Ujfalusi : "Arda'nın daha büyük..."

Ujfalusi : "Arda'nın daha büyük..."
G.Saray'ın Çek defans oyuncusu Tomas Ujfalusi, Galatasaray dergisine açıklamalar yaptı...

Sansürsüzhaber - Galatasaray'ın Çek defans oyuncusu Tomas Ujfalusi, Galatasaray dergisine önemli açıklamalarda bulundu. Tecrübeli defans oyuncusu, kariyerinden, değişen defans düzenine, Atletico Madrid günlerinden, Arda Turan'a kadar çarpıcı demeçler verdi. 

İşte sarı-kırmızılı futbolcunun o röportajı... 
 
"ARDA'NIN DAHA BÜYÜK KULÜPLERE GİDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM"
 
"Arda, takımdan ayrılmadan önce kendisiyle konuştum, O'na gitmesinin doğru olacağını söyledim. Çok önemli bir oyuncu çünkü. Ve en azından şu an için Galatasaray'da belli bir misyonu gerçekleştirdiğini, yeni macera yaşayabilmek adına bir adım atması gerekiyordu. Bu şekilde bir konuşma geçti aramızda. Futbolcu için motivasyon çok önemlidir. Atletico Madrid, İspanya'nın en önemli kulüplerinden biri. O'nun adına ekstra motivasyon kaynağı olacaktı. Atletico'daki arkadaşlarımla hâlâ konuşuyorum. Arda'yı insan olarak çok seviyor Atletico Madridliler. Ve çok da iyi bir futbolcu olduğunu, oynadığı zaman oldukça önemli işler yapabildiğini düşünüyorlar. Orada güzel bir kariyer var önünde. Ama ben birkaç sene içinde Arda'nın Atletico'nun ötesinde, daha büyük kulüplere gideceğini düşünüyorum."
 
"EN GÜZEL YILLARIM ATLETICO'DA GEÇTİ"
 
Futbol dünyasında bu fırsatı yakalayan binlerce oyuncu bulunmuyor tabii. Ama iki ligde de iz bırakan isimlerden bahsetmek mümkün. Fransa'nın tüm zamanlarındaki en büyük yıldızlarından Zinedine Zidane'nin konu hakkında fikrini yöneltiyoruz Çek savunmacıya. Zidane, İtalya takımı Juventus'tan İspanya ekibi Real Madrid'e geçtikten sonra, "İtalya'da futbol satranç gibiydi, burada en azından biraz eğlenebiliyoruz" demişti.
 
İki ülkenin futbol modelini iyi bilen Ujfalusi ise şu sözlerle aktarıyordu düşüncelerini: "İtalya'da oynamaktan, özellikle sağ bek olarak görev yaptığımda, memnuniyet duydum. Serie-A takımları, taktiksel anlamda maçlara çok iyi hazırlanıyor. O kadar disiplinliler ki, rakibi açmanız için epey çaba göstermeniz gerekiyor. Ama nasıl olursa olsun hakikaten keyifliydi. Bunu İspanya'da bir seviye daha ötede yaşadım. La Liga, kaliteli takımların bulunduğu bir organizasyon. Oradaki zamanlarım da mutlu geçti. Oynanan futboldan keyif aldım.” Çek yıldız, konuyu Atletico Madrid serüvenine getiriyor daha sonra. “Atletico'da, [Jose Antonio] Reyes ile aynı kanatta görev yaparken, bu duyguyu doyasıya yaşadım. O'nunla saha içinde çok iyi anlaşıyorduk. En güzel yıllarım Atletico'da geçti."
 
Spor Toto Süper Lig'de oynamaktan da keyif aldığını söylüyor Ujfalusi. Ancak eklemeden geçemiyor: "Tüm takımlar, bize karşı özel hazırlanıyorlar. Disiplinli çalışarak en azından bir puan almak için çaba gösteriyorlar. Ve doğal olarak defansif maçlar çıkıyor ortaya."
 
