Tarihin ve Termalin İzinde Emet

Tarihin ve Termalin İzinde Emet
Değerli dostlar bu hafta sizleri Hindistan'ın kaotik atmosferinden bir süreliğine çıkartıp memleketimizin güzide köşelerinden birisi olan ve 888 metre'de mukim termal'in başkenti Emet'e götürmek istiyorum.

Termal başkent ifadesi sadece belli bir grup için bir anlam ifade etse de Emet denilince özellikle bölgesel yaşayanların aklına bor madeni ve termal kaplıcalar gelmektedir.Dünya'daki bor madeni rezervlerinin büyük bir kısmı bu ilçede yatmakta ve bor'un gelişen dünya şartları içinde stratejik bir öneme sahip olmasından dolayı bölgenin bu anlamdaki geleceğinin de parlak olması öngörülmektedir.Ancak ilçenin deprem kuşağında olmasından dolayı yöre'nin gelişimini olumsuz etkileyebilecek riskler halen mevcuttur.Özellikle 1970 yılında yaşanan Gediz depremi Emet ve çevresini ciddi olarak etkilemiştir.



Kışların çok sert ve yazların kurak geçtiği dağların ve yeşil ormanların arasındaki Emet'in son zamanlarda adının ön plana çıkmasından etkili olan bir diğer nokta tarihi bir karakter olan Kazıklı Voyvoda'nın (nam-ı diğer Drakula) Romanya'da işlediği binlerce cinayetten sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından ele geçirilip Emet Eğrigöz civarındaki bir kaleye hapsedilme hadisesidir.Rivayete göre ortalama iki yıl hapiste kalan Drakula bir süre sonra bir yolunu bulup kaçmış ve izini kayıp ettirmiştir.



        Tarihi çok eskilere dayanan bu minik ilçenin geçmişi milattan önce 5000'li yıllara kadar gitmektedir.Geçmişi ile Anadolu'nun derin kültürüne hizmet etmiş olan yöre'nin adı antik dönemde Tiberiopolis olarak geçmekteymiş ve Aizonai ile birlikte bölge uzun yıllar Roma idaresinde kalmıştır.Takip eden süreçte Türklerin Anadolu'ya geçişi ve Şelçuklular tarafından 1074 yılında bölgenin ele geçirilmesi ile devam eden süreçte Bizanslıların eline geçen Emet kültür ve medeniyet birikimi ile günümüze meydan okumaktadır.Daha sonra Osmanlı toprağı olan yöre özellikle milli mücadele döneminde Yunan işgaline karşı kahramanca duruşu ile de göğüsleri kabartmaktadır.



        Bu kadar tarihi veriden sonra Emet'e ulaşmak için motosikletimiz ile tekrar asfalt yollara kendimizi bırakıyoruz.Rotamız Tavşanlı üzerinden geçmekte ,özellikle Tavşanlı sonrası dağların ve ormanların arasından geçiş bize büyük bir huzur veriyor ancak aldığımız çok fazla viraj hevesimizi kısmen de olsa kursağımızda bırakıyor.Sabahın ilk ışıklarının yollara düştüğü sıralarda ilk durağımız olan Dereli kaplıcalarına ulaşıyoruz.Kaplıcalar Emet'in ortalama 20 km dışında ve ana yol dışında kalan 6 km'lik sarmal stabilize kısım oldukça bozuk durumda bu nedenle dikkatli inmeniz şiddetle tavsiye olunur.Altın değerindeki bu doğal kaynakların daha fazla insana ulaşabilmesi için öncelikle ulaşım işinin tamamen çözülmesi şart.Bildiğiniz üzere ulaşım mal ve hizmetlerin insanlar arasında yaygınlaşmasını sağlayan en önemli araçlardan bir tanesi ve bu konuya düşündüğümüzden daha fazla önem vermemiz gerekmekte.



