Tehdit edilen muhabir konuştu

Tehdit edilen muhabir konuştu
Yandaş medyanın saldırısına maruz kalan Radikal muhabiri Fatih Yağmur, tehditler hakkında ilk kez açıklama yaptı.

Türkiye'ye Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu'nun detaylarını duyuran Fatih Yağmur, AKP medyasının oklarına hedef olmuştu.

Yağmur iddialara açıklık getirdi.

İşte Radikal'de yer alan açıklama:

Radikal, kurulduğu günden bu yana gazetecilik yaptı. Dün Susurluk'ta, 16:9'da nasılsa bugün de öyle. Son günlerde Radikal'in yaptığı gazeteciliği hazmedemeyenler, bu dönemde her zamankinden çok revaç bulan ve hiçbir zaman kullanılmasını kabul edemeyeceğimiz kirli dilli bir saldırganlıkla itibar suikastına yöneliyorlar. Aynı çevreler bu kez işi muhabir arkadaşımız Fatih Yağmur'a tehdit ve linçe uzanan bir kampanyaya vardırdılar. Görünen o ki, kimsenin Radikal'in ve Fatih Yağmur'un haberlerine söyleyecek bir sözü yok. Onun için işi yalanlara, iftiralara, karalama kampanyalarına ve tehdide kaydırdılar. Kimsenin kuşkusu olmasın. Biz gazetecilik yapmaya devam edeceğiz.
 
Söz arkadaşımız Fatih Yağmur'un:
 
'Meslektaşlarım'ın "Kim bu Fatih Yağmur, KCK'lı mı?" diye sorgulamaya başladığı bir süreç oldu, son iki gündür başımdan geçenler... İlk başta, beni tanıyan ve kendilerine yakın gördükleri muhabirleri tek tek aradılar. PKK'lı olduğumu, MOSSAD'a çalıştığımı, geçmişte cemaatte 'abilik' yaptığımı, hırsızlıktan kaydımın olduğu iftiralarını hem yakın çevreme hem de sosyal medya aracılığıyla duyurdular. Tehdit, şantaj ve hakaret dolu iddialarını fütursuzca yayarak hakkımda karalama kampanyası başlattılar. Bunun tek sebebi ise 17 Aralık süreci ile birlikte yaptığım haberler olduğu ortada. Oysa ben mesleğim gereği ulaştığım bilgi ve belgeleri çalıştığım kuruma bildirmek dışında bir görev üstlenmedim. Önceki günkü olayda da Kırıkhan'da yakalanan TIR'ın İHH'ya ait olduğu iddia edilmiş ancak kısa süre sonra İHH başkanından gelen açıklamayla bu iddia yalanlanınca da anında habere eklemiştim.
 
Bütün bunlara rağmen hemen hedef haline getirildim. Birtakım çevreler adliye muhabiri olarak şahsımın savcılarla olan görüşmelerimi tartışmaya açtılar. Hangi savcıyı aradığımdan 7 Şubat krizindeki sözde rolüme ve hangi savcıya bilgi ve belgeleri teyit ettirdiğim iddiasına varıncaya kadar, olmadık iddialar yazıldı. Ancak hesaplarında bir hata vardı. Zira 7 Şubat'ta adliye muhabiri olarak Beşiktaş 'taki adliyede değildim. O gün amcamın cenazesine katılmak için Adana'ya gitmiştim. Bu bilgi, MİT haberlerini yapan muhabirlerin olay sonrasında ifadesini alan HYSK müfettişlerinde de var.
 
Hakkımdaki 'Hırsızlıktan kaydı var' iddiasına gelince: Öğrencilik yıllarımda Adana'dan arayan bir polis, savcılığa ifade vermem gerektiğini söyledi. Karakola gittim ve savcılıkta ifade verdim. Rızam dışında benim adıma açılmış bir hat, çalıntı bir telefonda kullanılmıştı. Savcılığa kullandığım telefon numarasını verdim. Bahsi geçen hattın bana ait olmadığını söyledim. İncelemelerin ardından mağdur olduğum gerçeği ortaya çıktı ve Adana Savcılığı tarafından 'kovuşturmaya yer olmadığına' dair bilgi geldi. GSM şirketlerine de savcının tavsiyesi üzerine başvuruda bulundum. Adıma çok sayıda hat çıkarılmış olduğunu gördüm ve hepsini kapattırdım. Herkesin başına gelebilecek bir mağduriyetin bir gazete çalışanı tarafından Twitter'da şantaj, tehdit ve hakaret içeren mesajlarla sosyal medyaya yayılmasını yargıya taşıyorum. Dün sabıka kaydımın olmadığına dair adli sicil belgesini Twitter'dan yayımladım. Bundan sonra üzerime atılacak iftiralar hakkında suç duyurusunda bulunacağım. Ve bu iftiralara aldırış etmeden gazetecilik yapmaktan ödün vermeyeceğim. Benim için tek utanç, bu kişileri muhatap almak zorunda bırakılmam ve kendimi savunmak durumunda kalmamdır.

(DSE)
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com