Taner Tarlacı'nın Annesi Ve Babası Konuştu!

Taner Tarlacı'nın Annesi Ve Babası Konuştu!
Ekranların ilginç ismi Survivor Taner'i bir de Mersin'de yaşayan anne Hatice Kübra Tarlacı ve baba Ahmet Tarlacı'dan dinleyin.

Survivor adasının en çılgın yarışmacısı Taner Tarlacı, televizyon dünyasında neredeyse bir fenomen olmak üzere.

Adanın çılgını Taner, peki gerçek hayatta nasıl? Yengeçlere kendini ısırtan, ateşlere atlayan, ağaçlara tırmanan Taner'i bir de Mersin'de yaşayan anne Hatice Kübra Tarlacı ve baba Ahmet Tarlacı'dan dinlemek gerek.

 

İşte Acunn.com'daki röportaj:

İlk önce Taner'in çocukluğundan başlayalım... Nasıl bir çocuktu?

ANNE: Taner hiperaktif bir çocuk, okulda da evde de aynı şekilde. Eğer okulda arkadaşları ona bir şey yaptılarsa, o da onlara aynısını yapar, karşılığını verirdi; daha 3,5 yaşında falandı.

Küçükken de böyleydi yani...

ANNE: Aynen... Çok zor şartlar altında büyüttük biz onu. Problemli, gazlı bir çocuktu. İki sene uyku uyumadan büyüttük. Çocukluğunda da böyle hiperaktifti. Bir olayını anlatayım... Bizim telefon fişliydi ve ben fişini çekip kaldırıyordum telefonu, sırf oynamasın, bir şey yapmasın diye. Ama o gün unutmuşum. Telefonu arıyorum, telefon yok. Taner'e diyorum ki “Oğlum telefonu gördün mü sen?”, “Hı hı” diyor. “Nerede diyorum?” Gitmiş tuvalete atmış, sifonu da çekmiş. Ondan sonra tamirci geldi, diyor ki “Senin şeytan nerede”...

Şeytan mı diyorlardı Taner'e?

ANNE: Evet.

Taner'in kardeşi var mı?

ANNE: Ablası var, iki kardeşler.

Kaç yaş var aralarında?

ANNE: 10 yaş.


'KENDİSİNE TOKAT ATAN ÖĞRETMENİNİ TEKMELEDİ'

Siz Almanya'daydınız, sonra Mersin'e geldiniz. Sonra da Taner okumak için Kıbrıs'a gitti. O yüzden mi aksanı var?

BABA: Türkçe bilmiyordu, bu birinci neden. İkincisi, Almanca biliyor, geldi burada ortaokul ve liseyi okudu, ondan sonra Kıbrıs'a gitti, Kıbrıs'ta İngilizce'ye başladı. Orada bir de Kıbrıs aksanı edindi. Şimdi Taner Almanca, Türkçe, Kıbrıs aksanı, İngilizce arasında bocalıyor. Karma bir lisanı oldu. Bütün sorun bundan kaynaklanıyor.

ANNE: Bir de çocuğun buraya adapte olması çok zor oldu. Biz burada okula verdik onu, okulda bir merasim yapılacakmış, demişler ki sıraya gir. Anlamamış çocuk, ne bilsin, öğretmen de buna tokat atmış.

Bu Mersin'deyken mi oluyor?

ANNE: Burada... Çocuk tokat yiyince arkasına dönüvermiş, arkadan da tekmeyi atmış öğretmene...

Nasıl yani?

ANNE: Avrupa'da öğretmenin bilhassa çocuklara tokat vurması falan çok abes. Öğretmen ona tokat vurunca, o da öğretmenine tekme atmış.


'HAYVANLARLA ARKADAŞ OLUR HEP KENDİNİ ISIRTIRDI'

Herkes Taner'i çok seviyor. Her zaman böyle mi?

ANNE: Aynen. Hayvan sevgisi de çoktur...

Evet, ben size onu da soracaktım. Taner hayvanlarla çok içli dışlı...

