Şimşek: ‘Kılıçdaroğlu ya yol açacak ya yoldan çekilecek’

Şimşek: ‘Kılıçdaroğlu ya yol açacak ya yoldan çekilecek’
CHP'li Berhan Şimşek aylar sonra ilk kez konuştu. Şimşek AKP’nin Suriye politikasından, CHP’nin tüzük kurultayına, İl başkanlığından neden istifa ettiğinden, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile neden siyaset yapmayacağına kadar her şeyi Sansursuzhaber.com’d

SansursuzHaber/OZELCHP’de ciddi anlamda sarsıntılar yaşanıyor. Yapılan kurultayla CHP’ye demokrasi gelecek denildi. Sizin bu kurultaya çok sıcak bakmadığınızı biliyorum. Sizce CHP’de kurultaydan itibaren değişen bir şeyler var mı?

Maalesef yıllardan beri böyle. Şimdi demokrasi Türkiye’ye gelecek deniyor. İktidar, Türkiye’ye 'İleri demokrasiyi getirdik, getiriyoruz' diyor. CHP’ye 'Demokrasi getireceğiz' diye bir tüzük değişikliği yaptık. Ama bunların hiç biri çalışmıyor. Bu tüzük kurultayıyla ilgili bugün değil, 1998-1999’dan beri partinin MYK üyeliğini yaptım. Gençlik kollarından geliyorum. Her zaman parti içi, demokrasinin olması gerektiğine inandım ve bunun mücadelelerini verdim. 2004 yılında Deniz Bey döneminde çarşaf liste blok listeye çevrilirken kurultayda 175 milletvekilinden 11 milletvekili arkadaşımız blok listeye ret vermiştir, onlardan biri de bendim. Benim parti içindeki demokrasi mücadelem sadece Kemal bey dönemi ya da tüzük kurultayı dönemi değil. Biz bir talepte bulunduk. 368 imza bulduk ve sayın genel başkana götürdük. Sayın Genel Başkan ‘Arkadaşlar imzaları toplasınlar ben kurultayı yapacağım’ dedi. İmzalar gittikten sonra da ‘Bu kurultayı iki aşamalı yapıyorum’ dedi.  Yani 'Birinci gün benim, ikinci gün örgütün kurultayı olacak' dedi. Bir kere yanlış olan buydu. Kemal bey, ‘Arkadaşların yorulup imza toplamalarına gerek yok, noterleri zengin etmesinler. Bu ay içerisinde ben tüzük kurultayını toplayacağım, arkadaşlarla beraber demokratik, ayrışmayan, yarışan CHP’ye yakışan bir tüzük yapacağım’ deseydi. Kemal  bey örgütün imzalarını bir kenara bırakarak, ‘Önce benim talep ettiğim kurultayı yapacağım, ikinci gün de sizin kurultayını yaparız’ dedi. Bu imzayı toplayan arkadaşları ötekileştirme, yok saymaydı.

RÖPORTAJIN VİDEOLARI İÇİN TIKLAYIN!

Berhan Şimşek'ten çarpıcı açıklamalar! (Bölüm 1)
Berhan Şimşek'ten çarpıcı açıklamalar! (Bölüm 2)
Berhan Şimşek'ten çarpıcı açıklamalar! (Bölüm 3)
Berhan Şimşek'ten çarpıcı açıklamalar! (Bölüm 4)
Berhan Şimşek'ten çarpıcı açıklamalar! (Bölüm 5)

Berhan Şimşek'ten çarpıcı açıklamalar! (Bölüm 6)
Berhan Şimşek'ten çarpıcı açıklamalar! (Bölüm 7)




