Sözünü tutmadın be usta…

Sözünü tutmadın be usta…
Evrensel Erdoğan andımızın kaldırılmasını yazdı.
Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

"Bana güvenin halkın istemediği hiç bir şey yapılmayacaktır." demiştin. Gezi Parkı eylemleri sırasında "Azınlığın çoğunluğa hükmetmesi söz konusu olamaz." demiyor muydun? Andın kaldırılmasını halkın çoğunluğu mu  istedi?  İstiyorsan bir referandum yap da gerçek ortaya çıksın. Neymiş efendim andın içeriği değil içinde geçen Türk kelimesinden rahatsız olanlar varmış. Bak Usta! Üzerinde yaşadığımız ve vatan dediğimiz bu coğrafyanın adı Türkiye’dir. Bu coğrafyada kurulu devletin adı Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bu topraklar üzerinde yaşayan ve aynı kaderi paylaşan insanların tamamına da Türk denir. Bir başka ülkeye girerken de Türklere tanınan haklarla girerler. Bütün bu saydıklarımdaki Türklük etnik bir kavram değil hangi etnik kökenden gelirse gelsin ve hangi dine mensup olursa olsun ortak bir tanımdır. Aynen Fransa’da yaşayanların Fransız, İtalya’da yaşayanların İtalyan, Almanya ‘da yaşayanların  Alman sayılmaları gibi. Hiç biri bu tanımlamalardan şikayetçi değildir.

Bu durum Amerika’da çok daha çarpıcı ve farklı bir tablo içerir. Amerikan vatandaşlarının ancak % 1,5 kadarı gerçek  Amerikalı’dır diğerleri göç yolu ile Avrupa’dan, Afrika’dan, Güney Amerika’dan gelmişlerdir. Diğerlerini inceleme fırsatım olmadı. Ama Amerikan okullarında okunan anttan farklı etnik kökenlere mensup olanların rahatsız olduğu görülmemiştir. 2. Dünya Savaşında Müttefik Kuvvetlerin Baş Komutanı Eisenhower Alman asıllıdır. Alman’lara karşı savaşırken” Bana Amerikan denilmesinden rahatsız oluyorum .” dememiştir. Amerikalıların çok sevdiği ve kendisine Ike adını verdikleri bu kişi harpten sonra Amerika’ya Cumhurbaşkanı olmuştur.

Bak Usta! Çok ciddi olarak söylüyorum. Bu topraklarda yaşayıp Cumhuriyet’in nimetlerinden yararlanan kişilerin okullarda küçük çocukların yarım dakika süren andından rahatsız olmaları şımarıklıktan başka bir şey değildir. Zira bu kişilerin kimlikleri Türk vatandaşı olduklarının resmi belgesidir. Türkiye Cumhuriyeti başlıklı pasaportlarında ise ayrıca Türk uyruklu oldukları belirtilmektedir. Eğer bu kişiler gerçekten bu ülke vatandaşlığından rahatsız oluyorlarsa onları bu topraklar üzerinde yaşamaya kimse zorlamıyor. Buyursunlar kendilerine verilecek kimlik belgelerinde Kürt yazılacak yer varsa oraya göçsünler. Aynen İsrail kurulduktan sonra dünyanın çok değişik coğrafyasında yaşayan bazı Musevilerin İsrail’e göç etmeleri gibi.

