Ruhani Başkent: Varanasi-6

Ruhani Başkent: Varanasi-6
Himalayaların eteklerinden saf bir bebek gibi doğup gelen Ganj…

Yaşar ÖZKUL | SANSURSUZHABER.COM
Değerli dostlar Varanasi'deki son günümüzde etrafı daha iyi görmek ve anlamak için Ganj üzerinde bir gezinti yapmaya ve bot kiralamaya karar veriyoruz.Bot sürücüleri ile yaptığımız sıkı bir pazarlığın ardından her gün milyonlarca kişinin kutsadığı ve dua ettiği Tanrıça Ganj'a doğru yavaş yavaş yol alıyoruz.
 
Ganj'a fiziksel olarak yakında baktığınızda yüksek miktardaki kirliliği görebiliyorsunuz ,Himalayaların eteklerinden saf bir bebek gibi doğup gelen Ganj buralarda adeta bir çamura dönüşüyor, bu kadar kirliliğin içinde insanların nasıl yaşam bulduklarını ifade etmek hakikaten zor.
 
Botumuz yolunu alır iken bu gezintiyi sabahın çok erken saatlerinde yapmanın daha doğru olduğunu düşünüyoruz, özellikle sabah saat beş gibi dini ritüel yapan Hindu sayısı epeyce bir fazla ve bunun dışında tamamen kızıla boyanan güneşin doğuşuna da tanıklık edebiliyorsunuz. Bizim yaptığımız gibi akşam saatleri ve  güneşin batmasına yakın bir zamanlamada unutulmaz bir deneyim yaşatmakta.
 
Bot ile gezinti yapar iken kendinizi uydudan bu şehre bakıyormuş gibi hissediyorsunuz, özellikle ghat'lardaki insan manzaraları görülmeye değer, gezi boyunca Varanasiyi ve Ghat'ları boydan boya görme şansınız var ortalama iki saatte tamamlanan bu etkinlik bizce kaçırılmaması gereken bir deneyim olarak hafızalarımıza kazınıyor.
 
Bot gezintisinin arkasından hedefimiz ölü yakma ghat'larının en ünlülerinden birisi olan Manikarnika'ya gitmek, bu amaçla bot gezintisinin ardından tabana kuvvet hızla yol alıyoruz elimizdeki haritaya göre çok fazla uzak değil gibi görünüyor,yol boyunca şu anda burada anlatamadığım bir sürü şeye şahit oluyoruz, yaşanılan ve görülenlerin asla tam manasıyla anlatılamayacağı ve ifade edilemeyeceği bir ülke olduğunu bir kez daha anladıktan sonra ghat'a ulaşıyoruz. Kelime anlamı olarak mücevherli küpe anlamına gelen Manikarnika Varanasi'deki en eski ghat'lardan birisi olarak bilinmekte ve bu ghat'ın hikayesi de Hindistan'daki birçok şey gibi ilginç.
 
Efsaneye göre  bir gün Brahma'nın oğlu Raja Daksh Shiva'yı aşağılamaya çalışmış bu duruma üzülen Tanrıça Aadi Shakti kendini kurban edip bedenini ateşe vermiş. Bunun üzerine Shiva Shakti'yi acilen Himalayalara götürmeye karar vermiş ve yanan bedenini götürür iken bedenin parçaları tek tek dünyaya düşmeye başlamış ve bu parçalardan birisi olan Aadi'nin küpesi Manikarnika ghat'ın olduğu yere düşmüş , tabiki hikaye burda bitmiyor daha sonra Shiva Vishnu'ya burada herkim ölürse reenkarnasyon sarmalından çıkıp ruhunun özgürleşeceğine dair büyük bir ihsanda bulunmuş  ve bu lütuf bu şehri dini anlamda manalandıran en büyük özellik haline getirmiş.

Hint mitolojisine göre Shiva ölümü sembolize etmektedir ve Shiva'nın Manikarnika Ghat'ın küllerinin üzerinde oturduğuna da inanılmaktadır.Bu şehir her ne kadar ölümü temsil ediyor gibi görünse de burada ölüm ve yeniden doğuş arasında da aslında garip bir ilişkide bulunmakta.Geçmişte bu ghat'da sadece üst kasta ait kişiler yakılmakta iken diğer insanlar daha küçük olan Harishchandra ghat'a yakılmaktaymış.

Her bir Hindu'nun hayattaki en büyük isteklerinden ve arzularından birisi Manikarnika'da yakılmaktır bu sayede ruh özgürlüğüne kesin olarak kavuşacak ve Shiva kendisine rehberlik edecektir.Bu kadar teorik tanımlamadan sonra yolculuğumuza kaldığımız yerden devam etmek istiyorum ,Ghat'a girdiğinizde büyük bir alan sizi karşılıyor çevrenizde yığınla insan görüyorsunuz.
 
