Soğuk Bir Berlin Gecesi

Soğuk Bir Berlin Gecesi
2008 yılından bu yana da Unutma Beni dizisindeki Şerif karakteriyle televizyon izleyicisinin karşısında olan usta oyuncu Olcay Kavuzlu ile Tiyatro’ya ve hayata dair konuştuk.

Birbirinden farklı karakterlere hayat vererek tiyatro da 21 yılı geride bırakan Olcay Kavuzlu kimi zaman ‘’Işığın ve Hüznün Ressamı‘’ Modigliani olarak, kimi zaman bir Müzisyen olup dedikodusunu yaptığı Kontrabas oyunuyla ve son olarak da seyircinin 2 sezondur izlemeye doyamadığı Soğuk Bir Berlin Gecesi’yle Ankara Devlet Tiyatrosu’nda tiyatro severlerle buluşuyor.

2008 yılından bu yana da Unutma Beni dizisindeki Şerif karakteriyle televizyon izleyicisinin karşısında olan usta oyuncuyla Tiyatro’ya ve hayata dair konuştuk.

21 yıldır Tiyatro’nun içindesiniz ve pek çok oyun da oynadınız. Tiyatro, Olcay Kavuzlu İçin ne ifade ediyor?

Belki de kalıplaşmış bir ifade olduğu için insanlar ‘’Tiyatro benim hayatım‘’ der. Ama benim hayatım tiyatrodan ibaret değil. Hayatımı kapsayan çok şey var. Yaşamım var, ailem var, ama tiyatro benim işim olduğu için tabii ki hayatımın da önemli bir parçası. Çünkü severek isteyerek yaptığım bir iş. Kimse beni zorlamadı. Keyifle oynuyorum.

Tiyatro sanatçılarına diziler de oynamaya başladıklarında hangisini öncelikli gördüğü sorulur, siz ikisi arasın da ayrım yapabiliyor musunuz?

Ben oyuncuyum. Oyunculukla ilgili her şeyi de yaparım. Dizi ve tiyatro da bir oyuncu için çok güzel deneyimler. Tabii ikisi de farklı teknikler. Hep aynı örneği veririm ama Arnold Schwarzenegger bir stardır ve değil diyemeyiz. Ama çok iyi bir oyuncu mu tartışılır. Yani büyüklerimizin devamlı söylediği bir şey var. Tiyatro er meydanıdır. Ama bu da demek değil ki her tiyatro oyuncusu kamera karşısında başarılı olacak ya da kamera karşısındaki tiyatro da başarılı olmayacak. 

Oynadığınız tiyatro oyunlarından uzun yıllar devam edenler var. Bunlarla ilgili neler düşünüyorsunuz?

Bu sene Kontrabas’ı oynarsam 20.yılı olacak. Metin Belgin yönetmenimdi, o İstanbul da oynuyor ben Ankara da. Kontrabas, Ankara ve İstanbul da aynı anda oynanan nadir oyunlardan biridir ve benim de çok severek oynadığım bir oyundur. Okuldan hem staj hem de mezuniyet parçamdı. Allah rast getirdi yıllardır Devlet Tiyatrosu’nda da oynuyorum. Tek kişilik kupon bir oyundur. Uçurtmanın Kuyruğu da yine sevilen oyunlarımdan birisi oldu. Soğuk Bir Berlin Gecesi’nin 3.sezonu olacak ve ilgi gördüğü sürece de devam edecek.

2010 – 2011 Sanat Kurumu Ödülü almanız izleyenlerin beklediği bir başarıydı siz neler düşündünüz?

Aslında daha ödülü almadık. Bu sene toplu olarak alacağız. Tabii bu ödüller isim olarak bize layık görülse de ben kurumumuz adına alıyorum. Çok değerli ve başarılı oyuncu arkadaşlarım var. Bana da layık görüldüyse ne mutlu. Sanat Kurumu Ankara da en prestijli ödüllerden biri ve verdiklerinde de koyacağım yer hazır. Ben daha önceki yıllar da Uçurtmanın Kuyruğu’nda bekliyordum. Belki Kontrabas da ve Modigliani de; ama Soğuk Bir Berlin Gecesi’yle kısmet oldu. Çok teşekkür ediyorum. Tabii Jüri Üyeleri’nin ve Sanat Kurumu Üyeleri’nin bir teveccühü. Bu yıl Sadri Alışık Anadolu Tiyatro Ödüllerine de aday oldum. Geçen sene de Ankara Hukuk Mülkiye’nin öğrenci kulübündeki değerli arkadaşlar ‘’Yılın En İyi Oyuncusu‘’ ödülüne layık görmüşler. Adana da turnede olduğum için katılamadım; orda olmayı çok isterdim ama çok sevindim tabii. Tabii en büyük karşılık oyunlardan sonra seyircinin gösterdiği teveccüh ve Sosyal Medyada ki geri dönüşüm.

