'Silah bırakan PKK'lılar siyasete girmeli!'

'Silah bırakan PKK'lılar siyasete girmeli!'
BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışınak, AKP ile yürüttükleri "süreç"ten CHP'ye gündeme ilişkin bir çok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu

BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışınak, AKP ile yürüttükleri "süreç"ten CHP'ye gündeme ilişkin bir çok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu. BBC Türkçe'den Rengin Arslan'a konuşan Kışanak, silah bırakan PKK'lılar siyasete girmelidir, dedi.

İşte Gültan Kışanak'ın gündeme ilişkin yaptığı o açıklamalar:

Remzi Kartal, bir söyleşide Öcalan ile görüşmelerin Eylül 2012'de başladığını söylüyor. Açlık grevleri de Öcalan'ın muhatap alınması ve demokratik talepler temelinde 12 Eylül 2012'de başlamış ve 18 Kasım'da sona ermişti. Siz, Remzi Kartal'ın görüşmelerin başladığı tarih olarak belirttiği zamanı teyit edebilir misiniz?

Ben böyle sabit bir tarih telaffuz edemeyeceğim. Fakat sayın Öcalan'ın partimiz heyetiyle yaptığı görüşmelerde ifade ettiği bir durum var. Yine yazdığı mektuplarda, metinlerde ifade ettiği bir durum var. Sayın Öcalan'ın, insani, vicdani, politik, ahlaki bir topluma olan inancı nedeniyle bu sorunun barışçıl ve demokratik yollardan çözülmesi için bir talebi olmuş. Hükümete yönelik, bu konuyu görüşme talebi olmuş. Görüşmeler bunun üzerine başlamış. Öcalan'ın bir hamlesiyle başlamış bir süreçten bahsediyoruz. İkincisi, bizim ilk heyetimiz 3 Ocak'ta sayın Öcalan ile görüştü. Bu görüşmede, "4-5 aydır bu görüşmeleri yapıyorum" diye bir ifadesi vardı. Ocak'tan geriye 4-5 ay götürürsek, takvim çıkar.

Geri çekilmenin tamamlanmasından sonra PKK ne olacak?

Ben PKK'nın silahlı, politik bir hareket olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle yeni dönemde demokratik siyasetin önü açılacak, silahlar devreden çıkacak dediğimiz bir dönemse, ben PKK'lıların demokratik siyasette yer almalarının imkanlarının, koşullarının yaratılabileceğini düşünüyorum. Bunun yapılması gerekiyor.

CHP'nin sürece katılımından umutlu musunuz?

Bu sonuçta CHP'nin kendisinin de geleceğini ilgilendiren bir durum. CHP ana muhalefet partisi olarak bu ülkenin demokratikleşmesi, Kürt sorunun çözümü konusunda büyük bir sorumluluk altındadır. Bu sorumluluğu yerine getirecek mi, getirmeyecek mi, soru budur. Biz CHP'ye herhangi bir politik görüş empoze etmiyoruz. Kendi politik görüşleriyle sürecin içinde yer alabilirler. Ama sürecin karşısında konumlanmak, toplumsal zeminde hiç karşılığı olmayan bir durum.

CHP'nin aldığı tutumun kaynağında ne var?

Çok açık, sayın Öcalan şahsında Kürt halkına karşı bir tahammülsüzlüğün ifadesi bu. Özellikle CHP içerisindeki Baykal çizgisi, ayrımcı, ırkçı bir söyleme sahip. Ben artık ulusalcı kelimesinin de bunu karşılamadığını düşünüyorum. Savundukları şey şudur, herkes kültüründen, kimliğinden, inancından vazgeçecek ve Türk olacak. Bu kadar ırkçı bir şey savunuyorlar. Bu çizginin artık CHP'nin içerisinde de tasviye edilmesi gereken bir çizgi olduğunu düşünüyorum. Sayın Baykal geçenlerde bir gazeteye verdiği demeçte, "Anayasa'ya mikrop sokulmamalı" demiş. Vatandaşlık tanımı dahil her yere Türk yazdırmayı isteyen bir zihniyet bunu söylüyorsa, Türkler dışındaki herkesi mikrop olarak görüyor demektir. Bu açık ve net ırkçılıktır. Anayasada hiçbir etnik referans yapılmamasını savunsaydı, o zaman bütün etnik kimliklere karşı eşit bir mesafede duruyor diyebilirdim. O zaman bu mikrop ifadesinin demokratik bir karşılığı olabilirdi. CHP'nin artık bir karar vermesi lazım. CHP demokrat, çağdaş, özgürlükçü bir parti mi; yoksa ırkçı bir parti mi?

AKP ve BDP'nin Türkiye ile ilgili belli başlı konularda ittifak yaptığı ve sosyalist solu dışladığı yönünde eleştiriler var. Bununla ilgili değerlendirmeniz nedir?

Bu çok önemli bir soru. Biz AKP ile müzakere ediyoruz. Biz AKP ile işbirliği yapmıyoruz. Müzakerenin, tartışmanın, AKP ile mücadelenin bir tarafıyız. Müzakerenin kendisi bir mücadeledir zaten. O yüzden Türkiye'nin demokratik çevrelerinin, sol - sosyalist çevrelerinin "BDP, AKP ile birlikte bizi dışlıyor" demesi hem yanlış hem de kendi eksiğini örtmeye yönelik bir yaklaşımdır. Tam tersine şunu yapması gerekir: AKP ile mücadele eden, müzakere eden BDP'nin yanında durarak BDP'yi güçlendirmesi lazım. Hangi sol-sosyalist çevre bizimle hangi konuda birlikte hareket etmek, bir talebi yükseltmek konusunda bir öneri getirmiş de, "Hayır, biz AKP ile anlaştık, bunu yapmıyoruz" demişiz. Hem BDP'yi, AKP karşısında yalnızlaştıracaksın, hem de suçlayacaksın. Bu insaf ölçülerini biraz aşan bir durum. Ben bazı iyi niyetli beklentileri, yorumları çok iyi anlıyorum. Ama ben de bir sosyalist olarak, kenarda durup, yalnızlaştıran ve suçlayan bir tutumu kabul etmiyorum. (BCK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com