Kemal Bey ‘Korku imparatorluğunu yıkacağız’ dedi. Ama görüyorum ki korku imparatorluğu yerine korkunç bir imparatorluk geldi. Deniz Bey döneminde de ben demokrasi talep ediyordum. Bugün demokrasiyi talep ettiklerini söyleyen arkadaşlar o gün Deniz beyin uygulamalarının altına imza atmıştır. Ben o arkadaşları iyi bilirim.  O tüzük yapılanmasından sonra ilçe seçimleri başladı. Önemli olan 3 tane madde vardı. 12.madde hak ve hakkaniyetiyle yerinde kullanılmalı. Daha sonrasında blok listeler çarşafa dönecek diye tüzük değişikliği yapıldı. Ama İstanbul’da 39 ilçenin sadece bir tanesinde, Ataşehir’de çarşaf liste uygulaması oldu. Geri kalan hepsinde blok liste uygulandı. Yani bir tüzüksavar tüzük değişikliği yaptık.  Bu yapılan değişikliğin örgütün genelinde çok büyük katkısı olduğunu sanmıyorum.  Delegeyi oyladık çarşaf değil blok liste istedi. Bu sorumluluktan kaçmak olur. Çarşaf liste olsa kendi kadrolarını seçemeyecekler. Demokrat Kemal, işçi Kemal, emekçi Kemal, öncü Kemal meselelerini uygulamada göremedik. Umut ediyorum bu düşünceler hala kafasında yaşıyordur. Sanıyorum bu yaşananlara en az benim kadar Kemal bey de üzgündür diye düşünüyorum.



Kılıçdaroğlu bir demokrasi paketi açıkladı ve bütün partileri birlik olmaya çağırdı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konuda bir yanlış yok. Öncelikle demokrasinin taşıyıcı, uygulayıcı unsurları olan, demokrasinin omurgasını taşıyan siyasi partiler yasasının değişmesi gerekir. Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları ileri demokrasiden bahsediyor. Yüzde 10 seçim barajının ileri demokrasi olabilmesi mümkün değil. Demokraside yüzde 99 ve yüzde 1 aynıdır. Eğer 100’ü bulacaksak 1 yoksa 100’ü bulamayız. O zaman yapılması gereken seçim barajının da indirilmesi.  Yüzde 2 alan, 3 alan da orada temsil edilmeli. İl başkanlığı yaptığım dönem yüzde 7’ye indirelim demiştik. Artık buralardan sıyrılmak gerekir. Öncelikle siyasi partiler yasası değişmeli.  Ama biz yasaları toplumun beklentilerine göre değil kişilerin beklentilerine göre yaptığımız için işin içinden çıkamıyoruz. Sıkıyönetim mahkemeleri DGM oldu. DGM’ler  özel yetkili mahkeme haline geldi. Dünyanın hiçbir yerinde mahkemenin özeli, tüzeli olmaz. Türkiye’ye bakıyoruz. AKP’nin hükümeti…AKP’nin mahkemesi…Kemal beyin söyledikleri yapılması gerekenler. Burada niyet önemli. Recep Tayyip Erdoğan’ı niyeti var mı? Bu güne kadar bu niyeti ortaya koymamış. Bütün her şeyi değiştirdin siyasi partiler yasasına gelinde kalıyorsun. Niye? Çünkü kendi saltanatı bitecek. Ben soluk alamıyorum. Ben evimde huzurlu değilim. Ben 12 Eylül’ü yaşadım. Korkular bu kadardı. Konuşmaya korkuyoruz. Kemal bey bir hayali bir rüyayı anlatmak mecburiyetinde. CHP’den çok şey bekleniyor. Neyi, niye anlatamıyoruz?



CHP’nin kendi iç çatışması buna engel olabilir mi?

