Seçim Süreci Senaryo Aynı!

Seçim Süreci Senaryo Aynı!
Kastamonu'da Başbakan Tayyip Erdoğan'ın konvoyuna yönelik saldırı seçim öncesi yaşanan provokasyonları yeniden gündeme getirdi.

22 Temmuz 2007 genel seçimleri, 21 Ekim 2007 referandumu (cumhurbaşkanını halkın seçmesi), 29 Mart 2009 yerel seçimleri ile 12 Eylül 2010 referandumu öncesi yaşananlar, son günlerdeki provokasyonlara ışık tutuyor. Geçtiğimiz ay Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) bağımsız adaylarla ilgili verdiği veto kararının ardından başlayan şiddet olayları, terör eylemlerine dönüşerek devam ediyor. YSK kararını protesto gerekçesiyle yurt genelinde taşlı ve molotoflu eylemler yapılmış, birçok işyeri ve kamu binasına saldırılmıştı.

YSK'nın bağımsız adaylarla ilgili kararından sonra başlayan süreç, seçim öncesi yapılan provokasyon uyarılarını boşa çıkarmadı. Gelişmeler, kirli eylemlerin süreceğinin işaretini de veriyordu. Endişelerin hâkim olduğu böylesi bir durumda Kastamonu'dan saldırı haberi geldi. Seçim süreciyle başlayan olayların, geçmiş dönemde yaşanan provokasyonlarla benzerliği dikkat çekiyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimini kilitleyen '367' hadisesinden sonra '22 Temmuz 2007' genel seçimleri takvimi belirlendi. Süreci yönlendirmek isteyen aktörler de boş durmadı. 13 Temmuz 2007'de Bornova'da askerî araçların geçiş güzergâhındaki çöp bidonuna bırakılmış, patlamaya hazır 30 kiloluk bombayı bir hurdacı fark etti. Bu olaydan iki hafta önce (24 Haziran 2007) Tunceli-Ovacık yolundaki karakol, patlayıcı yerleştirilen tankerle uçurulmak istendi. Provokasyonlar bunlarla sınırlı değildi. Dink suikastı (19 Ocak 2007), Zirve Yayınevi cinayeti (18 Nisan 2007), Anafartalar'daki canlı bomba kâbusu (23 May 2007), puslu dizinin birer parçasıydı.

Yeni parlamento, cumhurbaşkanını seçmek için kolları sıvamıştı. Abdullah Gül'ü Anayasa Mahkemesi'nin eliyle seçtirmeyenler, bu sefer karanlık güçleri kullanıyordu. Adaylığın açıklanmasından bir gün sonra YÖK Başkanı Erdoğan Teziç'e suikast iddiası gündeme geldi. (25 Nisan 2007). Güvenlik ekipleri saldırganı Teziç'e yaklaşmadan etkisiz hale getirmişti. Buna rağmen suikast yapılmış gibi haberler yapıldı. 1 Mayıs kutlamaları yaklaştıkça muhtemel bir provokasyon endişesi sarmıştı. Zira aynı gün cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk tur oylaması yapılacaktı (1 Mayıs 2007). Bu kritik süreçte istihbarat raporlarına çok ciddi bir bilgi yansıdı: Askeri Taksim'e çekerek, eylemlerin altyapısını hazırlandığı ortaya çıktı. Zira EMASYA protokolü, meydandaki olaylara askere müdahale yetkisi veriyordu. AK Parti'ye kapatma davası açıldıktan sonra da 'istikrarsızlaştırmak' senaryoları devreye konuldu. Akdeniz Üniversitesi'nde 12 Eylül 1980 öncesine benzer olaylar yaşanıyordu. Alnında Zülfikar dövmesi olan bir şahıs, öğrencilerin kavgasına karışmış, silahla rast gele ateş açıyordu. (6 Nisan 2008) Aynı gün Cerrahpaşa Caddesi'nde 10 yaşındaki bir çocuk, yol ortasına el bombası attı. Muhtemel faciayı, çocuğun pimi çekmeyi unutması önlemişti. 5 Nisan 2008'de Kadıköy'deki McDonalds'ın önüne patlamaya hazır bir bomba bırakıldı. Cumhurbaşkanını halkın seçmesini öngören yasa değişikliğinin referanduma sunulduğu gün (21 Ekim 2007 Dağlıca baskını haberi geldi.

Türkiye, 30. yılında darbeyle hesaplaşmak için 12 Eylül 2010'da anayasa değişikliği için sandık başına gidecekti. Yargıdaki vesayetçi anlayışa son verecek paketi istemeyenler, son gününe kadar boş durmadı. Yargıtay üyesi üç yargıcın "Referandumun reddedilmesi için Öcalan'a çok ihtiyaç var." sözleri güne damgasını vurdu. (30 Ağustos 2010). Çağrılara duyarsız kalmayan PKK da kendisine biçilen rolü oynadı. Ateşkes olmasına rağmen seçim sürecinde 183 eyleme imza attı. Oylamadan sonra eylemlerin bıçak gibi kesilmesi dikkat çekti.

Referandumu yönlendirmek isteyenler, Hatay Dörtyol ve Bursa İnegöl'de de ortaya çıktı. Kürt-Türk çatışmasını amaçlayan olayların faillerinin Jandarma İstihbarat elemanları olması manidardı. Kışkırtma dalgası ilk olarak Bursa İnegöl'de başladı. (26 Temmuz 2010) İki kişi arasında çıkan kavga, "PKK'lılar İnegöl'ü bastı" iddiası üzerine günler süren eylemlere dönüştü. Zincirin diğer halkası için ise Dörtyol seçildi. (27 Temmuz 2010) 4 polisin şehit olduğu saldırı kara propagandaya dönüştürüldü. Saldırıda kullanılan otomobilin MHP'li meclis üyesi Bestami Kılıç'a ait olduğu ortaya çıktı. Kılıç'ın jandarma haber elemanı çıkması birçok soru işaretini gidermişti.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com