"LUIS PEREA'NIN POZİSYONU PENALTIYDI"
 
Tomas Ujfalusi ve Atletico Madrid isimleri yan yana görüldüğünde, akıllara Şubat 2010'da oynanan talihsiz bir maç da geliyor tabii ayrıca. Galatasaray, UEFA Avrupa Ligi'nde son 16 takım arasına kalmak için oldukça önemli bir mücadeleye çıkmıştı. Turun Madrid'deki ilk ayağında 1-1'lik eşitlik vardı. Rövanşta rakibinin golüne engel olamayan Galatasaray, daha sonra Keita ile beraberliği yakaladıktan sonra Atletico kalesine doğru yüklenmeye başlamıştı. Artık son dakikalardı. Sadece bir adım kalmıştı. Ancak bir el uzanıyordu rakip ceza sahasında, Galatasaray'ın galibiyet golünden hemen önce.
 
Kolombiyalı savunmacı Luis Perea'nın eli, engel oluyordu bir üst tura çıkmamıza. Ardından 10 kişi kalan takımımız, son dakikada kalesinde bir de gol görünce sahadan mağlubiyetle ayrılıyordu. Kalp kıran bir maçtı. Sadece 10 dakika içinde değişmişti her şey. Sohbetin bir bölümünde konu, bu pozisyonun yaşandığı o maça geliyor. “Kesinlikle penaltıydı. Ama hakemler de bizler gibi insan. Şanslıydık, belki orada penaltı kararı çıksa, üst tura yükselemeyecek, şampiyonluk sevincini yaşayamayacaktık.”Bu maçın ardından oynanan lig karşılaşmasında benzer bir pozisyonda penaltı vuruşu kazanan Atletico, sezon sonunda UEFA Avrupa Ligi Finali'nde Fulham'ı yenerek şampiyonluk sevincini yaşıyordu.
 
LIONEL MESSI VE BARCELONA MAÇI
 
Tomas Ujfalusi ile Avusturya'da yapılan sezon öncesi kampındaki sohbetimizde Lionel Messi ile arasında yaşanan o talihsiz pozisyon hakkında konuşma fırsatı bulmuştuk. Çek oyuncu, Atletico için oynadığı dönemde –Avrupa'nın en önemli iki oyuncusundan biri olarak kabul edilen- Barcelonalı Messi'nin sakatlanmasına yol açan bir hamle yapmıştı. O anın fotoğraflarının çekilmesi, tüm dünyada değerlendirilmesi ve mağdur tarafta Messi'nin yer alıyor olması, Tomas Ujfalusi'ye uluslararası boyutta tepki gelmesine neden oluyordu.
 
Tecrübeli oyuncu, Avusturya'daki sözlerini tekrarlıyor bir bakıma. “Pozisyonun diğer tarafında Lionel Messi'nin bulunması, olayın biraz daha sansasyonel hâle gelmesine neden oldu. Belki o olmasa, bu kadar yankı uyandırmayacaktı. Pozisyon icabı gelişen bir durum aslında. Sonuçta futbol hepimizin bildiği gibi mücadele oyunu ve birebir mücadelelerin, birebir müdahalelerin fazla olduğu bir oyun. O yüzden futbolda bu tip şeyler olabiliyor.” Çek yıldız, daha sonra Messi ile telefonda konuşarak, genç meslektaşından özür dilemişti.
 
ALAN SAVUNMASI VE ADAM ADAMA SAVUNMA
 
Futbol altyapısını doksanlı yıllarda alan bir isimdi Tomas Ujfalusi. Ve o dönemde stoperler, daha çok işin, “adam adama savunma” tarafına konsantre oluyorlardı. Antrenörler, “adamına yapış ve onu bir daha bırakma” talimatlarıyla yönlendiriyorlardı savunma oyuncularını. Değişen futbol yapısında, 2000'li yıllarda, Ujfalusi'nin profesyonel olduğu senelerde, yapı değişerek adam adama savunmadan, alan savunmasına geçildi. Değişimi saha içinde, üst seviyede yaşayan Çek yıldıza iki tercih arasındaki farkı soruyoruz.
 