Hangi iç çatışma? Artık kimse buna sığınamaz. Buna müsaade etmeyiz. İç çatışmanın gerekçesi bensem  yokum artık. Bir yerde çıkıp konuşmuyorum. Arkadaşlarım yoktur. Kemal bey 4 kez MYK değiştirdi. Bu kadar özgürlük kime verilmiş? Artık savunulacak tarafı yoktur. Kemal bey bu işi ya başaracak ya başaracak. Başaramazsa ya yol verecek, yol açacak ya da yoldan çekilecek. Ama ben bir arkadaşı olarak yol açmasında fayda görüyorum. Yol verme niyeti yoksa yol açsın yoksa günün birinde yoldan çekilir.
Soluk alamıyor Türkiye. Medya, sermaye, sivil toplum örgütleri soluk alamıyor. Acımasızca yönetiliyor. Buna da biz ileri demokrasi diyoruz. Nerede ileri demokrasi? İleri demokrasilerde 24 kez ihale kanunu değişir mi? Büyük ihalelere göre kanunlar yaptılar. 3. Boğaz köprüsünü ihaleye çıkacaklar. Birincisinde kimse gelmedi. Şimdi tekrar çıktılar. Çünkü 3. Köprünün KDV ÖTV katkısını kaldırdılar. Yani alacak olan müteahhit yap işlet devret ama devlete de KDV ödemeyecek. Yani 4734 sayılı kamu ihale kanununu değiştiriyorsun. Fatih projesiyle ilgili Kemal bey diyor ki '2030’a kadar 20 milyar harcayacaklar.' Kemal bey sanıyor ki 2030’a kadar Recep Tayyip Erdoğan’la AKP kalacak orada. Kemal beye göre kalabilir, bana göre kalamayacaklar.  2014-2015 seçimlerinde AKP bugün bulunduğu yerde olmayacaktır. Ama CHP’nin yapısı da burada olmayacaktır. Recep Tayyip Erdoğan sosyolojik olarak zayıflamaya başladı.  



‘Kılıçdaroğlu yiğit adamsa neden orada olmayacağımı açıklasın’ demiştiniz. Berhan Şimşek neden Kemal Kılıçdaroğlu ile siyaset yapmaz?

‘Bana istifa et, aşağıda grup başkanvekiline partiyi yönetecek deneyime, bilgiye sahip arkadaşlara ihtiyaç var' dedi. Ben de istifa ettim. Ben milletvekili olmadığım için bir tavır koymadım. Partide 47 tane milletvekili arkadaşımız partinin 11-12 aylık üyesi. Bu arkadaşlar genel merkezin yolunu bilmez. Partinin hafızasının olmadığını görüyoruz.



Başbakanın mal varlığında yüzde 50 oranında bir artış oldu 1 yılda.

Hem başbakanlık yapacaksın hem yüzde 50 mal varlığını artıracaksın. Ne yaptın? Hangi kağıda oynadın? Altına mı, borsaya mı, dövize mi yatırdın? Bize de öğret. Bu millete de öğret. Kazansın bu ülke.

Oy kullanmaya gelememişti Kemal Bey.

Etrafında çok bilgi birikimi olan arkadaşlar var. Bir tanesi kitap yazmaya başlamış. Ben ne yazacağını çok merak ediyorum. Ama okur-yazar insanlar kitap yazar. Buraya il başkanlığına geldim, 22 Haziran günü ili teslim aldım. 22 Haziran günü de referandumla ilgili seçmen listeleri askıdan indi. Benim ili teslim aldığım gün askıdan inmişti. Etrafında bulunan arkadaşlar neredeyse o işi ‘Berhan Şimşek haber vermedi’ diye benim üzerime yıkacaktılar. Haber vermeyen kendileri. Daha sonra Kemal beye anlattım.

Parti mehteran takımına döndü. İki ileri bir geri gidiyor. Ben inanmış bir insanım. Çocukların kuran kursuna gitme yaşını 12 yaşından 3 yaşına indirdiler. CHP bunu anayasa mahkemesine götürmeliydi ama maalesef götürmedi.

Bu ülkeyi değerleri ve devrimleriyle barıştırmak gerekir. 1940’ların CHP’siyle utanan bir genel başkan var. 1940’ları anlatmalı. Bölgenin, Türkiye’nin koşulları nedir? 1940’ların CHP’si ve liderleri burun kanatmamış.



12 Eylül davası devam ediyor biliyorsunuz. Neler söyleyeceksiniz?

12 Eylül mahkemesi  bir komedi. Benim acılarım, işkencede kaldığım günler daha da büyüdü. Bunlar imanımızı, hukuku,12 Eylül’ü sulandırdılar. Ciddiyetten uzak. Sadece iki kişi değil ki. O dönemin başbakanları var. O gün daha sonra demokrasi havarisi olarak ilan ettiğimiz Başbakan yardıcımsı Turgut Özal var.  Bir sanatçı olarak tiyatroculardan özür dilerim ama bu bir tiyatro.

