Ünal Aysal taraftarı yine çıldırtacak!

Ünal Aysal taraftarı yine çıldırtacak!
Galatasaray Başkanı Ünal Aysal, birbirinden çarpıcı ifadeler kullandı. İşte Aysal'ın kaleminden Galatasaray...
19. zafer gecesi Ünal Aysal'a “Kendi kaleminizden, bu başarıyı bize yazar mısınız ?” denildi. Milliyet Gazetesi'nin Galatasaray muhabirimi Nevzat Dindar’la birlikte konuları belirlediler, sonra tek başına kaldı. Aldı kağıdı kalemi eline, yazmaya başladı.
   
İki gün boyunca düşüncelerini, not defterindeki tespitlerini kağıda döktü sevgili başkan...
 
Bir ilkti bu... Büyük bir titizlikle tekrar tekrar okudu, düzeltti ve 2012-2013 sezonunu böyle özetledi Ünal Aysal...
 
Başkan Ünal Aysal, Mayıs 2011’de Süper Lig’in 8.’si olarak teslim aldığı Galatasaray’ı iki yılda yeniden zirveye çıkardı. Sarı-kırmızılı kulübün finansal problemlerini çözme yolunda çok önemli hamleler yapan Başkan Aysal, üst üste iki yılda elde edilen şampiyonluk ve Devler Ligi’ndeki çeyrek final başarısında büyük pay sahibi oldu.
 
TARAFTAR VURGUSU
 
Biraz uzun sürse de sonuçta başarılı bir transfer dönemi geçirmemize rağmen lige istediğimiz kadar iyi başlamadık. Belki hiç kimse iyi başlamadı ama biz diğer kulüplere bakarak yönetmiyoruz Galatasaray’ı. Hedeflerimize bakarak yönetiyoruz. Hemen belirteyim, bu dönemde taraftar büyük bir itici güç oldu. Beni gerçekten çok sevindiren bir nokta da bu.
 
Başarının sadece futbolcular ve teknik ekiple elde edilemeyeceği iyice anlaşıldı. Sürekli, ‘Sizin yanınızdayız’ mesajı aldık taraftarımızdan. Bazı maçları geriden gelip çevirmemiz, en formsuz ya da şanssız olduğumuz maçlarda konsantrasyonumuzu yitirmeden mücadele edişimizde büyük payları var.”
 
‘Transfer çok riskli’
 
Melo transferinin uzadığı hepimizce malum. Ama sonunda babanızın mirasını harcamıyorsunuz, kulübünüzün parasını harcıyorsunuz. Dolayısıyla insanın kendisine otomobil alması gibi bir şey değil bu. Kılı kırk yarmak zorundasınız. Futbolcu alımı bir futbol kulübünün en önemli yatırım kalemi. Üstelik en riskli kalem. Bir arsa alsanız, yarın şu ya bu nedenle değeri yükselmese biraz daha sabredersiniz ya da değer kazanması için projeler geliştirirsiniz. Futbolcu transferinde böyle bir durum yok. Büyük bir taahhüt altına giriyorsunuz ve bir uyumsuzluk bütün yatırımı sıfırlayabiliyor. Geçmişte bu tür yanlışları her kulüp, her yönetim yapmıştır. Ama bizim bir borç yükünü yok ederken bu lüksümüz yoktu. Kulübe kazandıracağımız ya da tasarruf edeceğimiz her kuruş önemli.
 
Dany, Umut, Hamit, Amrabat ve Burak transferlerini gerçekleştirirken detaylı şekilde fayda-maliyet analizi yaptık. Transferde sabırlı davrandık..
 
‘Aceleci davrandılar’
 
İlk günlerdeki Dany ve Umut transferlerini sorgulayanlar varsa fazla aceleci davranmışlar. Bence ikisi de son derece isabetli seçimler. Tabii herkes Messi’yi ister, ama Barcelona’da bile 11 tane Messi yok. Umut’u ele alalım, ilk yarıda golcülüğüyle, çalışkanlığıyla takımı sırtladı. Dany de öyle. Ne zaman görev aldıysa elinden geleni yaptı. Şunu unutmayın lig ve Avrupa kupaları uzun bir maraton. Her hafta en üst form düzeyinde olamazsınız. Önemli olan kendinize iyi bakmanız, iyi çalışmanız, görev verildiğinde elinizden geleni yapmanız. Sadece Dany ve Umut için söylemiyorum, tüm oyuncularımız bunu yaptılar ve bu yüzden bu şampiyonluğa, ‘haklı olarak kazanılmış’ şampiyonluk diye bakılıyor.
 
Fayda-maliyet analizi
 
Biz bir Akdeniz ülkesinin insanlarıyız. Biraz sabırsızız. Hemen olsun, şimdi olsun istiyoruz. Bunu en çok isteyen de biz yöneticiler. Bitsin şu transfer de bir an önce diğer meselelere konsantre olalım diyoruz. Ama sonuçta marketten alınmıyor bu çilekler. Artık bizim bulunduğumuz pazarda 50’den fazla dünya kulübü var aynı futbolcunun peşinde. Gençliğimizden hatırlarız ‘şu futbolcuyu şu kulüp kaçırdı, imza attırdı’ diye haberler çıkardı. Bugün işler çok değişti. Şimdi futbolcunun en ince istatistiklerini takip eden yüzlerce kulüp var. Herkes en iyisini, en faydalısını almaya çalışıyor. Bu noktada bir prensibimi belirteyim. Galatasaray hiçbir futbolcuyu rakiplerinden sadece daha fazla para vererek alma yoluna gitmez. Fayda-maliyet analizi yapmadan kimseye teklifte bile bulunmayız.
 