        Yol ile yaptığımız tatsız mücadelen sonra etrafı çam ve meşe ağaçları ile kaplı olan kaplıcaya ulaşıyoruz,motorumuzu park ettikten sonra kısa bir tura çıkıyoruz.İlk izlenimimiz kaplıca'nın çok küçük olduğu yönde,tesis olarak belediyeye ait halka açık üç adet kapalı havuzlu hamam (bir tanesi mağara içinde) ve on adet özel aile banyoları mevcutmuş.

Hamamları incelemek için içeriye giriyoruz ilk bakışta bize oldukça küçük gelsede su kalitesi ve sıcaklığının oldukça iyi olduğunu söyleyebilirim ayrıca genel anlamda temizlik ve hizmet buranın şartlarına göre  kabul edilebilir seviyede bunu da arada hatırlatalım.Kaplıcalarda çıkan suyun debisi 500 litre/sn ve sıcaklığı 40 derece civarındaymış ve özellikle kemik erimesi,eklem romatizması,kas iltihapları,sinirsel rahatsızlıklara iyi geldiği ifade edilmekte.

Hamam'dan çıktıktan sonra özel aile banyo tarafına yönelip incelemek istiyoruz ancak o kısmın biraz bakımsız ve ilgisiz kaldığını söylemem gerekiyor.Aile banyolarının içleri çok büyük değil ve ayrıca havuz bulunmamakta bunun yerine küvetler yapılmış.Çok fazla odası bulunmayan aile banyolarından çıkıp merkez noktaya doğru ilerliyoruz.Kaplıca'nın ortasından Emet deresi geçmekte ve bu dere'nin üzerinde dik küçük metal bir köprü inşa edilmiş.Köprünün üzerinden dereye ve evlere doğru baktığınızda Karadeniz görüntülerini aratmayacak bir manzara bulunmakta.Aldığımız bilgilere göre bu çay üzerinde hem balıkçılık hemde küçük botlar ile rafting yapılıyormuş.Bu küçük derede rafting in nasıl yapıldığını tam anlamasamda böyle bir etkinliğin yapılması sevindirici.



Köprü üzerinde görüntü çok kısıtlı ve az olsa da birkaç foto aldıktan sonra üst yola çıkıyoruz ve  tam bu noktada bir cami bizi karşılıyor.Camii tarihi değil yeni bir yapı ve burada konaklayan insanlara ibadet hizmeti vermesi amacı ile inşa edilmiş ve faal durumda.

               Kaplıcaların imkanları çok çeşitli ve rekabete açık olmasa da birçok ihtiyacınızı başka bir yere gitmeden karşılayabileceğiniz şekilde.Şahsen bir noktada uzun bir süre konaklamak benim mizacıma uygun olmadığından dolayı buradaki işimizi tamamlayıp devam etmek istiyorum. Hava çok sıcak ve önümüzde gidilecek bir miktar daha yol olduğundan dolayı bizi yutan ormanın içine doğru tekrar yola koyuluyoruz.Küçük köylerin içinden geçerek dağların ve çiçeklerin kokusunu ciğerlerimizde hissederek yolumuza devam ediyoruz.Anayoldan tekrar içeri doğru saparak bir sonraki durağımız olan Cevizdere şehitliğine ulaşıp acilen üzerimizdekileri atmaya başlıyoruz.

Her durduğumuz noktada üzerimizdeki tüm ekipmanları çıkartmak motosiklet ile seyahat etmenin en büyük zorluklarından birisi olsa gerek, sürekli bir giyinip bir soyunuyorsunuz bu durumda gülü seven dikenine katlanır sözü aklıma geliyor ve bir ara vermiş iken önümüzdeki hafta şehitlikten devam etme umudu ile hepinize esenlikler diliyorum.
 
Yaşar ÖZKUL
https://www.facebook.com/yolbizigozler
https://twitter.com/yozkul43
https://twitter.com/YolBiziGozler
http://www.yolbizigozler.com

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com