''Uludağ Ekonomi Zirvesi''

Uludağ Ekonomi Zirvesi
Başbakan Yardımcısı Babacan: (5)

BURSA (AA) - Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye'nin şu anda çalışma yaşındaki nüfusunun ortalama eğitim süresi 6,5 yıl olduğunu belirterek, "Dünyada şu anda bizimle mukayese edilebilir ülkelere baktığımızda, 6,5 yıllık eğitimi olup da ortalama 10 bin 500 dolar milli gelire ulaşmış bir başka ülke yok" dedi.

Babacan, "Uludağ Ekonomi Zirvesi"nin açılışında yaptığı konuşmada, "cari açığın nasıl düşürüleceğinin" cevabının öyle kolay olmadığını, bu konuda sonuç almanın da güç olduğunu söyledi.  

Burada kısa vadede yapabilecekler ve sonuç alınabilecek alanlar olduğunu, bir de bugün tedbirler alıp, orta ve uzun vadede sonuçlarının görebileceği yapısal konular bulunduğunu ifade eden Babacan, şöyle konuştu: 

"Kısa vadede mali disiplin çok çok önemli, yani bütçe disiplini, bütçe açığımızın düşük oluşu. Eskiden biz bütçe açığımızı niye düşük tutmaya çalışıyorduk? 'Kamu borcumuzu rahat döndürebilelim, kamu borcu bir sorun olmasın' diye. Ama artık kamu borcu çok şükür yüzde 35'e ulaşan bir oranda, bir problem alanı değil. Hele hele net kamu borcu yüzde 15'e düşmüş durumda. Eldeki nakiti çıktıktan sonra geri kalan rakam ve bu yüzde 15'in tamamı Türk lirası. Dövizde artıdayız. Ama özel sektörün dış borç sürdürülebilirliği açısından baktığımızda ve genelde ülkemizin tasarruf oranları açısından baktığımızda, bütçe disiplinine devam etmemiz gerekiyor. Yani 'disiplinli bir bütçe' demek aslında kamunun ülkenin tasarruf oranlarına destek veriyor olması demek. Bütçe açığımız arttıkça kamunun tasarrufu düşüyor demek. Ülkenin toplam tasarrufuyla ilgili sorunumuz var, toplam tasarruf oranlarımız düşük. Buna kamu, bütçe disiplinine dikkat ederek destek verecek. Bütçe disiplinine önem vermemizin sebebi bu."

İkinci önemli konunun ise para politikaları olduğunu söyleyen Babacan, bu konuda Merkez Bankası'nın para politikalarında cari açığı dikkate alan ve cari açığı düşürmeyi hedefleyen para politikaları uygulamasının önemini vurguladı. Üçüncü önemli alanın ise yıllardır daha da etkili kullanmaya başlanan makro ihtiyati tedbirler alanı olduğunu belirten Babacan, şunları kaydetti: 

 "Bu bankacılık sistemi üzerinden alınan tedbirlerle kredi hacminin büyümesini kontrollü bir şekilde götürebilmek ve finans sisteminde kredi dağılımını hangi sektöre nasıl kredi verileceğini ya da tüketici kredileriyle ihracat kredileri yatırım kredileri arasında nasıl bir dengenin kurulması gerektiğini dizayn etmek ve bununla ilgili düzenlemeleri yapmak. Bu makro ihtiyati tedbirler alanı önemli bir alan ve bizim iyi sonuçlar aldığımız bir alan. 2011 yılının ortalarında başladık bunu kullanmaya ve hemen 2012'de güzel etkilerini yaşadık, bunlar daha geniş daha genel anlamlı tedbirlerdi, fakat son aylarda geçtiğimiz sene ekimden başlayıp işte bu sene 1 Şubat'ta yürürlüğü giren tedbirlerimize de baktığımızda biraz daha artık rafine daha da hedefli makro ihtiyati tedbirleri de almış durumdayız. İşte bu taşıt kredileriyle ilgili düzenlememiz kredi kartlarıyla ilgili düzenlememiz bunların hepsi bu makro ihtiyati tedbirler içerisinde düşündüğümüz alan."

