Sigara lenfomaya neden oluyor

Sigara lenfomaya neden oluyor
Sigaranın Hodgkin Lenfoma'ya yol açtığının tespit edildiği bildirildi.

THD tarafından düzenlenen “37. Ulusal Hematoloji Kongresi”nin basın toplantısı, Sheraton Otel'de düzenlendi. Prof. Dr. Muhit Özcan, toplantının açılışındaki konuşmasına, Hakkari'deki saldırıda şehit düşenlerin yakınlarına başsağlığı dileğinde bulunarak başladı. THD'nin 44. yılını kutladıklarını anımsatan Özcan, kongre kapsamında Fahir Atakoğlu tarafından yarın verilecek konserin tasarımını değiştirdiklerini, şehitlere adanan özel bir konser olacağını, konserin ağıt tarzında gerçekleşeceğini söyledi.

Daha sonra derneğin çalışmaları hakkında bilgi veren Özcan, hematoloji alanında eğitim gören öğrencileri, aile hekimlerini ve hastalarını hedef kitle olarak aldıklarını ve bu yönde eğitimler verdiklerini anlattı.

SİGARA HODGKİN LENFOMAYA NEDEN OLUYOR

Yeni bir bilgi olarak “sigara içmenin lenfomaya neden olduğunun tespit edildiğini” bildiren Özcan, “Sigaranın felaketlerine yeni birisi eklendi. Sigara içmenin Hodgkin Lenfoma'ya yol açtığı anlaşıldı. Bir insanın lenfoma olma riskini 1 olarak kabul ederseniz. İçilen her bir sigara ile bu risk artıyor. Yaşlı erkekler sigara tüketiyorlarsa lenfoma riski yüzde 80 kadar artıyor” diye konuştu.

Özcan, bu bilgiye ulaşmak için milyonlarca veri tabanının tarandığını ve meta analiz yapılarak bunun ortaya çıktığını kaydetti.

GEBELİKTEKİ KANSIZLIK ÇOCUKTA ASTIM NEDENİ

ABD'de Mount Sinai Tıp Merkezi Radyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Lale Kostakoğlu ise, lenfoma tedavisi sırasında erken dönemde elde edilen Pozisyon Emisyon Tomografisi'nin (PET) kemoterapiye hassasiyeti ve uzun süreli yanıtı belirleyici olarak klinik uygulamalarda önemli bir yer alabileceğini anlattı.
Kostakoğlu, bu konuda onkologların tedaviye hassasiyetin erken dönemde yansıtılması konusunda çalışmalar yaptıklarını ifade ederek, PET'in etkinliğinin ispatlanması durumunda kemoterapideki kür sayısının azaltılabileceğini kaydetti.

THD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Teoman Soysal, ABD'de yapılan bir çalışmaya değinerek, 597 aile üzerinde yapılan çalışmayla ailelerdeki doğumları; gebelik sırasında kansızlığı olan annelerin çocuklarının takip edildiğini söyledi.

Bu çocukların doğumdan sonraki ilk yıllarında yüzde 22 oranında astım ve benzeri belirtiler gösterdiklerinin belirlendiğini anlatan Soysal, “6. yılda takip edildiklerinde ise bu oranın hala yüzde 17 düzeyinde kaldığı belirlenmiş. Bu da gebelikteki kansızlığın çocuklar üzerindeki etkilerine bir yenisi olarak ortaya çıkmış durumda” dedi.

Kansızlığın çok önemli bir problem olduğunun altını çizen Soysal, dünya üzerinde kansızlık oranının yüzde 40 civarında olduğunu ifade ederek, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Türkiye'nin, yüzde 20-39 arasında kansızlık beklenen kuşakta yer aldığını aktardı.
Soysal, folik asitin gebelik dönemindeki önemine dikkat çekerek, folik asitin eksik olması durumunda çocuğun nörolojik gelişme bozukluklarının olabileceğini belirtti.

THD Genel Sekreteri Prof. Dr. Mutlu Arat, ameliyat olacak hastalarda kansızlığın önemine dikkat çeken bir konuşma yaptı. Arat, ameliyat olan hastalarda ameliyat öncesi kansızlık olması durumunda ölüm ve komplikasyon riskinin görülebileceğini belirterek, yapılan bir araştırmaya göre 225 bine yakın ameliyat olacak hastanın yüzde 30'unda kansızlığın olduğunun tespit edildiğini aktardı.
THD Araştırma Sekreteri Prof. Dr. Muzaffer Demir ise, yaşlı kişilerin de kansızlık için hedef kitle olduğunu belirtti.
Beslenmenin önemine değinen Demir, besinsel nedenlere bağlı olmayan kansızlığın da yaşlı insanlarda görülebileceğini kaydetti.

"DEMİR EKSİKLİĞİ ÇOCUKTA IQ DÜŞÜKLÜĞÜNE NEDEN OLABİLİYOR"

Bir gazetecinin, “Kansızlıkla mücadeleye” ilişkin sorusu üzerine, THD Yönetim Kurulu Üyesi Soysal, kansızlığın en büyük nedeninin demir eksikliğine bağlı olduğunu söyledi.

Demirden en zengin besin kaynağının kırmızı et olduğunu anlatan Soysal, gebelikte kansızlık olması durumunda demir verildiğini kaydetti.
Folik asitin olduğu besinler arasında ise karaciğer, yumurta, yeşil yapraklı besinlerin yer aldığını belirten Soysal, anne sütünün de demir açısından zengin olduğunun altını çizdi.

THD Araştırma Sekreteri Prof. Dr. Muzaffer Demir ise, “Demir eksikliği olan bir kadının çocuklarının IQ'sunun, demir eksikliği olmayan bir kadının çocuklarının IQ'sundan düşük olduğu belirlendi. İki, üç doğumdan sonra yerine demiri koymazsanız, sizin büyümekte olan toplumunuzun IQ düzeyinini düşünün. Son derece önemli halk sağlığı sorunudur” diye konuştu.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com