Şık: Adımın Ergenekon'la Anılmasını Zul Sayarım!

Şık: Adımın Ergenekon'la Anılmasını Zul Sayarım!
Ergenekon üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklanan Nedim Şener'in savcılık sorgusunun yaklaşık beş saat sürdü. Ahmet Şık'ın ise 1.5 saat ifade verdiği öğrenildi.

Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan gazeteciler Nedim Şener ve Ahmet Şık, Metris cezaevinden Silivri Cezaevi'ne nakledildi. Gazeteciler dışında aynı soruşturma kapsamında tutuklanan Yalçın Küçük ve Doğan Yurdakul da Silivri'ye nakledildi.

AHMET ŞIK'ın sorgu tutanağının tam metni:

Savcı Zekeriya Öz sorguladığı gazeteci Nedim Şener'e, 'Telefon konuşmalarınızda 'beni aramak cesaret ister' diyorsunuz, neden dinlendiğinizi düşünüyorsunuz' diye sordu.

Soruldu: Şüpheli müdafileri söz alarak dosyada kısıtlama kararı sebebiyle, delilleri göremedik, dosyayı incelemedik. Savunma hakkının gereği gibi kullanılmasına, bu durumun engel oluşturduğu kanısındayız, AİHS'nin 6. maddesindeki adil yargılanma ilkesi gereği ve aleyhimizdeki kanıtları çürütebilme imkanı bakımından savunmamızın bu şartlar altında yapılmış olacağını beyan ederiz.

Beyan üzerine şüpheliden ve müdafılerinden soruldu: Emniyet Müdürlüğü'nde ifadede isnatlar ve delillerle alakalı bilgilerinin olup olmadığı soruldu.

Emniyette suçlamanın ne olduğu beyan edilmiş ve suçlamayla ilgili ifade soruları tercih edilmiştir.

Soruldu : Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne üye olmak şüphesi ile ifadeniz alınacaktır. İfade vermek istiyor musunuz?

Cevap : Ben Emniyette verdiğim ifadelerin medyaya servis edileceğini düşündüğümden ve çarpıtılarak medyaya konu olabileceğimi düşündüğümden ifade vermedim.

Soruldu: Özgeçmişinizi açıklayınız.

Cevap : 1970 yılında Adana ilinde doğdum. İlk ve orta okulu Adana ilinde liseyi Antalya'da okudum. 1989 yılında İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokuluna başladım. İkinci sınıfta iken Milliyet, Cumhuriyet, Evrensel, Yeni Yüzyıl ve Radikal gazeteleri ile kapatılan Nokta dergisinde muhabir ve foto muhabiri olarak çalışmaya başladım. 2000 yılında Manisa Alaşehir'de bedelli olarak askerlik vazifemi yaptım. Son dört yıldır İstanbul Bilgi Üniversite'sinde öğretin üyesi olarak görev yapmaktayım. Anne ve babam sağdır. 3 kardeşiz. Sırasıyla;

1. B.Ş.; Akdeniz Üniversitesin doçenttir.
2. U.Ş.; Adana ilinde devlet memurudur.
3. Benim.

Pasaportum vardır. Daha önce iş ve seyahat amacıyla bir çok ülkeye gittim.

Soruldu : Kullanmakta olduğunuz ve adınıza kayıtlı cep telefonları nelerdir? Bu
numaraları ne kadar zamandır kullanmaktasınız? Bu numaraları sizden başka kullanan varsa açıklayınız.

Cevap : Kendi adıma kayıtlı 0532 3xx xx xx numaralı hattı uzun zamandır kullanmaktayım.

Soruldu : 14.02.2011 günü soruşturma kapsamında gözaltına alman Hüseyin Soner
YALÇIN, Barış PEHLİVAN, Barış TERKOĞLU ve Ayhan BOZKURT isimli şahıslarla aranızda herhangi bir irtibat var mıdır? Bu şahıslardan tanıdığınız var ise aranızdaki ilişkiyi açıklayınız?

Cevap : Hiç birini tanımıyorum, herhangi bir irtibatım ve ilişkim yoktur.

Soruldu : 04.03.2011 günü soruşturma kapsamında gözaltına alınan Nedim ŞENER
ile aranızdaki ilişkiyi açıklayınız.

Cevap : Nedim Şener meslektaşımdır, ikimiz de muhabirlik yaptık ve aynı binada çalıştık. Meslektaş ve arkadaşlık ilişkisi vardır.

Soruldu : 04.03.2011 günü soruşturma kapsamında gözaltına alınan Yalçın
KÜÇÜK, Kaşif KOZİNOĞLU, Ahmet Mümtaz İDİL, Coşkun MUSLUK, Doğan YURDAKUL, Müyesser UĞUR, Sait ÇAKIR ve İklim Ayfer KALELİ isimli şahıslardan kimleri ne zamandan beri tanımaktasınız? Aranızdaki irtibatı açıklayınız.

Cevap : Şu anda gözaltında bulunan şahıslardan Nedim dışmdakileri bilmiyorum.

Soruldu : ERGENEKON Terör Örgütünün temel dokümanı niteliğindeki "ERGENEKON" dokümanında Medya başlığı altında; Ergenekon'un kendi medya kuruluşlarını oluşturması ve diğer medya kuruluşlarını kontrol altına alması gerektiği belirtilmiştir. "LOBİ" dokümanında ise, örgütün gerçekleştirdiği faaliyetlerde amaçlara uygun kamuoyu oluşturulması ve kamuoyu desteğinin sağlanması için medya kuruluşlarının yönlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Soruşturma kapsamında hakkında iddianame düzenlenen Erol MÜTERCİMLER 1997 yılında bir televizyon programında yaptığı açıklamada, "Ülkeyi darbeye sürükleyen ve bugün çete diye anılan örgütün isminin ERGENEKON olduğunu ve bu örgütün 1960 yılında kurulduğunu, hükümetler üstü bir güç olduğunu, bu yapı içersinde askerler, Polisler, Profesörler, GAZETECİLER ve iş adamlarının bulunduğunu" belirtmiştir.

Bugüne kadar yapılan soruşturmalarda örgütün kontrolünde bulunan yazılı ve görsel medya organları deşifre edilmiş, medya yapılanması içerisinde faaliyet gösterdiği tespit edilen birçok örgüt üyesi hakkında işlem yapılmıştır.

Son olarak ODATV'de yapılan aramada "ULUSAL MEDYA 2010" isimli bir örgüt dokümanı bulunmuş, bu dokümanın yapılan incelemesine, ERGENEKON'un MEDYA YAPILANMASI ile ilgili yeni çalışmalar yaptığı ve özellikle dava süreci ile ilgili yeni stratejiler belirlediği tespit edilmiştir.

ODATV'den ele geçirilen belgelerden ve soruşturma kapsamında elde edilen diğer delillerden sizin ERGENEKON terör örgütünün Medya Yapılanması içersinde faaliyet gösterdiğiniz tespit edilmiştir.

* Örgüt dokümanında bahsedilen örgütün amaçlarına uygun kamuoyu oluşturulması yöntemi hakkında herhangi bir bilginiz var mı? Bu kapsamda bir çalışmanız oldu mu?

Cevap : Ben bu soruyu ve soruş şeklini kabul etmiyorum, benim bu belgelerden haberim yoktur. Ergenekonun medya yapılanması içerisinde değilim, benim bu örgütle adımın anılmasını zül sayarım.

Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında "AMAÇ" başlığı altında; "Ergenekon ve benzeri siyasal komplo/ihanet davaları sonucu tutuklananların serbest kalmaları ve şerefli Türk Ordusuna, devrimci aydınlarına, ulusalcı kalemlerine ve siyasetçilerine, başta cemaat ve AKP yandaşları olmak üzere komplo kuranların cezalandırılmaları için çıkarılacak hiyanet-i vataniye kanunu kapsamında yargılanmalarının sağlanması amacıyla ulusal medya üzerine düşen görevlerin belirlenmesi gerekmektedir." yazdığı görülmüştür.

Dolayısıyla "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında, Ergenekon ve benzer davaların kamuoyunda inanılırlığmın ortadan kalkması, tutuklu yargılanan şüphelilerin serbest kalması ve bu soruşturmaları yürüten kişilerin vatana ihanet kapsamında yargılanması için kamuoyu oluşturulmasının hedeflendiği görülmüştür.