Tiyatro konusuna gelmişken şehir tiyatrolarında değişen yönetmelik tepkilere neden oldu. Yeni yönetmeliğe göre belediye içinden bir kurul oynanacak oyunları belirleyecek. Bu da siyasetin sanata müdahalesi olarak değerlendiriliyor. Siz bu olaya nasıl bakıyorsunuz?

Bu ortaya çıktığı için böyle gözüküyor.2004 yılı itibariyle AKP bırakalım sinemada yapılan işlere, dizilere bile karıştılar. Bu gün de gelinen noktada sanat yönetmenine gerek yoktur. Selamet efendinin derin tecrübesiyle, ilahi kudretiyle hangi oyunu sahneye koyacaklarına  karar verecektir. Böyle bir şey olmaz. Yetmez ama ‘Evet’ diyenler fark etmeye başladılar. Bu sanata müdahale değil AKP sanatını ortaya çıkarma. AKP sanatı, AKP medyası, AKP polisi, AKP MİT’i…Artık Türkiye Cumhuriyeti  değil  AKP devleti var. Buna mutlak monarşi denir.  Türkiye’de korku kültürü gelişti. İnsanlar sindirildi. Bizim umudu büyütmemiz lazım. CHP bu ülkenin bekasıdır. CHP çözülürse Türkiye çözülür.




Bir Suriye krizi var. Hükümetin politikasını doğru buluyor musunuz?

Maalesef Türkiye’de iktidar yok, Türkiye’de muhalefet de yok. Türkiye yönetilmiyor, Türkiye yönettiriliyor. Şöyle bir hatırlayalım… Recep Tayyip Erdoğan ‘Libya’da NATO’nun ne işi var?’ dedi. Aradan bir hafta geçti. Eski CIA başkanı, şimdi Savunma Bakanı Leon Panetta Türkiye’ye geldi bir konuştu. Bir baktık ki bizim Deniz Kuvvetleri daha fezleke çıkmadan  NATO askerlerini koruyacak diye Libya’ya yola çıktı. İşin ilginç tarafı. O fezlekeye  AKP ‘evet’ dedi de CHP neden ‘evet’ dedi? Merak ediyorum ben bunu. Şimdi Suriye’de Esad 8-9 yıldır başta, bu işi götürüyor. O zaman insan hakları ihlalleri yok muydu? O zaman ‘Esad’dı, şimdi ‘Esed’ oldu. Ne değişti? Şu anda ne oldu ‘Bölük dur’, ‘Kasımpaşalı Recep sen de dur.’ Dış politika güçler dengesi teorisidir. Kasım ayında ABD’de seçim var. ABD müdahale edebilir mi? ABD halkı yorulmuş.  Suriye meselesinde boyutlayacak olan AKP değil CHP kadrolarıdır. Bunun somut örneği vardır. Benim milletvekilliği yaptığım dönem 1 Mart tezkeresi meclisten geçmemiştir. AKP’liler de ret vermiştir ve Irak’a Türkiye üzerinden ABD girememiştir. O gün biz ‘Evet’ demiş olsaydık Recep Tayyip Erdoğan bu salına salına yürümelerini rüyasında göremezdi. Bu gidişatla Suriye Kürdistan’ı ortaya çıkacak. Şunu mu diyecekler acaba? ‘Dünkü görüşmede…PKK’yı kandil dağlarında, Kuzey Irak’ta size teslim ediyoruz..Siz de Malikilerle Şıilerle geçinemiyorsunuz. Siz bağımsız bir Kürdistan istiyorsunuz. Bunu Türkiye tanımadan da yapamazsınız. Yarın var olan Suriye’yi de size katarız. Siz burada bir devletçik modeli  yaparsınız ama benim başımdan bu PKK davasını alın’ mı konuşuldu? Yaşayarak göreceğiz. Umut ediyorum ki böyle değildir.

HABER: SERAP BELOVACIKLI
 
KAMERA-FOTO: BORA TOPRAKCI

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com