“Teröristin söylediği laflara itibar edilmez”

“Teröristin söylediği laflara itibar edilmez”
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Hükümetin PKK ile pazarlık yaptığına ilişkin ortaya atılan iddialarla ilgili olarak, şunları söyledi:

Arınç, televizyon programında bir gazetecinin, ''Anayasa değişecek. Bu da statükoyu değiştirecek. Bazıları bunu panikle medya desteğiyle engellemeye çalışıyorlar. Denildiği gibi korku imparatorluğu mu oluşturuluyor? Korkmalı mıyız?'' sorusu üzerine ''Bunlar sanal şeyler'' dedi.
Özgürlükleri genişlettiklerini ifade eden Arınç, şöyle konuştu:
''Anayasa değişikliği ve hukuksal düzenlemelerle ülkede rahat ve huzurlu yaşamak istiyoruz. 301. maddeden tutun diğer maddelerdeki geldiğimiz nokta, bu korkuların ne kadar yersiz olduğunu gösteriyor. Biz millet egemenliğinden yanayız. Millet iradesinden yanayız. Ne askeri ne de başka bir vesayeti kabul ediyoruz. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. 1982'deki referanduma gidilirken 'evet denilmezse askeri rejim devam eder' dediler, el altından. Kendileriyle ilgili iki önemli hüküm koydular. Evren, bir maddesinde 'bu Anayasa maddesini kabul ederseniz beni de cumhurbaşkanı seçmiş olursunuz', ikincisi 'evet derseniz darbe yapanları hiçbir şekilde yargılamayacaksınız' dedi. Biz bunları ortadan kaldırıyoruz. Kimse darbeyi aklından geçiremeyecek.''
Gazetecinin ''Pazarlık yapıldığına yönelik iddialar var. Devletin bu tür temaslar kurulabileceği söyleniyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?'' şeklinde sorusu üzerine Arınç, şunları kaydetti:
''Çok konuştuk. Eşkıya başı Murat Karayılan, bir yerde konuşmuş, 'devletle masaya oturduk, konuştuk, pazarlık yaptık, geçici ateşkes uygulayacağız' diye. CHP de MHP de bu lafı aldı, 'Hükümet, bunlarla pazarlığa oturdu, görüştü onun için çatışmasızlık sürecine girildi' dediler. Konuşan kim? Eşkıya başı. Bunu kullanan kim? Ülkedeki siyasetçiler. Ayıp değil mi, haksızlık değil mi? Teröristlerden birinin lafını alacaksın onunla beni vurmaya çalışacaksın. Oysa Kılıçdaroğlu'na da Bahçeli'ye de düşen şey, 'ben teröristin söylediği lafa itibar etmem, lanet olsun sana, ben seninle mücadele ediyorum, senin suçladığın insanları ben suçlayamam' demesi gerekiyordu. Ama mesele, kampanya sürerken ''hayır''ı artırmaktan, kafaları bulandırmaktan geçiyor. Bunları 12 Eylülden sonra da tartışacağız, eğer güçleri yeterse...''

-''TERÖR ÖRGÜTÜ LİDERİ 1999 YILINDA PAKETLENDİ''

Hükümet olarak terör örgütüyle masaya oturmadıklarını ve oturmayacaklarını ifade eden Arınç, şöyle devam etti:
''Konuşmadık, konuşmayız, pazarlık yapmadık, yapmayız. İnan benim sözüme, inanmıyor. Halen acaba şu mu acaba bu mu? Şimdi çevirdiler istihbarat görüşmüş. İstihbarat 'hükümet' demek değildir. Milli İstihbarat Teşkilatı, ülkenin iç ve dış istihbaratı, bunların elinde. Bazı tehlikeleri bunlar sayesinde önlüyoruz. Terör örgütü lideri 1999 yılının Şubat ayında Türkiye'ye teslim edildi, paketlendi. Biz onu yakalayamadık. Gücümüz yoktu. Suriye, İtalya ve Yunanistan'da iken yakalayamadık. Sonra öyle bir gün geldi ki birilerinin önünü açmak için Türkiye'de, birilerine prim yaptırmak için, hükümet kurdurmak için çünkü milli hassasiyetlerimiz var, terörist başını Kenya'da yakaladı ABD ve bize paketle teslim etti. 'İdam etmeyeceksiniz' diye şart koştu, onlar da 'başüstüne' dediler. Sonuç da idam edilmedi. Şimdi MİT, Türkiye'nin güvenliğini sağlamak açısından, gelen haberleri değerlendirmek açısından bununla görüşmüşse ne var bunda? Hükümetin pazarlık yaptığı anlamına mı gelir? Yoksa mevcut terörle mücadelede Öcalan ile belli konuların görüşülmesi anlamına mı gelir? MİT'i yok mu sayacaksınız? MİT böyle bir şey yaptıysa 'kötü, çirkin' mi diyeceksiniz? Önceden sanki başbakan ya da bakanlardan birisi konuşmuş gibi söylemlerde bulunuyorlardı. Şimdi lafı çevirdiler, 'kahve mi içtin' dedik diye çevirdiler.''
Askerin de MİT'in de irtibat kurmuş olabileceğini vurgulayan Arınç, ''Bahçeli'nin Başbakan Yardımcısı iken bile konuşulduğu, görüşmelerin yapıldığı söylenirken kılları kıpırdamayanların, bunları Hükümet aleyhine kullanmaları çok çirkin. Herkes biliyor ki merhum Alpaslan Türkeş, Asala terör örgütünün faaliyetlerini bitirmek için Ermeniler'in başıyla Fransa'da görüşmüştür. Bu görüşmeler aralıklarla devam etti. Bu açığa çıktığı zaman 'ülkenin geleceğine hizmet ediyor' dediler. Hükümet adına hiçbir şekilde temasımız yok'' dedi.