Örgütün bu hedefleriyle ilgili kamuoyu oluşturma adına neler yapıldı? Siz bu konuda neler yaptınız?

Cevap : Ben böyle bir şey içerisinde yer almadım.

Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında "STRATEJİ" başlığı altında; "Yürütülmekte olan operasyonların siyasal olduğu, AKP ve cemaatin Cumhuriyet ilke ve devrimlerine karşı rövanşist düşüncelerle giriştiği, sivil faşist bir hareket ve diktatörlüğe uzanan yeşil bir devrim olduğu anlatılmalıdır" yazdığı görülmüştür.

*Bu strateji nasıl ve kimler tarafından belirlendi? Bu kapsamda ne tür faaliyetler yapıldı? Bu konuda sizin herhangi bir faaliyetiniz oldu mu?

Cevap : Bu konuda hiçbir bilgim yoktur.

Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında "STRATEJİ" başlığı altında;
"Saldırıların bilinçli olarak TSK ve Yüksek Yargı başta olmak üzere Anayasal Kurumlara karşı yürütüldüğü işlenmelidir. Medya gücünü etkin bir şekilde kullanan Akp ve cemaate karşı ulusal medya topyekun harekete geçirilmeli ve komploları boşa çıkaracak propaganda ve kara propaganda unsurları etkili bir şekilde kullanılmalıdır. Kemalist ideolojiye karşı yürütülen savaşa destek veren medya organlarına yandaş medya damgası vurulmalıdır" yazdığı görülmüştür.

*Bu strateji nasıl belirlendi? Bu kapsamda ne tür faaliyetler yapıldı? Bu konuda sizin herhangi bir faaliyetiniz oldu mu?

Cevap : Bu konulardan hiçbir bilgim yoktur.

Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında "STRATEJİ" başlığı altında; "Başlatılan yargı sürecinde karşı tarafın elde ettiği delillerin boşa çıkarılması, değersizleştirilmesi ve normalleştirilmesi adına savunma makamlarının geliştirmekte oldukları argümanlar kullanılmalıdır. Bu kapsamda tespit edilecek zayıf halkalar ve iddialar gündeme taşınmalı ve davanın geneliyle özdeşleştirilmelidir. Güçlü tez ve delillerle karşı karşıya kalındığında, konunun ekseni değiştirilmeli, gri ve kara propaganda unsurları etkin bir şekilde kullanılmalıdır. Kitlesel hafıza süresinin kısalığı dikkate alınarak, ilk şokun atlatılması ve kitlelerde kalıcı kabullerin oluşmasına fırsat verilmemesi önem taşımaktadır" yazdığı görülmüştür.

*Bu strateji nasıl belirlendi? Bu kapsamda ne tür faaliyetler yapıldı? Bu konuda sizin herhangi bir faaliyetiniz oldu mu?

Cevap : Bu konulardan hiçbir bilgim yoktur.

Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında strateji başlığı altında, "Operasyon sürecini yürüten kurumlara mensup olup tezlerimize ve faaliyetlerimize destek veren, kamuoyunun yakından tanıdığı ve güvendiği kişilere, Ergenekon ve benzeri davaların tertip olduğu yönünde açıklama ve yayın yaptırılması için bilgi, belge ve teknik destek sağlanmalıdır." Yazdığı görülmüştür.

ODATV'den ele geçirilen belgelerden ise bu kez 2011 yılı Haziran ayında yapılacak genel seçimlerden önce yine örgütün talimat ve yönlendirmeleri ile Nedim ŞENER'le birlikte "Haliçte Yaşayan Simonlar" benzeri bir kitap çalışması içerisinde bulunduğunuz, bu kitabında Emniyet Müdürü Sabri UZUN ismi ile yayınlanması için çalışmalar yaptığınız tespit edilmiştir.

*Bu kitap çalışması talimatını kim yada kimler verdi? Bu kitap çalışmasının amacı ne idi?

Cevap : Ben 20 yıldır muhabirlik yaptım, binlerce habere imza attım. Bugüne kadar kimsenin talimatıyla bir haber yazdım ne de kimsenin talimatıyla yazdığım haberi geri çektim. Gazetecilikle ilgilendiğim alan Hak odaklı habercilik yapmaktır. Geçmişte birçok gözaltında kayıp ve faili meçhul olaylarla ilgili haberler yaptım, bugüne kadar hiçbir tanesi tekzip edilmemiştir. En son Ergenekon davasıyla alakalı iki ciltlik bir kitabı kaleme aldım. 40 Katır, 40 Satır başlıklı bir kitaptı. Ergenekonun ilk 5 iddianamesine dayanılarak hazırlanan kitabın ilk cildinde kontr gerilla ve Ergenekonu anlama kılavuzu başlığını taşıyordu. Türkiye'de derin devlet denen yapının 1950 yılında Seferlik Tetkik Kurulu adıyla başlatılan harekette gelinen süreçte ana başlık olarak adlandırılan Şemdinli, Susurluk ve Jitem olarak ayrıca değerlendirdiğimiz üç bölümde derin devlet yapısı ve faaliyetlerini 2007 yılına kadar getirdim. Sonra da Ergenekon adıyla yaşanan süreci anlattım. Kendi tespitlerimizden yola çıkarak olumlu ya da olumsuz yanlarını yorumlamaya çalıştık. Be bu çalışmayı Ertuğrul Mavioğlu ile yaptım. İkinci ciltte 5. İddianamenin şüphelilerinin şecerelerini ve kim olduğunu anlatıyordum. İddianamelerden ve medyada çıkan haberlerden yola çıkıyordum.

*Nedim ŞENER'le başka çalışmalar yaptınız mı?

Cevap : Yoktur. Herhangi bir kitap çalışması yapmadım. Benim birkaç aydır tek başıma çalıştığım bir kitap vardır.

Soruldu : ODATV de yapılan aramada ele geçirilen dijital veriler içersinde "SABRİ UZUN" isimli word belgesi bulunmuş, bu belgesinin içeriğinde yazan notlara bakıldığında; yine Ergenekon terör örgütünün talimatları ve yönlendirmesi ile sizin Nedim Şener'le birlikte "HALİÇTE YAŞAYAN SİMONLAR" isimli kitaba benzer bir kitap çalışması içerisinde olduğunuz ve bu kitabı da Emniyet Müdürü Sabri UZUN ismi ile yayınlamayı planladığınız anlaşılmıştır.

"SABRİ UZUN" isimli word belgesinde yazan notlara bakıldığında;
"Sabrının Kitap konusunda çekincesi var ikna etmeye çalışalım, kitabı seçimden önce yetişmeli. Nedim Ahmet Şık'la bu konuda görüşsün,
Kitaba çalışırken cesur olun. Çıkarma ve ekleme yapmaktan çekinmeyin. Bu kitap Simondan daha kapsamlı olmalı. Nedimi kutlarım. Ahmet'i çalıştırsın.
Hanefi çıkacak ve size katılacak. Emin ve Sabri 'ye moral verin. Sabri adıyla çıkmasına zorlayın.
Çabuk olması şart. Seçimden önce yetişsin." şeklinde notların yazılı olduğu tespit edilmiştir. Bahse konu word dosyasının teknik özelliklerine bakıldığında 20.12.2010 11:29 tarihinde "Soner" isimli kullanıcı tarafından oluşturulduğu anlaşılmıştır. Bu bağlamda bahse konu notların Soner YALÇIN tarafından hazırlandığı anlaşılmıştır.

Ayrıca bu notun bulunduğu bilgisayarda "000KITAP.docx" isimli vvord dosyası bulunmuş ve bu dosya içersinde "İmamın Ordusu" başlıklı bir kitap çalışması olduğu tespit edilmiştir.

* Sabri UZUN'u tanıyor musunuz? Tanıyorsanız aranızdaki ilişki nedir? Bu kitabın yazımında görev almanızdaki amaç nedir?

*Bu kitap çalışması ile ilgili kimlerle görüşme yaptınız? Bu görüşmelerde ne tür kararlar aldınız? Sabri UZUN'u ikna etmek için görüşme yaptınız mı? Bu görüşmeyi kim yada kimler yaptı? Neler konuşuldu?

Cevap : Yukarıdaki notları ben yazmadım, kimin yazdığını da bilmiyorum. Öncelikle yukarıda geçen "000KITAP.docx" benim yazdığım kitaba verdiğim bir isimdir. Bu kitabın ismini Soner Yalçın'm bilgisayarında ne aradığını ben bilmiyorum. Sizden de bunu aydınlatmanızı istiyorum.

