Siyasi Gaz Sıkışması

Siyasi Gaz Sıkışması
Başbakan Erdoğan, Ortadoğu'daki son gelişmeler hakkında oldukça ilginç açıklamalar yaptı. Türkiye Ortadoğu siyaseti hakkında bilgiler verdi.

Başbakan Tayyip Erdoğan, Tunus ve Mısır'dan sonra Libya'da yaşanan gelişmeleri "siyasi gaz sıkışması" olarak niteledi. Erdoğan "Burada bu döneme yönelik yılların, on yılların sıkıntısı var. Buna, affınıza sığınarak söylüyorum, adeta bir siyasi gaz sıkışması diyebiliriz. Siz 41 yıl bir ülkeyi yönetiyorsunuz. 32 yıl, 30 yıl yönetiyorsunuz. Yönetirken halkınızın iradesi yok. Ya da var diyerek halkı aldatıyorsunuz" diye konuştu. Başbakan Erdoğan, Ortadoğu'dan umutlu olduğunu, halkın da inanması halinde bu ülkelerde değişim dönüşümün daha hızlı olabileceğini söyledi. Başbakan Erdoğan, daha önce tanışıp konuştuğu liderlerin tutuklanmalarıyla ilgili ise "İyi ki Türkiye'de yaşıyoruz" yorumunda bulundu. Erdoğan yöneltilen sorulara şu yanıtları verdi:

30 BİN İNSANIMIZ VAR

Bu ateş dalga dalga bütün Afrika'yı, bunun yanında Körfez ülkelerini sarmış bulunuyor. Biz de sürekli takip ediyoruz. En son Libya çok önemli bir yer teşkil etti. Libya'da 30 bin civarında insanımız bulunuyor. Bunların hepsi oradaki şantiyelerde çalışan vatandaşlarımız. Mimarından mühendisine, işçisine kadar orada çalışıyorlar ve çok ciddi rakamlar söz konusu. Aldıkları işin toplam tutarı 32 milyar dolar civarında. Oradan tarihi bir tahliye süreci başlattık. Diğer ülkeler bu tür bir tahliye sürecine giremiyor. 7352 vatandaşımız gelmiş vaziyette. Bugün (dün) giden yine askeri uçaklarımızla beraber 9 bine ulaşacak.

KADDAFİ'YLE İRTİBATI KESMEDİK

Bu arada yine giden gemilerimiz var. Oradaki vatandaşlarımız muhtemelen Tunus tarafına aktarılıp uçakla Türkiye'ye getirilecekler. Dünyanın değişik ülkelerinden 'bizim de vatandaşımızı alın' diye talepler var. Bir kısmını dün akşam, 50 civarında, bu tür farklı ülkelerden insanları da aldık ve Türkiye'ye getirdik. Resmen hâlâ Libya'nın başında olan Kaddafi yönetimiyle irtibatımızın kesmedik. Üç kez Kaddafi'yle görüşmem oldu. Muhalif kesimlerle de irtibatımızı sürdürüyoruz. Onlar da Bingazi'de vatandaşlarımıza karşı olumsuz tavır içine girmediler.

DURUMDAN VAZİFE ÇIKARMAYIZ

Dengeli bir şekilde bu süreci devam ettirmek durumundayız. Politikamız sadece siyasi ilişki boyutunda ele alınmamalı. Çünkü bu insani ilişkimizi, tüm bu olaylar bittikten sonra da devam ettireceğiz. Bu ülkelerin içişlerine müdahale etmek gibi bir derdimiz yok. Bunu kendimize yakıştıramayız. Yaptığımız iş sadece insanidir, bu ülkelerle ve bu ülkelerin halklarıyla olan münasebetlerimizdir.

HER ALANDA DESTEKLERİZ

Türkiye'nin mevcut yapısından esinlenerek destek isterler, biz her alanda onlara ekonomik, ticari, kültürel desteklerimizi, yardımlarımızı sunarız. Ama şu anda böyle bir şey ortaya koymamız mümkün değil, durumdan vazife çıkarma gibi bir amacımız yok. İnsanımızın bir can kaybı, yaralanma serüveni, bizi sorumluluk noktasında ciddi bir sıkıntıya sokar. O zaman da biz eli kolu bağlı seyredemeyiz.

BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ YOK

Büyük Ortadoğu konusunu özellikle Türkiye'de yorumlamak, tanımlamak noktasında ciddi bir çelişki olduğunu görüyorum. Büyük Ortadoğu nedir, diye sorduğunuzda doğru tanımlayanını görmedim. Büyük Ortadoğu Projesi nedir dediğimizde bunun eş başkanı olarak 3 ülke vardı: İtalya, Türkiye, Yemen. Fakat bu proje daha doğuşta küçük doğdu yürümedi. Türkiye'nin görevi neydi? Bir, kadın haklarıyla ilgili bu coğrafyada çok önemli bir görev üstlenecekti. İki, demokrasi noktasında önemli bir rol üstlenecekti. Çünkü olsa olsa bir model ancak Türkiye olabilir. Fakat bu daha doğuşta bitti. Bizdekiler hâlâ yürüyor diyor. Bunun baş aktörü biziz. Böyle bir şey yok.