Galatasaray olarak modernleşme süreci geçiriyoruz. Makine düzeni içinde çalışıyoruz. 2012-2013 sezonu başarının tesadüfi olmadığını kanıtlayan bir yıl oldu. Bu önemli. Bir başka önemli husus, Galatasaray’da bir değişim, bir modernleşme gerçekleşiyor. Artık herkesin görev ve sorumluluğu netleşmiş durumda. Makinenin iyi işlemesi için kim hangi vidayı sıkacak belli. Bu da çok önemli. Belki şampiyonluk kadar önemli. Çünkü diğer unsurlar zaten geçen sene çözülmüştü. Takımın başında yetkin bir kadro var; oyuncularımız elit futbol seviyesinde. Buna bir de başarı için kenetlenmiş yönetimi ve icrayı ekleyebildiğinizde arzulanan yere ulaşmak hem daha kolay olabiliyor, hem de süreklilik şansını arttırıyorsunuz.
 
11 maç acımasızdı
 
Cezalar meselesini daha fazla kaşımamak gerekir. Engin Baytar açısından ise tekrarlanmış “bir gençlik hatası” olarak görelim. Ceza doğru ama 11 maç tek kelime ile acımasızdı.
 
En iyiler lazım, vasatlarla olmaz
 
Galatasaray’a yakışacağını, yararlı olacağını düşündüğümüz 10 futbolcu ismi sayabilirim çilek olarak. Fakat burada isimleri vermem doğru olmaz. Fiyatlar hemen artar. Çilek sözcüğünü boş yere kullanmadım. Birincisi bizim çok güzel bir pastamız olduğunu ima ettiği için söyledim. İkinci nedeni hedefleri netleştirmek içindi. Galatasaray transfer yapacaksa bu dünyada ses getirmeli diye düşünüyorum. Hedeflerimiz bunu gerektiriyor çünkü. En iyilerden biri olacaksanız, bu en iyi oyuncularla olur vasat oyuncularla olmaz.
 
Ujfalusi şoke etti
 
İtiraf edeyim Ujfalusi’nin sakatlığını hatırlamak bile istemiyorum. Çok önemli bir oyuncunuz, hatta takımda herkese güven veren lider bir oyuncunuz büyük bir sakatlık geçiriyor. Bu her takımda olabilir ama bizde transferin bitmesine sadece 48 saat kala oldu. Bu noktada göreviniz kimi aldığınız kadar takıma ‘yalnız değilsiniz’ hissini vermek, özgüvenlerini yüksek tutmak. Normal sezondan farklı hareket etmek zorundasınız. Buradaki başarı, hızlı hareket ederek takımda bir paniğin yaşanmamasını sağlamaktır.
 
Futbolu uyandırdık
 
Türk futbolu bir süredir uykudaydı, rehavete kapılmıştı. Biz sadece Galatasaray’ın ruhunu değil, tüm futbol refleksini uyandırdık. Yaptıklarımız diğer takımlar için de bir hedef bir örnek oluşturacak diye düşünüyorum.
 
Şampiyonluk tarif edilmez bir mutluluk. Ancak 19. şampiyonluk geride kaldı. 20.’si için çalışmamız gerek. Öncelikle belirteyim, Türk futbolunu daha ileri noktaya götürmek istiyorsak, sadece Galatasaray’ın değil, Süper Lig’in hatta tüm liglerimizin kalitesini yükseltmek zorundayız.
 
Bu gerçeği aklımızdan çıkarmayalım. Galatasaray’da yaptıklarımız ve bundan sonra yapacaklarımız sadece Galatasaray’a yeni başarılar getirmekle kalmayacak, diğer takımlar için de bir hedef, bir örnek oluşturacak diye düşünüyorum.
 
Bu sezona baktığımızda, özellikle Avrupa kupalarını hedefleyen takımlar arasındaki mücadeleyi izlediğimizde bu hedeflerin ne kadar önemsendiğini görüyoruz. Bu nokta önemli. Şahsi kanım Türk futbolu bir süredir uykudaydı, rehavete kapılmıştı. Biz sadece Galatasaray’ın ruhunu değil, tüm futbol refleksini uyandırdık. Hedefi Avrupa’da başarı olarak koyunca transfer politikanızdan antrenman disiplininize kadar her şeyi değiştirmek zorundasınız.
 
‘Derwall öğretti’
 
Standartlarınızı yükseltmek zorundasınız. Dünya oyuncusu olmak için şart bu. Bugün rahmetli Derwall’i neden sevgi ve saygıyla anıyoruz. Bizi şampiyon yaptığı için mi? Hayır, ‘bize balık verdiği için değil, balık tutmayı öğrettiği’ için. 19. şampiyonluk kadar gelinen bu bilinçlenmeye seviniyorum ve bunda bir rolüm olduğu için keyif duyuyorum. (BCK)
Etiketler:
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Çok Okunanlar
    Sansürsüz Haber, Akis Medya kuruluşudur
    Copyright © 2011 http://www.sansursuzhaber.com/
    E-Posta: info@sansursuzhaber.com