“Şu anda alan savunması yapılıyor genel olarak. Ama alan savunmasının içinde dahi yeri geliyor, adam adama eşleşmek durumunda kalıyorsunuz. Doksanlı yıllarda daha çok bireysel savunma vardı. Geçiş döneminde bunun birtakım sıkıntıları yaşanmış olabilir, taktiksel anlamda. Benim tercihim alan savunması” diyor ve bu tercihini şu sözlerle gerekçelendiriyor: “Adam adama savunma yaptığınızda, tek oyuncuya konsantrasyon sağlıyorsunuz. O'nunla hareket ediyorsunuz. O ileri çıkıyor, siz de çıkıyorsunuz. Doğal süreç olarak arkanızda boşluklar bırakıyorsunuz. Rakibe ise yakaladığı boşlukları değerlendirmek kalıyor. Tüm bunlardan dolayı, şu anda yaygın şekilde olduğu gibi, alan savunması benim tercihim. Ama alan savunması içinde birebir oynamayı bilmek lazım.”
 
ÜÇLÜ SAVUNMA VE DÖRTLÜ SAVUNMA
 
Benzer bir değişim, üçlü ve dörtlü savunma seçenekleri konusunda yaşanıyor şu sıralar. Hollandalı iki teknik adam Johan Cruyff ve Louis van Gaal'in uyguladıkları 3-1-3-3 dizilişli hücum futboluna yönelik çekici futbol, Barcelona'ya büyük başarılar kazandırmıştı. Barça, Pep Guardiola yönetiminde yeniden üçlü savunmanın temellerini atmaya başladı. Ve bu, özellikle iç saha maçlarında olağanüstü bir ofansif zenginlik sağlıyor takıma. Kariyeri boyunca en üst seviyede mücadele eden Tomas Ujfalusi ne düşünüyordu, üçlü savunma konusunda, özellikle saha ve görev paylaşımı hususunda, dinleyelim…
 
“Taktik anlayış, üçlü veya dörtlü savunma tercihi, tamamen takımlarla alakalı bir durum.  O takımdaki oyuncuların kalitesiyle ilgili. Mesela İtalya'da Napoli… Üçlü defansla oynuyor. Bunun nedeni, sağ ve sol kanattaki oyuncuların hem hücum, hem de savunma anlamında üst düzeyde olmalarına bağlanmalı. Sürekli ileri ve geri gidebildikleri için üçlü defans çok rahat bir şekilde, başarıyla uygulanıyor Napoli'de. Barcelona, apayrı bir takım. Geride iki stoper ve [Sergio] Busquets kalıyor. Bek oyuncuları ise hücuma katkı verebiliyor. Bu, dediğim gibi, takımların bünyelerinde bulundurdukları futbolcuların kalitesiyle ilgili.”
 
TOMAS UJFALUSI: BİR DÜNYA VATANDAŞI
 
Çocukluk yıllarının büyük bölümünü ailesinden uzakta geçiren Tomas Ujfalusi, 11 senedir yurtdışında yaşıyordu. Bu tecrübe, kendisine sosyal anlamda neler katmış olabilirdi? Çok sayıda farklı lisanı iyi derecede konuşabildiğini biliyorduk ama… “Almanca, İngilizce, İtalyanca, İspanyolca, Lehçe ve Çekçe konuşabiliyorum. Soyadımda bir Macaristan kökü var gibi gözüküyor, ama Macarca bilmiyorum.” Bir lisanın bir insan olduğu şu günlerde karşımızdaki koltukta altı insanın olduğunu idrak edebilmek pek kolay sayılmazdı.
 
Hamburg, Floransa ve Madrid gibi kentlerde yaşadıktan sonra İstanbul'a gelen Çek oyuncu devam ediyor: “Ben 11 yaşından beri, evimden, ailemden uzak yaşıyorum. Bana kazandırdıkları var. Avrupa'ya geldikten sonra farklı kültürleri tanıma, insanlarla tanışma fırsatı yakaladım. Diğer yandan kaybettirdikleri de vardır. Şöyle söyleyeyim, yaşıtlarım benden daha fazla boş zamana sahip oldular. Bense sürekli bir şeylerle uğraşma, mücadele etme durumunda kaldım. Ama hayatımdan memnunum. Kaybettiklerim için düşünmüyorum, her zaman pozitif kalarak kazandıklarım üzerine yoğunlaşıyorum.”
 