Usta biliyorsun bunlara ne verirsen ceplerine atıyor ve yenilerini istiyorlar. Cenap Şehabettin "Suistimal kapısını aralık bırakmaya gelmez ardına kadar açılır." der. Kanımca and konusu deyim yerinde ise bir yoklama macunudur.  Önümüzdeki günlerde kendilerine Kürt olduklarını belirten kimlik ve pasaport verilmesini isterlerse  ne yapacaksınız ? Daha da önemlisi bunlar aslında Türk Bayrağından rahatsız oluyorlar. Genel kurul gibi kapalı salon veya miting gibi açık hava toplantılarında Türk Bayrağına asla yer vermiyorlar. Asılanlar indiriliyor. Ama o toplantılarda sizin paçavra dediğiniz başka bayraklar var. Ama polisiniz ona müdahale etmiyor. Buna karşı Gezi Parkı eylemlerinde çoluk çoçuğunun rızkını Türk Bayrağı satarak temin etmeye çalışan masum bir vatandaşı örgüt üyesi deyip içeri tıkıyorsunuz. Ant taleplerini çoğunluğun duygu ve düşüncelerini hiçe sayarak yerine getirdiniz. Şimdi de "Türk Bayrağından rahatsız oluyoruz. Aynı bayrağın üzerinde PKK amblemleri de bulunsun."  derlerse ne yapacaksınız? Ya da rahatsızlıkları daha da artıp devletin adındaki Türkiye kelimesinin kaldırılmasını örneğin Anadolu Cumhuriyeti denilmesini ya da Türkiye adının yanına  Kürdistan kelimesinin eklenmesini isterlerse hiç şaşırmayın. Kürt sözcüğünün Anayasa’da yer almasını istiyorlar. Bu nasıl olacak? Nasıl mı? Yukarıda söylediğim yollarla…

Yıl 2011. Günlerden 13 Ekim… Kanal D televizyonunda Başbakan Yardımcısı Bülent ARINÇ, geçtiğimiz Ocak ayında kaybettiğimiz M. Ali BİRAND‘ın sorularını cevaplandırıyor. Sırası gelmişken hatırlatayım BİRAND‘ı çok eski yıllardan Brüksel’de muhabirlik yaptığı günlerden tanırım. Kendisinin et mi yoksa balık mı olduğunu anlamamışımdır. O akşamki düşünceleri beni çok şaşırttı. İnanın ARINÇ daha da çok şaşırdı. BİRAND durup dururken “APO ‘yu serbest bırakın" dedi. ARINÇ şaşkınlıkla “ Neden? “ diye sorunca BİRAND “ Akan kan dursun .” diye cevap verdi. ARINÇ’ ın adeta dili tutuldu cevap veremedi. BİRAND devam etti : “ Biliyor musunuz ben okullarda okunan andı çok anlamsız buluyorum ve rahatsız oluyorum .” deyince ARINÇ hemen sözünü keserek “Siz ne söylediğinizin farkında mısınız ?” dedi.  Düşünülmesini bile 2 yıl önce bu kadar tepki ile karşılayan ARINÇ  bu  düşüncenin hayata geçirilmesi  karşısında “ Sayın Başbakanım siz ne yaptığınızın farkında mısınız? “ diyebildi mi?  Çünkü zaman zaman kişisel düşüncelerini sakınmadan söylüyor da…
 
Daha sonra M. Ali BİRAND bir röportajda “Asimile edilmiş bir Kürdüm. Ama kendimi bir Kürt gibi hiç hissetmedim.” dediyse de demek damarlarındaki asil(!) kan kendisini BDP Eş Başkanı S. Demirtaş gibi konuşturmuş. Demek ki soyadındaki and kelimesinin bildiğimiz andla da bir ilgisi yokmuş. Öte yandan kulağı delik gazetecilerden biri olan BİRAND’ın daha çözüm süreci başlamadan APO’ nun serbest bırakılmasından ve andın kaldırılmasından söz etmesinin o tarihlerde Hükumetin gündeminde bu konuların konuşulduğu kuşkusunu da haklı olarak akla getiriyor.

İnanıyorum ki bir gün gelecek bu ant okullarda yine okunacaktır. Sözlerimi Namık Kemal’in ünlü Hürriyet Kasidesi’nden bir beyit ile tamamlamak istiyorum:

“Ne mümkün zulm ile bidat ile imhayı hürriyet / Çalış idraki kaldır muktedirsen ademiyetten.” (1)

(1) Genç dostlar için bugünkü dile çevireyim. “Zulümle işkence ile hürriyet yok edilemez / Gücün varsa uğraş ve insanlığın anlama yeteneğini ortadan kaldır. “

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com