Ben Sabri Uzun'u gazetecilik yaptığım dönemden tanıyorum, uzun dönem İstihbarat Daire Başkanlığı yapmış kişidir. Kendisi bu dönemde görüşmemize sebep olan Habertürk Gazetesi'nde Fatih Altaylı'nm köşesinde yayınlanan Sabri Uzun'dan mektup başlığı altında yayınlanan haberle alakalıdır. Mektupta ilginç şeyler vardı, Sabri Uzun mektubun bir yerinde Ergenekonun 2001 ve 2006 yılında karşısına çıktığını yazıyordu. Bir başka yerinde de görevden alınmasına neden olduğu Şemdinli olaylarına ilişkin bilgi notunu kendisinin yazmadığını, ancak üstüne kaldığını söylüyordu. Bilgi notu sebebiyle Yaşar Büyükanıt Sabri Uzun'u ben görevden aldırttım diye açıklama yapıyordu. Benim için çok dikkat çekiciydi, Sabri Uzun'u aradım, ben devlet memuru terbiyesi aldım bu konuyla alakalı bir açıklama yapmayacağım. Bende kendisini bir gazeteci olarak aramadığımı, kişisel merakımı gidermek için aradığımı ve bir kitap çalışması yaptığımı söyledim. Ergenekonla ilgili de daha önceden kitap yazdığımı söyledim ve kitabı görmek istediğini söyledi. Bende adresini alıp kendisine gönderdim. Soner Yalçın'ın bilgisayarında çıkan Sabri Uzun'un adresi de bu nedenle alınmış bir adrestir. Ben bunu bir kağıda yazdım, kitap çalışması yaparken de vvord dosyasının içerisine ekledim. Ben bu bilginin Soner Yalçın'm bilgisayarına nasıl gittiğini bilmiyorum. Ben bu kitabı kendi tercihimle yazdım, herhangi bir kişiden talimat almadım.

* Hazırladığınız bu kitabın özellikle Sabri UZUN ismi ile çıkartılmaya çalışılmasının amacı nedir?

Cevap : Ben Sabri Uzun'la kitap çıkarmaya çalışmadım, aksine Sabri Uzun kitabın içerisinde geçen Emin Aslan gibi öznelerden biridir. Hanefi Avcı, Emin Aslan, Sabri Uzun ve son dönemde görevden alman bazı Emniyet Müdürlerinin isimleri vardır. Bazılarıyla görüştüm, bazıları da görüşmeyi kabul etmedi.

Kitap yazmaktaki amacım Hanefi Avcı'nm kitabını okuduktan sonra kendisiyle Susurluk döneminden tanışıyoruz. Hanefi Avcı'nın işkenceci sicili olduğuna yönelik ilk haber yapan benim. Haber Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştı, haber yayınlandıktan sonra beni aradı. Haberde yer alan işkence mağduru kişiyle yüzleşmek istediğini söyledi. Mağdur kişiye söyledim, kendisi tek gidemeyeceğini söyledi, beraber gittik ve kendisiyle Hanefi Avcı ile tanıştık. Sonra mağdurla birlikte sanki arkadaşmış gibi konuşmaya başladılar, Hanefi Avcı özür diledi, bir süre sohbet ettiler. Ben bu olayı da gazetede yazmıştım. Hanefi Avcı ile tanışıklığım buradan gelir, o tarihten sonra yüz yüze görüşmedik, bayramlarda telefonlaştığım olmuştur. Kitaptan sonra ben kendisini aradım. Kendisinin aradım, kitabının cemaatla ilgili kısmının doğru olduğunu, içeriden bir sistem eleştirisi olarak gördüğümü, ancak birinci kısmında işkenceci olarak kendisiyle yüzleşemediğini ve Danıştay ve Hrant Dink suikastlerinin polisiye bir gözle yorumladığını eksiklik olarak yorumladığımı söyledim. Kendisi de işkence konusuna bu kitapta yer vermeyeceğini, diğer konuların da kendi yorumu olduğunu söyledi. Keşke işkence konusunda birisinin benimle söyleşi yapması iyi olurdu dedi. Ben yıllarca hak ihlalleri üzerine çalışan birisi olduğum için kendisiyle bu konuda söyleyişi yapabileceğimi söyledim, o da kabul ettiğini söyledi. Aynı zamanda kitabında Emniyetten bir takım komplolarla uzaklaştırıldığını iddia ettiği Polis Müdürlerinin adı geçiyordu. Bende bu konuları ayrı bir kitapta toplayıp araştırmak istediğimi söyledim. Ben bunların hepsini tanımıyorum dedi. Emin Aslan'ın telefonunu verdi. Bende bunun üzerine Emin Aslan'la görüşmeye başladım. Emin Aslan'la birlikte 2 Emniyet Müdürü Murat Nemutlu ve Mustafa Aral, Sabri Uzun'un İstihbarat Daire Başkanlığından alınan süreç ve Hanefi Avcı'nın yazdığı kitaptan sonra tutuklanmasıyla alakalı yaşanan süreçleri kitabımda anlatacaktım.

Soruldu : İşçi Partisi Genel Merkezinde yapılan aramalarda, (6) sayfalık "Haluk
Şahin geldi" ibaresi ile başlayan el yazması doküman ele geçirilmiştir. Bu belgenin bir bölümünde "Sabri Uzunun karı aleminde fotoları var" şeklinde notların yazılı olduğu görülmüştür.

*Bu notlardan herhangi bir bilginiz var mı? Bu notlarla Sabri UZUN ismiyle çıkartılmaya çalışılan kitabın ne tür bir ilgisi bulunmaktadır? Örgütün stratejisi gereği bu notlar ve içeriğinde ki fotoğraflar yazdırılması planlanan kitap çalışmasında kullanılmış mıdır?

Cevap : Bu konuda herhangi bir bilgim yoktur.

Soruldu : "000KITAP.docx" isimli word dosyasındaki "İmamın Ordusu"
başlıklı kitap çalışmasının içeriğine bakıldığında, değişik yerlerde kırmızı renkle ve büyük harfle yazılmış çeşitli notların bulunduğu, bu notlar içersinde, "BURADA DGM İDDİANAMESİNDEKİ KASET ÇÖZÜMLERİNİ AYRINTISIYLA GİREBİLİRİZ. BAKACAĞIZ" BURADAN İTİBAREN EMİN ARSLAN OLAYI ARDINDAN MUSTAFA GÜLCÜ VE CELAL UZUNKAYA İLE FARUK ÜNSEL ANLATILACAK." "KİTABIN İLGİLİ BÖLÜMÜNE NURETTİN VEREN OLAYINI DA EKLERSEK FENA OLMAZ UNUTMA" şeklinde notlar yazılı olduğu görülmüştür.

Bu notları kimler yazmıştır? Bu notların bulunduğu yerlere yapılacak eklemelerle ilgili ne tür çalışmalar yapıldı? Bu çalışmaları kimler yaptı? Bu konuda siz ne tür çalışmalar yaptınız?

Cevap: Bu notlar kendi kendime çalışırken benim kendime sorduğum sorulardan oluşmaktadır. Ya da konusu kitabın içerisinde geçecek ayrıntılardan oluşmaktadır. Ben yazdığım notları bazen siliyor, bazen de değiştiriyordum. Bu kitabı tamamen tek başıma yazdım. Ben bu konudaki yazıların Soner Yalçın'ın bilgisayarında çıkan haberlerden öğrendim. Bu konuda Star Gazetesi'nde de haber çıkınca oraya da yazılı bilgi notu gönderdim. Bu notlar benim kendi kendime sorduğum sorular ve notlardır. Herhangi birinin yazması ve yazdırması sonucu oluşmuş değildir, kimseden bu konuda talimat almadım. Bu notlar kitabımın 3 ay önceki haliydi. Ben tahminen Soner Yalçın'ın bilgisayarına da bu bilgilerin Aralık ayında yüklendiğini düşünüyorum. Kendileri bunun bir virüs yoluyla gönderildiğini söylüyorlar. Eylül ayında bu kitap bu kadar yol almış değildi.

