Silivri’de tarihi gün

Silivri’de tarihi gün
Ergenekon davasında yarın savcı mütalaasını açıklayacak. Savcının sanıklar hakkındaki görüşlerini belirtmesiyle son savunmalar istenecek ve karar verilecek. Sanıklara destek vermek isteyen binlerce kişi de yarın Silivri’deki duruşma salonu önünde olacak.

Silivri yarın (13 Aralık) tarihi bir eyleme sahne olacak. Başta CHP ve İP olmak üzere bazı siyasi partiler, çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve sanatçılar 5 yıldır süren Ergenekon davasını ve dava boyunca süren hukuksuzlukları protesto için Silivri'ye akın ediyorlar.
 
Bu kuruluşların çağrısına uyan binlerce vatandaşın Silivri'de buluşması bekleniyor. Hükümetin ve güvenlik kuvvetlerinin 10 Kasım'da Ankara'da yaptıkları gibi göstericileri engellemek için çeşitli önlemler alması da ihtimal dahilinde.
 
Yurt gazetesinin haberine göre, Silivri'deki bu dev buluşmanın ana nedeni, davanın hızlandırılarak bir karara bağlanmak istenmesi. Delillerin incelenmediği ve sanıkların savunma hakkının çok kısa sürelerle neredeyse yok edildiği duruşmada yarın son sözler söylenecek ve muhtemelen yakın zamanda kararlar açıklanacak. Ergenekon davası başından beri Türkiye kamuoyunda hükümetin çeşitli muhalif kişileri sindirmek için yürüttüğü bir 'siyasi dava' olarak algılanıyor. Dava 5 yıl boyunca peşpeşe gelen çeşitli tutuklama dalgaları ve 21 iddianame ile içinden çıkılması zor bir labirent ve 'torba dava'ya dönüşmüş durumda.
 
SAVCILAR GÖRÜŞ BİLDİRECEK
 
İşte bu karmaşık Ergenekon davasında yarın son sözler söylenecek! Silivri’deki duruşma salonunda görülen davada yarın savcılar Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın mütalaasını açıklayacak. Savcılar sanıklar hakkında ceza talep edip etmediğini ifade edecek. Tarihi duruşmanın ardından mahkeme sanıklardan da son savunmalarını yapmalarını isteyecek ve son savunmaların ardından karar verilecek. Yargılamasının 5’inci yılında olan Ergenekon davasına kamuoyundan büyük bir tepki var. 13 Aralık’ta savcının sanıklar hakkında neler söyleyeceğini bekleyen yakınları ve vatandaşlar yarın Silivri’de olacak.
 
CHP'DEN SİLİVRİ ÇAĞRISI
 
Silivri’deki tarihi duruşma için siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve sanatçılar “Haydi Silivri’ye” çağrısı yaptı. Örgütlenmeden Sorumlu CHP Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin, 39 ilçe örgütüne yarınki duruşmaya destek vermek için genelge gönderdi. CHP İstanbul İl örgütünün tam kadro Silivri’de olması bekleniyor. İşçi Partisi ise 30 ilden ve çok sayıda ilçeden Silivri’ye otobüsler kaldıracağını duyurdu. Tarihi duruşmaya hukukçulardan da destek geldi. İstanbul Barosu ve Ankara Barosu’nun yanı sıra birçok baro yarın Silivri’de olacağını ilan etti. Atatürkçü Düşünce Derneği ve Türkiye Gençlik Birliği’nin de aralarında olduğu yaklaşık 50 sivil toplum kuruluşu Ergenekon duruşmasını izleyeceğini belirtti.
 
Sivil toplum kuruluşları, duruşmaya katılım için yaptığı ortak çağrıda “29 Ekim ve 10 Kasım’daki irade vatanın bölünmesine izin vermeyecek” dedi.
 
Sanatçılar ve yazarlar da yarınki duruşmaya katılma çağrısı yaptı. Levent Kırca, Suzan Aksoy, Ataol Behramoğlu, İlhan İrem, Rutkay Aziz ve Tarık Akan’ın da aralarında olduğu sanatçılar sanıklara destek vereceklerini ifade etti. Silivri’ye yarın yüz binlerin akın etmesi bekleniyor.
 
SAVUNMA HAKKI BİLE YOK
 
Ergenekon davasında savcılık yarın sanıklar hakkında mütalaasını verecek. Savcının mütalaayı vermesinin ardından sanıklara son savunmaları için söz hakkı verilecek. Mahkeme bu sürecin ardından kararını açıklayacak. Davanın sanıkları kendilerine savunma hakkı tanınmadığından şikayetçi.
 