Bir dünya vatandaşı vardı Galatasaray savunmasının merkezinde. Bundesliga'da dört, Serie-A'da dört ve La Liga'da üç sezon görev yapmıştı. Başarısızlık, istikrarsızlık yoktu O'nun kariyerinde. Galatasaray'daki 11 maçlık lig kariyerinde ise hiç kenara gelmemişti. Takımın üçüncü kaptanlığına yükselmişti bir anda. O'nu özel kılan neydi, nasıl gittiği her yerde bir planın parçası olabiliyordu, neler öne çıkarılabilirdi. “Saygı” cevabını veriyor Çek oyuncu. “Önce saygı. Hem çevrenizdeki insanlarla iyi anlaşmanız, hem de onlara karşı saygı duymanız gerekiyor. Bu, karşılıklı oluyor tabii. Karşınızdaki insanlar da size saygıda bulunuyorlar. Benim ikili ilişkilerde ilk kuralım bu her zaman. Ve daha sonra, tabii ki, sıkı çalışmak. Çok çalışmanız, kesinlikle çok çalışarak diğerlerine örnek olmanız gerekir. Bunu da en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum. Kişilere ve işinize saygı, temeldeki iki kural bu.”
 
FUTBOL DÜNYASINDA DEĞİŞEN BEK PROFİLİ
 
Arsenal'in Fransız menajeri Arsene Wenger, “Boring Boring (Sıkıcı) Arsenal” olarak anılan takımına daha efektif ve göze hoş gelen bir futbol oynatmak için bazı hamleler yapmıştı. Bunlar arasında kanat savunmacılarının sürekli bindirmeler yaparak hücumun bir parçası hâline dönüşmeleri de vardı. Wenger, Arsenal'in 90'lı yılların sonundaki kadrosunda yer alan eski stil bekler Lee Dixon ve Nigel Winterburn ikilisini, altyapılarda hücum oyuncusu olarak görev yapan Ashley Cole ve Real Mallorca'da sağ açıktaki performansıyla dikkat çeken Lauren ile değiştirerek aslında futbolun taktiksel gelişimine katkıda bulunmuştu.
 
Arsenal, hücum gücü yüksek beklerin takıma katılmasının ardından Premier League'de üst üste iki şampiyonluk yaşadı. Sürekli kazanan, Avrupa'nın en başarılı takımlarından birine dönüştü. Tomas Ujfalusi, Fiorentina'daki kariyerinden itibaren zaman zaman sağ bekte görev yapıyordu. CV'sinde yazan bir pozisyondu. Ve Galatasaray kariyerine de bu bölgede başlamıştı. “Bek oyuncularının gelişim sürecinde futbol mantalitesi tamamen değişti. Artık hücuma sık destek veren bekler öne çıkıyor. Ben de kanat savunmasında yer aldığım dönemlerde bu tip bir profili sergilemeye çalışıyorum” şeklinde konuşuyor.
 
Ve şöyle devam ediyor sözlerine: “Stoperde bulunduğum zamanlarda hücum tarafında oyuna pek fazla giremiyorum. Kenara geçtiğimde ise işin daha içinde oluyorum, tabii ki burada savunmaya dönüşler de önemli. Ve diğer yandan bir kanat savunmacısı için kanatlarda görev yapan oyuncuların kalitesi ayırt edici özellik. Önündeki oyuncunun ne zaman içeri gireceğini, hangi anda çizgiye ineceğini iyi hesap etmeli. Ona göre boş alanlar doldurulmalı. Eğer önündeki oyuncuyla aynı futbol dilini konuşabilirseniz, bir kanat savunmacısı olarak, hücuma katılma anlamında da işiniz daha kolay hâle gelir.”
 
"TARAFTARIMIZ ÇOK ETKİLEYİCİ"
 
Sohbetimizin son bölümünde konu, Galatasaray taraftarına geliyor. Çek futbolcu, burada yaşadıklarından dolayı hayli memnun gözüküyor. “Olağanüstü bir atmosfer altında maçlarımızı yapıyoruz. Taraftarımız çok etkileyici. Ancak ben buraya geldiğimde hayatım boyunca ilk defa gördüğüm bir duruma şahitlik ettim. Oyuncular, maçlardan önce tribünlere çağrılarak 'oley' sesleri altında motive ediliyordu. O, beni çok etkiledi, çok şaşırttı. Taraftarımız bizim 12. adamımız gibi. Onlara hak ettikleri başarıları yaşatmak için elimizden gelenin en iyisini yapmaya hazırız.” (EME)
 
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com