Soruldu : Söz konusu notlar arasında; TURGUT ÖZAL ZAMANINDA BAZI YASAL DEĞİŞİKLİKLER YAPILMIŞTI. EMNİYETTE BİR TAKIM YAPISAL DEĞİŞİKLİKLERE GİDİLEN BU YASALAR VE DÜZENLEMELERLE İLGİLİ AMAÇ ASKERE KARŞI DAHNA GÜÇLÜ DURACAK SİLAHLI BİR GÜÇ OLAN POLİS TEŞKİLATI YARATMAKTI. SONRA 1995-96 ÇİLLER ZAMANINDA BU DÜZENLEMELER GENİŞLETİLMEK İSTENDİ. HATTA AĞIR SİLAHLAR ALINACAKTI EMNİYETE AMA ORDU KARYI ÇIKTI, HÜKÜMETİ HİZAYA GETİRDİ!!! BU ÇERÇEVEDE AKP ZAMANINDA BU VE BENZERİ MİNVALDE YAPILMIŞ YASAL DÜZENLEME OLMUŞ MU BAKALIM." Şeklinde notlar olduğu sizinde söz konusu kitabın hazırlanması aşamasında Oda Tv'ye yönelik yapılan operasyonların ardından kitabını basımını hızlandırmaya çalıştığınız ve söz konusu nottaki bölümleri tamamlamak için faaliyetler yürüttüğünüz anlaşılmıştır.

01.03.2011 günü saat:13.19'da Ahmet ŞIK ile Hasan ÖZDEMİR'in yaptığı telefon görüşmesinde özetle; A. ŞIK'm "Hasan bey bir ricam olacak daha doğrusu bir yardıma ihtiyacım olacak bir kitap hazırlıyorum da bu kitabın içerisinde bu son silah yasa tasarısını da anlatan bir bölüm de mevcut" "Sizin de muhalefet şerhiniz vardı o yasaya ilişkin basına da bir buçuk yıl önce polise ağır silah alma yetkisi tanıyor diye eleştirisel bir biçimde yansımıştı ama sonradan bazı gazetelerde aslında polisin zaten emniyetin bu tür silah alma yetkisinin bulunduğuna ilişkin bir takım haberler yayınlandı" "Siz eski bir emniyetçisiniz acaba yasa gerçekten eleştirildiği gibi polise yeni ağır silah alma yetkisi tanıyor mu tanımıyor mu benimde kafam karıştı" dediği, H.ÖZDEMİR'in de özetle; "İçişleri komisyonunda onun daha ölçülmesi lazım yani daha taslak halinde" "Şu anda bir şey söylememiz size çok büyük bir şey getirmeyecek yani... değil" dediği anlaşılmıştır.

Bu görüşmeye bakıldığında kitaba eklenmesi planlanan konularla ilgili çalışma yaptığınız ve bilgi almaya çalıştığınız anlaşılmıştır.

Bu konularla ilgili çalışma yapmanızı kim yada kimler söyledi? Bu çalışmaları kimlerle birlikte yaptınız?

Cevap: Yukarıdaki notlar benim kitabımla alakalı notlardır, bu notlar da yine benim yazdığım notlardır, bu notlarda Aralık ayma ait notlar olabilir. Kitabımda yer vermek istediğim konulardan biri de buydu. Görüşmemle alakalı MHP Milletvekili Eski Emniyet Müdürü Hasan Özdemir'in silah tasarısı kanunuyla alakalı bir muhalefetini gördüm. Bu konuyu en iyi onun bilebileceğini düşündüğümden bu konuda bilgi alma amacıyla bir soru sordum, ancak yeterli cevabı alamadım.

Soruldu : 01.03.2011 günü saat:16.56'da Ahmet ŞIK ile Necati'nin yaptığı telefon
görüşmesinde özetle; A.ŞIK'ın "Kitap işleriyle filan uğraşıyorum birazda o nedenle aradım bir yeni bir kitap çalışıyorum da kitabın Emniyetteki Fethullahcı örgütlenmeye ilişkin bir kitap şimdi bir şey öğrenmeye çalışıyorum en son birisiyle konuştum dediler ki gümrük işleriyle uğraşanlar bilir şimdi bu bi mevzuat yayınlandı ya askere ağır silah alımının önünü açıyor diye bir mevzuat yayınlanmıştı ben size onu hemen söyleyeceğim şimdi ne olduğunu" "Anladım ya açıkçası ASLINDA BİRAZ ACELEM VAR şöyleki bu en son Soner YALÇİN soruşturması var ya benim adımı bir şekilde o soruşturmaya bulaştırdılar ki bu adamlarla hiç bir ilgim olmamasına rağmen ve üzerinde çalıştığım kitap da elde edilmiş ve Soner YALÇIN ın bilgisayarında çıkmış ve kitabı ve beni itibarsızlaştırmaya yönelik bir kampanya haline döndü bu bende kitap bitmeden yayınlamaya karar verdim hani şu şaibe ortadan kalksın diye biraz yazılanlardan çizilenlerden ürktüler anladığım kadarıyla ve aslında medyaya da yansımıştı bu işte polise ağır silah alma yetkisi mi tanıyor vesaire diye sonra başka yayın organlarında yok bu öyle değil aslında polislerin zaten böyle bir hakkı varmış gibi filan yorumlandı açıkçası kafam karıştı internetten araştırıyorum mevzuatı filan çok teknik yazmışlar 93 01 kapsamında silahlar peki o ne tank top tüfek mi hiç bir fikrim yok açıkçası" dediği, Necati'nin "Evet, şimdi onlar daha çok şey böyle makineli falan şeyler var ya onlarla ilgili o Soner YALÇIN konusunda da bizim onunla bir davamız var haberin olsun Cem ERSEVER in kitabında benden bahsetmiş bir konuda" dediği, A.ŞIK'ın "Hangi silahlar bunun kapsamına giriyor onu öğrensem yeterli aslında benim için" dediği, Necati'nin "Bir iki cümle söyleyeceğim şimdi Soner konusunda çok dikkatli olun niye biliyor musunuz o konu da bizim elimizde çok yani o grupla bahsettiğin gruplardan değil de başka kaynaklardan çok önemli bilgiler var yani ondan ..." dediği, A.ŞIK'ın "Öyle ben bir ara sizin büroya uğrarım o zaman yüz yüze konuşmuş oluruz" dediği, Necati'nin "Ben size şöyle söyleyeyim, şöyle söyleyeyim bu o yazdıkları kitaplar bilgiler kendisine ait değil şimdi ben onu mahkemeye çağırttırdım tamam mı orada benim yapmadığım bir soruşturmayı benden yaptı diye yazmış getirttik belgeleri" dediği, A.ŞIK'ın "ÇÜNKÜ BÖYLE YAZMASI İSTENMİŞTİR ONDAN DA O YÜZDEN" dediği, Necati'nin "Hayır yazan zaten bir servis ... şuanda onun içeriye alınmasının sebebi gazetecilik değil servislerle bağlantısı var tamam mı" dediği, A.ŞIK'ın "EVET EVET ÖZELLİKLE İSRAİL İLE" dediği anlaşılmıştır.

*Oda TV'den ele geçen belgelerden 2011 Haziran seçimlerinden önce çıkarmaya çalıştığınız kitabı Oda TV'de yapılan aramalardan sonra bir an önce yayınlamak için faaliyetler yürüttüğünüz anlaşılmıştır. Ne amaçla kitabı bir an önce yayınlama kararı aldınız?

*Necati isimli şahısla yapmış olduğunuz görüşmede Soner YALÇIN'ın yazmış olduğu kitaplarla alakıl olarak "BÖYLE YAZMASI İSTENMİŞTİR" demenizin nedeni nedir?

* Soner Yalçın'ın İsrail'le bağlantılı olduğunu söylemenizin nedeni nedir?

Cevap : Benim kitabımın çıkış tarihi tahminin olarak Nisan ayının ortası olacaktı. Henüz tamamlanmamıştı, tamamlanacak unsurlardan biri Polise ağır silah alma yetkisi düzenleyen mevzuat değişikliğidir. Böyle yorumlanıp yorumlanmayacağını tam bilemiyorum. İkinci kısmı da Hanefî Avcı'nın tutuklu olduğu cezaevine yanıtlaması amacıyla gönderdiğim sorulardır. Bana yanıtlayacağına dair haber göndermişti. Yanıtlayınca kitaba koyacaktım, bu sürenin Nisan ayında tamamlanacağını düşünüyordum. Son Oda TV olayında benim adımın astı astarı olmayan bir bilgi notunda geçmesi ve aynı zamanda kitabın da orada olduğunu anlamam hakkımda bir şaibe yarattı. Kitabımla ilgili de Ergenekonun güdümündeymişim gibi bir şaibe yarattı. Konu Avukatım Fikret İlkiz bilgisi dahilindeydi. Kendisi kitabın bir an önce yayınlanması gerektiğini, hakkında birçok şaibe oluştuğunu söyledi. Yayınlandığında da iddia edildiği gibi bir kitap olmadığı ortaya çıkacaktı, bende bunun üzerine bir an evvel yayınlamak istedim.

