Sağlık-Sen'de 12 Eylül'de 'EVET' diyecek!

Sağlık-Sen'de 12 Eylül'de 'EVET' diyecek!
Sağlık Sen Genel Mevzuat ve Toplu Görüşme Sekreteri Mustafa Kulluk12 Eylül'de gerçekleştirilecek olan anayasa değişiklik paketinde 'evet' diyceklerini söyledi...

2001 yılında çıkarılan 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikalar Kanunuyla memur sendikalarına tanınan toplu görüşme hakkının sonuncusu üzerinde bulunduklarını dile getiren Kulluk, yasaya göre, 15 gün içinde sonuçlanması gereken toplu görüşmelerde anlaşmaya varılması durumunda mutabakat metninin imzalanarak Bakanlar Kurulu'na sunulacağını, anlaşmazlık durumunda ise uyuşmazlık tutanağı tutularak Uzlaştırma Kurulunun devreye gireceğini kaydetti. Kurul'un beş gün içinde vereceği karara tarafların katılması durumunda, sonucun mutabakat metni olarak Bakanlar Kurulu'na sunulacağını, Uzlaştırma Kurulu kararına tarafların katılmaması durumunda ise anlaşma ve anlaşmazlık konularının tümünün Bakanlar Kurulu'na gönderileceğini belirten Kulluk, 'Her durumda son kararı Bakanlar Kurulu verecek. Yani cami ne kadar büyük olursa olsun imam bildiğini okuyacak. Bu yıl 9.su yapılacak olan toplu görüşmelerde bugüne kadar yaşanan tablo buydu maalesef. Mutabakata alınan birçok konu hayata geçirilemedi bugüne kadar. Kamu sendikacılığı için Anayasa Değişiklik paketi öncelikle toplu sözleşme hakkı verilmesi yönüyle son derece önem arz etmekte' dedi. 4688 sayılı yasanın 28. maddesi ile toplu görüşmelerin kapsamının sınırlarını çizildiğini ifade eden Kulluk, Buna göre Toplu görüşme; kamu görevlileri için uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, fazla çalışma ücretleri, harcırah, ikramiye, lojman tazminatı, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, tedavi yardımı ve cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ile bu mahiyette etkinlik ve verimlilik artırıcı diğer yardımları kapsar. Oysa toplu sözleşmede sadece parasal konular pazarlık konusu yapılmaz. Çalışanların çalışma şartlarının düzenlenmesi, sosyal ve kültürel haklarının geliştirilmesinin de pazarlığı yapılır. Acaba sendikalar yalnızca üyelerinin yoksunluklarını ve mağduriyetlerini gidermek için mi mücadele ederler? Elbette hayır. Sendikalar sadece üyelerinin değil aynı zamanda sivil toplum örgütü olmanın gereği olarak toplumda haksızlığa uğrayan, dışlanan, sömürülen ve hakları çiğnenen insanlarında sesi olmalıdır. Mevcut yasa bırakın başkaların haksızlıklarını dile getirmeyi kendi üyelerinizin bile sadece parasal taleplerini dile getirebileceğinizi söylüyor' diye konuştu. İşçilerin toplu pazarlık haklarını düzenleyen 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununun ilk maddesinde (Bu kanunun amacı, işçilerin ve işverenlerin karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek üzere, toplu iş sözleşmesi yapmalarının, uyuşmazlıkları barışçı yollarla çözümlemelerinin ve grev ve lokavtın esaslarını ve usullerini tespit etmektir) ifadesinin yer aldığını aktaran Kulluk, 'Bu kanun nispeten 4688 sayılı kanundan daha iyidir. Zira üyelerin çalışma şartlarını ve sosyal durumlarının düzenlenebileceğini, uyuşmazlıkların nasıl çözümlenebileceğini belirlemektedir. Ülkede çalışanların bir kısmına tanınan bir hakkın başka çalışanlara tanınmaması izah edilecek bir durum değildir' dedi. Memurlarda toplu görüşmelerin her yılın 15 Ağustos'unda başladığını ve 15 günde bitirilmek zorunda olunduğuna işaret eden Mustafa Kulluk, 'Oysa 2822 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 7. maddesine göre (Toplu iş sözleşmeleri, bir yıldan az ve üç yıldan uzun süreli olamaz). Toplu iş sözleşmeleri uygulamada genellikle iki yıl için yapılır. Dolayısıyla memurlar için her yıl toplu görüşme öngörülürken toplu sözleşmeler işçilerde genellikle iki yıl için yapılmaktadır. Memurlarda toplugörüşmenin süresi ve oturumları oldukça sınırlandırılmıştır. On beş günle ve birkaç oturumla sınırlı bir toplu pazarlık sürecinde çalışanların hak ve menfaatlerinin geliştirilmesi zordur. Buna karşın işçi sendikalarında toplu iş sözleşmesini müzakereleri 60 gündür ve çoğu zaman yeterli düzeyde oturum yapılabilmektedir. Toplu görüşmelerde anlaşamama durumunda uzlaştırma kurulunun kararlarının bağlayıcılığı yokken, toplu sözleşmelerde Yüksek Hakem Kurulu'nun verdiği kararlar kesindir. 12 Eylülde referanduma sunulacak olan anayasa değişikliğiyle, çalışanların bir kısmına farklı uygulanan toplu pazarlık sistemindeki adaletsizlik giderilecektir. Zira çalışanlara tanınan özgürlükler demokrasi yolunun daha da genişlemesini sağlayacaktır' şeklinde konuştu. Grev hakkının verilmemesinin önemli bir eksiklik de olsa toplu sözleşmeye 'evet' demenin kamu görevlileri için son derece önemli olduğuna vurgu yapan Kulluk, şunları söyledi: 'Toplu sözleşme dışında, ülkemizin yargı vesayetinden kurtulup milletin iradesinin hâkim olacağı, siyasi partilerin varlıklarının devamı için gücü elinde bulunduran odaklarla değil milletle barışık olma zorunluluğunun doğacağı ve milletin menfaatine politikalar üretmek zorunda kalacağı bir Türkiye için; ülkemizin, 72 milyon insanımızın ve üyelerimizin geleceği için anayasa değişikliğine 'evet' diyoruz. Tarih 'evet' diyenleri de 'hayır' diyenleri de hak ettiği yere yazacaktır.'

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com