"Sanatı sindiremeyen, sanatçıyı sindirir"

"Sanatı sindiremeyen, sanatçıyı sindirir"
Cumhuriyet gazetesinden Doğan Hasol son dönemde gündeme damga vuran tiyatro krizinden hareketle, Osmanlı'nın tiyatroya bakışıyla ilgili çarpıcı bilgiler paylaştı.

İşte Doğan HASOL'un o yazısı:

İstanbul’da Şehir Tiyatroları için belediye ile sanatçılar arasında yeni bir kavga sürüyor. Kavgaya Başbakan da görüşleriyle katılarak, Devlet Tiyatroları’nın da Şehir Tiyatroları’nın da özelleştirilmesinden yana olduğunu açıkladı, hatta bir Bakanlar Kurulu ön kararı ile ilk adımı atmış oldu.

Sanatı içlerine sindiremeyen kimi siyasetçiler sanatçıları sindirme yolunu denerler. Kısacası bu kavga ne ilktir ne de sonuncu olacaktır. Burada biraz eskilere dönerek Sultan Abdülmecit’in (1823 - 1861) yaptırdığı Dolmabahçe Sarayı Tiyatrosu örneği üzerinden Osmanlı’nın tiyatroya bakışına eğilelim.

16 yaşında tahta çıkan, 38 yaşında hayatını kaybeden ve Osmanlı Devleti’nin son dört padişahının babası olan Sultan Abdülmecit, kısa ömrüne bir de tiyatro binası sığdırmıştı. Doğal ki önemli olan, binadan çok, yenilikçi padişahın görgüsü ve anlayışı ile tiyatro, opera ve baleye bakışıydı.

İstanbul Ansiklopedisi’ndeki bilgilerden de (1) yararlanarak, bugün artık izi bile kalmamış olan Dolmabahçe Sarayı Tiyatrosu’na bakalım. Sultan Abdülmecid’in operaya meraklı olduğu ve ara sıra Beyoğlu’ndaki Naum Tiyatrosu’na gittiği biliniyor. 1844’te açılan Naum Tiyatrosu 1846’da yanmış ve Sultan Abdülmecid’in desteğiyle onarılmış. O tiyatronun yerinde bugün Çiçek Pasajı var.

Sultan, Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırdıktan sonra onun yakınında, Gümüşsuyu’nun saraya bakan yamacında bir tiyatro kurmaya karar vermiş. Avrupalı iki mimarın projesine göre inşa edilen binanın iç tasarımı Paris Operası’nın dekoratörü Charles Séchan’a ait. İstanbul’ da altı yıl kalacak olan Séchan, daha önce de Dolmabahçe Sarayı’nda padişahın dairesinin iç düzenlemesini üstlenmiş ve bu hizmeti nedeniyle bir nişanla da ödüllendirilmiş (2).

Görkemli tiyatro salonunda, kırmızı kumaş kaplı koltuklarla döşeli bir parter ile localar, birinci katta yine localar, en üstte de saray kadınları için önü kafesli büyük bir bölüm bulunuyor. Sahne zamanın en gelişmiş araçları ile donatılmış. Tiyatroda ayrıca, diplomatik davetler için bir yemek salonu var.

Devlet eliyle yaptırılmış ilk tiyatronun resmi açılış tarihi 12 Ocak 1859. Açılışta padişahın yanı sıra şehzadeler, saray halkı, sadrazam, nâzırlar ve yabancı elçiler hazır bulunmuşlar. Naum Tiyatrosu ekibi tarafından Luigi Ricci’nin “Scaramuccia” (Skaramuş) operasının iki perdesi sergilenmiş. Perde arasında orkestranın kemancısı Padovani kendi bestesi bir parçayı çalmış, temsil “Chasse de Diane” balesi ile sona ermiş.

Daha sonraları, Naum Tiyatrosu sanatçıları sık sık davet edilerek saray tiyatrosunda da temsiller vermişler. Bu temsillere saray ve hükümet erkânı, elçiler ve Beyoğlu sosyetesinin ileri gelenleri de eşleri ile birlikte davet edilirmiş. Gayrimüslimler eşleri ile parterde otururken, harem kadınları, temsilleri kafes arkasından seyrederlermiş.

Saray tiyatrosu açıldıktan sonra, Muzıka-i Hümayun Mektebi talebeleri, saray orkestrası ve saraydaki amatörler, eskiden sarayın sahne haline getirilmiş bir odasında verdikleri temsilleri artık saray tiyatrosuna taşımışlar. Böylece tiyatro aynı zamanda Muzıka-i Hümayun Mektebi’nin uygulama sahnesi haline gelmiş.

Saray tiyatrosunun, İstanbul’un sanat hayatına birçok yenilik getirdiği, orada resim sergisi bile açıldığı kaynaklarda anlatılıyor. Tiyatroda müzikli oyunların yanında Türk sanatçılar da sahne almışlar. Türkçe tiyatro eserleri yazılmış ve oynanmış. İlk Türk tiyatro eseri olan “Şair Evlenmesi”ni de Şinasi, saray tiyatrosunda oynanmak üzere yazmış.

Abdülmecid’in ölümünden sonra tahta çıkan Abdülaziz de o tiyatroda oyunlar seyretmiş, ancak 28 Mart 1863 gecesi Türk oyuncuların verdikleri bir temsilden sonra tiyatro çalışmalarının durdurulduğu biliniyor. Aynı yıl çıkan bir yangında tiyatronun içi yanmış, bir daha tamir edilmemiş. Bir süre tütün deposu olarak kullanılan bina uzun zaman harap bir halde kalmış. 1939’da da Ayaspaşa-Dolmabahçe yolu düzenlenirken güzergâh üzerinde kaldığı için yıktırılmış.

Bu tiyatronun bir küçüğü daha sonra Sultan 2. Abdülhamit tarafından Yıldız Sarayı’nda yapılmış. O tiyatro bugün korunmuş durumdadır.

Son bir iki not ekleyelim: Klasik Batı müziği Kanuni döneminde saraya girmiş. İstanbul’da ilk kez 1524’te bale gösterisi düzenlenmiş. Ayrıca dünyadaki ilk büyük bale gösterisi de 1581’de İstanbul’daki Fransız Sarayı’nda yer almış.

İşte, birkaç örnekle Osmanlı’nın tiyatroya bakışı... (NSK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com