir kararsızlıktan sonra yola devam ediyoruz ,köprü ağaçtan ve tahtalardan yapılmış ,araçların geçtiği tahtaların arasındaki boşluklar bazı yerlerde kafam kadar var ,hakikaten inanılmaz bir tabloya şahit oluyoruz.
 
Köprüde geçer iken bir rokete dönen rikşa içinde bütün kemiklerinizin oynadığını hissediyorsunuz ,eğer bel fıtığı ve benzer şikayetleriniz varsa bu köprüyü rikşa ile geçmeyi denemeyin bile. Zorlu bir mücadelen sonra yılların eskitemediği Ramnagar Fort'a ulaşıyoruz. Onsekizinci yüzyılda Mihrace Balwant Singh tarafından yapılan bu kale şeklindeki saray geçmişte Benares Mihracelerinin konakladığı yermiş, günümüzde bir müzesi ve tapınağı ile yerli yabancı turistlere hizmet vermektedir. Kale'nin mimarisi oldukça farklı ve güzel ancak günümüze kadar ulaşan kısımları haliyle biraz zarar görmüş durumda.
 
Kale'den içeri girdiğinizde önce bilet almanız gerekmekte ,Hindistan'ın her yerinde müze ve ören yerleri girişlerinde yerli ve yabancı turist ayrımı bulunmakta ve buna göre fiyat işletilmekte. Bu durumu bir yere kadar anlıya biliyorum ancak aradaki farklar çoğu yerde uçuruma dönüşüyor. Örneğin Tac Mahal'e bir turist olarak girmek size 750 Rp patlamakta. Bu duruma bir süre kızıyoruz ancak alışmaktan başka çaremizde yok kaleden içeriye girdiğinizde doğrudan müze kısmına ulaşıyorsunuz ,müzede kraliyet döneminden kalan araçlar, kılıçlar, eski silahlar ve antika saatleri görebiliyorsunuz ,biz ekip olarak müzeleri çok sevdiğimizden dolayı buradan da yeteri kadar keyif alıyoruz özellikle Avrupa’daki müzeler ile kıyaslandığında müzelerin daha bakımsız ve ilgisiz oldukları gerçek ancak içindeki değerler yeteri kadar iyi.
 
Müzeden yukarı çıkınca Durga tapınağı sizi karşılıyor bu tapınak çok büyük değil burayı gezdikten sonra yakınlardaki Hanuman tapınağını da ziyaret ediyoruz. Tapınakların olduğu noktaya çıkınca arka tarafta kalenin arka tarafının Ganj ile bitişik olduğunu görüyorsunuz ,çok küçük bir yerde olmadığımızı fark edip yolumuza devam ediyoruz.
 
Ramnagar Fort'da dikkatimizi çeken başka bir şeyde büyük bir saat oluyor bu saat yılları ,ayları veya günleri göstermiyor bunun yerine güneşi ,ayları ve yıldızları göstermekte. İnsanlığın günümüzde ulaşmış olduğu evrensel birikime katkı yapmış olan bu astronomik saat geçmişin bize bıraktığı önemli miraslardan birisi. Ramnagar'da yaptığımız kısa zaman yolculuğundan sonra ayrılma vaktinin geldiğini görüyoruz bugün Varanasi'deki son günümüz, ayrılmadan önce yapmamız gereken iki faaliyet kaldı bunlardan birisi ganj'da bot gezintisi diğeri ise ölü yakma ghat'larını yakından ziyaret etmek, bu amaçla Ramnagar'dan ayrılıp tekrar Varanasiye doğru hareket ediyoruz. SANSURSUZHABER.COM

twitter.com/yozkul43
facebook.com/yolbizigozler

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com