"Tarihteki en tehlikeli yolsuzluk" iddiası!..

"Tarihteki en tehlikeli yolsuzluk" iddiası!..
Konu; yolsuzluk iddiası olmasının yanı sıra askerlerimizin ve olası bir kimyasal saldırı durumunda Türk halkının karşı karşıya kalabileceği hayati tehlikeyi gözler önüne seriyor. İşte en sıcak gelişmelerin yaşandığı şu günlerde, iddia sahibinden Sansursuz
Sansursuzhaber.com / Özel Haber / ENF Savunma Sistemleri Ltd.Şti. Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Doğukan Sansursuzhaber.com'a sarsıcı bir iddiada bulundu.
 
Doğukan, Savunma Sanayi İcra Kurulunda alınan NBC koruyucu elbise ihalesinde alınan hatalı kararlar nedeni ile ülke savunmasının zaafa uğratıldığını iddia etti. Erhan Doğukan'ın iddialarında yaptığı en önemli vurgu ise olayın "Tarihteki en tehlikeli yolsuzluk" olduğu...
 
Doğukan "kimyasal silahlara karşı koruyucu elbise yılan ihalesine döndü" diyerek, 16 ayda teslim edilmesi gereken elbiselerin 80 aydır yapılamamasının ardından, Esad'ın ültümatomu sonrası seri üretime geçildiğine dikkat çekiyor.
 
Erhan Doğukan'in iddiları oldukça dikkat çekici. Konu; yolsuzluk iddiası olmasının yanı sıra askerlerimizin ve olası bir kimyasal saldırı durumunda Türk halkının karşı karşıya kalabileceği hayati tehlikeyi gözler önüne seriyor.
 
İşte Doğukan'ın Sansursuzhaber.com'a özel yaptığı açıklamalar:
 
İHALE SÜRECİNDE YOLSUZLUK İDDİASI
 
İhalenin verildiği kurumun asıl işi züccaciyecilik. Zamanında NBC (Nükleer Biyolojik Camical) adı kullanılıyordu. Almanlardan talep ettiğimizde bunu bize satmıyorlardı. Bunun üzerine Milli Savunma Bakanlığı TÜBİTAK'a görev veriyor ve diyor ki bu elbiseleri yapın. TÜBİTAK endüstriyel boyuta taşınacak bu teknolojiyi geliştiremediği için bu iş yurt içinde milli olarak üretimi ile ilgili olarak ihaleye çıkıyor.
 
Bu ifade Sayın Vecdi Gönül'ün ağzından bir röpotajında da aynen çıkıyor. Bunun üzerine ihale açıldı. Türkiye'de aktif karbon üreten benden başka kimse yok. Türkiye'deki herhangi bir kimya mühendisliği bölümüne telefon açın ve endüstriyel olarak aktif karbon üretimi ile ilgili kimle görüşebiliriz deyin, size tek bir adres göstereceklerdir. Buna rağmen aktif karbon dediğimiz maddenin Türkiye'de tek üreticisi ben iken, bu ihale züccaciyeciye verildi. Tanesi 500 dolar olan bir elbiseden bahsediyoruz. Onların verdiği fiyat ise 70 dolar civarında.
 
İşin daha da komik tarafı, dünya tekeli olup da Türkiye'ye bu elbiseleri satmayan Alman firması da bu ihaleye tekrar girdi. Ben de müsteşarlıkta dedim ki Almanya bu ihaleye giremez. İhale milli açıldı. Denildi ki "Türkiye'de şirket açtı bu firma, ihaleye girebilir." Hayır dedim yerli olur o zaman ihale milli olamaz.
 
Kaldı ki bugüne kadar bu elbiseleri bize satmazken ne oldu da şimdi bize satmayı kabul ediyor. Kaldı ki bu elbiseleri satarken üretim teknolojisini de verecek. Şartlar bu.
 
Bu adam bizim altyapımızı öğrenmek için bu işe giriyor diye düşündüm ve dedim ki itiraz edeceğim. Netekim Alman firma, züccaciyeciden 20 kat daha fazla fiyat verdiği için kaybetti, ben kaybettim. Çok ucuz bir teklif olduğu için ziccaciyeciye verdiler.
 
"KALİTE KONTROL SÜRECİNDE HAYATİ YANLIŞLIK" İDDİASI
 
İşin çok acı bir tarafı daha var. Kalite kontrol yapmadan üretim yapma şartı konuldu burada. Ben bunu savcılığa yaptığım suç duyurusunda da aynen yazmama rağmen buna bir savunma yapmadılar. Yaptıkarı tek bir savunma şuydu: İhalenin verildiği firma Türkiye'de üretim yapan müştekiden aktif karbon için bu maddeyi alabilirmiş. Bunun kendileri için bir mahsuru yokmuş. Dolayısıyla ihaleye fesat karıştırılmamış. Böyle bir saçmalık olamaz.
 
Bu adamlarla ben telefon görüşmesi de yaptım, yüzyüze de görüştüm. Dedikleri şey nedir biliyor musunuz? "Ben NBC tesisleri yapmayacağım, benden istenmedi, benim sorumluluğum da değil. Ben benden isteneni yaparım".
 
