Türkiye paranoyaklaştı!: Komşum beni takip ediyor

Türkiye paranoyaklaştı!: Komşum beni takip ediyor
Türkiye'nin ruh sağlığı giderek bozuluyor, ama yalnızca bununla da sınırlı değil, ruhsal bozukluklar şekil değiştiriyor.

Deneyimli psikiyatrist Prof. Özcan Köknel, son dönemlerde dinlendiği- izlendiği kuşkusuyla kapısını çalan hastalarda büyük bir artış yaşandığını söylüyor ve ekliyor: 'Siyasi atmosfer bu eğilimleri besliyor. Bugünlerde 'komşum beni takip ediyor' diyenler var.'

 Köknel’in muayenehanesine giderken kafamda bambaşka bir konuda söyleşi yapmak vardı. Ama onun çok uzun yıllara dayanan deneyimi, sohbetimizi bambaşka bir yere sürükledi. Aslında iyi ki de sürükledi, böylece Türkiye’nin giderek paranoyaklaştığını öğrenmiş oldum! 
 
Yapılan araştırmaların, Türkiye’nin yüzde 60’ının ruh sağlığının yerinde olmadığını, bu oranın içinden yüzde 20’nin de mutlaka tedaviye ihtiyacı olduğunu gösterdiğini belirterek söze başlıyor Köknel. Madem Türkiye’nin toplumsal psikolojisini masaya yatırıyoruz, ona önce en yaygın korkuları soruyorum, yanıtlıyor: “Birinci sırada ölüm korkusu yer alıyor. Bunu sırasıyla fiziksel bir hastalık yaşama korkusu ile aklını yitirme korkusu takip ediyor.”
 
Peki, Türkiye’de ilk sırada yer alan takıntılar hangileri? Köknel, en yaygın olanın temizlik takıntısı olduğunu belirtiyor; “Bu takıntının nedeni, o insanın iç dünyasındaki bir çatışmanın yansıması” diyerek. Bunu takip edenin ise başkalarının yanında kendini güvende hissetmeme, bir başka değişle sosyal fobi olduğunu söylüyor: “Bu durum, güvensiz yetişmekten kaynaklanıyor. ‘Beni adam yerine koymazlar’ diye düşünüyor kişi.”
 
Köknel, Türkiye’de son dönemlerde giderek artan bir başka ruhsal bozukluğa da dikkati çekiyor: “İzlenme- dinlenme kuşkusu.”
 
- İzlenme- dinlenme kuşkusu derken, paranoyaklık mı?
 
Tabii, izlenme- dinlenme kuşkusu giderek ruhsal hastalıkların hezeyanı haline geliyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi atmosfer nedeniyle “polis beni takip ediyor”, “telefonlarım dinleniyor” korkusu da giderek artıyor. Bugünlerde “komşum beni takip ediyor” diyenler var örneğin. Zaten paranoid bir yapının özelliğidir izlenme- dinlenme korkusu. İçinde bulunduğumuz ortam bu kaygıyı somutlaştırıyor ne yazık ki... 
 
- Konuşmanızın başında sosyal fobiye de dikkat çektiniz.  Türkiye’de kendine güvensizlik bu kadar yaygın mı gerçekten? 
bu yüzden bırakın evlenmeyi, karşı cinsle konuşamayan bile bir sürü insan var. Bakın şöyle açıklayayım... 
Türkiye’de 5 tip aile yapısı var. İlki, ilgili bilgili aile yapısı, çocuğu adam yerine koyanlar. İkinci tip, çocuk merkezli liberal aileler, Üçüncüsü çelişkili aileler: Burada babanın evet dediğine anne hayır der, annenin evet dediğine baba hayır der. Dördüncü ve en yaygın model, ataerkil aile. Türkiye’deki birçok sorunun kaynağı da ataerkil aile yapısı zaten. Sosyal fobinin de, cinsel sorunların da kaynağı bu, çünkü karşı cins uzak durulması gereken bir ‘şeymiş’ gibi algılanıyor. Beşincisi de karma tip ailedir, yani tüm diğer tiplerin karışımı olan aileler.
 
- Gezi olaylarında, eylemlere katılanların profilleri analiz edilirken, aile yapıları da gündeme geldi. Gezi’deki eylemcilerin, onlara özgürlük alanı açan anne babaların çocukları olduğu gözlemleri yapıldı. Siz ne düşünüyorsunuz? 
 
Doğru, Gezi’de ilgili- bilgili aile yapısı ile ataerkil ali yapısı karşı karşıya geldi ancak unutmamak lazım mi ideal tip aile ilgili bilgili aile modelidir.  
 
- Peki ataerkil ailelerden çıkan çocuklar hiç mi isyan etmez?

Eder ve onların isyanı çok tehlikelidir. Çünkü bu çocukların isyası şiddet isyanı olur. Herkesi düşman gören, terörizme kayan, madde kullanımına yönelen; kıacası en çok sorun yaratan model, ataerkil yapıda yetişip isyan edenlerden çıkıyor. 
 
- Türkiye de dahil olmak üzere, birçok ülkedeki psikiyatristler, hastayı direk ilaca yönlendirdikleri gereçkesiyle uzun zamandır eleştiri konusu. Siz bu eleştirileri nasıl karşılıyorsunuz? 
 
Şöyle düşünün: Zorla evlendirilen bir kadına kocası şiddet gösteriyor ve kadın depresyona giriyor. Biz ona ne yapabiliriz? Ayrılması yönünde telkinde bulunamayız çünkü Türkiyede koşullar buna izin vermiyor. Bu yüzden elimiz kolumuz bağlı, ilaç vermek durumunda kalıyoruz. (SBK)

Cumhuriyet
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com