Ankara Seyircisi sahne de içi içine sığmayan, enerji dolu ve her anını seyirciyle paylaşan bir oyuncu izliyor, siz oynarken nasıl hissediyorsunuz?

Ben her rolü oynarım. Soğuk Bir Berlin Gecesi’nde Tarık olarak sınırlar da gezen bir adamı oynuyorum. Ortada bir aşk cinayeti ve umutsuzluk var. Ben Tarık’a hareketlerle şekil verdim. Onu ben giydirdim. Metin de böyle değildi daha farklıydı ama ben böyle yorumladım, yönetmenim de itiraz etmedi. Enerjimi izleyiciye yansıtabiliyorsam ne mutlu bana. Bir şeyleri dışarı da bırakarak değil, canınızı kanınızı vererek yapmalısınız. Ben de oyunculuk tekniğimin ve fiziğimin el verdiği sürece bütün sınırları zorlarım. Zaten bu oyunları konuşarak yapmak en kolayıdır. Önce benim yaptığım işten mutlu olmam gerekir. Seyirci’nin teveccühü benim için çok önemlidir. Ben o akşamlar da oyunu nasıl oynadığımı çok iyi bilirim, hatalarımı da bilirim. Hatam varsa oyundan sonra kendimi en çok eleştiren kişi benimdir.

Çok alkışlanmak da tam bir bildirim değil o zaman

Bazen ne kadar alkışlanıyor olmanız o durumun parlak olduğu anlamına gelmez. Ama şunu da söyleyeyim ki, ben doğru yaptığıma inanıyorsam isterse tek kişi bile alkışlamasın, ben doğru yapıyorumdur. Yani bu konu da bir oyunculuk ve iş ahlakım olduğuna inanıyorum. Her zaman karaktere aynı havayı veremeyebilirsiniz. O zaman daha fazla kendimi hırpalarım. Facebook da birisi yazmış ona çok güldüğümü söyleyebilirim. “Olcay Kavuzlu’yu daha değişik roller de görmek istiyoruz” demiş. Ben de o zaman şunu sormalıyım ki “Daha nasıl değişik roller de oynayabilirim! Yunus Dürür, Benim Adım var, Modigliani, Kontrabas, Soğuk Bir Berlin Gecesi… Şerif karakteri de televizyon da var olan bir karakter. Yani sosyal medya geri dönüşüm için çok iyi; ama bir anlamda da şunu gösteriyor ki o kişilerin gördüğü kadar. Yani bu oyunları izleyeme şansı yoksa bile oynandığını bilmeliler diye düşünüyorum.
Soğuk Bir Berlin Gecesi’nde oynadığım rol itibariyle, sağ ayağım da 3 kırık, sol ayağımda da 2 kırık var. Bir buçuk sezondur öyle oynuyorum. İşimi seviyorum ve ne mutlu oyunlarımı seyredip de o anı yaşayanlara.

İNSANLARIN GERÇEK YÜZÜMDEN PARÇALAR GÖRMESİ BENİ ÇOK MUTLU EDİYOR 

Sosyal Medya da kişiliğinizle ilgili her yer de sizden övgülerle bahsediliyor.  İnsanların sizi ailelerinden biri gibi görüp tanışmak için can atması ve ailenize dahi sizi yetiştirdikleri için teşekkür edilmesi size neler hissettiriyor?

Çok mutlu oluyorum. Gerçek yüzümden parçalar görüyorlar demek ki. Çünkü ben insanları çok severim. Maskesiz yaklaşan herkese de maskesiz yaklaşırım. Sağ olsunlar. Ben oyuncu Olcay Kavuzlu olmayı bir artı olarak görmüyorum. Ben Olcay Kavuzluyum. Hiçbir yer de ‘’Ben devlet tiyatrosu sanatçısı ya da Unutma Beni oyuncusu Olcay Kavuzluyum‘’ demem, o zaman bu durum insanın kişiliğinin eksik olduğunu ve bunlarla donandığını gösterir. Bu işleri yapmadan da bu karakterdeydim. Sevgi dolu bir ortam da büyüdüm. Herkes gibi hatalarım var. Oyunculukta zaten iyiyi kötüyü göğüslemek zorundasınız. Herkese sempatik gelmek durumunda da değilsiniz. Oynadığım dizide de sevenler olduğu gibi sevmeyenler de oluyor; ama onlar karakteri değerlendiriyor. Beni sevenlerin güzel sözlerine de layık olmaya çalışıyorum. Benden beklentileri var ve sosyal medyada da yazılanları cevapsız bırakmamaya çalışıyorum. Onlar sevgilerini gösteriyorlar ben de değer veriyorum.