ANNE: Evet, onu da açıklayayım. Sincapları vardı iki tane, buradaydı yuvaları. Taner de onların yanında oturur, kedi gibi onlarla oynardı. İsimleri Finduk ve Finduks'tu. Biri erkek, biri dişi...

Yani, hayvan sevgisi böyle başladı.

ANNE:Evet çok hayvan seviyor, kıyamıyor.

BABA: “Bana hayvandan değil insandan bana zarar gelir” diyor.

ANNE: Zaten hayvanlara ısırtıyor kendini.

BABA: Ama ne var tıp ilerledi, teknoloji ilerledi, gider aşısını yaptırır; onun yorumu böyle.

Yengece dilini ısırttı... Siz burada izlerken kötü oldunuz mu?

ANNE:Üzüldüm, herhangi bir kanama olur diye ama orada doktorlar var, o kadar da önemli değil. Alışığım bu tip görüntülere, benim oğlum normal hayatta da böyle ısırtır kendini küçük hayvanlara.


'BİR BABA OLARAK ONU NORMAL GÖRMÜYORUM'

Taner ateşe atıyor kendini, uzun uzun sopalarla ağaçların üzerinden atlıyor. Korkmuyor musunuz?

BABA: Normal görmüyorum. Bir baba olarak, bir aile olarak biz onu normal görmüyoruz.

Adada mı normal görmüyorsunuz?

ANNE: Ben görüyorum, normal görüyorum. Orası bir ada, orası çılgınlık yapmak için bir yer. Ben zaten oğlumu kendime benzetiyorum.

Taner annesine benziyor yani?

ANNE: Ben de öyleyim, hiçbir şeyden korkmam. İki kilometre yüzerim, her gün 10 kilometre yürürüm.

Çok sağlıklı ve dinç duruyorsunuz ikiniz de.

BABA: Ben aslında şunun için Taner'i tasvip etmediğimi söyledim; hiç kimse bile bile kendisini ateşe atmaz.

ANNE: Çocuk öyle, çılgınlık yapmasa adada nasıl vakit geçirecek? Vallahi ben de yaparım. Temkinli olmasa zaten yapmaz.

Yani Taner yaş tahtaya basmaz diyorsunuz. Öyle mi anladım?

ANNE: Yok, ben onu bir anne olarak anlıyorum... Küçükken bir arkadaşı bisikletle ayağının üstünden geçmiş. “Bu böyle kalmaz, ben bunu devam ettiririm” dedi bana. Daha 3 yaşında... 3 gün sonra, ben işteyken ayağını yaralayan çocuğu bindir bisikletin arkasına. Bisikletin arkası da bozuk, bunu biliyor. Çocuğu düşürüyor kafa üstü. “Ben intikam aldım” dedi. Çok zeki...

Peki biz Taner'i izlerken onu biraz umursamaz, biraz böyle dünya yansa umrunda olmaz gibi görüyoruz. İçine mi atıyor?

ANNE: Hayır, içine atmıyor.

Yani Taner hep böyle neşeli mi?

ANNE:Evet, hep böyle neşeli.


'TANER BUGÜNE KADAR HİÇ AŞIK OLMADI'

Taner en son ne zaman aşık oldu? Ya da siz bunu biliyor musunuz?

BABA: Taner hiç aşık olmadı.

Hiç kız arkadaşı da mı olmadı?

BABA: Oldu, çok oldu.

ANNE: Bir tanesine aşık oldu. Kıbrıs'ta bir kıza.

Yani bir tanesini çok sevdi?

ANNE: Yani sevgi değil de alışkanlık. Ondan başka onun yanına gidip onunla diyalog kuran yoktu. O alışkanlıktı aslında. Onunla uzun süre arkadaşlık etti, 6-7 sene.

Peki Taner ne tip kadınlardan hoşlanır? Şarışın mı, esmer mi?

ANNE: Sarışınlardan hoşlanır, Avrupai kızlardan. Neden, çünkü çocuğun hep Avrupa'ya karşı bir özlemi var. Orada yetişti. Buraya alışamadı.

Taner yarışmadan sonra evlilik kararı verse tepkiniz ne olur?

ANNE: Vermez. Ama verirse versin, hiç önemli değil.
 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com