Ghat'ın üst tarafında iki katlı büyük bir bina var bu binada yaşı ilerlemiş ve burada ölmek isteyen Hindular yaşamakta ,buna ilaveten yakılma seremonisini izlemeye gelen insanları da bu binanın çatılarında ve teraslarında da görmek mümkün.
 
Etrafta turist avcıları yoğun olarak gezinmekte ,bize bulaşan oldukça sakız birini zorlukla def ettikten sonra yakma alanının yapıldığı yere iyiden iyiye yaklaşıyoruz, duygularımızı tarif etmek imkansız gözümüzün önünde düzinelerce insan yakılmakta ve gördüğümüz görüntü inanılmaz.
 
Tam bu noktada küçük bir uyarıda bulunmak istiyorum yakma alanındaki görüntüler herkes için uygun olmayabilir bu nedenden dolayı gitmeden önce iyice düşünün taşının ve kararınızı verdikten sonra ruhen hazır olmaya gayret edin.Bu dünyayı asla kendi değer yargılarınız ile yargılamayın sadece objektif ve tarafsız olarak gözlemci olun.Bir diğer yapacağım uyarı ise bu alanda foto ve video çekimi kesinlikle yasak ve asla hoş görülmemekte ,biz çekim yapar iken biriyle başımız nerdeyse derde giriyordu güç bela kurtulduk.
 
Az önce yukarıda ifade ettiğimiz iki katlı binanın arasından bir fabrika imalathanesinden çıkar gibi ceset çıkmakta, bu cesetler kırmızı ve sarı ipeklere sarılmış bir şekilde ve bambu ağacından yapılmış bir sedye ile taşınıyorlar. Yakılma başlamadan önce ceset bir kez ganja burnundan kısaca bir şekilde sokulup çıkartılıyor.

Arkasından devasa kütüklerden dikdörtgen şeklinde oluşturulmuş alana yerleştiriliyor bu arada ölenin erkek olan yakınları çevresinde toplanıyor,kadınlar uzaktan durumu uzaktan izliyor bununda Hinduizm'de bir açıklaması var ancak şimdi bu konuya girmek istemiyorum ,ritüel'de ölünün en yakını beyaz elbiselere bürünüyor ve saçlarını kazıtıyor ,başının tam ortasında küçük bir tutam genelde bırakılıyor.
 
Her şey hazır olunca beyazlara bürünmüş ve ölünün yakını olan kişi cesedin çevresinde dönüp çeşitli dualar okuyor ve son olarak dom adı verilen ve dokunulmazlar sınıfında yer alan kişiler gee yağını kullanarak yakma işlemini başlatıyorlar ve ceset tamamen yanana kadar yakma işini yönetiyorlar.
 
Dom'lar yakma boyunca kokunun azalması için bol miktarda saldalagacı tozu ve çeşitli baharatlar kullanılıyor ve sürekli ateşi harlayıp yakılmanın tam istendiği gibi olmasını sağlıyorlar ,aşağı yukarı üç saatlik bir süre sonunda bir ruh daha aramızdan ayrılıp arzu edilen makam olan mokşaya ulaşıyor.Ölüden arta kalan küllerin tamamı Ganj'a süpürüldükten sonra bir sonraki gelsin anlamındaki bu olağanüstü süreç hız kesmeden yoluna devam ediyor.
 
Yakma esnasında dikkatimizi çeken bir diğer husus etrafımızda gördüğümüz ağaçlar oluyor.Yakılmanın bir maliyeti var özellikle sandal ağacı çok kıymetli kabul edilmekte. Bir insanın tamamen yakılabilmesi için ortalama 300 kg ağaca ihtiyaç duyuluyormuş,işlem başlamadan önce kullanılacak devasa kütükler tek tek tartılıyor ve kayıt altına alınıyor.

Eğer burada yanacak kadar paranız yoksa devletin sağladığı elektrikli yakma alanlarına gönderiliyorsunuz ancak burada makbul olan ağaç ile yakılabilmek ancak bunun maddi külfetine de katlanmanız gerekmekte.
 
Buradaki atmosferi tarif etmek ve sözlere dökmek hakikaten çok güç ,uzun bir süre aramızda konuşamıyoruz yokluk ve hiçligi tarif etmek imkansız, değişik duygular bedenimizi kaplıyor ve her şey bizim için bir süreliginede olsa tamamen anlamsızlaşıyor.
 
Varanasi bedenlerimizde ve duygu dünyamızda derin izler bırakıyor bu şehre yolumuzun bir kez daha düşeceğini bilerek sırt çantalarımızı alıp Agra'ya ulaşmak üzere tren istasyonunun yolunu tutuyoruz. SANSURSUZHABER.COM
twitter.com/yozkul43
facebook.com/yolbizigozler

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com