Ankara da çekilen günlük diziler de artmaya başladı, tiyatro kökenli oyuncuların etkisi büyük diyebilir miyiz?

Ankara da günlük dizileri yapan bizim şirketimiz MGA yapım ve bu süreç yıllar önce Ferhunde Hanımlarla başladı. Tiyatro kökenli oyuncuların etkisi de oyunculuk anlamın da çok etkili diye düşünüyorum ve teknik ekibiyle, yazarıyla, yönetmeniyle bunu çok iyi beceren bir şirketimiz var. 

Olcay Kavuzlu tatiller de ne yapar ya da işinden arta kalan zamanlar da?

Son dönemler de kendime çok vakit ayıramıyorum o yüzden tembellik yapıyorum. Bol bol film izliyorum. Evim sığınağımdır. Sinemaya gidemesem de evde seyrediyorum. Takip ettiğim 5-6 tane yabancı dizinin yanın da oyundan önce bazen erken gelip film izlediğim oluyor. Bu da beni rahatlatıyor. Ayrıca sporu seviyorum. Mutlaka yürürüm ya da koşarım. Ailemi çok seviyorum ve sevdiklerimle zaman geçirmeye çalışıyorum.

Ankara sizin için ne ifade ediyor?

Ankara’yı hakikaten severim. Çok küçük yaşlardan beri burada büyüdüm burada yaşıyorum. Tiyatronun da başkenti Ankara’dır. İstanbul’dan arkadaşlarım geldiğin de gelişmiş kasabamıza hoş geldiniz diye tanımlıyorum. Ankara da daha sakin olduğu için Çay Yolunu da seviyorum.

Gelecekte şunu da kariyerime eklesem dediğiniz neler var?

Eskiden yazardım bir şeyler ve biriktirdiklerimden bir şeyler oluşturmayı düşünüyorum. Sinema da ilerlemek isteyebilirim. Bu arzum hala içimde.Her şeyden evvel de huzurlu bir ülke de, insanların birbirlerini kırmadan daha medeni yaşadıkları, kanın akmadığı, güzelliklerle dolu zamanlar yaşamayı isterim. Ben ülkemi çok seviyorum. Hiçbir yabancı ülkeye de özenmiyorum; ama zaman zaman filmler de ya da bizzat gördüğüm de yabancı ülkelerde ki güzel sokakların,  temiz yerlerin, evlerin bizde de olmasını istiyorum. Biz büyük bir ülkeyiz ve bazı dönemlerden geçiyoruz. Acı olaylar yaşıyoruz. Tabii bu nedenle güzelliklere ait beklentilerim var.

Siz sevenlerine bir şeyler iletmek ister misiniz?

Onlar bana güç veriyorlar. Babamın bir lafı vardır ‘’Bir şeyi yapacaksan doğru yap‘’ der. Onların sevgileri de doğru yaptığım anlamına geliyor. Hep beraber olup, onlar beni ilerletirken ben de onların beklentilerine cevap verebilmeyi dilerim.

BİLGİ SAHİBİ OLUNMADAN FİKİR SAHİBİ OLUNMAZ

Ama eleştirmek istediğim şeyler de var tabii. Ankara da her yer de olduğu gibi üniversite öğrencileri var. ‘’Bir ay da kaç film izliyorlar, ya da kaç kitap okuyorlar, opera ya da tiyatro izliyorlar mı? ‘’Duyuyorum bazen, paramız yok gibi bir bahane öne sürüyorlar; ama aynı öğrenciler sigara için para bulabiliyorlar. Ödenekli tiyatrolar sigara parasından ucuz. Ayrıca verecek tek lirası olmayıp da oyun izlemek isteyen birini de ödenekli tiyatrolar dahi seve seve kabul edip mutlu olurlar. Zaten ayda 1 oyun seyretmek oyunların çoğunu izlemek demektir.  Ama bu da anlaşılmasın ki sinemaya gitmesinler. Sinemayı ben de çok severim; ama tiyatroyu sevmiyorum demeden önce fikir sahibi olunmalı. Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz. Seyircinin alkışlamak hakkı olduğu gibi alkışlamamak hakkı da var. Ayrıca benim için televizyon gibi bir kolaycılık varken, işinden çıkıp evine gitmiş oradan da oyuna gelmiş, ya da dersten sonra oyuna gelmiş seyircinin yeri de çok özeldir. Çünkü onlar emek sarf eden seyircidir.

Röportaj: Ulya Altıntaş

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com