Uzun vadeli tedbirlerde, ağırlıklı olarak yapısal konular bulunduğunu belirten Babacan, şunları kaydetti:  

"Nedir? Enerjide devamlılığımız, doğalgaz ve petrol ithal eden bir ülke olmak zorunda oluşumuz cari açığımızın yüksek seyretmesinin en önemli sebebi. Dışarıya bağımlılığı azaltmak için ne yapmamız gerekiyor, öncelikle yerli kaynakları, kömür, linyit gibi yenilenebilir kaynaklara ağırlık vermemiz gerekiyor ve tabii ki nükleer enerji projelerimizi hızlı bir şekilde yürütmemiz gerekiyor. Burada yenilenebilir kaynak deyince biliyorsunuz, hidroelektrik santraller var, rüzgar santralleri var, jeotermal var, orada oldukça geniş bir alan var, tabii son aylarda artık hızlandıracağımız güneş enerjisi var.''

Bunların hepsinin çok önemli konuları olduğunu söyleyen Babacan, şunları söyledi: 

''Yani dışarıya bağımlılığı azaltmayla ilgili yapısal adımlar. Enerji verimliliği son derece önemli, konutlarda, sanayide, ulaştırmada enerjiyi daha nasıl önemli kullanacağız. Bununla ilgili strateji belgemizi açıkladık. Sanayicimizin enerji verimliliğiyle ilgili yaptığı yatırımları isterse İstanbul'da yapsın, Bursa'da yapsın. Beşinci bölge gibi yatırımı gibi teşvik etmeye başladık. Bu önemli ve yeni bir uygulama. Eğer yatırım o sanayi tesisine enerji tasarrufu sağlayacaksa o yatırım beşinci bölgede yatırım yapıyormuş gibi artık teşvik alacak. Bu yeni ve önemli. Genel anlamda tasarruf oranlarının arttırılması yine çok önemli bir konu. Bireysel emeklilik gibi, sigortacılık gibi sektörler tasarruf oranlarımızın artması için son derece önemli sektörler olacak önümüzdeki dönemde."

-  "Aslında en önemli katma değer unsuru bir ülkede insan faktörü"

Sanayide daha yüksek katma değerli üretimin önemine de değinen Babacan, Ar-Ge'ye, yenilikçiliğe, markalaşmaya dayanan daha yüksek katma değerli üretimin, Türkiye'nin ekonomik, yapısal dönüşümü için kritik bir alan olduğunu belirtti. Babacan, şunları kaydetti:

"Ümit ediyoruz ki; başlattığımız çalışmalar üniversite sanayi işbirliği olsun teknoparklar olsun ve TÜBİTAK'ın yoğun bir şekilde Ar-Ge destek çalışmalarını yapıyor olması KOSGEB'in bu konudaki çalışmaları bunların hepsi önümüzde önemli alanlar. Cari açıkla çok alakasız görünen ama aslında birebir etkileyen başka bir konuda eğitim. Niye eğitim? Çünkü 'katma değer' diyoruz ya katma değer; aslında en önemli katma değer unsuru bir ülkede insan faktörü. Ekonomik büyüklüğü hesap metotları var, bunlardan bir tanesi de o ülkede oluşan katma değerleri topluyorsunuz ve ülkenin toplam yatırımın büyüklüğünü buluyorsunuz. Fert fert insanlar ne kadar katma değer üretiyorsa o ülkenin ekonomisi o kadar büyük bir ekonomi oluyor. Ama fert fert daha yüksek katma değer üretmek de daha eğitimli daha iyi yetişmiş bir insan gücüyle mümkün."

- "İstisnai bir performans"

Türkiye'nin şu anda çalışma yaşındaki nüfusunun ortalama eğitim süresi 6,5 yıl olduğuna dikkati çeken Babacan, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Yani 'Benim işim var çalışıyorum' diyen insanlarımıza sorduğumuz zaman 'sen kaç sene okula gittin' diye, okul derken burada örgün eğitim sisteminden bahsediyoruz, yani sırada oturacak eski tabirle 'tebeşir tozu yutacak' örgün eğitim sistemi ki bunlar BM'nin insani gelişmişlik endeksinin hesaplama metodutlardır aynı, 6,5 yıl. Yani 6. sınıfı bitirmiş ama 7. sınıfı bitiremeden okuldan ayrılmış bir ortalama eğitim seviyesi. Dünyada şu anda bizimle mukayese edilebilir ülkelere baktığımızda, 6,5 yıllık eğitimi olup da ortalama 10 bin 500 dolar milli gelire ulaşmış bir başka ülke yok. Zaten şu andaki performansımız aslında istisnai bir performans. Bu ne demek? Eğer eğitimde gerçekten çok güçlü adımlar atmaya devam edemezsek, bu 10 bin 500 doları bile henüz hakedememişiz zaten...''

