Tayyip Erdoğan bu ülkenin Başbakanı olamamıştır!..

Tayyip Erdoğan bu ülkenin Başbakanı olamamıştır!..
Kendisi gibi düşünmeyenleri, inancı kendisi gibi olmayanları hep dışladı. Diğer ülkelere “Kardeşlerim” diye seslenirken Gezi Parkı’ndakilere “Kardeşlerim” değil, “Çapulcu, Vandalist” dedi.

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

Sincan Mitinginde kürsüde “Makedonyalı Kardeşlerim, Filistinli Kardeşlerim, Gazzeli Kardeşlerim, Malezyalı Kardeşlerim, Kualalumpurlu Kardeşlerim, Saray Bosnalı kardeşlerim, Angolalı Kardeşlerim, Pakistanlı Kardeşlerim, Üsküplü Kardeşlerim, Kosivalı Kardeşlerim, Lahorlu Kardeşlerim”  diye seslenen Başbakan Kazlı Çeşme Mitinginde "Gezi sitesi, Kuğulu Park Türkiye değildir" dedikten sonra karşısındaki kalabalığı işaret ederek "İşte Türkiye budur" dedi.

Başbakan 10 yılı aşkın görevi süresince her zaman Parti Başkanlığı ile Başbakanlığı birbirine karıştırdı. Bir başbakan olarak sadece kendisine oy verenlerin değil bu topraklar üzerinde yaşayan küçüğü, büyüğü, genci, ihtiyarı , namuslusu , namussuzu , iyisi, kötüsü , hırsızı, katili, inananı , inanmayanı  ile kısaca tüm insanların insanca yaşamlarından sorumlu olması dışında , doğadan  ve diğer canlıların yaşam haklarını da korumaktan sorumlu olduğunu hiç hatırlamadı.

Kendisi gibi düşünmeyenleri, inancı kendisi gibi olmayanları hep dışladı. Diğer ülkelere "Kardeşlerim" diye seslenirken Gezi Parkı’ndakilere "Kardeşlerim" değil, "Çapulcu, Vandalist" dedi. Yıllardır Türkiye’yi hep ağzı açık kendisini anlamadan dinleyen meydan kalabalıkları ve parti toplantılarındaki kişiler zannetti. Böylece kendi ülkesinde bile belli bir kesimin  Başbakanı olurken şişkin egosu ve megalomania diyeceğimiz psikolojisi nedeniyle  özellikle Müslüman ülkelerin de liderliğine soyundu.. Bu duygu o kadar gelişti ki kendisini İlahi İradenin yeryüzündeki temsilcisi sanmaya kadar götürdü ve Suriye’nin Banyas şehrinde öldürülen bebekleri kastederek "Mahşer gününde Rabbim bana" Ey Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı bu bebekler için ne yaptın?” diyerek bunun hesabını benden soracak” demeye kadar getirdi. 

Sivas’ta bir seçim konuşması sırasında sesini yükseltince hazır bulunanların alkışlaması üzerine "Burada alkışlamayacaksınız" dedi. Sonra konuşmasının bir yerinde “Şimdi alkışlayın” dedi. Kazlı Çeşme Mitinginde soruları doğru sormasını bilmeyince de layık olduğu cevabı aldı. Mitingde “Bana diktatör diyorlar. Dünya tarihinde böyle bir diktatör var mı? “  diye sorunca meydandakiler hep bir ağızdan avazları çıktığı kadar “Yok!..”  diye haykırdı.

Son günlerde sürekli “Biz bu filmi görmüştük. Oyuna gelmeyiz” diyor. Ben de kendisine “Hayır Sayın Başbakan bu filmi bugüne kadar kimse görmedi. Bir filmin yapımcı, senarist, rejisör ve oyunculardan kurulu bir kadrosu vardır. Bu gördüğümüzde ne yapımcı, ne senarist ve ne de rejisör var. Bu defa spontane ve doğaçlama olarak oynadılar” demek istiyorum. Bu farkı anlayabilseydi yani bilinmeyen bazı iç ve dış güçlerce sürekli kendi aleyhinde senaryolar hazırlandığı paranoyasından kurtulabilseydi bu olaylar buralara kadar gelmezdi.

Sürekli ya yanlış bildiği ya da çok zayıf bir ihtimalle yanlış bilgilendirdiği özellikle halkın hassas olduğu konulardaki olayları devamlı kaşıyarak halkı tahrik etmeye ve bölmeye devam ediyor. Hala köprüden düşerek hayatını kaybeden polis için “Öldürüldü” diyor. Hala cami ilgililerin aksi beyanlarına rağmen ezik bir bira kutusunun fotoğrafını delil sayıp “Camide içki içildi” diyor. Korkarım yakında rakılı, peynirli ve kavunlu bir çilingir sofrası görüntü hazırlatıp “İşte camide olanların kanıtı” diyebilir. Yapar mı? Yapar. Zira ben artık korktum.  Bu satırları yazarken bir ara televizyondan gruptaki konuşmasının bir bölümünü izledim. Yine yanlış bir takdimle gerçeği bilmeyenleri galeyana getirirken bilenlerin de ister istemez “Yazıklar olsun bir başbakan yalan söyler mi?” diyeceklerini düşünemiyordu.  Başbakan’ın ifadesine göre Kılıçdaroğlu polislere “Emirlere itaat etmeyin” demişti. Uzun uzadıya bu sözle Kılıçdaroğlu’nun yasa dışı olayları teşvik ettiğini, suçluların yanında yer aldığını anlattı. Salonda dinleyici bölümünde bulunanlar önce Kılıçdaroğlu’nu yuhaladı sonra da hep bir ağızdan kendisinden gurur duydular. İstediğini elde etmişti. Ama hepiniz biliyorsunuz. Kılıçdaroğlu “ Kanunsuz emirleri uygulayanlar da en az verenler kadar suçlu olurlar” demişti. Geçenlerde yazmıştım. Aynen  namaz kılmama gerekçesini Bektaşi’nin “Sarhoşken namaza durmayın” şeklindeki ayeti hatırlatarak “Allah’ın emri vardır, namaza durmayın” demesi gibi..

Son olarak “AKP Mitingleri” başlıklı yazımda oluşan bu uzlaşmaya rağmen Başbakan bu mitingleri yaparsa bu millet kendisini Baş Provakatör olarak hatırlayacaktır demiştim. Buna bugün bir ekleme yapmak istiyorum. Kendisi için “Ülkesinin Başbakanı olamamış ama başka ülkeleri yönetmeye kalkmıştı”(1)  denecektir. Başbakan’ın yaptığı ayrımcılık kriterleri esas alındığında  “Kardeş”leri arasında sayılamayacağımdan ben de kendisini “Benim Başbakanım” olarak görmüyorum.  

  1. Kıssadan hisse.. Anadolu’da anlatılan bir hikaye vardır. Buğday hacı olmaya karar verince arpayı yanına çağırır ve ona “Arpa kardeş ben Hicaz’a gidiyorum. Yokluğumda ekmek ol da milleti ekmeksiz bırakma” demiş. Bunun üzerine arpa da “Hiç merak etme ben ahaliyi ekmeksiz bırakmam. Baklava börek de olayım mı?” deyince buğday sinirlenerek “Bana bak! Sen doğru dürüst ekmek ol yeter. Baklava börek olmak senin ne haddine” der.    

Evrensel ERDOĞAN | SANSURSUZHABER.COM

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com