SİYASİ GAZ SIKIŞMASI

Projenin sahibi Bush'tu. Bush da ortada yok zaten. O günden bugüne hiç bir uluslararası toplantıda BOP gündeme gelmemiştir. Bu gelişmelerin BOP'la yakından uzaktan alakası olduğunu düşünmüyorum. Bunlar ne homojen ne irtibatlı. Burada bu döneme yönelik yılların on yılların sıkıntısı var. buna, affınıza sığınarak söylüyorum, adeta bir siyasi gaz sıkışması diyebiliriz. Siz 41 yıl bir ülkeyi yönetiyorsunuz. 32 yıl 30 yıl yönetiyorsunuz. Yönetirken halkınızın iradesi yok. Ya da var diyerek halkı aldatıyorsunuz. Bakıyorsunuz seçilenler belli bir süre sonra hapse atılıyor ya da parti kurdurulmuyor.

UMUDU GÖRMEK İSTİYORUZ

Burada özellikle biz umudu görmek istiyoruz ve bu umutla diyoruz ki bütün bu ülkelerden inşallah hak ve özgürlüklerin egemen olduğu demokratik parlamenter sistemlere bir geçiş olur. Bu zaman alacak tabii, otokratik sistemden demokrasiye geçiş bizde de kolay olmadı. Edindiğimiz tecrübeleri onlara rahatlıkla transfer ederiz, bu tür beklentiler de var. Mısır'ı bir kenara koyarsak küçük nüfusları olan ülkeler, bunlarda değişim dönüşümün çok daha çabuk olacağı kanaatindeyim. Yeter ki buna halk inanmış olsun, ki halk da buna inanıyor.

İYİ Kİ TÜRKİYE'DE YAŞIYORUZ

(Mübarek'le, Bin Ali'yle oturuyorsunuz. Bir gün devrildiklerini görüyorsunuz. Ne hissediyorsunuz, sorusuna) Özel söylesem size nasıl olur? Yakın dostlarıma söylemiştim ama şimdi bu pozisyonda doğru olmaz. Bizler o noktada şunu hissediyoruz: İyi ki Türkiye'de yaşıyoruz.

'UZMAN JANDARMALAR HAKLI'

BEDELLİ ASKERLİK

Bu talebi ortaya koyanlar bir şeyi unutuyorlar. Askerliğini gidip yapanlar fakir bir aile ise diyor ki 'ben param yok diye askerliğimi yaptım, öbürü zengin diye askerlikten mi yırtacak.' Burada böyle bir çatışma var. Öte yandan askerlik süresiyle ilgili de bir çalışma yürütülüyor. Uzman jandarmaların da birtakım sorunları var ve haklılar. Bunun üzerinde de çalışıp çözme noktasına geleceğiz." ,


SÖZLEŞMELİ PERSONELLER

Sözleşmeli olarak işe girmeyi kabul ediyor, şartlarını bilerek girdikten sonra kadro istiyor. Öyle insanlar var ki iş bulamıyor. Sen devlette sözleşmeli personel olarak yer bulurken ve iyi de bir maaş alırken 'hayır illa kadro istiyorum' dersen bu yanlış bir yaklaşım olur" yanıtını verdi.

'Komutanlara yanlış yaptınız dedim'

(Çankaya'daki 29 Ekim'deki resepsiyona komutanların katılmamasıyla ilgili soruya) Genelkurmay Başkanımıza, Cumhurbaşkanımızın bu resepsiyonuna katılmayışıyla ilgili kanaatlerimizi paylaştım. Bu yaptığınız iş doğru değil, yanlış yapıyorsunuz. Çünkü burası cumhurun başıdır. Yani sizin alternatif bir kutlama yapmanız, bir defa çok ciddi bir tersleşmeye gidiştir. Bu milletle sizi koparır. Dedi ki 'Bugüne kadar olan gelişmeler bizim alışkanlıklarımız ve malum konular' dedi. Malum konuları da anlıyorsunuz. Başörtü meselesi. Bu hakikaten şık olmadı. Şık olmadığı kadar da ciddi eleştiriler geldi. Tabii bu milleti huzursuz etti.

'Hasdal'a ziyareti normal buldum'

(Genel Kurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları'nın Balyoz davası sanığı komutanları ziyaretiyle ilgili) Gidişlerinden şahsen benim bilgim var. Onu da söyleyeyim. Günübirlik, aynı gün kendilerinden bilgi aldım. Bunun tabii kendileri açısından psikolojik bir süreç olması bakımından böyle bir oraya gitme durumlarının olduğunu bildirdiler. Ben de doğrusu normal baktım olaya, 'insanidir' dedim. Normal yerde herkes gidiyor. Bu da Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanı böyle bir insani görevi, böyle bir anda yerine getiriyor.

Gül'ün görev süresi YSK'nın yetkisinde

(Cumhurbaşkanı Gül'ün görev süresiyle ilgili) Bu konuda hukukçular arasında değişik yaklaşımlar var. O yetki Yüksek Seçim Kurulu'nda. Meclis görevini yaptı. Yüksek Seçim Kurulu 5 mi der, 7 mi der, buna onlar karar verecek. Şu anda kendi seçimimize kilitlendim.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com