Bir üretim yaparken üretimin her aşamasında kalite kontrol yapmak zorundasınız. Askerinize kimyasal savaşa karşı koruyucu elbise giydireceksiniz. 10 yılda sadece bir defa Hollanda'da laboratuvardan bir test raporu alacaksınız. Tamam bu elbise uygundur dediği zaman ona göre hareket edeceksiniz. Bu derece ciddi bir iş yaparken değil her teslimatta, ürettiğiniz her partiyi test etmek zorundasınız. "Hayır efendim devletin kararı böyle ve test yapılmayacak" denildi.
 
Ben böyle bir karar almadım dedim. Aktif karbonun Türkiye'de üretimini yapan tek adam ben isem, ben de böyle olmaz diyorum. Tabii ki kimsenin umrunda olmadı. Bu züccaciyeci de, madem hükümetimiz kalite kontrol yapılmasını istemiyor yapmayız, bizim sorumluluğumuzda değil Dediler.
 
ÜRETİM NEDEN GECİKTİ?
 
Seri üretime 16 ayda geçilmesi planlanıyordu. 2005 yılında açılmış bir ihale. 2007'ye kadar imzalamayı geciktirdiler. 2012'ye kadar ise hala hiçbir şey yapılmazken birdenbire kalite kontroller bitti ve seri üretime geçtik. Madem öyle o zaman benden hesap sorsanıza!.. Hesap sormak da yok...
 
İDDİA BAŞBAKANA KADAR UZANIYOR
 
Bir ülkenin Başbakanını, Savunma Sanayi Müsteşarlığını, Genelkurmay Başkanını, TÜBİTAK'ı mahkemeye veriyorsunuz. Bir avukata konuyu sorduğunuzda her birine 3'er kere ağırlaştırılmış müebbet veriyor. Böyle ağır bir itham karşısında sessiz kalmak olmaz. Ya hesap verirsiniz, ya hesap sorarsınız!..
 
ASKERLERİMİZ NASIL KORUNACAK?
 
Askerimiz tenis raketi ile mi vuracak gelen bombaya. Askere verdiniz peki halka ne olacak? Diyorum ki basit imkanlarla halkı eğitin. Bir kimyasal tehdit-terör olduğunda ne yaparsınız? Halk için önlem alın. Bu bir realite. Bütün dünya artık bunu yapıyor. Ama tatbikatı bir kenara bırakın elbiseler bile yanlış kullanılıyor. Ben Başbakanlığa kadar bizzat mailler attım. Ama inatla kulaklarını kapatıyorlar. Ben iddiamı çok açık bir şekilde söylüyorum. Tekrar ve tekrar söylüyorum. Çok tehlikeli bir yolsuzluktur. Kalite kontrol yapmadan üretim yapma şartını bana kabul ettiremedikleri için ihaleyi bu züccaciyeciye verdiler. Eğer ben kabul etseydim, teslimata başladıktan 2 sene sonra bir kalite kontrolle bu elbiseler olmamış diyeceklerdi ve benim ipimi o zaman çekeceklerdi. Ve Türkiye'nin tek aktif karbon üreten adamı da sicil olarak lekelenmiş olacaktı. Türkiye defterini tamamen kapatacaklardı. Çok büyük bir tezgahın parçası. Bu tezgah sadece bu NBC ile ilgili değil. 
 
OLAY BU KADARLA SINIRLI DEĞİL
 
İzmir'de Arsenik olayını hatırlarsınız. Ortalık birbirine girdi ve sonra birdenbire durdu. Arsenik sorunu bitti mi Türkiye'de? Hayır tabii ki bitmedi. Çünkü Türkiye'de dağlık, volkanik, sıcak su kaynakları olan heryerde arsenik vardır. Ama arseniği artıran şey aktif karbondur. Aktif karbonun Türkiye'deki tek fabrikası İzmir'deydi. Orayı kapattıran da Vecdi Gönül'dür. 
 
SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSU
 
Savcılığa 16 aylık sürenin bitmesinden itibaren suç duyurusunda bulundum. O tarihin üstünden 60 ay daha ekstradan daha geçmesine rağmen henüz hiçbir itiraz yok. Savunma teknolojileri kongresinde ise NBC testleri bitti dediler. Her teslimatta test yapacağız dediler. En basit işte bile her basamakta kalite kontrol yapılır. Ama burada her basamakta test yapılması gerekirken, yapılmadı. 6 ayda bir 8 bin NBC elbiseden sadece, son partinin içinden bir ürüne test şartı getirildi. Buna destek veren kim? "TÜBİTAK". 'Et kokarsa tuz atarız. Tuz kokarsa ne yaparız'a dönmüş artık olay.
 
Tüm sosyal medyada ve her yerde bu olayı yazmama rağmen tek bir itiraz dahi almadım bugüne kadar. Savcılıktan da herhangi bir geri dönüş olmadı. Sitemin ana sayfasını dahi değiştirdim. Konunun dokunduğu herkes görüyor. Google analitics raporlarımdan görüyorum. 
 
Herşeyimizle çürümüş durumdayız. Bir koltuk bir makam ve bir ihale yüzünden hiç kimse sesini çıkarmıyor. Tehlikeli yolsuzluğun altına imzalar atıldı. Geri dönüşleri de yok. Askerlerimizi de oraya yolladılar. Esad son gidişini anladığı zaman kimyasal silahlarını da kullanacak. 
 
Sıkıntıyı göre göre hiç birşey yapamıyorsunuz. Kendine güvenen varsa iddialarımın karşısına çıksınlar.
 
Sansursuzhaber.com
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com