Necati bana görüşmede Soner Yalçın'la aralarında dava konusu olduğunu söyledi. Onun birilerinin talimatıyla yazı yazdığını söyledi, bende onu onaylar tarzda böyle yazması istenmiş diye yorum yazdım.

Oda TV'ye yapılan baskından sonra Oda TV'nin İsrail tarafından yönlendirildiğine ilişkin yazılar çıkmıştı. Bende bu yorumlara katılma babında telefonda öyle söyledim.

Soruldu : 25.02.2011 günü saat:20.20'de Ahmet ŞIK ile Mehmet'in yaptığı telefon
görüşmesinde özetle; A.ŞIK'ın "...Fikret abiyle konuştum bu gün bana dedi ki kitabı tamamlamayı bekleme hemen kitabı bas dedi şu şaibeyi ortadan kaldıralım dedi" dediği, Mehmet'in "Aynı kanaatteyim sadece yani benim kişisel fikrimi sorarsan o düzeltmeleri yap" dediği, A.ŞIK'ın "ABİ ONUNLA UĞRAŞ AMAM YA HARBÎDEN BİR DE ÇOK ZORLANIRIM YANİ ÖYLE BİR ŞEYİM HALİM VAR YANİ BİLİYOR MUSUN ÇOK SIKILDIM VE BIKTIM yani hele şu son bir hafta da iyice kusacağım yani midem bulandı herşeyden ya" "Evet yani bir de o dediğin şeyi yapmadan verdiğimizde de bizim üzerimizde bir gölge kalacağını düşünmüyorum yani benim üzerimde" dediği, Mehmet'in "Yo yo hayır ben gölge kalacağı için demiyorum daha güçlü olursun" dediği anlaşılmıştır.

*Neden görüşme yaptığınız şahsa bu kitap çalışmasından bıktığınızı ve sıkıldığınızı beyan etmektesiniz?

Cevap : Konuştuğum kişi Mehmet Güç gazeteci bir arkadaşımdır. Konulara vakıf bir kişidir. Bir akşam kendisiyle buluştum, kitabı çalıştığımı biliyordu, telefonda kendisi bana kitabı kendi yorumundan yazma, alıntılara fazla yer verme diye öğüt veriyordu. Bende son zamanlarda kitapla alakalı şaibelerden ötürü sıkıldığımı söyledim, tekrar bir değişiklik yapmanın beni yoracağını ifade ettim.

Soruldu : ODATV'de ele geçirilen belgelerden "Haliçte Yaşayan Simonlar" isimli
kitabın referandum öncesinde yayınlanması için örgüt tarafından faaliyetler yürütüldüğü, Nedim ŞENER'le birlikte hazırladığınız "Haliçte Yaşayan Simonlar" kitabına benzer kitap çalışmasını da Haziran 2011 seçimlerinden önce yayınlatmak için çalışmalar yaptığınız anlaşılmıştır.

* ERGENEKON terör örgütünün talimatları ile hazırlanan bu kitapların özellikle referandum ve seçim öncesi çıkartılmaya çalışılmasının amacı nedir? Bu stratejiyi kimler belirliyor?

Cevap : Bu çalışma Ergenekonla alakalı bir çalışma değildir, seçimle gündeme gelmesi tamamen tesadüftür.

Soruldu : 25.02.2011 günü saati 1.56'da Ahmet ŞIK ile X Bayan'ın yaptığı telefon
görüşmesinde özetle; A.ŞIK'ın "Sen kitapla ilgili yol alabildin mi" "Ya dün Fikret abiyle buluştukta avukatla" "İş iyice karıştı ya" "Yerinde olsam dedi kitabı tamamlamadan dedi hemen şu kargaşaya bir son vermek adına" "Sonraki baskılarda da bitmiş halini verirsin dedi yani çünkü çok kötü bir şey yapılıyor dedi" "Yok biz şu beraber buluşsak da içindekiler 3 bölüm ayırma işini vesaire falan yapsak senin dediğin uyarılarına da ben göze alarak şey göz önünde bulundurarak bir takım değişikliklerle hızlıca yaparım ben bir konuşayım yayın eviyle seni arayım" dediği, X Şahsın "2 günde bitireyim istiyorsun çok zor" dediği, A.ŞIK'm "Destek yayınlarındaki adam genel yayın yönetmeninin adını hatırlıyor musun ya" dediği, X Bayan'm "Ersoy bahsetmişti OLMADI NEDİMLE KONUŞ" dediği tespit edilmiştir.

* Görüşme yaptığınız X Bayan kimdir? X Bayan'ın sizi Nedim isimli şahsa yönlendirmesinin sebebi nedir?

Cevap: Buradaki X kişi kitap editörü arkadaşımdır. İsminin mağduriyet olmaması için vermiyorum. Kendisi Doğan Kitap'ta çalışıyordu, Doğan Kitap kitabı yayınlamak istemişti. Bitmemiş haliyle, kendisinin o dönemde haberi oldu. Doğan Kitap'la biz anlaşamadık, kitabı okuyup bana eleştiride bulunmuştu. En son kitap halindeki çıktısı benim evimde bulundu, bunun üzerinde notlar vardı. Hatalı kısımları koyulaştırmak suretiyle çizmişti, bende bunları okuyup düzeltecektim, ancak sabahleyin gözaltına alındım.

Soruldu : 25.02.2011 günü saat:17.11'de Ahmet ŞIK ile Yücel'in yaptığı telefon
görüşmesinde özetle; A.ŞIK'ın "...dün biz avukatlarla bir aradaydık da" "Bana dediler ki sen bu kitabı bitirmeyi bekleme şu haliyle hemen bas çünkü çok şaibe yaratıldı" "Bir not düş üstüne yani kitap tamamlanmadı ama bu nedenle erken çıkıyor sonraki baskıda bitirilecektir diye bir notla hemen bas görülsün ne olduğu bu kadar zerinde fırtına koparılıyor dendi tamam mı" "Korkunç korkunç şeyler yazılıp çiziliyor zaten kitap büyük oranda bitmişti ama konuşuruz bir şey eklenecekti onu sonra konuşuruz şimdi kitap Destek Yayınları diye bir yayın evi var olar talip olmuştu tamam mı şimdi yayın yönetmeniyle görüştüm ben" "Ama bu son dalga üzerinden korkabilir mi demeye getiriyor korkabilir dedi yani tamam mı" "Bu kitap para kazandıracak bir kitaptır açık konuşmak gerekirse bu kadar da şaibenin üstüne bilmiyorum aslında konuşabiliriz abi ben bilmiyordum senin kitap mitap basabileceğini" dediği, Yücel'in "Ya tabi işte biz hem kitap basıyoruz hem de şimdi o işe hız verdik önümüzdeki aylarda işte çeşitlli kitaplar zaten çıkaracağız" dediği tespit edilmiştir.

* Görüştürme yaptığınız Yücel isimli şahıs kimdir? Görüşmede "bitmişti ama konuşuruz bir şey eklenecekti onu sonra konuşuruz" dediğiniz tespit edilmiştir. Kitabınıza eklemeyi düşündüğünüz konu nedir? Bu konuyu telefonda söylememenizin sebebi nedir?

Cevap: Yücel isimli şahıs Ekspres isimli dergiyi çıkaran arkadaşımdır. Zaman zaman ben de yazı yazarım. Kendilerinin aynı zamanda bir yayınevi de vardır. O konuyla alakalı bir görüşmedir. Eklemeyi düşündüğüm konu da Hanefi Avcı'dan gelecek sorulara yanıtlardır.

Soruldu : Görüşmede "Bana dediler ki sen bu kitabı bitirmeyi bekleme şu haliyle
hemen bas çünkü çok şaibe yaratıldı" diyerek kitabı bitirmeden biran önce basmanızı kimler söyledi? Kitabı bitirmeden basmakla ne amaçlandı?

