Türkiye'nin En Garip Terör Örgütü!

Türkiye'nin En Garip Terör Örgütü!
Sos­yalist sol örgüt ve grupların şüp­he ile baktığı, Türkiye'nin daha önce karşılaştığı örgütlere pek benzemeyen, hem PKK hem de Ülkücülerle bağlantıya giren, Türkiye'nin en garip terör örgütü: Devrimci Karargah...

İnternete girip "Devrim­ci Karargâh Örgütü" (DKÖ) yazdığınızda karşınıza çıkan en çarpıcı başlık Ekşi Sözlük'ten: "Kırk yıllık solcuyuz böyle örgüt görmedik!" Gerçekten de ör­gütün adını birkaç yıl öncesine kadar ne duymuşluğumuz, ne de herhangi bir eylemine rastlamışlığımız var.

DKÖ son birkaç yıldır Türkiye'nin gündeminde. Adını önce Selimiye Kışlası'na atılan havan mermisiyle duyurdu. Son­rasında İstanbul-Bostancı'da ör­güt lideri Orhan Yılmazkaya'nın öldürüldüğü çatışmayla gündeme geldi. Ardından da Adalet ve Kalkınma Partisi'nin İstanbul İl Başkanlığı aynı örgüt tarafından bombalandı. Bir polis memuru öldürüldü.

Şimdi aynı örgüt bu defa Hanefi Avcı'nın tutuklanmasıyla birlikte tekrar gündemde. DKÖ gerçekten denildiği gibi "çak­ma" bir örgüt mü? Yoksa ger­çekten iddia edildiği gibi Ergenekon çaresiz kalınca DKÖ'nü mü devreye soktu? İtirafçıların, gizli tanıkların iddia ettiği gibi taşeronsuz kalan derin devletin yeni bir tezgâhı mı? Bunları bil­memiz mümkün değil. Ama Selimiye Kışlası'nın bombalanması­nın ardından PKK'nın DKÖ'nü sahiplenmesi, Dev-Sol'la bir­leşmesi yapılanları, yaşananları ciddiye almayı gerektiriyor. Ak­tüel hem kamuoyunda, hem de sol platformlarda çok tartışılan bu örgütü mercek altına aldı.

Çeçenistan'a savaşmaya gitti

Emniyet kaynaklarına göre DKÖ, Dr. Hikmet Kıvılcımlı'nın fikirlerinden ilham almış. İddialara göre geçmişi 1980 öncesine kadar uzanıyor. Liderliğini Sarp Kuray'ın yaptığı Partizan Yolu hareketi DKÖ'nün atası. Parti-zan Yolu 1988'de adını 16 Hazi­ran Hareketi olarak değiştiriyor. Örgütün o dönemde "önderi" ise Serdar Kaya.

1988 yılı Partizan Yolu ya da 16 Haziran Hareketi için her an­lamda bir dönüm noktası. Örgüt bu tarihte PKK ile anlaşma ya­pıyor. Yapılan anlaşmaya göre 16 Haziran Hareketi'nin deşif­re olmamış kadroları Lübnan-Bekaa'daki PKK kamplarına yerleştiriliyor. Burada silahlı eylemler konusunda eğitiliyor­lar. Ardından da yeni kadrolar Türkiye'de ses getirecek terör eylemlerine başlıyorlar.

Bunun üzerine yapılan operasyonda örgütün Türkiye önderi Serdar Kaya çok sayıda militanla birlikte yakalanıp, tu­tuklanıyor. Tutukluluk sırasında örgüt lideri Sarp Kuray ile ön­der Serdar Kaya'nın arası açılı­yor. Kaya, Kuray'ı cezaevinden gönderdiği mektuplarla eleştir­meye başlıyor. Bunun üzerine Yunanistan'da örgütün genel toplantısı yapılıyor ve Sarp Ku­ray örgütten arkadaşlarıyla bir­likte ayrılıyor. Serdar Kaya ise 16 Haziran Hareketi'nin adını Devrimci Karargâh Örgütü ola­rak değiştiriyor.

MİT, örgütü tanımıyor!

