Topçu Kışlasında bu ısrar niçin?

Topçu Kışlasında bu ısrar niçin?
Bugün Gezi Parkının eski Topçu Kışlası haline dönüştürülmesini öngören ve tarihi bir eseri canlandırma diye sunulan bu projenin de kanımca çok özel bir maksadı vardır.

Başbakan tüm yaşanan üzücü olaylara rağmen bir adım bile geri adım atmıyor ve ısrarla  “ Ben ne dersem o olacak .” demeye devam ediyor.
 
Burada hemen bir başka hususa değinmek istiyorum. Bir Allahın kulu çıkıp ta “ Bu hususta karar verme yetkisi İstanbul Büyük Şehir Belediyesine ait.Yoksa sandıktan aldığın temsil yetkisinin sana Türkiye’de ne kadar kurum ya da kuruluş varsa onları da yönetme yetkisi verdiğini mi sanıyorsun ?
 
O zaman Diyarbakır’a giderek gücün yetiyorsa Kürt Kardeşin Osman BAYDEMİR’in  koyduğu Kürtçe tabelaları kaldırsana ..  diyemiyor. 
 
Bugün Gezi Parkının eski Topçu Kışlası  haline dönüştürülmesini öngören ve   tarihi bir eseri canlandırma diye sunulan bu  projenin de  kanımca çok özel bir maksadı vardır. Sanırsınız ki burada milletçe gurur duyduğumuz bir zafer kazanılmış ya da bu mekan tarihimiz açısından çok önemli bir olaya tanıklık etmiştir. Tam tersine hepinizin bildiğini sandığım için kısaca hatırlatacağım. Topçu Kışlası  denilen yer , başlarında  Derviş Vahdeti’nin bulunduğu sarıklı ve  ellerinde  yeşil bayraklar bulunan bir grup insanın  gelip oradaki  askerleri “ Şeriat elden gidiyor.” diye kışkırtması sonucu o askerlerin de topluca “ Şeriat İsteriz .” çığlıkları ile  Meclisi Mebusan Binasını işgal etmeleri kısaca tarihte 31 Mart Vakası diye anılan  isyan hareketinin başladığı yerdir.
 
Sonrasını biliyorsunuz.. Selanik’ ten kalkan ve adına Harekat Ordusu verilen askeri birlik İstanbul’a gelerek isyanı bastırmış ve top atışları ile kışlayı yerle bir etmiştir .O sahaya  önce Taksim Stadı yapılıyor ve daha sonra da  yeşil alana dönüştürülüyor. Şimdi bu yeşil  alanın  tüm tepkilere rağmen  Topçu Kışlası haline dönüştürülme ısrarını anlayamıyorum.  Zira isyan bugünkü  iktidarın özlediği bir devrin hükumetine karşı yapılmıştır. Ve isyan eden kişiler de yine  Osmanlı Hükumetince idam edilmişlerdir. O  zaman geriye tek bir şey kalıyor.Başbakan ya  ŞERİAT  isteyenlerin idamlarını içine sindiremiyor ya da  bu mekanı kendince kutsal sayıyor. O takdirde  burası günü geldiğinde   31 Mart Şehitlerinin (!) anma mekanı olarak  kullanılacaktır.. Öyle ya  Cumhuriyet döneminde vatana ihanetten ya da isyandan  asılan İskilipli Atıf Hoca ve Şeyh Sait’e bu iktidar döneminde itibar kazandırılmadı mı ?.
 
Bu iktidara Laik bir Osmanlı yönetimi mi yoksa bir Türk İslam Cumhuriyeti mi diye sorulsa tercihleri  kesinlikle şer’i düzenden yana olur.  Kısaca Osmanlı hayranlığının altındaki temel neden şeriat özlemidir.  İster misiniz yakında 31  Mart Vakasını  sorguluyoruz diye devrin padişahı daha geçenlerde kendisine  doktora unvanı verilen  2.ABDÜLHAMİT’ten de hesap sormaya kalksınlar ? 
 
Başbakan Gezi Parkında ağaçların kesilmesini önlemek uğruna biber gazı yiyen , yaralanarak hastaneye kaldırılan ve hatta ölen kişilerin hareketini  ağır sözlerle suçluyor ve onları çapulcu diye hor görüyor.33 yıl geriye gidiyoruz.   Kudusü Kurtarma  adını verdikleri kanımca Cumhuriyete karşı bir  isyan harekatı olan   6 Eylul 1980 deki meşhur Konya mitinginde   yeşil bayraklar açıp “ Şeriat İsteriz.”  “ Şeriat İslamdır .” “ Anayasa Kur’andır.” ve benzeri sözler içeren  dövizleri taşıyan on binlerin  ön safında yer alan , İstiklal Marşı okununca ayağa kalkmayan ve askerin müdahale etmesi üzerine ceketlerini çıkarıp yere sererek namaza duran grubun başında bulunan kişinin de Recep Tayyip ERDOĞAN  olduğunu unutmuş değiliz.
 
İlk defa önceden organize edilmeden halkın toplumsal bir uyanış ve direnişe geçtiğini görüyoruz. Bunda kabul etmek gerekir ki Sosyal Medyanın çok büyük bir payı olmuştur. Ne yazık ki gerçek medya da bu olaylar karşısında takındığı umursamaz ya da görmezden gelme tavırları ile halkın güvenini bütünüyle yitirmiştir. Başbakan’ın “  Arkamda büyük çoğunluğun desteği var ne istersem yaparım.”   tavırlarından  kurtulup “Evlerinde oturan  yüzde elliyi zor zaptediyorum “  gibi halkı bölen ve hatta iç savaşa teşvik eden söylemlerden  sakınması  yine  Suriye’ye nizamat vereceğine öncelikle  ülkesinde huzuru,  güveni ve onun da ötesinde birlik ve beraberliği sağlaması gerekmektedir.. Bu hareket organize Cumhuriyet Mitinglere hiç benzememektedir. Suya atılan bir taşın dalgaları gibi kısa sürede tüm yurda yayılabilir. O zaman seçimlerde çıkacak sonucu biber gazı sıkmakla ve Tomalardan fışkırttığı tazyikli suyla değiştiremez.
 
Evrensel Erdoğan   

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com