"Takıma bir Sabri daha almışlar"

"Takıma bir Sabri daha almışlar"
Türk spor basınının usta kalemlerinden Hıncal Uluç, şok sözler söyledi...

Türk spor basınının usta kalemlerinden Hıncal Uluç, Sabah gazetesinde yer alan röportajda Galatasaray'ın yeni transferlerinden Felipe Melo'yu eleştirdi. Uluç, ayrıca yengeç gibi oynayan futbolcuları döverim" dedi. İşte Uluç'un dikkat çeken bazı sözleri...

"TAKIMA BİR SABRİ DAHA ALMIŞLAR"

'Galatasaray'ın iyi olduğu, istekli olduğu' görüşlerine de katiyen katılmıyorum. Fenerbahçe'nin kaybettiği maçın uzatma dakikalarına bakın; 2-0 mağlup, bir gol atması işe yaramıyor, puan alabilmesi için 2 gol atması lazım. Buna rağmen o uzatma dakikalarındaki o Fenerbahçe'ye bir bakın; nasıl hırslı, nasıl yükleniyor ve nasıl gol kaçırıyor. Uzatma dakikalarındaki Galatasaray'a bakın; topla oynayan takım Mersin, Galatasaray değil... Galatasaray topa bile sahip değil. Maç 0-0 iken bir gol atsa çok şey değişecek! İki gol atması gereken Fenerbahçe'nin çırpındığını görüyorum ben; bir gole ihtiyacı olan Galatasaray topa sahip olamıyor. Mersin ile oynuyorlar! Bu nasıl hırs oluyor?

Kimse kimseyi kandırmasın, bu Galatasaray ümit veren bir durumda değil. Oyuncu olarak da kadro olarak da iyi değil. Göklere çıkarılan Melo futbolu biliyorsa ben de yarın futbola başlayabilirim. Hırs ise hırsın daniskası Sabri'de var. Takıma bir Sabri daha almışlar. Galatasaray'ı kendi halinde bırak; sabaha kadar kendi sahasında oynar, sen de maçı berabere bitirsin. Ben Galatasaray'ın teknik direktörü olsam, döverim. Vallahi döverim... Tekme, sille değil. İnsanlar tekme, silleden daha beter dövülürler. O yan yana oynayan, yengeç gibi oynayan adamları döverim ben!..

"YANA VE GERİYE TOP ATMAK İÇİN SELÇUK'A GEREK YOK"

Derinlemesine oynayan Galatasaraylı yok. Rakip 18'in köşesindeyken top 'gırgır olsun' diye "Kaleciye dönecekler" diyorum; 10 saniye sonra Muslera'da top! 3 pasta santraya, santradan tekrar tek pasta da kaleciye geliyor. Bunu marifet zannediyorlar. Neden; çünkü bunlar istatistiklere, 'İyi pas' diye geçiyor. Aut çizgisinden kalecinin karşısındaki santrfora topu çevirirsen o sırada o topu kaleci yumruklarsa o kötü pas! Ama santradan kendi kalecine verdiğin pas iyi pas!.. Çünkü rakibe gitmiyor. Böyle bir istatistik anlayışı olur mu? Futbol bu mu?

Ama işte adamlar bu istatistiğe bakıldığını bildikleri için, 'Aman ben topu rakibe atmayım da nereye atarsam atayım' diye düşünüyor. Selçuk kaç pas yapmış 70; 68'i isabetli, iyi oyuncu!.. Selçuk bir daha o takımda oynamaz. Selçuk bu takıma 'ileriye top atsın' diye geldi. 'Yana ve geriye atsın' diye değil. Yana ve geriye top atmak için Hıncal yeterli... Selçuk'a lüzum yok.

Bunu Fatih Terim gibi bir hoca nasıl göremiyor; hakikaten anlamakta çok güçlük çekiyorum. İleriye, derinlemesine pas atılmamasının iki sebebi var. Birini söyledim; kimse riske girmek istemiyor. Yan ve geri pasın riski yok çünkü... 'Niye o topu oraya atıyorsun!' diye kızıp bağırıp, çağıran da yok. Sabaha kadar oynuyorlar.

İkinci sebep; Galatasaray'da bir adam orta sahada top aldığı zaman kendini gösteren, 'Topu bana at' diyen, hareketlenen bir Galatasaraylı yok. Herkes bir uyuşukluk içinde... Ondan sonra gazeteyi okuyorsun; "Takım hırslıymış!" Nerede hırslı!..

