Tapınak Şövalyeleri Karadeniz'de!

Tapınak Şövalyeleri Karadeniz'de!
Karadeniz'deki koyda, hâlen dünya sistemini yönlendirdiği iddia edilen Tapınak Şövalyeleri'ne ait izlere rastlandı.


Karadeniz'deki saklı bir koyda, hâlen dünya sistemini yönlendirdiği iddia edilen Tapınak Şövalyeleri'ne ait izlere rastlandı. Bir öğretmenin keşfettiği buluntular çok tartışılacağa benziyor.

Öğretmen Salih Tiryaki, Amasra'ya bağlı Akkonak köyü çeşmesine yaslanmış, metreyle bir şeyler ölçüyor. Karadeniz'e açılan delikli bir kayadan girilen saklı bir koya nazır köy, yeşilin her tonu ile bezenmiş. Tiryaki, tabiata ve kültüre sevdalı. Aslen Tekirdağlı. 20 senedir Çakraz İlköğretim Okulu'nda görev yapıyor. Öyle hareketli ki hakkında “Balkanlar'dan ya soğuk hava ya da Salih Hoca gelir!” esprisi yapılıyor.

Salih Tiryaki, uzun doğa yürüyüşleri yaparak yöresindeki tüm tabii ve kültürel varlıkları tescil ettirmiş. Fotoğraflarını çekmiş. Bir internet sitesi kurarak, bulunduğu yöreyi elinden geldiğince tanıtmaya çalışıyor. “Önceki senelerde müfettişler geldiğinde sosyal çevre ile ilgili raporlarımızı incelerdi. Bence bu çok mühim. Bir öğretmen görev yaptığı yerdeki insanlarla sıkı bir diyalog geliştirmeli; tarihe, kültüre, doğaya sahip çıkıp ufuk açmalı.” diyor.

Şimdi dönelim, Salih Tiryaki'yi bıraktığımız çeşmenin önüne. Hoca ne mi ölçüyor? Yüz yıl düşünseniz tahmin edemezsiniz? Çünkü o, Tapınak Şövalyeleri'ne ait olduğu tahmin edilen mermere kazınmış haç ve sembolleri tetkik ediyor. Tapınakçılar olarak anılan bu gizemli örgütün tarih boyunca süregelen yıkıcı etkilerinin günümüzde de sürdüğü iddia ediliyor.

Soruyoruz: “Allah aşkına nasıl keşfettiniz Tapınak Şövalyeleri'ni?” Heyecanla anlatmaya başlıyor: “Doğa yürüyüşü yaparken çektiğim resimleri incelerken çeşmedeki haç sembolleri olan mermer levhanın farkına vardım. Özel bir anlamı olduğunu o gün düşünmedim. Dan Brown'ın 'Da Vinci Şifresi' kitabında Tapınakçıların şifreleme sistemini okuyunca haçların eşit kollu haç olduğunu hatırladım. 'Acaba' dedim. Bunun üzerine kabartmanın ölçümlerini yaptım. 29'a 29 bir kare olduğunu tespit ettim. Bu örgütün kutsal sayılarından biri 58'dir. Rakamları bir yüzünden, bir tersinden toplama, karesini alma, kendisiyle çarpma gibi Tapınakçıların metotlarını uyguladığımda, hep Roma rakamlarıyla CLX'e ulaştım. Calix, bu örgütün sembol olarak kullandığı Hz. İsa'nın son gece elinde tuttuğu kâsedir.”

Salih Tiryaki, köy kahvesinde aylarını vererek yaptığı şifre hesaplarını bize basamak basamak anlatıyor. Detayına girmeyelim ama tüm hesaplar şaşırtıcı biçimde CLX'e ya da Kudüs'te Süleyman Mabedi'nin yapıldığı sene olan 960'a çıkıyor.

MUHTAR, BURALARDA HİÇ ŞÖVALYE GÖRDÜN MÜ?