-BAŞÖRTÜSÜ KONUSU VE KILIÇDAROĞLU'NUN AÇIKLAMALARI-

Programda bir gazetecinin başörtüsü yüzünden okuyamayan bir kızının olduğunu belirterek, ''Kılıçdaroğlu başörtüsü sorununu 'biz çözeceğiz' derken gerçekten adım atar mı, yoksa bu bir seçim taahhüdü mü?'' diye sorduğu soruya da Arınç, şöyle yanıt verdi:
''Öyle bir siyasetçiyim ki benim yaptığım bütün konuşmalar zaman zaman ekranlara, gündeme getirilir. 2002'den önce Kahramanmaraş'ta yaptığım konuşmayı bile getirdiler. Kadınlarımızın kendi bireysel hakları, tercihleri olduğunu düşünüyoruz. Başını örten tesettüre giren, bunu dini inancına göre yapana nasıl saygı gösteriliyorsa başı açık hanımefendiye, kıyafetiyle açıklığı tercih etmiş hanımefendiye de aynı saygıyı gösteririz. Biz böyleyiz. Kimse bizden aksini beklemesin. Kadınları başı açık, kapalı diye kategorize etmedik. Bu konuyla ilgili en son Anayasa Mahkemesi kararları, rektörlerin uygulamaları var. En son MHP ile işbirliği sonucunda 411 oyla kabul ettik. İçinde başörtünün 'b'si türbanın 't'si yok. Kanun önünde eşitlik. Üniversitelerde okuma özgürlüğü. Kıyafetinden ya da başka bir şeyden dolayı ayrımcılık yapılmayacak. Öğrenim özgürlüğü engellenmeyecek. CHP, koştu dört nala Anayasa Mahkemesine müracaat etti ve yıllarca konuşulacak bir karar çıktı.''
Arınç, CHP'nin her noktada iptale başvurduğunu belirterek, ''Öyle milletvekilleri var ki İstanbul Üniversitesi önünde kulübe kuranlar, ikna odalarında kızlarımızın zorla başını açtıranlar. Kılıçdaroğlu diyor ki, 'ben bunu çözeceğim'. Nasıl çözeceksiniz? 'Orası önemli değil, biz gelince çözeceğiz.' Yani 'başörtülerle üniversiteye girilecek mi?' 'Onu söylemiyorum, herkes öğrenim özgürlüğünden yararlanacak' diyor'' dedi.
Kılıçdaroğlu'nun, başörtüsünden korktuğunu ifade eden Arınç, şunları söyledi:
''Üniversiteye başörtüsüyle girilirse kendisine puan kaybettireceğini belli yerlerde de biliyor. Ama Baykal'dan farklı bir şeyler söyleme ihtiyacında, en azından prim yapmak ihtiyacında. Biz 'ne olur, nasıl çözeceğini söyle' diye yalvardık ama 'kendiliğinden çözülecek' diyor. Böyle denilince tüylerim diken diken oldu. 'Kendiliğinden çözülecek' denildiğinde nasıl olacağını biliyoruz. 1999 yılında Fazilet Partisi'nden Merve Kavakçı, Meclise geldiğinde kavga oldu, gürültüler koptu. Yemin ettirmediler, milletvekilliği düştü. MHP kökten çözdü. Başı açık geldi. Yeminini böyle yaptı, parlamenter faaliyetlerini böyle yaptı. Demek ki çözmek böyle oluyor. Kökten çözmek böyle oluyormuş. Bizce çözmek böyle değil. Son konuşmalarında 'türbana özgürlük' diyor. Danışmanı varmış konu üzerinde rapor hazırlıyormuş. Bir şey dikkatimizi çekti. Ulemaya soracakmış. Bugünün din bilginlerine. Tayyip Bey, üç yıl önce 'başörtüsü inanç gereğidir, dolayısıyla İslam'da baş örtmeyi ulemaya sormanız gerekir' demişti. Adamın ne gericiliği ne yobazlığı kaldı. Ulemaya soracağı şey şuymuş, tüylerim diken diken oldu, 'Baş nasıl örtülürmüş, saçların çoğu açıkta kalsa, boyunda kalsa olmaz mıymış, başörtüsü İslam'ın emri miymiş?' Tahmin ediyorum ulema diye Zekeriya Beyaz ya da Yaşar Nuri Öztürk'ü hatırlıyorlardır. Onlara sorarak başörtüsü sorununu çözmeye kalkarlarsa yandım Allah.''
Bu sorunun mutlaka çözüleceğini dile getiren Arınç, ''Yıllarca evvel söylediğim gibi kim çözerse elinden öperim. Şerefi ona ait olur. Bu sorun üniversitelerle rektörlerimizle hukuk anlayışıyla yasal düzenlemelerle bunlardan herhangi biriyle çözülecek. Şu anda üniversitelerimizin yarısından fazlasında böyle bir sorun yok'' dedi.

-BEDELLİ ASKERLİK KONUSU-

Arınç, bedelli askerlik konusunun hatırlatılması üzerine, bunun millisavunmanın, genelkurmayın ihtiyaçlarına göre değerlendirildiğini belirterek, prensip olarak bedelli askerlikten yana olduğunu söyledi.
Böyle bir karar için millisavunmanın da genelkurmayın da 'bizim asker ihtiyacımız karşılanıyor, bedelli olabilir' demesi gerektiğini vurgulayan Arınç, ''Bu siyasi bir karar olmakla birlikte ilk önce ülkenin güvenliğidir. Bedelli beklentisinin ülkede çok olduğunu biliyorum ama ne zaman çıkar bilemiyorum'' diye konuştu.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com