Cevap : Bana bu öneriyi Avukatım Fikret İlkiz söyledi, üzerime düşen gölgenin kalkması amacıyla doğru bir değerlendirme olarak düşündüm.

Soruldu : 25.02.2011 günü saat:18.54'de Ahmet ŞIK ile X ŞAHIS'ın yaptığı telefon görüşmesinde özetle; A.ŞIK'ın "Ne yapayım ya uğraşıp duruyorum evi ne zaman basacaklar diye bekliyorum" dediği, X Şahıs'm "Niye öyle bir şey mi var" dediği, A.ŞIK'ın "Senin dünyadan haberin yok galiba" "Oğlum bu Soner YALÇIN işine adım karışmış varya" "Ya bir bilgi notu benim üzerinde çalıştığım kitap onların bilgisayarında çıktı nasıl oldu bilmiyorum onların iddiası" "Virüslü e-postayla geldi diyorlar o kitaptan yola çıkarakta" "Bir bilgi notu var hani şu anlama geliyor Nedim le ben yaz... Nedim beni bana yazdırıyormuş ama bize de Ergenekon yazdırıyormuş kitabı falan filan anlamına gelen bir sürü ..." dediği, X Şahıs'm "peki senin kitabın notlarının bu adamın bilgisayarından çıkması" dediği, A.ŞIK'ın "Not bana ait değil o sanki şey ergenekoncular öyle bir not hazırlamış gibi gözüküyor" "Orada gözüküyor yani KİTABIN YANILMIYORSAM 3 AY ÖNCEKİ HALİ FİLAN yani" "YANİ BİR KAÇ GÜNDÜR TEDİRGİNİM ama bilmiyorum yani olabilir" "Olmasını gerektirecek bir şeyde yok ortada anladın mı yani" dediği tespit edilmiştir.

* ODA TV'de yapılan aramada ele geçirilen kitap taslağının 3 ay önceki hali olduğunu nereden biliyorsunuz?

Cevap: Bunu yukarıdaki soruda yanıtlamıştım.

Soruldu: Yukarıdaki cevapta notların kendisine ait olduğunu beyan ettiği ve telefonda da notun kendisine ait olmadığını Ergenekoncuların sanki hazırladığının söylemesi hususundaki çelişki soruldu: Burada kastettiğim not Nedim'le adımızın geçtiği belirtilen nottur. Kitapla alakalı alınmış notlar değildir.

Soruldu : 26.02.2011 günü saat:16.48'de Ahmet ŞIK ile Ersoy'ın yaptığı telefon
görüşmesinde özetle; A.ŞIK'ın "...şu son gelişmeleri takip ettin mi" "...işler biraz karıştı" "...avukat dedi ki ya çok şaibe kaldı üstünde bunu ortadan kaldırmak için kitabı tamamlamadan sen bastır dedi tamam mı zaten kitap büyük oranda bitmişti BİRŞEY BEKLİYORDUM O GELMEDİ HENÜZ" dediği, tespit edilmiştir.

* Görüşmede kitapla ilgili bir şey beklediğinizden bahsetmektesiniz. Kitapla ilgili kimden ne bekliyordunuz?

Cevap : Beklediğimden bahsettiğim bilgiler Hanefi Avcı'dan gelecek notlardır. Hanefi Avcı'ya sorduğum soruların yanıtlarıdır. Bastırma fikri de Avukat Fikret İlkiz tarafından söylenmiştir.

Soruldu : Yapılan aramalarda iş yerinizde kullanmakta olduğunuz bilgisayar harddisklerinin imajları üzerinde yapılan ön incelemelerde; çok sayıda, word dosyası içersinde dinleme kaydı olduğu anlaşılan çözüm tutanakları ele geçirilmiştir. Söz konusu belgelerin teknik özelliklerine bakıldığında belgelerin oluşturulduğu şirket adının "Jandarma Genel Komutanlığı" olduğu görülmüş, dolayısıyla söz konusu word belgelerinin jandarma tarafından yapılan dinleme faaliyetleri ile ilgili çözüm tutanakları olduğu anlaşılmıştır.

*Söz konusu belgeleri ne şekilde elde ettiniz? Belgeleri yaptığınız herhangi bir çalışmada kullandınız mı? Nedim ŞENER'le birlikte hazırladığınız kitapla bu belgelerin alakası var mıdır?

Cevap: Bu konu Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının İsmailağa Cemaatiyle alakalı yapmış olduğu dinleme kayıtlarına ait notlardır. Bu konuyla alakalı Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına dosya gitti, bu konuda 2009 yılında bir soruşturma açılmıştır. Bu konudaki telefon görüşmelerinin dijital kayıtları bana Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı ile alakalı Ergenekon soruşturmasından sonra ulaştı. Ben bu telefon görüşmelerini gazetecilerden aldım. Kesinlikle ben bunları Jandarma'dan veya başka bir yerden almadım.

Ben Ergenekonun medya yapılanması içerisinde yer almadım, örgüt üyesi değilim, örgüt amaçları doğrultusunda da herhangi bir kitap yazma gayreti içerisinde değilim. Yazdığım kitaplar da soruşturmanın daha doğru bir yere çevrilmesini talep eden kitaplardır dedi.

Şüphelinin Müdafiilerinden Soruldu:
Savunmaya aynen katılıyoruz. Müvekkilimiz sorulan tüm sorulara rasyonel ve tatmin edici bir şekilde cevap vermiştir. Kendisinin Ergenekon terör örgütü üyesi olmakla suçlanması, bize göre tam bir ironidir, çünkü bu örgüte yönelik soruşturma ve kovuşturma bağlamında kendisinin diğer gazeteci arkadaşıyla birlikte yayınladığı ve basında yer alan yorumlara göre bu konuda yayınlanmış kitaplar içerisindeki en doğru ayrıntı, değerlendirme, bilgilendirme ve analiz içerdiği söylenen "40 Katır - 40 Satır" adlı kitabın yazarıdır. Bir başka önemli husus da iddia edilen terör örgütünün nihai amacı olarak belirtilen darbe teşebbüsü suçlamasının en temel dayanağı olarak iddianamelerde gösterilen Özden Örnek'e ait günlükleri ilk olarak yayınlayan ve böylelikle kamu oyunun bilgisine sunan Nokta Dergisi'ndeki haber merkezinin editörlerinden birisidir. Dolayısıyla kovuşturma ve soruşturma konusu olan örgüte yönelik olarak bu derecede analiz yapan ve konuyu yakından takip eden bir gazetecinin bu örgütün üyesi olmakla suçlanabilmesi için daha temel, inandırıcı ve kuvvetli emare, bilgi, bulgu olması gerekir. Müvekkilimizin iletişim kayıtlarının tespitine yönelik olarak da beyan etmek isteriz ki, iletişimin tespitine dair Hakimlik kararını dosyadaki kısıtlılık kararı nedeniyle bilemediğimiz için bu iletişim tespitlerinin de hukuka aykırı olduğu kanısıyla hukuken geçerli delil olarak değerlendirilemeyeceğini düşünüyoruz. Zira müvekkilimiz hakkında kuvvetli suç şüphesi bulunduğu kanısında değiliz. Kaldı ki bir an için iletişimin tespitine yönelik Hakimlik kararının bu tespitleri yasal hale getirdiği düşünülecek bile olsa bu durumda dahi CMK.'nın 135/2. fıkrasındaki istisnalar nedeniyle müvekkilin tanıklıktan çekilme hakkı bulunan bir mesleği icra ettiği dikkate alınmalıdır. Basın Kanunu'nun 12. maddesinde gazetecilere haber kaynaklarını açıklamaya zorlanamayacağı ve tanıklıktan çekilmeye hakkı olduğu vurgulanmıştır. Dolayısıyla CMK.'nın 135/2. maddesi bağlamında bu iletişim tespitlerinin derhal imha edilmesi gerektiği kanısındayız. Son olarak müvekkile yöneltilen suçlama ve soruların dayandırıldığı bilgi ve bulguları bilmemekle beraber, göründüğü kadarıyla kendisi hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe sebeplerini doğrulayıcı olgular olmadığı kanısında olduğumuzdan takipsizlik kararı verilmesini talep ederiz dedi.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 147'nci maddesinde yazılı hususların yerine getirilmesinden sonra tutanak okunup, ifade veren ile hazır bulunanlar tarafından imza altına alınmıştır. 05/03/2011

NEDİM ŞENER'in sorgu tutanağının tam metni:

SORULDU : Benim Ergenekon'un medya yapılanmasından bilgim yoktur. Ben Ergenekon'un medya yapılanması içerisinde yer almadım. Ben takım dahi tutmuyorum. Üye olduğum kuruluş Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'dir.