Şaşkın bakışlarla bu ileri matematik muhabbetini dinleyen Muhtar Naci Tunç'a takılıyoruz: “Muhtar, hiç buralarda parlak elbiseler giyen şövalyeler gördün mü? Muhtar, ciddiye alarak fakat anlamsız gözlerle bakıp kafasını yukarı doğru kaldırarak 'yok' diyor. Hep beraber kahkahayı basıyoruz. Salih Tiryaki hemen söze giriyor ve kabartma levhadan başka Tapınakçılarla ilgili ne gibi bulgular olduğunu anlatmaya başlıyor: “Antikçağ ile ilgili kaynakları araştırdığımda bu bölgede Amasra'nın antik isminin Sesamos, Çakraz'ın Erythinoi olduğu bilgisine ulaştım. Fakat Akkonak'ın antik ismi ile ilgili hiçbir bilgi yok. Buradan hareketle Viyana Üniversitesi'nden Prof. Dr. Klaus Berke ile irtibat kurdum. Onun bu bölgede 1980'de yaptığı bir araştırmada Vatikan arşivlerinden elde ettiği bilgiye göre Akkonak sahillerinin Tripisili olarak geçtiği ortaya çıktı. Tripisili veya Tripişili'nin şöyle anlamları var: Şili, yengeç demektir. Akkonak Yarımadası batıdan bakıldığında yengeç şeklindedir. Tripi, üçayak anlamında üçlü sistemi ifade eder. Akkonak Koyu'nu incelediğimizde çok sarp bir kayanın yanında yapılmış antik bir su kuyusu bulunuyor. Onun 20 metre yukarısında kilise kalıntısı ve mezarlar var. Bu koy son derece korunaklı. Dışarıdan bakıldığında kolay kolay fark edilmeyecek bir konumu var. Eski bir örgütün saklanabileceği çok ideal bir yer. Doğu ve batı için gözetlemeye de imkân veriyor. Ben buradan hareketle burada Tapınak Şövalyeleri'nin barınmış olabileceğini tahmin ediyorum.”

Tapınak Şövalyeleri'ne ait buluntular bununla da sınırlı değil. Salih Tiryaki, Akkonak'tan denize inen düzlükte antik bir şehir olduğu kanaatinde. Bunu destekleyen bulgular da var. Burada dere yatağının içinde 4 metrelik antik bir sütun bulmuş. Büyük ihtimalle bir kazı yapılırsa toprak altından antik bir şehir harabesi çıkabilir.

Tiryaki, derlediği bilgileri fotoğrafları ile birlikte bir dosya yaparak Bartın Valiliği, Bartın Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Amasra Kaymakamlığı ve Amasra Müze Müdürlüğü'ne vermiş. Bartın ve Amasra'dan Haziran 2010'da bir heyet gelerek ilk tescil çalışmasını yapmış. Ağustos 2010'da ise Ankara'dan içinde arkeolog, peyzaj mimarı ve Safranbolu'daki Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'ndan bir uzmanın bulunduğu ikinci bir heyet gelerek çalışmış. Böylece tescil çalışması tamamlanmış. Çalışmalar hakkında bilgi aldığımız Amasra Kaymakamı Mehmet Yıldız, iki-üç ay içinde bölgede geniş çaplı bir inceleme daha yapılacağını ifade ediyor.

Tapınak Şövalyeleri'nin gizli barınağı olduğu düşünülen koyda beton bir iskele inşa edilmiş. İskeleden mermer bloklar sevk ediliyor. Yakındaki bir mermer ocağının işleticisi, eski Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'nin eski ortağı. Aliobası mevkiinden sahile mermer taşıyan kamyonlar düzgün olan köy yollarını bozmuş ve çamur deryasına çevirmiş. Şirket, verdiği beton yol sözünü bugüne kadar tam olarak yerine getirmemiş. Köylülerin tüm şikâyetlerine rağmen yollar onarılmıyor. Şirket, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporundan muaf tutulmuş. Ancak daha sonra alınan yüksek yargı kararlarınca ÇED yapması gerekiyor.

Tapınak Şövalyeleri

Tapınak Şövalyeleri'nin, 1118'de Kudüs'teki Süleyman Mabedi'ne Avrupa'dan gelen 11 kişi tarafından kurulduğu kabul ediliyor. Bu kişilerin aslen Yahudi soyundan olduğu zikrediliyor. Bugün Mescid-i Aksa'nın altında kalan Süleyman Mabedi'ndeki kutsal farz edilen eşyaların mirasçısı olma iddiasındaki Tapınakçılar, Haçlı Seferleri'ni hem azmettirdi hem de bu seferler esnasında önemli roller üstlendi. Süreç içinde hepsi Hıristiyanlaştı ancak bir erkek üyenin Yahudi köklerine ait geleneksel tarihi hep bilmesi prensibine bağlı kalındı. Örgüt, ilerleyen yıllarda bağışlarla büyüdü. Eşya ve hac ticaretine el attı. Papalıktan sonra en zengin yapılanma hâline geldi. Özellikle Avrupa ülkelerinde nüfuzunu artırdı. 1307'de Fransa Kralı Yakışıklı Philip, Tapınakçıları tutuklattı. Tüm servetlerine el konuldu. Mülkleri kamulaştırıldı. Ancak Tapınakçılar büyük hazineyi kaçırmayı başardı. Hazinenin yeri bugün dahi esrarını koruyor. Tapınakçıların tarih içinde tek bir 'dünya kutsal imparatorluğu' kurma hedefini paylaşan örgütlere dönüşerek varlığını sürdürdüğü iddia ediliyor.

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com