1992'den 2008'e kadar hiç­bir eylemde bulunmayan örgüt bir anda gün yüzüne çıktı. Bu arada Serdar Kaya tutuksuz yar­gılanmak üzere serbest bırakıl­mıştı. Bundan yararlanarak yurt dışına, Hollanda'ya kaçtı. Sarp Kuray ise yaşadığı Fransa'dan Türkiye'ye döndü. Ancak Kaya'nın kendisine göndermiş olduğu örgüt raporları yüzün­den cezaevinde. Müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Örgütü yurt dışından yöneten Serdar Kaya, Türkiye sorumluluğuna ilk başta Orhan Yılmazkaya'yı getirdi. Yılmazkaya PKK kamplarında eğitim almıştı. Bu eğitimin fotoğrafları basına da yansıdı. 27 Nisan 2009'da İstanbul-Bostancı'da polisle girdiği çatışmada öldürüldü. Yılmazkaya'nın ardından örgütün Türkiye sorumluluğuna Ulaş Erdoğan getirildi. Erdoğan, Mark­sist Leninist Komünist Partisi (MLKP) üyesiydi. Ancak ör­gütle anlaşmazlığa düşünce ay­rılmış, 14 ay Çeçenistan'da Rus­lara karşı savaşmıştı. Erdoğan'ı Çeçenistan'a götürenler ise Ül­kücülerdi. Erdoğan, Çeçenistan dönüşünde Devrimci Karargâh Örgütü'ne katılmaya karar ver­di. Yılmazkaya'nın öldürülmesi­nin ardından da örgütün Türki­ye sorumlusu oldu.

DKÖ'nün liderleri ardı ardına öldürülse, yakalansa da sonunu getirmek mümkün ol­madı. Çünkü örgüte diğer sol gruplardan katılımlar olmaya başladı. Bu arada DKÖ, Dev-Sol (Devrimci Sol) ile birleşti­ğini açıkladı. Örgütün internet sitesinden duyurulan bu bildiri sosyalist sol gruplar tarafından şüpheyle karşılansa da Dev-Sol aksine bir açıklama yapmadı. Birleşme 199O'lı yıllarda aldı­ğı darbelerle dağılma sürecine giren Dev-Sol'un Bedri Yağan grubuyla yapılmıştı.

Örgüte en büyük destek ise PKK'dan geldi. PKK hem DKÖ'nün Selimiye Kışlası'na yönelik saldırısının ardından, hem de Orhan Yılmazkaya'nın öldürülmesinden sonra bildiri yayınladı. Oysa diğer sol ve sos­yalist gruplar örgüte hep temkin­li yaklaşıyorlardı. Bu yüzden ör­güt lideri Orhan Yılmazkaya'nın cenazesine hiçbir sol grup ka­tılmamıştı. Emniyet kaynak­larına göre örgüt son derece profesyonel çalışıyordu. Örgüt içi haberleşmede cep ya da ankesörlü telefon kullanılmıyordu. Konuşmalarda da buluşma yeri söyleniyor ama asla ayrıntıya gi­rilmiyordu. Buluşmaya giden ör­güt üyeleri de takip edildiklerini düşünerek hareket ediyorlardı.Örgüt yurt dışındaki liderle­ri Serdar Kaya ile haberleşmek için de özel bir yazılım geliştirmişti. Bu yazılım sadece çok özel durumlarda, örgüt içi ha­berleşmede kullanılıyordu. Bu yüzden hem polis, hem de Milli İstihbarat Teşkilatı bu yazılımı ve örgütün yapılanmasını çöz­mek için uzun süre uğraştı.

DKÖ'nün Ergenekon'la bağlantısı da sık sık gündeme getirildi. Konuyla ilgili eski PKK 'lı Bülent Dumlu'nun açıklama­ları ve yaptığı ihbarlar vardı. Ör­gütün Türkiye sorumlusu Ulaş Erdoğan da bir süre sonra Ser­dar Kaya'nın davranışlarından şüphelenmişti. Erdoğan ifade­sinde Kaya'nın JİTEM'le çalış­tığını ileri sürüyordu. Ancak bu sürede en şaşırtan gelişme Ergenekon Davası'nda yaşandı. Örgütle ilgili soruşturma başla­tan savcı Zekeriya Öz bir yazıyla polis ve MiT'ten bilgi istedi. Ya­zıya Emniyet Genel Müdürlüğü elindeki bilgi ve dokümanları göndererek cevap verdi. Ancak MiT'ten gelen cevap herkesi şaşırttı; Konuyla ilgili ellerinde bilgi ve belge yoktu!

Devrimci Karargâh Örgütü ile tüm bu gelişmeler yaşanır­ken polis geçtiğimiz haftalarda yeni bir operasyon yaparak 17 kişiyi gözaltına aldı. 12 kişi ise yapılan sorgulamanın ardından tutuklandı. Tutuklananlar ara­sında yer alan Necdet Kılıç üze­rinden Hanefi Avcı'ya ulaşıldı. Sonunda emniyet müdürü Ha­nefi Avcı da "örgüte yardım ve yataklıktan" tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne yerleştirildi.

Devrimci Karargâh Örgütü'nün kısa tarihi böyle. Sos­yalist sol örgüt ve grupların şüp­he ile baktığı, Türkiye'nin daha önce karşılaştığı örgütlere pek benzemeyen bu grup daha bir süre tartışılmaya devam edecek. Gerçek mi? O belki çok uzun zaman sonra ortaya çıkacak, belki de hiç çıkmayacak...

 Tuncay Opçin / YENİ AKTÜEL

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com