''Bunu daha da ileri götürmek ancak eğitimde çok daha hızlı ileri adımlar atmakla mümkün olacak'' diyen Babacan, ''Bu 4+4+4 önemliydi, maalesef bir ideolojik tartışma konusu haline geldi o yasa çıkığında ama nihayetinde biz ne yaptık; 8 yıllık mecburi eğitim süresini aslında fiilen 12 yıla çıkardık özü bu. Esneklikler getirdik. Müfredat hemen hemen tamamen yenilendi" değerlendirmesinde bulundu. 

Babacan, "Fatih Projesi"yle teknolojiyi de sınıflara soktuklarını, 600 bin akıllı tahta, 12 milyon tablet bilgisayardan bahsettiklerini, bunların ciddi bütçeye etkileri olan projeler olduğunu belirterek, aslında sayısal rakamlara bakıldığında eğitimdeki ilerlemenin iyi olduğunu, ancak öğretmen stratejisinin mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğini bildirdi.

Öğretmenleri işe alırken, eğitirken ve meslek hayatları boyunca çalışırken performanslarının ölçülmesi gerektiğini ifade eden Babacan, şunları dile getirdi: 

"Şu anda performans değerlendirme gibi bir sistemimiz yok. Performansla ödüllendirmemiz gerekiyor, çok önemli. Üniversiteler için çalışmaya başladık. Araştırma görevlisinden başlayıp profesörlerimize kadar tek tek performans ölçüp performansa bağlı bir gelir. Bu çok önemli bir devrim olacak bizim üniversite sistemimizde ki dünyanın her yerinde bu böyle. Bakın en iyi üniversitelere; örnek veriyorum iki tane fizik profesörünü alın, aynı üniversitede bunlar eğitim veriyordur, ikisi de profesördür. Biri bakıyorsunuz ayda 3 bin dolar kazanır, öbürü ayda 30 bin dolar kazanabilir. Gerçekten iyi çalışan, iyi bir performans ortaya koyan, bunun karşılığını alır.''

''Üniversitelerden başlayıp ama daha sonra ilköğretim, orta, öğretim lise gibi seviyelerde de performans çok önemli'' diyen Babacan, sözlerini şöyle tamamladı: 

''Salondakiler çoğu iş dünyamızdan gelen insanlar. Şöyle bir şirketlerimizi düşünün, hiç çalışmayanla çok gayret gösteren hiç katkı vermeyenle çok katkı veren herhalde sizin şirketlerinizde aynı şekilde değerlendirilmiyordur. Zaten başarı da oradan geliyor, biraz yarışma biraz sırt terleyecek, herkes çaba içerisinde olacak."

(Bitti)  

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Mersin İdmanyurdulu futbolcuların idmana çıkmaması23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • Brezilyada taraftarlara gözaltı23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • 12 bin yıl öncesinin taş işçiliğini öğreniyorlar23 Şubat 2015 Pazartesi 15:28
  • Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (1)23 Şubat 2015 Pazartesi 15:23
  • Çavuşoğlunun telefon diplomasisi sürüyor23 Şubat 2015 Pazartesi 15:18
  • Ukraynadaki gelişmeler23 Şubat 2015 Pazartesi 15:18
  • Karşıyakada Yusuf Şimşek görevinden istifa etti23 Şubat 2015 Pazartesi 15:13
  • Meteorolojiden çok kuvvetli yağış ve denizlerde fırtına uyarısı23 Şubat 2015 Pazartesi 15:03
  • Fabrika işçilerinden eylem23 Şubat 2015 Pazartesi 15:03
  • Sinopta MERS virüsü şüphesi23 Şubat 2015 Pazartesi 14:58
  • Çok Okunanlar
      Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
      Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
      E-Posta: info@sansursuzhaber.com