Seks Kasetleri MHP'yi Sarsıyor!..

Seks Kasetleri MHP'yi Sarsıyor!..
Birbiri ardına ortaya çıkan seks kasetleri MHP'yi derinden sarstı, Ülkü Ocakları ayaklandı! Sırada Bahçeli mi var?..

Görüntüler, Pislik-1, Pislik-2 diye atılıyor, internet sitesine. Sitelere her görüntü düştüğünde beyinlerinden vurulmuşa dönüyorlar.

Yapanların ya da yayanların yüzü kızarmıyor ancak onlar milliyetçi hareketin bu tür görüntülerle gündeme gelmesinden dolayı utanıyorlar, arlanıyorlar, yerin dibine batıyorlar.

Ülkücü gençlikten söz ediyorum.

Öfkeliler.

Seçim, MHP'nin barajı aşıp aşmaması artık ikinci planda kalmış durumda.

"Barajı aşıp, aşmamak sorun değil. Bunlar bizim yüzümüze yere baktırdılar" diyorlar.

Kızgınlıkları iki noktada toplanıyor.

Biri, MHP'nin iki Genel Başkan yardımcısının pespaye görüntülerle gündeme gelmesi. Bu görüntüler ülkücü gençleri müthiş kızdırdı.

ÜLKÜCÜLER O SÖZLERE ÇOK KIZDI

Kızgınlıklarını öfkeye dönüştüren ise, kasette yer alan dine, aileye, mukaddesata yönelik ağır ifadelerin kullanıldığı konuşmalar.

İkincisi ise MHP yönetiminin tavrı. Ve bu çok önemli.

MHP Genel Merkezi'nden bir anekdot aktarmak istiyorum. Kaset olayı gündeme geldiği akşam Devlet Bahçeli Kırşehir'deydi. Kasetin medyada yer aldığı gün ise Düzce mitingi vardı. İlk değerlendirmeyi Düzce'de yaptı ve olayı MHP'ye yönelik komplonun bir parçası olarak nitelendirdi. İstifadan, ihraçtan söz etmedi.

ÜLKÜCÜLER BASTIRMASA İSTİFA ETTİRİLMEYECEKLERDİ

Ancak Ülkü Ocakları başta olmak üzere teşkilatlardan Genel Merkez'e inanılmaz ölçüde tepkiler yağmaya başlayınca, işin geçiştirilemeyeceğini gördü.

Bahçeli Düzce mitinginden sonra Ankara'ya gelip, doğruca Genel Merkez'e geçiyor.

İlk kasetten söz ediyorum. Ancak 1 dakika izleyebiliyor. Öfkeyle, "Kapatın" diyor. Ardından parti yöneticilerini toplayıp, "Kaseti olan varsa istifa etsin" talimatını veriyor.

Siyasette zamanlama ve alınan kararın şiddeti önemli.

İlk başlarda olayı bir komplo olarak niteleyen konuşmalar, akşam saatlerine doğru istemeye istemeye yapılan "istifa etsinler" açıklaması, Ülkücü gençliği tatmin etmiyor.

Olayın vahametini anlamayan MHP yönetimine ders vermek için ikinci kaset, başka bir tabirle, "Pislik-2" internet sitelerine servis ediliyor.

DENİZ BÖLÜKBAŞI'DAN ÜLKÜCÜLERE AĞIR HAKARET

Kaset skandalı ile gündeme gelen MHP Genel Başkan yardımcıları Recai Yıldırım ve Metin Çobanoğlu'nun milletvekili listelerinden istifa etmesi yeterli bulunmuyor. "Bizzat Devlet Bahçeli'nin talebiyle MHP'den ihraç edilmeliydiler" deniliyor. Onlar ibret-i müessire olacak bir karar beklerken, Deniz Bölükbaşı'na ait olduğu ifade edilen bir söz, "Ülkücü kulisleri"ne hızla yayılıyor.

Peki o söz ne?

Kaset olayının ortaya çıktığı gün, Recai Yıldırım ve Metin Çobanoğlu ile birlikte kendi aracı da saldırıya uğrayan Deniz Bölükbaşı'nın, "Ülkü Ocakları köpeklerini üstüme salmış, benim arabamın camlarını nasıl indirirler" sözü dalga dalga yayılıyor.

Bölükbaşı jet bir açıklama yaparak, bunu yalanlıyor ama camia inanmıyor. İki milletvekilinin ülkücü ahlakına yakışmayan görüntülerinin ortaya çıkması camiada, "şok etkisi" yapıyor.

Ülkücüler olaya tepki gösteriyor, tek tük, "Bunları Genel Başkan koruyor" şeklinde eleştiriler yükseliyor. Ancak Bahçeli'nin olayı istifa ile geçiştireceğini düşünüp, "Ülkücü kararlılığını" göstermemesi, işin şeklini değiştiriyor.

HEDEFTE ARTIK BAHÇELİ VAR

Lidere itaat kültüründen gelen, "Öl de ölelim, vur de vuralım" sloganlarıyla yetişen, en büyük ideali, liderinin kapısında nöbet tutmak olan ülkücü gençlik artık tepkisinin hedefine Devlet Bahçeli'yi koydu.

"Milletimize hakaret eden, değerlerimize söven ve ahlaksızlık içinde debelenen kişileri kendine Genel Başkan Yardımcısı olarak seçen kendisidir. Partide inançlarına bağlı kadroları tasfiye edip kendi gibi maneviyattan uzak bir üst yönetim oluşturan kendisidir."

Bu satırlar doğrudan Bahçeli'yi hedef alıyor. MHP lideri olayı aydınlatmadığı taktir de sorumluluğun iktidarda olacağını söylerken, "Senin Genel Başkan yardımcılarını, o odaya iktidar mı soktu" sorusuna cevap bulması gerekiyor. Kendi eşine, dini değerlerimize, Hazret-i Osman'a, Aleviliğe, sağcı seçmene yönelik o sözleri iktidar mı söyletti sorusunun cevabı olmalı. Türban yasağının kaldırılması için mücadele eden ülkücülükten, türbanlı kadın fantezileri kuran MHP yöneticiliğine... Gelinen nokta bu.

Dün 3 Mayıs'tı.

Atsızların, Reha Oğuz Türkkan'ın, Alparslan Türkeş'in yargılandığı, "Türkçülük davası"nın yıldönümü. Milliyetçi hareketin tohumlarının atıldığı, tarihe geçen, "tabutluk" işkencelerinin yaşandığı olayın yıldönümü. Dün Ankara'da Ülkü Ocakları'nın 3 ayrı yerde eylem yapacağı ilan edildi.

Saat 11.00'da Ulus'ta eylem vardı.

3 Mayıs 1944 günü, yani Atsız davası için mahkeme salonuna sokulmayıp Ulus'a doğru yürüyen milliyetçilerin coplatıldığı yer.

15-20 kişi katıldı. Kızılay'daki eyleme gelen olmadı.

Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nin önünde 20-25 kişi toplanmıştı. Bu ülkücülerin sessiz protestosudur.

Tabii anlayana... Abdulkadir Selvi, Yeni Şafak

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com