TFF başkan adayından olay sözler!

TFF başkan adayından olay sözler!
27 Şubat'ta yapılacak Olağanüstü Genel Kurul'da başkanlık için aday olan Erdal Çilek, çok dikkat çeken açıklamalar yaptı.

Futbol Federasyonu Seçimli Olağanüstü Genel Kurul'da başkanlık için aday olan isimlerden Erdal Çilek, Türk futbolunun bugün içinde bulunduğu duruma dikkat çekerek, çözüm önerilerini anlattı.

Çilek'in yazılı açıklaması şöyle:

"Liverpool'un efsane teknik direktörü Bill Shankly "Bazı insanlar futbolun bir ölüm kalım meselesi olduğuna inanırlar. Sizi temin ederim ki ondan çok çok daha önemlidir" dediğinde sanırım Türk futbolunun bugün içinde bulunduğu durumu anlatmaya çalışmıştır. Yaşasaydı , şu an bu durumu izah edecek cümle kuramazdı.

2004 yılındaki telefon konuşma kayıtlarını, mahkeme kayıtlarını, sumen altı eden yönetim kurulunda bulunanların, bugün "Bu işi ben çözerim" diyerek aday olmasını, kısacası "yapamadıklarım, yapamayacaklarımın teminatıdır" demek istemelerinin değerlendirmesini kamuoyuna bırakıyorum.

Dün, "Avrupa'da başarılı olamıyoruz, yabancı sayısı artmalı" diyerek yabancı sayısının 10 a çıkartılmasını sağlayan kulüpler, bugün borç batağında yüzerken, aynı kulüpler, daha 1 ay önce "UEFA da kimmiş, gerekirse 3-5 yıl Avrupa'ya gitmeyiz " deme cesareti gösterebilmeleri bile durumun içler acısı halini göstermektedir. Amaç sadece kendilerini kurtarmaktır. Türkiye Futbol Federasyonu üyesi kulüpler, onun kural ve teamüllerine uymak zorunda olduğu gibi, Türkiye Futbol Federasyonu da, UEFA ve FIFA teamüllerine uymak zorundadır. Aynı zihniyetin , "Türkiye Futbol Federasyonu da kimmiş, gerekirse ligten çekiliriz" deme cesaretini gösterip gösteremeyeceğini merakla bekliyorum.

Taraf olanların, Türkiye Futbol Federasyonunda yönetici olması, Türkiye Futbol Federasyonu'nun güvenilirliğine zarar vermekten başka hiçbir işe yaramaz. Şüpheli/Suçlu olan ve isimleri ile yargılanan kulüp ve kişilerin Türkiye Futbol Federasyonunda temsil edilme, seçme ve seçilme hakları dondurulmalı, kendileri ile ilgili verilecek kararlara etki etmeleri engellenmelidir.

Türk futbolu, İstanbul'dan ibaret değildir. Türk futbolu tüm Türkiye'nin futboludur ve sahibi, futbolu yönetme beceriksizliği gösteren 300-500 kişi değil, evinden, çocuğundan ayırıp, borç bulup bilet alarak maça giden, atkı forma almaya çalışarak kulübüne destek olduğunu sandığı halde, sonucu, önceden bazı kişilerce yazılmış bir tiyatronun 45-50 milyonluk figüranı ve seyircisidir. Türk Futbolu, gerçek sahipleri tarafından yönetildiğinde yükselecektir. Türkiye Futbol Federasyonu Türkiye'nin Federasyonu olmalıdır. Türkiye Futbol Federasyonu, 1923'ten beri FIFA'nın ve 1962'den beri de UEFA'nın bir üyesidir. Merkezi Ankara'dır ve İstanbul'dan yönetilemez.

Kulüpler değil, kişiler yargılanmalıdır diyenler, kişilerin işlediği düşünülen suçlardan, kulüplerin yarar sağladığını, kupalar kazandığını, milyonlarca lira gelir elde ettiklerini ve bu sebeple haksız rekabet ortamı yarattıklarını nasıl görmezden gelirler? Kişiler ile ilgili cezaları mahkemeler, kulüpler ile ilgili kararı Türkiye Futbol Federasyonunun vermesi gerekirken, neden hala mahkeme sonucunun beklenmesi gerektiği savunulur? Stadyumların içinde, içi bir tarafa dışında ve hatta sokaklarda kişilerce çıkan olayları, o gün, kulüplere mal edenler, şehrin asayiş ve düzeninin sağlanması görevini kulüplere yükleyenler ve kişilerin işlediği suçlar sebebi ile kulüpleri cezalandıranların, o gün neden o şekilde, bugün neden bu şekilde konuştuklarını açıklamalarını istiyorum. Statlarında adam öldürülen, çocukların şişelerle yaralandığı, tribünlerinden insanların atıldığı kulüpler söz konusu olunca neden adaleti uygulaması gerekenler üç maymunu oynamaktadır?

Olaylarda ceza alan futbolun gerçek sahipleri taraftarlar, cezaevlerinde yatarken şiddet yasasının değişmesini ağzına almayanlar, adaletin kılıcı kendilerine ya da yakınlarına sallandığında mı yasa değiştirme yoluna gitmeliler? Hukuk ve adalet ona göre, buna göre, şuna göre diye ayrılmış mıdır? Bugün iddianamede ve mahkemede Fenerbahçe SK ve B.Jimnastik Kulübü adı olmasaydı, işleyişin aynen bu şekilde yürüyeceğine kim inanırdı? Adı geçen diğer kulüplere en geç 15 Temmuz günü bütün yazan cezaların derhal kesileceğinden ve dosyaların kapatılacağından eminim kimsenin şüphesi yoktur. Demek ki Türk futbolunda adalet ve hukuk mekanizması kişi ve kulüplere göre değişmektedir.