İSTENEN CEZALAR OKUNACAK
 
Ergenekon Davası’na İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi davanın son celsesinin görüldüğü 27 Kasım tarihinde savcıdan esas hakkındaki mütalaasını istedi. Savcı 289 sanık hakkında istediği cezaları okumaya başlayacak. Davanın sanıkları ve avukatları, mahkemenin kendilerinin çağırdığı tanıkları dinlemeden ve delil değerlendirme aşamasını atlayarak mütalaa istemesine karşı çıkıyor. Sanıklar ve avukatları bunun savunma hakkının yok edilmesi olduğunu söylüyorlar.
 
Mütalaanın 15 gün içinde yazılmasının hükmün önceden verilerek karar gidilmesinin emaresi olduğunu söyleyen savunma avukatları yaptıkları ortak açıklamada şunları söylediler: “Makul sürede yargılanmak sanığın en doğal hakkıdır. Ancak, bu hakkın kullanılabilmesi için öncelikle gerçek bir ceza yargılamasının yapılması gerekir. Oysa ki Silivri'de mahkeme, daha önce dinlenilmesine karar verdiği aralarında Şenkal Atasagun ve Şamil Tayyar’ın da bulunduğu yaklaşık 10 tanığın dahi dinlenmesinden biranda vazgeçmiş, dosyadaki yasadışı delilleri çıkartmadan, bugüne kadar dinlenen 153 tanık ve birleşen 21 dava dosyasındaki 120 milyona yakın belgeye karşı savunma tarafını 15 dakika ile sınırlı sürede beyanda bulunmaya zorlamıştır. Önceden sipariş edilmiş peşinen verilmiş bir hükmü bir an önce kamuoyuna açıklama gayretine giriştiği izlenimi yaratmaktadır.”
 
DAVANIN SONUNU GÖREMEDEN ÖLDÜLER
 
Davada ifade veremeden ölen sanıklar oldu. Cumhuriyet gazetesi başyazarı İlhan Selçuk "çoklu organ yetmezliği" nedeniyle, Bağımsız Cumhuriyet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Engin Aydın akciğer kanseri nedeniyle, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Uçkun Geray kalp krizi nedeniyle, ÇYDD Başkanı ve bilim kadını Prof.Dr. Türkan Saylan karaciğer kanseri nedeniyle, Araştırmacı Erhan Göksel kalp krizi nedeniyle, Ergenekon’un kasası olduğu iddiasıyla tutuklanan ancak cenazesini belediyenin kaldırdığı Kuddusi Okkır kanser nedeniyle  hayatını kaybetti.
 
SİLİVRİ'DE YAŞAM
 
Davanın tutuklu sanıkları mahkeme salonunun da bulunduğu Silivri Cezaevi Kampüsü’nde kalıyorlar. 2008 yılında tamamlanan kampuste 8 kapalı, bir açık cezaevi var. Ergenekon davası sanıkları çoğunlukla 1,4 ve 5 numaralı cezaevlerinin yüksek güvenlikli bölümlerinde bulunuyorlar. Tutuklu sanıklar 24 saat kamerayla gözetlenen koğuşlarda kalıyorlar. En çok üç kişinin bir araya gelmesine izin veriliyor. Cezaevindeki sosyal etkinliklere ya da kurslara katılmalarına izin verilmiyor. Bu nedenle sanıklar en çok tecrit altında tutulmaktan şikayetçiler. Tuncay Özkan, Mustafa Balbay, Doğu Perinçek gibi bazı sanıklar ayrıca disiplin koğuşu adı verilen 9’ar metrekarelik odalardan oluşan hücrelerde yaşıyorlar. Yemekler kötü, koğuşlar soğuk, duvarlar rutubetli.      
 
DARBE DAVASI MI?
 
Ergenekon davası kamuoyunda bir darbe davası olarak biliniyor. Ancak yargılanan bir darbe girişimi yok. Sanıklara isnat edilen suçlama darbe yapmaktan çok darbe ortamı yaratmak. İddianamede örgütün amacı şöyle anlatılıyor: “Nihai amacı sürekli iç çatışma, kaos yaşayan, komşularıyla düşman ve dünyaya kapalı, AB ve ABD’ye karşı, insan haklarına karşı, çağımızın tüm uluslararası değerlerine karşı, ekonomik kriz, iç etnik çatışmalar ve terör ile uğraşan , ekonomik yönden zayıf bir devlet imajı oluşturan, devlet otoritesini içten ve dıştan zaafiyete uğratarak ülkeyi yönetilmez hale getirmek isteyen örgüt…”
 
Darbe iddiasına neden olabilecek tek olay gerçekliği tartışmalı “Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven” gibi darbe planı olduğu iddia edilen bilgisayar dosyaları. Ancak davaya bakan mahkeme bu planlar hakkında görevsizlik kararı vererek dosyayı Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na gönderdi. Kısacası davada resmen bir darbe planı yargılanmıyor.
 
TARTIŞMALI 'DELİL'LER
 
Ergenekon davasında bir çok delil de tartışma konusu oldu. Delillerin sanıklara karşı üretildiğine dair somut verilere ulaşıldı.
 