Soruldu : Öz geçmişinizi açıklayınız.

Cevap: 1966 yılında Almanya'da doğdum. Ortaokul Bolu Mengen, Üniversiteyi İstanbul ilinde bitirdim. Aynı anne babadan olma toplam 4 kardeşiz. 01-Benim
02-R.Ş: Almanya'da işçidir. 03-S.Ş.: Almaya'da işçidir.
04-S.Ş.:Almanya'da sağlık sektöründe çalışmaktadır.
Gazetecilik mesleğine 1992 yılında resmi olarak Dünya gazetesinde başladım. 1994 yılında Milliyet Gazetesi Ekonomi servisine geçtim o tarihten bu yana halen aynı gazetede görev yapıyorum. Bu güne kadar (9) kitap yazdım. Uluslararası ve ulusal alanda gazetecilik meslek ödülleri verildi. Adıma kayıtlı pasaportum bulunmaktadır.
Ayrıca ben kişilik olarak objektif ve mağdurun yanında yer alan bir gazeteci olduğumdan yıllardır hiçbir iktidarın yanında yer almadım, karşısında da olmadım. Ben geçmişte de gerek TMSF'de gerek Uzanlarm davalarında gerekse de Emniyetle alakalı birçok konuda Müdürler ve bu kurumdaki yetkililer beni bilir. Hatta yazdığım kitap Bankalar Davasına bakan Mahkemede de delil olarak kabul edilmiştir ve Uzanlarm örgüt olduğunu da anlatan ilk defa anlatan benim. Bu yüzden hayatımda da tehditleri o dönemde aldım. Bütün çalışmalarım TGC ve birçok meslek kuruluşu tarafından ödüllendirildi. Bütün yaptığım haberler jüriler tarafından değerlendirilmiş ve ödüle layık görülmüştür. Son yaptığım çalışmalar Uluslar arası Basın Enstitüsü (IPI) tarafından değerlendirilip Dünyada yaşan basın kahramanlarının 60 kişilik listesinde yer aldım. Bu Türkiye'de Abdi İpekçi ve Hrand Dink'e verilen bir onurdur. Bu aynı zamanda Uluslar arası (PEN) birliği tarafından ifade özgürlüğü ödülü verildi. Bu 2006 yılında sadece Hrant Dink'e verilmiş bir ödüldü. Dolayısıyla burada gazetecilik faaliyetlerim mercek altına alınacağı için bir gazetecinin geçmişi hem namusu hem de onurudur. Ben bugüne kadar da mesleği ilkeleri ve içinde bulunduğu Doğan Grubu yayın ilkeleri içerisinde dürüstçe gazetecilik yaptım. Sorulacak her soruya da cevap vermeye hazırım.

Soruldu : Herhangi bir Sendika, Dernek, Siyasi parti ve benzeri bir kuruluşa üyeliğiniz var mı? Açıklayınız.

Cevap: Hayır yok. Sadece Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesiyim.

Soruldu : 14.02.2011 günü soruşturma kapsamında gözaltına alman Hüseyin Soner YALÇIN, Barış PEHLİVAN, Barış TERKOĞLU ve Ayhan BOZKURT isimli şahıslarla aranızdaki ilişkiyi açıklayınız?

Cevap: Bu şahısların hiç birini tanımıyorum, herhangi bir ilişkim yoktur. Aynı ortamda da bir arada bulunmadım.

Soruldu :04.03.2011 günü soruşturma kapsamında gözaltına alman Yalçın KÜÇÜK, Kaşif KOZİNOĞLU, Ahmet ŞIK, Ahmet Mümtaz İDİL, Coşkun MUSLUK, Doğan YURDAKUL, Müyesser UĞUR, Sait ÇAKIR ve İklim Ayfer KALELİ isimli şahıslardan kimleri ne zamandan beri tanımaktasınız? Aranızdaki irtibatı açıklayınız.

Cevap: Sadece Ahmet Şık'ı tanıyorum, Ahmet Şık çok dürüst bir gazetecidir. Güneydoğu'da faili meçhul olaylarla alakalı 1990Tı yılların sonunda ciddi çalışmalar yapan ve Susurluk konusunda da ciddi haberler yapan bir gazetecidir. Kendisi Radikal'de çalışıyordu, ben de Milliyet gazetesinde çalışıyordum. Aynı binada olduğumuzdan tanırım.

Soruldu : Bu güne kadar ERGENEKON soruşturması kapsamında haklarında işlem yapılan şahıslardan kimleri tanıyorsunuz ve bu kişilerle aranızdaki ilişki nedir?

Cevap: Mustafa BalbayTa bir kez telefonda görüştüm, ancak samimiyetim yoktur.

Soruldu : Bugüne kadar haklarında işlem yapılan ERGENEKON şüphelilerinin TİB dökümlerinin yapılan incelemesinde, şüpheliler Serhan BOLLUK, Sevgi ERENEROL, Serdar ÖZTÜRK, Ergun POYRAZ ve Vedat YENERER ile telefon görüşmeleriniz olduğu tespit edilmiştir. Bu kişileri nerden tanıyorsunuz? Aranızdaki ilişki nedir? Açıklayınız.

Cevap: Serhan Bolluk'u Uzanlarla alakalı bir yazı sebebiyle birkaç kez beni araması sebebiyle görüştüm. Sevgi Erenerol'u hatırlamıyor ve tanımıyorum. Serdar Öztürk Arena programına Levent Göktaş'm avukatı olarak katılmıştı. 51 nolu DVD ile alakalı bir görüşmemiz oldu. Telefonla birkaç kez görüştüm. Ergün Poyraz beni aradı, kendisini tanımıyorum telefonla birkaç kez görüşmüş olabilirim. Vedat YenererTe de Murat Demirel'in yurt dışına para kaçırmasıyla alakalı şoförünün bir röportajı olması sebebiyle kendisiyle birkaç kez görüştüm.

Soruldu : Ergenekon Terör Örgütü soruşturması kapsamında hakkında işlem yapılan Emcet OLCAYTU'dan elde edilen Datron marka laptop'a ait, Fujitsu marka 80 GBTık hard diskte bulunan "nedim şener.doc" isimli word belgesinde; "NEDİM ŞENER 0532xxxxxxx PAZARTESİ 21 MAYIS SAAT 19.30-21.00 ARASI BDDK 21 MAYIS 2005 TARİHLİ RAPOR UZAN İMAR BANKASI" şeklinde ibarelerin yer aldığı görülmüştür.

*Emcet OLCAYTU'yu tanıyor musunuz? Aranızda nasıl bir irtibat vardır? Notta yazan numara size mi aittir? Notun içeriği nedir?

Cevap: Emcet Olcaytu'yu tanımam, ancak yukarıda notta adı geçen İmar Bankası'yla alakalı bir konuda programa çağrılmıştım, bu konuyla alakalıdır.

Soruldu : 16.09.2009 günü saat:12.00,da Barış TERKOĞLU ile yaptığınız telefon görüşmesinde özetle; BARIŞ'ın "Nedim bey merhabalar ben odatv.com sitesini bilir misiniz bilmiyorum" "adım Barış TERKOĞLU nasılsınız'' "Soner beyle konuştukta biz görmüşsünüzdür belki bugün gazetelerde Hrant Dink ödülü Alper GÖRMÜŞ e verildi" "Ya biz bunu eleştiren bir şey yapmak istiyoruz da..." "...siz meseleyi incelemiş birisi olarak bizi hani öneride bulunabilirsiniz nasıl isterseniz" dediği, SİZİN "Yani sizin bakın sizin çıkarsamalarınız zaten şey belli bi doğrultu gösteriyor" dediğiniz, BARIŞ'm "Şimdi yani bizim hakkımızda Soner beyle röportaj yapabiliriz veya sizin yazmak istediğiniz bişey varsa onu yayınlayabiliriz" dediği ve görüşmenin devamında SİZİN "...yorum tamamen size ait olsun nolur ben o konuda daha fazla şey yapmıyım" dediğiniz, BARIŞ'm "Tamam o zaman biz sizinle hani hem şöyle bi tanışmış olduk" dediği, SİZİN "...Soner abiyede selam söyleyin ne zaman isterseniz" dediğiniz tespit edilmiştir.