İbrahim Akın isimli futbolcunun futbol oynama özgürlüğüne, geçimini sağlamasına, işini yapmasına, iddianamede ismi var sebebi ile kelepçe vuran ile, iddianamede şike yaptığı belirtilen B.Jimnastik Kulübü ve İBB Spor kulüplerini Türkiye Kupası organizasyonuna dâhil eden aynı kişiler değil midir? Bu nasıl bir adalet anlayışıdır?

Ekranlarda hemen hemen her ülkenin liginden canlı maç yayınları yapılıyorken, Türkiye Spor Toto Süper ligi yayınlarının hiçbir ülkece satın alınmayarak yayınlanmaması, marka değerinin tamamen bir balon olduğunun en büyük ispatıdır. Türkiye Süper Ligi Avrupanın ekonomik açıdan en büyük altıncı ligi olmasına rağmen, gerek milli takım, gerek kulüp takımları , gerekse hakemler ve oynanan futbol göz önüne alındığında hangi marka değerinden ve ekonomik büyüklükten bahsedilebilir? Borçlar ekonomik bir kavramdır ve evet, Türkiye Süper Ligi ekonomik anlamda gerçekten çok büyüktür !

Spor Toto Süper Lig hiçbir kurumun, kuruluşun etkisi altında olmaması gerekmesine rağmen, yayıncı kuruluşun her türlü istek ve talebine boyun eğer duruma getirilmiştir. İmzaladığı sözleşmeyi yerine getirmemek adına tehditler savurarak, göze aldığı ticari riski hiçe sayan bir zihniyetin, altına imzasını attığı sözleşmedeki hükümleri yerine getirmek şartı ile yayın hakkı sözleşmesini feshetmesi en doğal hakkıdır. Yayıncı kuruluş Spor Toto Süper Liginin yayın hakkını satın almıştır. İstanbul Liginin değil. Dolayısıyla aldığı risklere göğüs germek zorundadır.

Batmak üzere olan kulüpleri kurtarmak adına 6+2+2 gibi saçma sapan bir yabancı oyuncu kuralı çıkartılarak, Türk Milli Takımı sıradan takımlar seviyesine indirilmiş, anlaşılması zor bir çelişki ile "altyapıya önem verilmeli, genç yerli oyuncular yetiştirmeliyiz" söylemlerinin aksine, olur olmaz yabancı oyunculara milyonlarca lira verilmesine sebep olunmuştur. Türk futbolunun kurtuluşu yabancı futbolcu sayısının azaltılmasındadır. Aksi halde altyapıya yatırım yapmanın, boşu boşuna para harcamanın, 10 yabancı transfer etme hakkı verilen bir ligte hiçbir faydası yoktur, olmayacaktır. Milli Takımı bu kadar acz içine düşürmüşken, kulüp taraftarlığı milli takımdan üstün tutulur hale getirilmiş, milli takım futbolcuları ıslıklanmaya, hakaretlere maruz kalmaya başlamış, milli maç yapacak stat bulunamaz hale gelinmiştir.

Bir takım lehine 54 hafta penaltı verilmez iken, başka bir takım lehine aynı maç içinde üç-dört penaltı verilmesini, tesadüf diyerek açıklamaya çalışanlar, üzerinde formalı resimleri olan hakemleri, bir sonraki hafta evinde o formaya karşı oynayacak takımların maçına vererek, görevini başarı ile yerine getirmesini de görmezden geldiler. Daha da ileri giderek "Ben o tribünden geldim" diyen hakemleri de, o tribünün maçına atayanlar, bugün "suçluysam cezamı da ben belirlerim" diyenlerdir.

Diyarbakır'da taşlar altında müsabaka oynatmaya çalışan o günkü zihniyet ile, Bursa'da müsabakanın başlamasına bir saat kala maçı tatil ettiğini ve skorun 3-0 hükmen mağlubiyet olduğunu ekranlarda söyleyen zihniyet hala aynıdır.

Türkiye Futbol Federasyonu , Stadında İstiklal Marşı okuyup , teröre lanet edenleri faşist ve ırkçı diye etiketleyenlerin federasyonu yapılmıştır.

İşte bu sebeplerledir ki, Spor Toto Süper Ligi son resmi şampiyonu BURSASPOR'UN şampiyonluğu, tüm yurtta, üç takım taraftarı hariç bütün takım taraftarlarınca ve ismi "Atatürk" olan ilk ve tek stadyumda kutlanan, Türk Futbol tarihinin en coşkulu ve en temiz şampiyonluğudur.. Ve yine bu sebeplerledir ki, bizler için Ertuğrul Sağlam hocamızın Fatih Sultan Mehmet'ten, oyuncu, teknik ekip ve diğer personelimizin her birinin Ulubatlı Hasan'dan farkı yoktur.

Türk futbolu büyük bir fırsatın eşiğine gelmiş fakat Sayın Mehmet Ali Aydınlar bu eşiği atlayamamış ve kaçmıştır. Şu anda seçimi kazanması düşünülen hiçbir adayın da atlayacağını düşünmüyorum. Bunu atlatacak kişilerin, iki-üç ay sonra mecburen yapılacak olan, olağanüstü seçimli genel kurulda ortaya çıkacağına ise inancım tamdır.

Johann Cruyff "Futbol basit bir oyundur, zor olan basit oynamaktır" demiştir. Futbolu yönetmekte basittir. Zor olan onu yönetecek dürüst, adil ve cesur yöneticiler bulmaktır.

Türk futbolunu bu hale getirenlerin, Türk futbolunun sorunlarını çözme ihtimali yoktur.

Zaman, darağacında son sözünü söyleyenlerin taburelerine tekme vurma zamanıdır."

(EMK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com