Savaş Ay'a borçlu olan gazete hangisi?

Savaş Ay'a borçlu olan gazete hangisi?
T24 yazarı Aydın Engin, Savaş Ay'a maaş borcunu bugünkü köşe yazısında açıkladı...

Aydın Engin, meslektaşı ve arkadaşı Savaş Ay'ın ölümünden duyduğu üzüntüyü usta gazeteciye yakışacak bir yazıyla dile getirdi. Savaş Ay'a bir aylık maaş borcu olduğunu anlatan Engin, borcunu ödemeyemeden uğurladığı dostuna;

'Savaş,  Şükran hanımın yanına gitti.
 
Benden bir maaş alacağı var.
 
Tam da bu ay ödeyecektim.
 
Hay Allah…'  sözleriyle veda etti...

İşte Aydın Engin'in o yazısı:

Hay Allah Savaş, şu senin maaşı…
 
Bizim meslekte kimin icat ettiğini bilmiyorum ama yazılı olmayan bir kural var: Hafta sonu yazıları hafif, uçarı, iç karartmayan yazılar olmalı(imiş).
 
Yazı günüm olmadığı halde bir hafta sonu yazısı yazıyorum. Nedense, ciddiye almadığım o kurala uymak istiyorum. Savaş Ay’dan söz edeceğim ve onun ölüm haberinin hemen ardından hafif, uçarı, iç karartmayan bir yazı yazacağım. Bu ona yakışacak…
 
O benim için hep Şükran Hanım’ın oğluydu. Şükran Ay’ın. Şükran hanım sadece sahnede güzel duran, harikulade sesiyle klasik Türk musikisini adabınca icra eden seçkin bir sanatçı değil, aynı zamanda katıksız bir İstanbul hanımefendisi idi. Şarkısını değil, konuşmasını dinlemek, Türkçenin güzel konuşulunca nasıl lezzetler sakladığını da farketmenizi sağlardı.
 
Bir gün kadim arkadaşım ve ortağım Osman Arolat’la birlikte kurup yönettiğimiz İSTA haber ajansının kapısında belirdi. Tanışıklığımız var ama yakınlığımız yok.
 
- Engin bey rahatsız ediyorum, sizden bir istihramım var. Şu benim deli fişek oğlan, Savaş, galiba Bedii Faik Bey’in gazetesinde iş bulmuş. Nerede bir talebe nümayişi varsa takip ediyor. Lakin fotoğraf çekeceğine o da öteki talebelerle beraber polise taş fırlatıyor. Biliyorum sizi sever sayar. Artık nasihat mı edersiniz, yoksa sizin bu ajansa transfer mi edersiniz bilemeyeceğim ama bir ağabeylik borcunuz olduğunu düşündüm de o yüzden size geldim…
 
Nasihat da ettim, transfer de ettim. Ama bizim ajansta bir, bilemedin bir buçuk ay dayandı.Birgün karşıma dikildi:
 
- Usta ben Milliyet’e geçsem izin verir misin?
 
- Veririm.
 
Nasıl vermeyeyim. Abdi İpekçi’nin Milliyet’ine gidecek bizimki.  Meslekte önü iyice açılacak.
 
- Peki burda İSTA’daki bir aylık maaşımı da verir misin?
 
- Veremem. Para yok. Borcumuz olsun…
 
- Ona da eyvallah ustam…
 
Gitti. Milliyet’e girdi. Kısa sürede iyi bir foto muhabiri oldu. Bir fotoğrafı Milliyet’in birinci sayfasında basılınca bir kutu baklava ile bizim ajansa geldi:
 
- Usta bak birinci sayfadayım. Sen Milliyet için izin vermesen bu olmazdı.

Aydın Engin'in köşe yazısına buradan ulaşabilirsiniz.

(DSE)

 


Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com