Davanın sanığı Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin telefonuna polisin 139 adet numara yükleyerek delil yarattığı resmi raporlarla belgelendi. Bir diğer kritik delil 51 nolu DVD idi.
 
“Bazı yargı mensuplarının kişisel yaşamlarıyla ilgili elde ettiği görüntü kayıtlarını ihtiyaç duyulduğu zamanda onlara karşı tehdit ve şantaj amaçlı kullanmak üzere kaydedip sakladığı'' suçlamasına sebep olan DVD, adli emanetteyken kırıldı.
 
Üzerindeki parmak izlerinin silindiği ortaya çıktı. DVD’nin sahibi olduğu iddia edilen Levent Göktaş, polisin CD’yi ofisine koyduğuna dair birçok delil sundu.
 
Sanıklardan Mustafa Dönmez’de bulunduğu iddia edilen 472 adet mermi için verilen uzun hukuk mücadelesinden sonra , polis sehven açıklaması yaptı. Gündemi uzun süre meşgul eden İrticayla Mücadele Eylem Planı isimli kağıtta sanık Dursun Çiçek’in parmak izi bulunamadı. Ancak sahibi sanıklardan hiçbiri olmayan 14 parmak izi çıktı. Belgenin askeri yazıma uymadığına dair 5 ayrı bilirkişi raporu yazıldı. Genelkurmay’ın 74 bilgisayar ve 24 adet yazıcısında yapılan incelemede belgenin izine rastlanmadı. Davada pek çoğu isimsiz olarak gönderilen mektuplar delil kabul edildi.
 
ÜNLÜ GİZLİ TANIKLAR
 
Ergenekondavasında Osman Yıldırım örneğindeki gibi ilk kez aynı kişi hem sanık hem tanık hem gizli tanık oldu.  Sanıkların tanıklara kendi adları geçmediği sürece soru sorması yasaklandı. Hakimlerin uygun bulmadığı sorular “gereksiz”, “yorum sorusu”, “tekrar” ve “kanaat” gerekçeleriyle engellendi. Cezaevlerinin en ağır hapis ya da müebbet hapis cezalarına çarptırılmış ve akıl sağlığı bakımından da şüphe uyandırıcı ifadelerde bulunan şahıslar, gizli tanık oldular. Davanın sanığı, tanığı ve gizli tanığı olan Danıştay baskını ve Cumhuriyet gazetesinin bombalanmasını organize eden Osman Yıldırım birçok suçtan hükümlü. Kasten adam öldürmeye teşebbüs ve ruhsatsız silah taşımak, ablasını öldürmek, nüfus kâğıdında sahtecilik, öz yeğenine fuhuş yaptırmak suçlarından hüküm giydi. Atatürk’e ‘İngiliz p.çi’ diye hakaret eden Yıldırım’a davanın savcılarının “Osmanım” diye hitap ettiği ortaya çıktı.
 
Gizli tanık Deniz ise bir dönem PKK’nın 2. adamı olarak bilinen Şemdin Sakık’tı. Davanın gizli tanıklığını yapan Yüksel Dilsiz ise 14 yaşındaki bir erkek çocuğuna tecavüzden 31 yıl hüküm giydi.
 
DAVANIN ÜNLÜ SANIKLARI
 
Ergenekon davasında önemli isim yarın mahkeme önüne çıkacak. Milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, gazeteci Tuncay Özkan, İşçi Partisi Lideri Doğu Perinçek, eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu, eski Jandarma Komutanı Şener Eruygur, eski 1. Ordu Komutanı Hurşit Tolon, İstanbul Organize Suçlar Şubesi Eski Müdürü Adil Serdar Saçan, eski Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan, eski MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılıç, eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz, Prof.Dr. Yalçın Küçük, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, yazar Ergun Poyraz bu ünlü isimlerden bazıları.
 
SAYILARLA
 
*Ergenekon soruşturmasının başladığından bugüne 5 yıl 6 ay geçti. Yani 2010 gün.
* Davada 21 iddianame var.
* Dava kapsamında 1.360 kişi ifade verdi, 588 kişi tutuklandı. Halen 65’i tutuklu 289 sanık var.
* Bugüne kadar 100 bin telefon izlemeye alındı, 60 bin telefon dinlendi. 3.000 kişi takip edildi.
* Davada 109 açık, 44 gizli tanık var.
7 kişi dava bitmeden öldü
* 7 kişi ifade veremeden öldü. 7 kişi kanser oldu. Halen tedavi
gören 10 sanık var. Sanıkların birinci derece ölen yakınlarının sayısı 20’yi geçti.
* 600’ün üzerinde celse yapıldı. Türkiye’de ortalama bir ceza yargılamasıyla 150 senelik yargılamaya denk düşüyor.
* İddianamelerin sayfa sayısı 17 binden fazla. Ek klasörlerle sayfa sayısı 10 milyon civarında. Dava dosyalarına giren tüm belgelerle 120 milyon sayfa yapıyor. (CTK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com