Şimdi suçlu aramanın zamanı değil!

Şimdi suçlu aramanın zamanı değil!
Kurumlar arası kopukluğun sorumlusu kimdir?

SANSURSUZHABER.COM Ben dış politika uzmanı değilim. Olayları olabildiğince çeşitli kaynaklardan takip ediyor ve mantıklı bir sonuca ulaşmaya çalışıyorum.
 
Reyhanlı’da 90 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en kanlı sabotaj olayını  yaşadık. Şüphesiz ateş düştüğü yeri yakıyor ama bu ülkeyi sevenlerin de içi kan ağlıyor.
 
Olayın hemen akabinde Devlet Bakanı ATALAY ve İç İşleri Bakanı GÜLER ellerinde çok kesin deliller bulunduğunu ve saldırının arkasında Suriye İstihbarat Örgütü El Muhaberat’ın dolayısı ile de ESAD‘ın bulunduğunu açıkladılar.
 
Başbakan Amerika gezisine çıkmadan önce  ”Bir istihbarat zaafı var mı?“ sorusunu cevaplandırırken aynen  “Böyle bir durum söz konusu değildir. MİT ile Emniyet İstihbaratı arasında bir kopukluk olabilir.”   dedi.”  .   
 
Elde edilen bir istihbaratın gereği yerine getirilmiyorsa bu bir zaaf  değil de nedir?  Bence Başbakan’ın bu sözlerinin hukuktaki karşılığı “Tevil yolu ile ikrardır. “ Daha sonra yine devam etti. “ Nerede bir zaaf varsa cezalandırılacaktır “  dedi yani bir zaafı da kabul etmiş oldu.  O zaman sormak gerekir: Bu kurumlar arası kopukluğun sorumlusu kimdir. ?  Şüphesiz konuşmayı camdan yapmaz da ayak üstü soruları cevaplandırmaya kalkarsanız böylesine arka arkaya birbiriyle çelişen sözler söylersiniz. 
 
Bu olaydan sonra Hükumetin Suriye Politikasının yanlış olduğunu, ÖSO ‘na (Özgür Suriye Ordusu)  lojistik destek verildiğini. sınırlarımızı yol geçen hanına çeviren bazı radikal silahlı unsurların ESAD ‘ a karşı savaştığını, ESAD’ın da buna karşı güç gösterisinde bulunduğunu söyleyebilirsiniz. Daha çok şeyler de söylersiniz.
 
Ama öncelikle Suriye Politikamızın birdenbire değişmesinde,  Suudi Arabistan ve Katar’ın Dış İşleri Bakanı DAVUTOĞLU ‘na verdikleri “ ESAD rejiminin bir iki hafta içinde çökeceği “ istihbaratının çok önemli rol oynadığını ve yine Orta Doğu’da yaşanan olayların perde arkasındaki baş aktörlerinin oluşacak  bir SÜNNİ –Şİİ rekabeti sonucu durumdan vazife çıkarmak isteyen SUUDİ ARABİSTAN ve İRAN ‘ın olduğu gözden ırak tutulmamalıdır.
 
Ülkede  yıllardır devam eden ve temelinde  bir TÜRK-KÜRT  sorunun yattığı TERÖRÜ sona erdirmek için, henüz kesin bir sonuç alınmasa da, büyük gayretlerin sarf edildiği ve   en azından terörist eylemlerin sona erdiği bir süreçte bu defa halkımızın   SÜNNİ – ALEVİ  çekişmesi ve hatta çatışması    tuzağının  içine çekilmesine meydan vermemeliyiz .
 
Bu tip eylemlerden kimlerin çıkarı olabileceğini çok iyi değerlendirmek gerekiyor. Peşin önyargılarla işin kolayına kaçmak daima hatalı sonuçlar doğurur.
 
Yıllardan beri bu coğrafyada dost görünen en büyük düşmanımızın İRAN olduğunu ve yıllardan beri ülkemizi kendilerinin ki gibi ŞER’i bir düzen içine çekmek istediklerini sanırım bilmeyen yoktur. Son zamanlarda İRAN gerek Malatya Birecik’te kurulan radar üssünden ve gerekse de TÜRK – İSRAİL ilişkilerinin normale dönüşü için atılan adımlardan son derece rahatsızdır.
 
Ve yine Başbakan’ın “ Bedelini misliyle ödetiriz.”  sözünü kanıtlamak için SURİYE’ye yapılacak bir askeri harekata ilk ciddi tepki sanıldığı gibi RUSYA’dan değil şu andaki dini etnik bir azınlık diktatörlüğüne dayanan ESAD rejiminin devamını isteyen İRAN ‘dan gelecektir.
 
Umarım önümüzdeki günlerde bu olayın arkasındaki gücün kim olduğu ortaya çıkarılır ve ona göre gereken önlemler alınır ve ülke durduk yerde sonu bilinmeyen bir maceraya sürüklenmez.
 
Sıradan ve sade bir vatandaş olarak son sözüm  “ Şu anda iktidarı ile muhalefeti ile birbirimizi suçlayarak olayda kusurlu aramak yerine toplumsal bir dayanışma ve bilinç içinde tahriklere kapılmadan oynanmak istenen oyunu bozup perde arkasındaki asıl güçlerin kim olduğunu bulmalıyız. GÜN O GÜNDÜR”  olacaktır. 
 
Evrensel ERDOĞAN                            

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com