"Türkiye Ekonomisi nereye Gidiyor"

"Türkiye Ekonomisi nereye Gidiyor"
CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Aydın Ayaydın, ekonomik gelişmelere dikkat çekerek, hükümeti süreci iyi yönetememekle suçladı.

Pembe tabloların yerini acı gerçeklere bırakmaya başlayacağını ifade eden Ayaydın, “Artık bu pembe tablolar yerini ekonominin acı gerçeklerine, ötelenmiş doğrularına bırakmaktadır. AKP bu yanlış büyüme modeline Merkez Bankasını da dahil etmiş, bağımsızlığını hiçe sayarak onu da emrindeki sıradan bir kuruma dönüştürmüştür” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Aydın Ayaydın, Genç İktisatçılar Grubu tarafından düzenlenen "Türkiye Ekonomisi nereye Gidiyor" Paneli’ne katıldı. Panelde konuşan Ayaydın, küresel ekonominin Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin aleyhine olan yeni bir aşamaya girdiğini, dünya ekonomisindeki bol likidite döneminin yerini küresel düzeyde mali sıkılaşmaya bıraktığını ifade etti. ABD ekonomisinde ortaya çıkan iyileşme ve toparlanmaya bağlı olarak Amerikan Merkez Bankası’nın parasal genişlemeyi sonlandırdığına dikkat çeken Ayaydın, bu durumdan Türkiye’nin olumsuz etkileneceğini savundu. AK Parti döneminde Türkiye ekonomisinde yüksek cari açık sorununun kronik hale geldiğini iddia eden Ayaydın, AK Parti’nin dövizin cazibesine kapıldığını, sürdürülebilir olmayan döviz girişine bağımlı, yurtiçi tasarrufları eriten bir büyüme modeli Türkiye’nin yönetildiği ifade etti. Suriye’de ile ilişkilere dikkat çekerek, siyasal alandaki risk ve belirsizliklerin arttığını savunan Ayaydın, “AKP Hükümetinin gerek iç politikadaki, gerekse de dış politikadaki hırçın, çatışmacı dili ve tavrı yatırımcıları tedirgin etmiş, bu durum ekonomideki aktörlerin analizinde dikkate alınmaya başlanmıştır” dedi. 

BAŞÇI MEZARLIKTA ISLIK ÇALDI

Türkiye’nin ekonomisinin türbülansa girdiğini öne süren Ayaydın, dolar kurunun 2 TL’yi aştığını, gösterge tahvilde faizin çift haneye ulaştığını, borçlanma maliyetini doğrudan etkileyen risk primi 111 birimden 232’lere yükseldiğine dikkat çekti. Ekonomi yönetimini gidişatı anlayamamakla suçlayan Ayaydın, bir an önce gerekli önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı. Türkiye ekonomisinin 11 yıldır günü kurtarma yöntemi ile vakit kaybettiğini savunan Ayaydın, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın açıklamalarına dikkat çekerek sözlerine şöyle devam etti: 

“Merkez Bankası Başkanı açıklamalarıyla adeta mezarlıkta ıslık çalmış, gelişmelerden tedirgin olmadığını öyle bir üslup ile dile getirmiştir ki ne derece özgüvensiz ve kaygılı olduğu ortaya çıkmıştır. Kullanılan kelimeler ve seçilen tabirler bir para politikası otoritesinden çok, karşı koyamadığı gelişmelere ancak meydan okuyan bir izleyiciyi andıran Başkanın bu tavrı piyasa tarafından da dikkate alınmamış, Başkanın açıklamaları anında bile döviz kuru yükselmeye devam etmiştir. Görünen köy kılavuz istemezken, tüm bu hususlar yıllardır bizzat AKP ekonomi yönetimine defalarca söylenmesine rağmen AKP bildiğini okumuş, söylemde ihracata, gerçekte yüksek iç talebe dayalı, ithalata bağımlı, yüksek cari açık yaratan ve yurt içi tasarrufları eriten büyüme modelinde ısrar etmiştir. Artık bu pembe tablolar yerini ekonominin acı gerçeklerine, ötelenmiş doğrularına bırakmaktadır. AKP bu yanlış büyüme modeline Merkez Bankasını da dahil etmiş, bağımsızlığını hiçe sayarak onu da emrindeki sıradan bir kuruma dönüştürmüştür.” 

HÜKÜMET İÇİNDEKİ ÇATLAK GİDERİLMELİ

Döviz kurunda ve faizde meydana gelen zıplamanın faturasının vatandaştan çıkacağını savunan CHP’li Ayaydın, yaşamanın eskisinden daha pahalı ve zor hale geleceğini dile getirdi. Ayaydın, “Yaşanan faiz artışları vatandaşların daha yüksek maliyetlerle kredi kullanması, daha da önemlisi devletin daha yüksek faizlerle borçlanması suretiyle vatandaşların ödedikleri vergilerin daha fazla faize gitmesi demektir. Yine, döviz kurundaki son 3 aylık artışın 350 milyar dolar düzeyinde dış borcu olan Türkiye’ye maliyeti 80 milyar TL’yi bulmaktadır. Özellikle dış borcun üçte ikisinin özel sektöre ait olduğu ve yaklaşık 115 milyar dolarının kısa vadeli olduğu dikkate alındığında, dış borçtan kaynaklanan kur riskinin reel sektör üzerindeki yıkıcı tehdidi ve maliyeti daha da ağırlaştığı anlaşılacaktır” dedi. 

Ekonomideki risklerin öngörülememesinin, vatandaşa yüksek enflasyon, işsizlik, borç faiz ödemeleri, vergiler, elektrik, doğalgaz olarak yansıyacağını savunan Ayaydın, alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı: 

“Döviz kurunda artışı tetikleyen para politikasına son verilmeli, faizin artırılmayacağına ilişkin taassuptan vazgeçilmeli, faizli para politikası görüntüsüne geri dönülmelidir. Aynı anda rezervler kullanılmak suretiyle döviz spekülasyonunu kollayanlar da alt edilmeli, piyasaya döviz verilmelidir. Merkez Bankası bağımsızlığı artık hayata geçirilmelidir. Ekonomi alanında öncelikle Hükümet içindeki görüş farklılıklarının çatlak düzeyine ulaşması pozisyonundan uzaklaşılarak, güven verici ve piyasaları tatmin edici bir perspektif sunulmalıdır. Yıllardır ötelenen yapısal reformlara girişilmeli, bu çerçevede yurt içi tasarruflar artırılmalı, ara mallarda ve enerjideki yüksek ithal bağımlılığı aşağıya çekilmeli, ar-ge harcamaları artırılarak teknoloji üretimi sağlanmalı, vergi reformu yapılarak dolaysız vergilerin payı artırılmalı ve artan vergi gelirleri ile borçlanma düzeyi aşağı çekilmelidir.” (SBK)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
      Çok Okunanlar
        Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
        Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
        E-Posta: info@sansursuzhaber.com