Görüşmenin içeriğinden ODATV ve Soner YALÇIN'la samimimi bir irtibatınız olduğu anlaşılmaktadır. Görüşmenin içeriğini açıklayınız.

Cevap : Görüşme içeriğinden benim bu kişilerle yakın olmadığım ve
birlikte hareket etmediğim anlaşılmaktadır. Ben Soner YalçmTa aynı anda bir bina içerisinde bulunmadım, yüz yüze görüşmedim, yüzünü dahi bilmiyorum.

Soruldu : ERGENEKON terör örgütünün anayasasını teşkil eden "ERGENEKON" dokümanında Medya başlığı altında; Ergenekon'un kendi medya kuruluşlarını oluşturması ve diğer medya kuruluşlarını kontrol altına alması gerektiği belirtilmiştir. "LOBİ" dokümanında ise, örgütün gerçekleştirdiği faaliyetlerde amaçlara uygun kamuoyu oluşturulması ve kamuoyu desteğinin sağlanması için medya kuruluşlarının yönlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Soruşturma kapsamında hakkında iddianame düzenlenen Erol MÜTERCİMLER 1997 yılında bir televizyon programında yaptığı açıklamada, "Ülkeyi darbeye sürükleyen ve bugün çete diye anılan örgütün isminin ERGENEKON olduğunu ve bu örgütün 1960 yılında kurulduğunu, hükümetler üstü bir güç olduğunu, bu yapı içersinde askerler, Polisler, Profesörler, GAZETECİLER ve iş adamlarının bulunduğunu" belirtmiştir.

Bugüne kadar yapılan soruşturmalarda örgütün kontrolünde bulunan yazılı ve görsel medya organları deşifre edilmiş, medya yapılanması içersinde faaliyet gösterdiği tespit edilen birçok örgüt üyesi hakkında işlem yapılmıştır.

Son olarak ODATV de yapılan aramada "ULUSAL MEDYA 2010" isimli bir örgüt dokümanı bulunmuş, bu dokümanın yapılan incelemesine, ERGENEKON'un MEDYA YAPILANMASI ile ilgili yeni çalışmalar yaptığı ve özellikle dava süreci ile ilgili yeni stratejiler belirlediği tespit edilmiştir.

ODATV den ele geçirilen belgelerden ve soruşturma kapsamında elde edilen diğer delillerden sizin ERGENEKON terör örgütünün Medya Yapılanması içersinde faaliyet gösterdiğiniz tespit edilmiştir.

"ULUSAL MEDYA 2010" isimli dokümanı kim yada kimler hazırlamıştır? Kimlerin talimatı ile hazırlanmıştır. Bu dokümanın hazırlanmasında sizin rolünüz ne oldu? Bu dokümanda belirtilen stratejiler nasıl belirlendi? Sizin bu konuda rolünüz ne oldu?

Cevap: Ben Can Dündar'ın kitabını okumamıştım, Erol Mütercimler'in de ifadesini bilmiyorum. Ergenekon hakkında iddianamelerden edindiğim bilgiler vardır, böyle bir medya yapılanmasından da haberim yoktur. Varsa dahi içinde ben yokum. Böyle bir dokümandan haberdar değilim. Asla Oda TVçilerle görüşmedim, bunlarla hiçbir birlikteliğim yok. Bunların varlığından da haberim yok. Belgelerin yapılmasından da haberim ve katkım yoktur.

Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında "AMAÇ" başlığı altında; "Ergenekon ve benzeri siyasal komplo/ihanet davaları sonucu tutuklananların serbest kalmaları ve şerefli Türk Ordusuna, devrimci aydınlarına, ulusalcı kalemlerine ve siyasetçilerine, başta cemaat ve AKP yandaşları olmak üzere komplo kuranların cezalandırılmaları için çıkarılacak hiyanet-i vataniye kanunu kapsamında yargılanmalarının sağlanması amacıyla ulusal medya üzerine düşen görevlerin belirlenmesi gerekmektedir." yazdığı görülmüştür.

Dolayısıyla "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında, Ergenekon ve benzer davaların kamuoyunda inanılırlığmın ortadan kalkması, tutuklu yargılanan şüphelilerin serbest kalması ve bu soruşturmaları yürüten kişilerin vatana ihanet kapsamında yargılanması için kamuoyu oluşturulmasının hedeflendiği görülmüştür.

Örgütün bu hedefleriyle ilgili kamuoyu oluşturma adına neler yapıldı? Siz bu konuda neler yaptınız?

Cevap: Benim bu konularda asla bilgim yoktur.

Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında "STRATEJİ" başlığı altında; "Yürütülmekte olan operasyonların siyasal olduğu, AKP ve cemaatin Cumhuriyet ilke ve devrimlerine karşı rövanşist düşüncelerle giriştiği, sivil faşist bir hareket ve diktatörlüğe uzanan yeşil bir devrim olduğu anlatılmalıdır" yazdığı görülmüştür.
Bu strateji nasıl ve kimler tarafından belirlendi? Bu kapsamda ne tür faaliyetler yapıldı? Bu konuda sizin herhangi bir faaliyetiniz oldu mu?

Cevap: Benim bu konularda asla bilgim yoktur.

Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında "STRATEJİ" başlığı altında; "Saldırıların bilinçli olarak TSK ve Yüksek Yargı başta olmak üzere Anayasal Kurumlara karşı yürütüldüğü işlenmelidir. Medya gücünü etkin bir şekilde kullanan Akp ve cemaate karşı ulusal medya topyekun harekete geçirilmeli ve komploları boşa çıkaracak propaganda ve kara propaganda unsurları etkili bir şekilde kullanılmalıdır. Kemalist ideolojiye karşı yürütülen savaşa destek veren medya organlarına yandaş medya damgası vurulmalıdır" yazdığı görülmüştür.

Bu strateji nasıl belirlendi? Bu kapsamda ne tür faaliyetler yapıldı? Bu konuda sizin herhangi bir faaliyetiniz oldu mu?

Cevap: Benim bu konularda asla bilgim yoktur.

Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında "STRATEJİ" başlığı altında; "Başlatılan yargı sürecinde karşı tarafın elde ettiği delillerin boşa çıkarılması, değersizleştirilmesi ve normalleştirilmesi adına savunma makamlarının geliştirmekte oldukları argümanlar kullanılmalıdır. Bu kapsamda tespit edilecek zayıf halkalar ve iddialar gündeme taşınmalı ve davanın geneliyle özdeşleştirilmelidir. Güçlü tez ve delillerle karşı karşıya kalındığında, konunun ekseni değiştirilmeli, gri ve kara propaganda unsurları etkin bir şekilde kullanılmalıdır. Kitlesel hafıza süresinin kısalığı dikkate alınarak, ilk şokun atlatılması ve kitlelerde kalıcı kabullerin oluşmasına fırsat verilmemesi önem taşımaktadır" yazdığı görülmüştür.

Bu strateji nasıl belirlendi? Bu kapsamda ne tür faaliyetler yapıldı? Bu konuda sizin herhangi bir faaliyetiniz oldu mu?

Cevap: Benim bu konularda asla bilgim yoktur.


Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında "STRATEJİ" başlığı altında; "Davayı yürüten kurumlara yönelik kamuoyu desteğini kırmak için, gerek kurumsal gerekse bireysel düzeyde yıpratılmaları ve güvenilirliklerinin zedelenmesi gerekmektedir. Haklarında geniş ve detaylı araştırma yapılarak soruşturma açılması sağlanmalı ve üzerlerinde baskı oluşturulmalıdır" yazdığı görülmüştür.

Bu strateji nasıl belirlendi? Bu kapsamda ne tür faaliyetler yapıldı? Bu konuda sizin herhangi bir faaliyetiniz oldu mu?

Cevap: Benim bu konularda asla bilgim yoktur.


Soruldu : "ULUSAL MEDYA 2010" dokümanında strateji başlığı altında, "Operasyon sürecini yürüten kurumlara mensup olup tezlerimize ve faaliyetlerimize destek veren, kamuoyunun yakından tanıdığı ve güvendiği kişilere, Ergenekon ve benzeri davaların tertip olduğu yönünde açıklama ve yayın yaptırılması için bilgi, belge ve teknik destek sağlan

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com