"BİRİ KAZIM'I TAKİP ETSİN"

Fatih hoca, lütfen yanındakilerden birine 'Şu Kazım'ı takip et' diye talimat versin ya da tribüne bir kamera koysun. O kamera sadece Kazım'ı çeksin. Benim ne kadar haklı olduğum ortaya çıkacak. 70 tane maç oynayacak, ayağına bir tane top oturacak, o topla gol atacak 'Vaay Kazım" olacak!..

Kazım yetenekli biri olabilir ama o saha kenarında dönüp duran Galatasaray'ın sponsoru Nike'ın reklamında 'Ruh' yazıyor. O ruh Kazım'da yok. Başkalarında da yok.

Kazım'da o ruh olsaydı, adam Türk vatandaşlığı statüsünde oynuyor, Fenerbahçe onu niye bıraksın? Aşağı yukarı Caner ile Kazım'ı takas ettiler. Onu aldılar, onu verdiler. İkisinin farkına bak. Ruh olarak, Caner'in 10'da 1'i var mı Kazım'da!

TRANSFERLER YANLIŞ MI SEÇİLDİ ?

Sene başında takım kurulurken, özellikle de Selçuk, Ceyhun ve Sercan alınırken ben dedim ki, "Fatih hoca geçen defa yaptığını yapacak. Türklerden oluşan sağlam bir iskelet ve bunun yanına iyi yabancılar yerleştirerek Avrupa'da iddialı bir takım yaratacak. Çünkü Fatih hoca iddialı bir adam...

Fatih, Türkiye'de şampiyon yapmak için kolları sıvamaz. Bunları yaşadı çünkü. Fatih, Avrupa'da başarılı olacak takımın da temelini şimdi atacak. Bu sene görecek eksiğini, bilmem nesini... Ondan sonra zaten yönetim de kendini toparlayacak. Gelecek sene ona göre takviyeler yapılacak."

Galatasaray bu sene Avrupa'da oynamayacağı için çok iyi adam alma şansı da yok fazla. İstediğin kadar parayı ver, adam Avrupa'da yoksa gelmez Galatasaray'a.

Onun için ben "Fatih bu sene 'Galatasaray'ı, Şampiyonlar Ligi'ne götürecek bir kadro olsun yeter' diye düşünüyor" dedim ben. Yerli iskelet için de güzel adamlar seçti. Ama gördük ki Ceyhun'la, Sercan ortalarda yok.

"SERCAN KİŞİLİĞİNİ KAYBETMİŞ"

Sercan kişiliğini kaybetmiş. İkinci yarıda oyuna giren Sercan futbolcu falan değil. Kendine güveni yok, ne yapacağını bilmiyor, 'Hata yapacağım' korkusu içinde hiçbir şey yapmamayı tercih ediyor. Böyle sittin sene oynamaz. Eğer Sercan'ı kazanmak istiyorlarsa oynayacağı ufak bir takıma kiralasınlar; adam kendine gelsin.

Ceyhun zaten ortalardan kaybolmuş, Selçuk, Trabzon'daki futbolunun yarısıyla ya oynuyor ya oynamıyor. Ee o zaman…

Muslera'yı nasıl buldunuz? Yaptığı penaltı ve kurtarışı için neler söyleyeceksiniz?

Muslera daha evvelden de penaltı kurtaran bir kaleciydi. Ama ben hala iddia ediyorum ki Galatasaray'da yabancı kontenjanında kullanılacak bir kaleci değil. Olsa da olur olmasa da olur.

Büyük ümitlerle alınan Riera büyük bir düşüş içinde...

Riera sezona en iyi başlayanlardan biriydi. Oyundan alındığında surat ifadesini yakından gördüm. Fevkalade kırgın ve üzgündü, yüzünden okunuyordu. Öyle olduğu zaman işte oyunda böyle oluyor. Bir maç oynarsın, bir maç oynamazsın.

Savunmada genç Semih'i nasıl buldunuz? Terim, Servet'i tercih etmiyor. Gökhan Zan'ı oynatıyordu, Gökhan sakatlanınca da Semih'i oynatmaya başladı.

Galatasaray A2 takımında oynarlarken Murat Akça ile Semih'i yan yana seyretmiştim. Ara sıra da kenarda otururlar, esas stoperler sakatlandığı zaman kupa maçlarında görünmüşlükleri de vardı.

İkisi de 'geleceğin adamları' olarak bende iyi izlenimler bırakmıştı. Hatta söylüyordum; "Semih ile Murat'a sahip olmamız lazım" diye... Murat'ı kaçırdılar ellerinden... Çok iyi oynuyor o da şimdi. Semih'i de nihayet Fatih hoca oynatmaya başladı.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com